• HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (2)

    Hz. Ali, kendinden önceki halifeler gibi, zekât mallarının halktan toplatılması ve yoksul Müslümanlara dağıtılması konusunda azami titizlik gösterirdi.1874 Zekât âmili olarak görevlendirdiği kişileri, toplumun ahlakça en dürüst insanlarından seçerdi.1875 Bu maksatla ülkenin çeşitli bölgelerine gönderdiği memurlara şu tavsiyede bulunmayı asla ihmal etmezdi: "Tek olan ve hiçbir ortağı olmayan Allah'a sığınarak yola çık! Sakın bir Müslüman'ı korkutma, ona, rahatsız edici bir tavırla yaklaşma ve mallarından Allah'ın payından fazlasını alma! Bir bölgeye vardığın zaman hemen evlere sokulma, dışarıda beklemeyi tercih et, sonra sükûnet ve vakarla onlara doğru yaklaş, ulaşınca da kendilerine selam ver ve bunu onlardan esirgeme. Arkasından onlara şöyle seslen: `Ey Allah'ın kulları! Beni, size malınız arasında bulunan Allah'ın hissesini almam için, Allah'ın kulu ve Halife'si gönderdi. Mallarınız içinde O'na vereceğiniz, Allah'a ait bir şey var mı?' Birisi bu sözüne `hayır' diye cevap verirse, ona bir daha uğrama! Bir başkası da sana `evet' derse, onu kokutmadan, zor durumda bırakmadan ve kendisini fazla yormadan götüreceği yere git ve sana verdiği altın ve gümüşleri al! Koyun, keçi, sığır ve devesi varsa, izni olmadan bu hayvanların bulunduğu yere girme! Zira bu hayvanların büyük bir bölümü ona aittir. Buraya da uğrarken, şiddet ve kabalıktan sakın, hiçbir hayvanı ürkütme ve hayvanları yüzünden mal sahibini kötülemeye kalkma! Malı, iki kısma ayır ve ona, birini seçme hakkı tanı! Onlardan birini seçerse, o kısma dokunma! Sonra kalan kısmı da ikiye ayır, yine kendisine birini seçme imkânı ver. Kendi payını aldıktan sonra, o kısma dokunma, 1874 İbn Bekkâr, Ahbâr, s. 69; eş-Şerifu'r-Radıyy, Nehcü'l-Belağa, s. 382-383; İbn Ebi'l Hadid Şerh-u Nehcü'l-Belağa c. 3, s. 655 1875 Eş-Şerifu'r-Radıyy, Nehcü'l-Belağa s. 381
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (3)

    malında bulunan Allah'ın hissesi bitene kadar bu şekilde bölüştürmeye devam et. Sonra, Allah'a ait kısımları topla, şayet mal sahibi bu uygulamana razı olmazsa, onun bu isteğini kabul et ve malları, yeniden eskisi gibi bölüştürmeye başla. Bu arada yaşlı, çok yaşlı, cılız ve sakat develeri alma! Malları, bize ulaştırıp Müslümanlara dağıtmamız için, dini açıdan güvenemediğin bir kişiye teslim etme! Hayvanların üzerine iyiliği öğütleyen, şefkatli, güvenilir, koruyucu ve onlara karşı şiddet kullanmayan, hızlı yürütmeyen, yormayan ve bitkin duruma düşürmeyen birisini vekil tayin et. Sonra yanında toplanan malları süratle bize gönder ki, biz de Allah'ın emrettiği şekilde dağıtımını yapalım. Görevlendireceğin kişi, malları senden teslim alırken, ona bir deve ile yavrusunu birbirinden ayırmamasını, yavruya zararı dokunacağından sütünü sağmamasını, onu fazla yük taşımakla yormamasını, bu hususta bütün hayvanlara eşit davranmasını, yorgun düşenleri dinlendirmesini, tırnakları yarılan ve yürümekte zorluk çekenlere yumuşak muamelede bulunmasını öğütle. Ayrıca, gelirken hayvanları suyun bol olduğu bölgelerden geçirmesini, onları otu bol topraklardan ayırarak otsuz arazilere götürmemesini, ara sıra yürümeyi durdurup dinlenme molası vermesini, yeme ve içme ihtiyaçlarını karşılamaları için zaman tanımasını tavsiye et ki, buraya yorgun, bitkin halde değil de, semiz ve sapa sağlam ulaşsınlar. Biz de onları, Allah'ın Kitabı ve Peygamber'in sünneti üzerine yoksul Müslümanlara dağıtalım. Bu şekilde hareket etmen sana büyük ecir ve sevap kazandırır inşaallah."1876 Bazen bir Müslüman evinde biriktirdiği altın ve gümüş cinsinden mallarını beyan etmemek suretiyle vergiden uzak tutabilirdi. Veya vergi vermemek maksadıyla toplu direnişler olabilirdi. Bu durum büyük riskler taşır ve devletin müdahalesini gerektirirdi.1877 1876 Eş-Şerifu'r-Radıyy, Nehcü'l-Belağa, s. 380-382; İbn Ebi'l Hadid, Şerh-u Nechi'l-Belağa, c. 3, s. 651-655; Ebu'l-Hasan Ali el-Hasani en-Nedvi, el-Murtaza, Beyrut 1989, s. 182 1877 Yâkubi, Tarih c. 2, s. 111
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (4)

    Nitekim Hicret'in 36. ve 37. yıllarında Esyaf bölgesinde yaşayan Ben-i Naciye kabilesine bağlı Müslümanlar böyle bir harekette bulunarak zekât vergisini ödememeye kalktılar. Hz. Ali buna karşılık onların üzerine 4000 kişilik bir ordu gönderdi ve iki yıllık zekât vergisini toplattırdı.1878 Hz. Ali zekât memurlarını sıkı bir denetime tabi tutardı. En küçük bir şikâyeti bile değerlendirir ve kusurlu gördüğü zaman görevlerine son verirdi.1879 Haraç: Haraç, Müslümanların savaş yolu ile ele geçirdikleri topraklar üzerine devlet tarafından konulan para ve ürün şeklindeki vergiye denir.1880 Hz. Ali tarafından yazılan bir mektupta, haraçla ilgili şu görüşlere yer verilir: "Haraç işini haraç ehlinin iyiliğine yönelik olarak kontrol et! Zira haraç işi ile haraç ehline ait durumun düzeltilmesi, başkalarının durumunu da olumlu yönde etkiler. Zaten başkalarının düzeltilmesi, bu ikisinin düzeltilmesine bağlıdır. Çünkü halkın tümü haraca ve haraç verenlere muhtaçtır. O halde, memleketin imarına sarf edeceğin vakit, haraç toplamaya sarf edilen gayretinden fazla olmalı. Zira haraç ancak imâr ile elde edilebilir. İmarsız haraç isteyen kimse memleketi harabeye çevirir, insanları perişan eder, iktidarı da fazla sürmez. Şayet, verginin ağırlığından yahut bir afetten yahut yağmurların, suların kesilmesinde, toprakların su altında kalmasından ve kuraklıklardan şikâyette bulunurlarsa, bütün vesilelere başvurarak dertlerin hafifletmeye çalış. Bu hususta hiçbir 1878 Taberi, Tarih c. 5 s. 122-126 1879 İbn Bekkâr, Ahbar s. 70 1880 Ebu Yusuf, el-Haraç s. 38
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (5)

    fedakârlık sana ağır gelmesin. Zira o öyle bir sermayedir ki, memleketinin imarına ve vilayetinin güzelleştirilmesine sarf etmen için tekrar sana iade edecekler. Ayrıca şükranlarını kazanacaksın, haklarında gösterdiğin adaletten dolayı da sevineceksin. Refahları için çalıştığın, adaletle muamelede bulunduğun ve onları kuvvetlendirdiğin için, zamanı gelince, bu kuvvete dayanabilirsin. Onları esirgeyişin, haklarında adaletle muamelen, onları yumuşaklıkla idare edişin buna sebeptir. Günün birinde, yardımlarına muhtaç olacağın bir hadise ortaya çıkar. Bakarsın ki, seve seve bütün yükü üzerlerine almışlar, taşıyorlar. Zira ülkede vücuda gelen ilerleme ve servet, onlara yükleyeceğin yükü çekmeye yetecektir. Bir yerin harap bir hale gelişi, oradaki halkın yoksulluğundandır. Halkın yoksulluğa düşmesi de valilerin durmadan servet toplamaya çalışmalarından doğar. Buysa, onların mevkilerinden emin olmadıklarından, olup bitenlerden ibret almadıklarındandır."1881 Hz. Ali'ye göre vergi, halka hizmet ve ülke kalkınması için harcanmalıdır. Halka hizmet etmeden vergi toplama yoluna gitmek halka bir zulüm olduğundan zamanla vergi gelirini de düşürecektir: "Şunu unutma ki, vergi toplamaktan ziyade ülkenin kalkınması için çaba göstermelisin. Zira vergi halka hizmet ile elde edilebilir. Hizmet vermeden vergi toplama yoluna gitmemelisin. Hz. Peygamber şöyle buyurur: `Kim ölü toprağı canlandırırsa o toprak onundur. Zâlim damar sahibine hak yoktur.' Bu bakımdan arazi ve emlakın gelişmesi için çaba göstermeyip sadece vergi tahsiline gidersen ülkeyi harbeye çevirir, insanların perişan olmasına neden olursun."1882 Hz. Ali vergi toplama konusunda oldukça hassastı. Vergi gelirleri cihad ve fetih işlerinde kullanılır, askerin masrafları ve cihad 1881 Eş-Şerifu'r-Radıyy, Nehcü'l-Belağa s. 436-37 1882 Ahdname: 31
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (6)

    masrafları buradan karşılanırdı. Vilayetlerde görevli memurların maaşları buradan verilirdi. Ayrıca köprüler, kuyular, yollar, kanallar ve imar faaliyetleri de bu gelirle yapılırdı.1883 Cizye: Cizye, İslam Devleti'nin himayesinde yaşayan yahudi, hıristiyan, mecusi ve sabii vatandaşların hazineye ödemekle yükümlü oldukları baş vergisidir.1884 Bu vergi Kur'an, Sünnet ve İcma yolu ile sabit olup, yılın belli bir zamanında devlet memurları tarafından toplanırdı.1885 Gayrimüslim bir vatandaş kendi dinini bırakarak İslam'ı seçerse ondan alınmakta olan cizye geçerliliğini kaybederdi.1886 Buna karşılık, bir vatandaşın elinde bulunan toprak konusunda değişik bir uygulama yapılarak iki şeyden birini tercih etmesi istenirdi. Toprağı işletmeye devam ederse, ondan haraç alınır, bırakıp gitmek isterse de toprak devlete kalırdı.1887 Bir rivayete göre, Aynu't-Temr bölgesinde ikamet eden bir gayrimüslim çiftçi, Hz. Ali'ye gelerek Müslüman olur. Halife ona şöyle der: "Başına konulan vergiyi kaldırıyoruz. Elindeki toprak ise, Müslümanlara aittir, istersen senden haraç alalım, istersen de seni haraç 1883 El-Velayetü Alili Buldan c. 2, s. 98 1884 Ebu Yusuf el-Haraç s. 131 1885 Maverdi, el-Ahkâm s. 142-144 1886 Yahya b. Adem, Kitübü'l s. 61 1887 Yahya b. Adem, el-Haraç s. 61; Ebu Ubeyd, el-Emvâl s. 48
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (7)

    memuru tayin edelim. Böylece, Allah Azze ve Celle'nin bahşettiği malları bize getirirsin."1888 Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde kişi başına alınan cizye miktarı şu şekilde tespit edilmişti: Zenginlerden 48 dirhem, orta tabakadan 24 dirhem ve en alt seviyedeki insanlardan da 12 dirhem.1889 Hz. Ömer'in tespit ettiği ve daha sonra Hz. Ali'nin değiştirmeden uygulamaya koyduğu bu miktarlar İslâm'dan önceki dönemde hüküm süren Sasani Devleti'nde alınan miktarlardan yüksektir. Ancak bu durum her iki dönemde de para birimi olarak kullanılan dirhemin değeriyle alakalıdır. Hz. Ali döneminde dinar Irak'ta farklı bir şekil aldı. O dönemde bir dinar on dirhem değerindeydi. Dirhemin Irak'ta değer kazanması büyük bir ihtimalle Hicazlıların burada mallarını ticaret alanında çalıştırmaları ve bol miktarda dirhemin Irak'tan Hicaz'a transfer edilmesiyle alakalıdır. Bu şekilde dirhem Irak'ta azalmış Hicaz'da da çoğalmıştır. Bu değişiklikler dirhemin zaman zaman dinar karşısında değer kaybettiğini gösterir. Bundan şunu anlıyoruz ki, Hz. Ali zamanında gayrimüslim vatandaşlardan alınan cizye miktarı adalet kurallarına daha uygundur. Çünkü Sasaniler yoksul insanlardan 4 dinar (yani 40 dirhem) cizye alırken Hz. Ali aynı tabakadan 1 dinar, yani 2 dirhem cizye almıştır. 1890 Hz. Ali döneminde zenginlerden toplanan miktarlar yoksullardan toplanandan 4 kat daha fazladır. Bu da alt seviyedeki insanların lehine bir uygulama olmakla birlikte gelir bakımından üst seviyede bulunanları da zor durumda bırakmıyordu.1891 1888 Yahya b. Adem, el-Harac s. 61 1889 Ebu Yusuf, el-Harac s. 39; Ebu Ubeyd, el-Envar s. 75; Belazuri, Fûtuh s. 271 1890 Belazuri, Fûtuh s. 271 1891 Prof. Dr. Abdülhalik Bakır, Hz. Ali Dönemi s. 542
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (8)

    Hz. Ali gayrimüslim vatandaşlara cizye konusunda pek çok kolaylık sağlamıştı. Bazıları cizyeyi nakit paralar şeklinde verirken durumu iyi olmayanlardan mal ve eşya olarak alınırdı.1892 Ganimet: Ganimet, Müslümanların savaş sırasında düşman ordusundan ele geçirdikleri silah, eşya, hayvan, toprak ve esirleri kapsar.1893 Ganimet malları, Kur'an-ı Kerim'in işaret ettiği şu hükme göre dağıtılır: "Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde, kulumuz Muhammed'e indirdiğimize inanıyorsanız bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetlerin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye kâdirdir."1894 Hz. Peygamber döneminde çeşitli gazvelerde ele geçirilen mallar, beş kısma bölünürdü. Buların beşte bir hisse savaşa katılan askerlere pay edilirdi.1895 Geri kalan beşte bir hisse ise, daha sonra beş kısma ayrılarak biri Hz. Peygamber'e, biri yakın akrabaları olan Haşim ve Muttaliboğulları'na, diğer üç kısım da yetim, düşkün ve yolculara dağıtılırdı.1896 Hz. Peygamber'den sonra halife seçilen Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman, ganimet mallarından ayrılan beste bir hisseyi 1892 Ebu Ubeyd, el-Emvâl s. 49 1893 Ebu Yusuf, el-Harac s. 19 1894 Enfâl, 41 1895 Ebu Yusuf, el-Harac s. 19; Avn, el-Fen, s. 271 1896 Ebu Yusuf, el-Harac s. 19; Ebu Ubeyd, el-Emvâl s. 336; el-Maverdi, el-Ahkâm s. 126- 127; Ahmed Emin, Fecr, s. 87
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (9)

    sadece adı geçen son üç sınıfa dağıtırlardı.1897 Bu uygulama ise, beşte bir hissede yer alan Hz. Peygamber ve yakınlarına ait kısımların, O'nun vefatı ile geçerliliğini kaybettiği anlamını taşımaktadır. Hz. Ali halife olunca, beşte bir hisse yüzünden ihtilaf çıkmasını önlemek için, eski uygulamada herhangi bir değişiklik yapmadı.1898 Oysa başta Halifenin amcası oğlu İbni Abbas olmak üzere, Beni Haşim mensupları, Hz. Peygamber'in vefatından beri, beşte bir hisseden paylarına düşen miktarların kendilerine teslim edilmesini istiyorlardı.1899 Bu hususu İbn-i Abbas şöyle dile getirir: "Ömer b. Hattab, dul kalan yakınlarımızı evlendirmek ve borçlarımızı ödemek için, beşte bir hisseden yararlanabileceğimizi söyledi. Biz de ona bu hisseyi ancak elimize teslim ederse, kabul edeceğimizi bildirdik. Fakat o bu görüşümüzü benimsemedi."1900 Hz. Ali zamanında savaşlarda ele geçirilen ganimetler hususunda, önceki devirlere nazaran daha farklı bir uygulama söz konusudur. Zira, bu dönemde meydana gelen savaşların büyük bir bölümü, bizzat meşru Halife'ye baş kaldıran Müslüman kitlelere karşı yapıldı. Örneğin, Cemel vakasında Halife, savaşı kaybeden Hz. Aişe, Zübeyr ve Talha grubuna ait mallara dokunulmaması için emir verdi.1901 Böylece, ganimet olarak sadece onların savaş esnasında kullan1897 Ebu Yusuf, el-Harac s. 21; el-Nebravi, Tarih s. 143 1898 Ebu Yusuf, el-Harac s. 21; Ebu Ubeyd, el-Emvâl s. 332 1899 Ebu Yusuf, el-Harac s. 21 1900 Ebu Yusuf, el-Harac s. 21 1901 Ebu Yusuf, el-Harac s. 233; ed-Dineveri, el-Ahbâr, s. 153
  • HZ. ALİ DÖNEMİNDE DEVLETİN GELİR KAYNAKLARI (10)

    dıkları çeşitli silahlarla binek hayvanlarına el kondu.1902 Halife, savaş meydanından toplatılan malların devlete ait olanlarını ayırdıktan sonra, diğerlerini, beşte bir hisseyi çıkararak eşit miktarlarla kendisi ile birlikte savaşa katılan askerlerine dağıttı.1903 Hz. Ali, şahsına karşı ayaklanan lider tabaka ile Basralı askerlerin diğer mal varlıkları arasında yer alan ev, arsa ve topraklara da dokunmadı ve bu malların tümünü mirasçılarına bıraktı.1904 Bunlara Talha'nın en-Neşâstec olarak bilinen Kûfe'deki büyük arazi ve çiftliği de dâhildi.1905 Cemel vakasından sonra, Talha'nın İmran adındaki oğlu, Hz. Ali'ye gelerek babasının Kûfe'deki gayrimenkullerini istedi.1906 Halife, ona büyük ilgi gösterdi ve, "Mallarınızı sadece korumak için elimizde tutuyorduk" diyerek, buranın toplanan tüm gelirleri ile birlikte İmran'a teslim edilmesini emretti.1907 Ganimet mallarından askerlerin payına düşen önemli bir gelir de, savaş esnasında öldürülen düşman askerlerinden alınan seleblerdir (zırh, kılıç, kalkan ve buna benzer silahlar).1908 Hz. Peygamber ve ilk üç halife dönemlerinde olduğu gibi, Hz. Ali zamanında da savaş esnasında askerler tarafından ele geçirilen selebler düşman askerlerini öldüren askerlere bırakılırdı.1909 1902 Ebu Yusuf, el-Harac s. 233; et-Taberi, Tarih c. 4, s. 538; el-Mesudi, Mürûc c. 2, s. 380; İbnu'l-Esir, el-Kâmil c. 3, s. 131 1903 Ebu Yusuf, el-Harac s. 232; et-Taberi, Tarih c. 4, s. 538; İbnu'l-Esir, el-Kâmil c. 3, s. 131 1904 Ebu Yusuf, el-Harac s. 232; ez-Zübeyri, Neseb, s. 281-282 1905 Ebu Yusuf, el-Harac s. 232; ez-Zübeyri, Neseb, s. 281-282 1906 Ez-Zübeyri, Neseb, s. 281-282 1907 Ez-Zübeyri, Neseb, s. 281-282 1908 El-Minkari, Vak'at-u Sıffin, s. 276; İbn Sa'd, et-Tabakat c. 5, s.12; Avn, el-Fen, s. 278-279 1909 El-Minkari, Vak'at-u Sıffin, s. 276; İbn Sa'd, et-Tabakat c. 5, s. 12