• RESULÜLLAH’IN VEFATI İLE İLGİLİ ŞİİRLERİ

    "Sevad-ı çeşmim idin ey sevad-ı nur-i basar Firak ile nola kanlar nisar ederse nazar." Ya Resulallah, Sen Benim gözümün siyah yeri, yani gönlümün nuru idin. Onun için gözümün siyahı Senin ayrılığına ağlar. "Fena bulur ise şimdengerû bu dar-ı cihan Ne gam ki ey şeh-i alem senin içindi hazer." Senden sonra kim ölürse ölsün önemli değildir. Senin ölümünden korkardım. Vefatın gerçekleştikten sonra başkalarının ölümü pek önemli değildir. "Taziye eder eder kendi kârına döner Ol musibet-i dideyi kor ateş içinde gider." Taziyede bulunduktan sonra herkes kendi iş ve gücüne döner. Musibete uğramış kişiyi ateşler içinde bırakırlar.1926 1926 Hz. Ali Divanı, s. 328-329
  • KENDİ SAVAŞÇILIĞI İLE İLGİLİ ŞİİRLERİ

    "Ben ol zatım ki dedi mader-i pakım bana Haydar O şir-i pişe-i harbim bana kes olamaz hemser." Ben öyle bir insanım ki annem Benim ismimi aslan anlamına gelen Haydar koymuştur. Harp sanatı aslanıyım ki kimse Benimle boy ölçüşemez. Bu şiir Merheb ismindeki tanınmış bir savaşçıyla karşılaştığı ve onu yendiği zaman söylenmiştir. "Kavi pazu katı gerden füturum yok mehabetle şir-i Kerihu'l-manzaram ruz-i vegada san ki nem." Pazıları güçlü, boynu kalın bir aslan gibiyim. Savaş esnasında korkudan dolayı kimse Benim yüzüme bakamaz. Hiç kimseden çekinmem. "Helak-ı can senin çündür ey ibni kâfir-i facir
  • KENDİ SAVAŞÇILIĞI İLE İLGİLİ ŞİİRLERİ (2)

    Aliyyim ben adüvv üzre Hûda olur bana nasır." Ey küfür üzere hayat sürenin oğlu, Ben Ali'yim. Askerler Benim önümde çil yavrusu gibi kaçarlar. Bu şiir katmerli bir müşrik olan Yasir-i Hayberi'ye, Hayber Savaşı esnasında söylenmiştir. "Bu darb-ı can sitan ile olursunuz cümleniz sağir Ata eder sine nize ile bu zü'l-fikar ahir." Darbelerim ve can alıcı hücumlarımla hepiniz zelil ve hakir olursunuz. Zülfikâr'ımın inişleri sonunda sizi dize getirecektir. "Aliyyim ben şecaatla Hûda kıldı muzaffer Bahadırlık ile namım cihanı tuttu yek-ser." Daima zaferler elde eden Ali'yim. Bahadırlık ve kahramanlıkta ismim bütün cihanı kaplamıştır. Bu şiir Hayber Savaşı'nda söylenmiştir.1927 KUREYŞ "Bu Kureyş kavmi benim katlim temennasındandır. Bulmadılar ol Hûda hakkı ona bir dem zafer." Kureyş kabilesi devamlı olarak Benim öldürülmemi temenni etmektedir. Allah'a yemin ederim ki onlar bu arzularına kavuşamayacaklar.1928 AHDİ BOZANLAR "Ölmez isem ahdim olsun hain-ü facirleri Kavmü etbaımdan add etmem bana verdi keder." 1927 Hz. Ali Divanı, s. 338, 339, 340 1928 Hz. Ali'nin Divanı, s. 347
  • KENDİ SAVAŞÇILIĞI İLE İLGİLİ ŞİİRLERİ (3)

    Eğer ölmezsem bir kimseyi dost ve aşina kabul etmeyeceğim. Çünkü onlar İslam'a aykırı işler yaptılar. (Kendisine yaptıkları biati bozanları kastediyor.) "Aşikâre ettiler pes nar-i harbi şu'ledar Görmedi sabıkda bu mekri Ebu Bekir-ü Ömer." Savaş ateşi parlayınca bana biat edip söz verenler benden ayrıldılar. Ebu Bekir ve Ömer'e yapmadıkları hileyi bana yaptılar.1929 HİLE "Gussa ile bir güruhumdan şikâyet ederim Gaflet ile çeşmime dünyayı tarik ettiler." Hile yoluyla Beni aldatan bir güruhtan şikâyetçiyim. Çünkü dünyayı Bana kapkaranlık yaptılar.1930 AMR b. AS'A "Beni ey Amr zannetme k'olam aciz bu askerden Beni Bedir ile Hayber'den yürü var eyle istihbar." Ey Amr bin As, Beni kaçacak zannetme. Eğer Beni öğrenmek istiyorsan Hayber ve Bedir'de savaşmış olanlardan sor.1931 HZ. HAMZA'YA "Ya ammim Hamza olaydı ederdi Pertev-i tiği Kureyş'e encüm-i eflaki elbette ol gece izhar." Keşke amcam Hamza Benimle olsaydı, Kureyş kabilesi, gece doğan yıldızı görürdü. Gece karanlığı parlayan bir güneş gibi olurdu.1932 1929 Hz. Ali Divanı, s. 349 1930 Hz. Ali Divanı, s. 351 1931 Hz. Ali Divanı, s. 356 1932 Hz. Ali Divanı s. 358
  • KENDİ SAVAŞÇILIĞI İLE İLGİLİ ŞİİRLERİ (4)

    "Dahi zevcem olurdur Fâtımâ fahre sezadır ol Yerinde cümlesi hem sende İbn-i Hind-i bed reftar Müzebzebsin dahi matrud ü pes-mande bu hak güftar." Kendisiyle övünülecek Fâtımâ Benim zevcemdir. Senin annen ise Hind'dir. Onlar arasında bir mukayese yapılabilir mi? Girdiği yuvadan ve iki iş arasında şüphede kalmıştır."1933 HAPİSHANE İNŞASI "Beni görmez misin keys'i mükeyyis Ki nafi hark olup yaptım Muhayyis Metin bir me'men oldu ca-yi haris." Akıllı ve tedbirli bir insan olduğumu görmez misin? Nafi Mescidi'nden sonra Muhayyis ismindeki hapishaneyi inşa ettim. Böylece emin ve sağlam bir koruma yeri yapmış oldum.1934 (Hz. Ali, ilk hapishaneyi inşa eden kişidir. Bu konu daha evvel geçmişti.) HZ. FÂTIMÂ'YA "Hazrete Peyrev olup Zehra dahi Gitti çünkü daim olmaz hiç Halil." Hz. Peygamber'den sonra Fâtımâ Zehra da aynı yolu tutup gitti. Hiçbir dostluk ve arkadaşlık sonsuz değildir.1935 1933 Hz. Ali Divanı, s. 362 1934 Hz. Ali Divanı, s. 376 1935 Hz. Ali Divanı, s. 476
  • KENDİ SAVAŞÇILIĞI İLE İLGİLİ ŞİİRLERİ (5)

    "Dârımız dûr etti devran gerçi kim Sabıka mevt ile gitti çok cemil." Ölüm bizi pek çok şeylerden uzak bıraktı. Güzel huy ve güzellik sahibi pek çok kişiden ayrı düştük.1936 "Olmaz anlarsınız safa-i ayş ü dem Ayşe rağbet eylemem tahkik bil." Onlar olmadan hayat ve yaşamanın hiçbir tadı ve lezzeti yoktur. Yemin ederim ki yaşamaya karşı hiçbir istediğim kalmamıştır.1937 "Yad olunmam hayyime nisyan ere Ben gidince buluna nice adil." Ben öldüğümde sevgim unutulacak ve belki de hatırlanmayacağım. Benim gibi nice dost ve arkadaş bulunacaktır.1938 "Gitti çün vakt-i cüvani gelmemiş gibi olub Geldi pes eyyam-i piri bir dahi bulmaz zeval." Gençlik günleri sanki hiç yaşanmamış gibi gitti, ihtiyarlık ise hiç zeval bulmayacakmış gibi geldi.1939 EHL-İ BEYT "Çün reis-i Ehli Beyt ukbaya etti irtihal Ehl-i beyte zahir oldu halk-ı alemden cefa." Ehl-i Beyt'in reisi dünyadan ahirete göç edince halktan Ehl-i Beyt'e karşı cefa ve eziyetler gelmeye başladı.1940 1936 Hz. Ali Divanı, s. 476 1937 Hz. Ali Divanı, s. 477 1938 Hz. Ali Divanı, s. 477 1939 Hz. Ali Divanı, s. 479 1940 Hz. Ali Divanı, s. 17
  • HZ. ALİ’NİN DUALARI

    "Gafûra emri takvada eğer taksir ettimse Bu dem ben isr-i afve iktifa birle olam tabi." Ey Allah'ım! Eğer takva hususunda bir kusur işledimse işte buradayım. Senin affediciliğine sığınarak onun izinden yürüyorum. "Muizza zilletim iskat edip mahv eyle isyanım Mukırrim cürmüme havf ü recada olurum zari." "Ey Allah'ım! Kusurlarımı affet, güçlüklerimi gider. Ben kusurlarımı itiraf ediyorum. Ve korku ile Senin dergâhına sığınmışım." "Alima hubb ile ma'hud olanlar daima bidar Münacat ü duada ta ki ola gafilan haci." Ey Allah'ım! Sözünü tutarak gece yarılarından sonra kalkıp ibadet edenler Sana dua ederek yalvarıyorlar. Diğer mü'minler ise derin uykuda mışıl mışıl uyuyor. "Azima hürmetince hakk resul-i haşiminin hem Dahi al ile ebrarın ki onlardandır sana haşi." Ey azamet ve ululuk sahibi Allah'ım, Haşim soyundan gelen Resulüllah'ın ve O'nun Ehl-i Beyt'i ile iyilerin hürmetine Beni affet."1941 1941 Hz Ali Divanı, s. 402, 403, 404
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER:

    · Hz. Ali'nin Şıkşıkiye adıyla bilinen hutbesi "Allah'a yemin ederim ki, filanca halifeliği bir gömlek olarak giydi. O Benim hilafete karşı konumumun, milin değirmen için olan konumu gibi olduğunu bilir. Sel Benden iner, kuş Bana yükselemez. (Burada Hz. Ali konumunun yüceliğine işaret ediyor). Hilafetle arama bir perde sarkıttım. Ve onun hakkındaki düşüncemi içimde sakladım. Kesik bir elle üzerine atlamayı ya da büyüğü iyice ihtiyarlatan, küçüğü yaşlandıran, mü'minin Rabb'ine kavuşuncaya kadar içinde, çabaladığı kör bir karanlığa sabretmek zorunda kalmayı düşündüm. Buna karşı sabretmenin daha uygun oluğunu gördüğüm için üzülmeme, boğazımda düğüm olmasına ve mirasımın yağmalandığını görmeme rağmen, birincisi (Hz. Ebu Bekir) yoluna gidip hilafeti kendinden sonra falancaya (Hz. Ömer) arz edinceye kadar sabrettim." Sonra El-Aşa'nın (Cahiliye devrinin şairlerinden biri) şu beytini okudu: "Devenin yükü üzerinde olduğum bugün ile Câbir'in kar-
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (2)

    deşi Hayyan'la beraber olduğum gün ne kadar farklıdır." "Hayret! O, hayattayken hilafetten muaf tutulmayı istediği (Hz. Ebu Bekir'i kastediyor) halde, vefatından sonra bir başkasının başa geçmesini sağladı. (Hz. Ebu Bekir'in, Hz. Ömer'i halife tayin etmesine işaret ediyor). Devenin memesini nasıl da ikiye böldü! Hilafeti, arazisi sert, kaba bir mülkiyet haline soktu. Ona dokunmak zorlaştı. Hilafet işlerinde tökezlemek ve özür beyan etmek çoğaldı. Hilafetin sahibi, huysuz devenin binicisi gibidir. Onu sıkarsa burnunu yarar, gevşetirse kendini tehlikeye atar. Allah'a yemin ederim ki, insanlar huysuz devenin yere yıkılmasıyla, renkten renge girmekle ve yolunu kaybetmekle imtihan edildi. Zamanın uzunluğuna ve imtihanın şiddetine sabrettim. Kendi yoluna gideceği sırada, hilafeti beni de onlardan birisi zannettiği bir gruba bıraktı. (Hz. Ömer'in belirlediği altı kişilik gruba değiniliyor.) Aman Allah'ım, o ne şûra! Birincisinden daha faziletli olduğum, konusunda bir kuşku mu vardı ki, birbirlerine benzer kişilerle bir tutulur oldum? Fakat yere konduklarında Ben de kondum, uçtuklarında Ben de uçtum. (Her şeye rağmen onlara muhalefet etmediğini kastediyor). Derken, onlardan bir adam kendi kinine (Sa'd b. Ebi Vakkas) diğeri ise hısmına (Abdurrahman İbn-i Avf) meyletti. Bu gruptan olup hayatı yemeğini yediği yerle, çıkardığı yer arasında, göğsünü kabartarak geçen üçüncüsü iktidara gelinceye kadar anlatmak istemediğim daha pek çok gelişme oldu. Sonra da babasının çocukları o öldürülünceye ve oburluğu onu yüzüstü düşürünceye kadar onunla birlikte olup, Allah'ın malını devenin ot yiyişi gibi hapur hapur yediler. Onun peşinden sırtlan yelesindeki kıllar kadar çok sayıda insanın, Bana ilgi göstermesi Beni şaşırttı. Her taraftan Bana akın ettiler. Öyle ki Hasan ile Hüseyin'in üzerine basıldı. Ve iki tarafım yarıldı. Çökmüş koyun sürüsü gibi etrafımda toplandılar. Böyle yapmalarına karşılık işi üstlendiğimde bir bölük ahdini bozdu. (Cemel Savaşı'ndaki rakiplerini kastediyor) Bir grubu fırlayıp gitti.
  • NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (3)

    (Hariciler'i kastediyor). Bir grubu ise bölücülük yaptı. (Muaviye ve adamlarını kastediyor). Sanki Allah'ın, "İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) Akıbet, takva sahiplerinindir"1942 dediğini duymamışlardı. Evet! Allah'a yemin ederim ki, onu duydular ve ezberlediler. Ancak dünya onların gözüne süslü göründü; süsü hoşlarına gitti. Taneyi yaran ve ruhu Yaratana yemin olsun ki; biat için hazır olan bir topluluğun hazır olması ve yardım edenin de varlığıyla, hüccetin kıyamı olmasaydı, ayrıca Allah âlimlere bir zâlimin karnını tıka basa doldurmasına ve mazlumun aç kalmasına (Zâlime karşı çıkıp, mazlumu desteklemekten söz ediliyor) karşı hareketsiz kalmamalarını şart koşmasaydı, hilafet devesinin ipini sırtına atar, sonuncusunu ilkinin kâsesiyle sulardım. Bulduğunuz bu dünyanız, Benim yanımda bir keçinin aksırmasından daha değersizdir." Hutbesinin burasına gelince, Iraklılardan biri ayağa kalkarak O'na bir mektup verdi. O da okumaya başladı. İbn-i Abbas dedi ki, "Ey Mü'minlerin Emiri, konuşmana kaldığın yerden devam etsen!" Hz. Ali şöyle dedi: "Heyhat ey İbn-i Abbas! Bu bir salyadır. (köpüktür) Önce ortaya çıktı, sonra yok oldu." İbn-i Abbas dedi ki, "Allah'a yemin ederim ki, Mü'minlerin Emiri'nin istediği gibi bitiremediği bu konuşma için hayıflandığım kadar hiçbir konuşma için hayıflanmadım." (Not: Şıkşıke kelimesi devenin ağzından çıkan salya, köpük anlamındadır.)1943 · Resulüllah (s.a.v.) vefat ettikten sonra İbn-i Abbas ve 1942 Kasas, 83 1943 Nehcü'l-Belağa s. 35, 36, 37, 38