NEHCÜ’L BELAĞA’DAN BAZI BÖLÜMLER: (3)


(Hariciler'i kastediyor). Bir grubu ise bölücülük yaptı. (Muaviye ve adamlarını kastediyor). Sanki Allah'ın, "İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) Akıbet, takva sahiplerinindir"1942 dediğini duymamışlardı. Evet! Allah'a yemin ederim ki, onu duydular ve ezberlediler. Ancak dünya onların gözüne süslü göründü; süsü hoşlarına gitti. Taneyi yaran ve ruhu Yaratana yemin olsun ki; biat için hazır olan bir topluluğun hazır olması ve yardım edenin de varlığıyla, hüccetin kıyamı olmasaydı, ayrıca Allah âlimlere bir zâlimin karnını tıka basa doldurmasına ve mazlumun aç kalmasına (Zâlime karşı çıkıp, mazlumu desteklemekten söz ediliyor) karşı hareketsiz kalmamalarını şart koşmasaydı, hilafet devesinin ipini sırtına atar, sonuncusunu ilkinin kâsesiyle sulardım. Bulduğunuz bu dünyanız, Benim yanımda bir keçinin aksırmasından daha değersizdir." Hutbesinin burasına gelince, Iraklılardan biri ayağa kalkarak O'na bir mektup verdi. O da okumaya başladı. İbn-i Abbas dedi ki, "Ey Mü'minlerin Emiri, konuşmana kaldığın yerden devam etsen!" Hz. Ali şöyle dedi: "Heyhat ey İbn-i Abbas! Bu bir salyadır. (köpüktür) Önce ortaya çıktı, sonra yok oldu." İbn-i Abbas dedi ki, "Allah'a yemin ederim ki, Mü'minlerin Emiri'nin istediği gibi bitiremediği bu konuşma için hayıflandığım kadar hiçbir konuşma için hayıflanmadım." (Not: Şıkşıke kelimesi devenin ağzından çıkan salya, köpük anlamındadır.)1943 · Resulüllah (s.a.v.) vefat ettikten sonra İbn-i Abbas ve 1942 Kasas, 83 1943 Nehcü'l-Belağa s. 35, 36, 37, 38