HZ. ALİ’NİN EDEBÎ KİŞİLİĞİ (3)


eden başka bir söz ve kitap yoktu. Çünkü Hz. Ali gerçekten de fesahat ve belagatin kaynağıdır. Sanki belagat O'nunla başlamış ve fesahat kuralları O'nun sözleriyle yayılmıştır. Hiçbir hatip yoktur ki O'na benzer söz söyleyebilsin ve hiçbir vaiz yoktur ki O'nun sözlerinden istifade etmemiş olsun. Çünkü O'nun sözleri Allah bilgisiyle aydınlanmış ve parıldamıştır. O sözlerde Peygamberin kokusu vardır ve okundukça o koku etrafa yayılmaktadır. Hâsılı isteklerine uydum. Bu kitabı ve bu kitaptaki sözleri toplamaya koyuldum. Biliyordum ki halk bu kitaptan yararlanacak ve bu kitabın şöhreti bütün âleme yayılacak, ecir ve sevabı ahiret gününde bana azık olacaktır. Maksadım O'nun ilim, amel, takva, şecaat ve diğer yüceliği gibi belagatteki yüceliğinin de bilinmesi; kendilerinden önce gelip geçen ve kendilerinden pek az rivayetlerde bulunulan bilginlerin, belagat sahiplerinin, hatiplerin belagatinden daha üstün bir belagate sahip olduğunun, hiçbirinin O'nunla boy ölçüşemeyeceğinin meydana çıkmasıydı. Gerçekten de O'nun sözleri ucu-bucağı, kıyısı-dibi olmayan bir denizden coşmaktadır ki, o deniz, suyunun çoğalmasıyla taşmaz, başkalarının sözleriyle de bulanmaz. Gördüm ki, O'nun sözleri birkaç mihver etrafında dönmektedir. İlk olarak hutbeleri, emirnameleri var. İkinci olarak mektupları, üçüncü olarak da hikmet ve öğütleri vardır. O'nun şaşılacak hâllerinden biri de hiç kimsenin kendisiyle yarışamayacağı bir fesahat ve belagate sahip olmasıdır. Denilebilir ki zahitlikte, öğüt vermede ve korkutmada O'nun düşüncesine ulaşmak güçtür. O yücelikte söz söylemek ve O'nun kuşattığı alana erişmek mümkün değildir.
Scroll to top