• MUHAMMED B. EBU BEKİR’İN ŞEHADETİ (2)

    "Sıffin'de kanları dökülen kardeşlerimiz bugün yaşamadıkları, lokmalar yutmadıkları ve su içmedikleri için zararda değildirler. Allah'a yemin ederim ki, onlar Allah'a kavuştular. Ve Allah onların mükafatlarını eksiksiz vermiş, onları yaşadıkları korkulardan sonra güvenlik yurduna koymuştur. Nerede yola dizilen ve hak üzere yürüyen kardeşlerim? Nerede Ammar? Nerede İbn Teyhan? Nerede Zü'ş-Şehadeteyn? Nerede onlar gibi samimi bir niyet üzere ahidleşen ve günahkârlara karşı başlarını ortaya koyan yiğitler?.." İmam sonra elini yüzüne koydu ve ağladı, "Ah! Kur'an okuyan, O'nu sağlam ve doğru şekilde anlayan, farzları araştırıp ikame eden, Sünneti diriltip bidati öldüren, cihada davet edilip davete icabet eden, lidere güvenip itaat eden kardeşlerim?" 1566 1566 Şerh-i Nehcü'l Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 10, s. 99
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB

    Ebu Tâlib'in imanı geçmişten günümüze kadar tartışma konusu olmuştur. Birçokları onun (Allah'a sığınırız) imansız dünyadan göçtüğüne inanmaktadır. Ama güvenilir rivayetlerle onun mü'min olarak dünyadan göçtüğü hususunda asla şek edilmemektedir. Bazıları Resulüllah'ın (s.a.v.) bu fedakâr koruyucusunun küfrüne hükmederken tarih, hadis ve tefsir kitaplarında naklettikleri zayıf ve meçhul rivayetlere dayanmışlardır. İslam araştırmacılarına göre, Ebu Tâlib'e isnad edilen bu asılsız iddialar, Ben-i Ümeyye'nin, Hz. Ali'ye olan düşmanlığı yüzünden uydurulmuştur. Şimdi Ebu Tâlib'in hayatının çeşitli boyutlarına bakalım. Ebu Tâlib Peygamber'in (s.a.a) amcası, en büyük destekçisi ve Hz. Ali'nin de babasıdır. Ebu Tâlib, Hz. Resulüllah'tan (s.a.v.) 35 yıl önce doğdu, adı "Abdülmenaf"tır. Büyük oğlunun adı Tâlib olduğundan künyesi de Ebu Tâlib'dir.
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI

    Annesi Amr b. Aziz'in kızı Fatıma'dır. 1567 Babası Abdulmuttalib'dir. (Abdulmuttalib Hicret'ten 127 yıl önce Mekke'de doğmuştur). Abdulmuttalib uzun boylu ve beyaz çehreliydi. 1568 "Zirikli'nin" nakline göre; Abdulmuttalib, miladi 520 yılından 579 yılına kadar Mekke'nin hakimiydi ve vatanını Habeşliler'in yağma ve baskınlarından korumuştur. 1569 Abdulmuttalib asla putlara tapmadı ve putlar adına kesilen bir hayvanın etini de yemedi. O şöyle buyurmaktaydı: "Ben ceddim İbrahim'in (a.s.) dini üzereyim." 1570 Abdulmuttalib, sürekli Peygamber'in (s.a.v) korunmasını emre1567 Umdet'ut-Tâlib, 23 1568 El-A'lam, c. 4, s. 154 1569 El-A'lam, c. 4, s. 154 1570 El-Hisal, c. 1, sy 312, 90. Hadis
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (2)

    derdi. Bu konuda Ebu Tâlib'e şöyle buyurdu: "Sana bir şey tavsiye etmek istiyorum." Ebu Tâlib, "O nedir?" diye sorunca şöyle dedi: "Ey oğlum! Sana kendimden sonra göz nurum Muhammed'e iyi bakmanı tavsiye ediyorum. O'nun ne ölçüde bana yakın ve yanımda ne kadar değerli olduğunu biliyorsun. O'nun değerini bil ve O'na saygılı davran. Sağ olduğun müddetçe O'nu kendinden ayırma; O'nu koru ve O'na hürmette kusur etme." Yine çocuklarına hitaben şöyle diyordu: "Muhammed'e (s.a.v) saygı gösterin, O'na iyilikte kusur etmeyin. Yakın gelecekte O'nun büyük makamını göreceksiniz." Kavmine de hitap ederek şöyle diyordu: "Oğlum Muhammed b. Abdullah'a iyi bakın. O'na saygılı davranın; O'na iyilik edin ve eziyet etmekten sakının." 1571 İbni Sa'd'den nakledildiğine göre, Abdulmuttalib 72 yaşında vefat etti ve Hucun'da (Hucun: Mekke dağlarından birinin adıdır. Ve Mekke halkının kabristanlığıdır) defnedildi. İbni Sa'd Abdulmuttalib'in 110 ve 120 yaşında vefat ettiğini söyleyen rivayetleri de nakletmiştir. 1572 Abdulmuttalib'in vefatından sonra Ebu Tâlib kendisine edilen vasiyet üzerine kardeşi oğlu Muhammed'i (s.a.v) kendi himayesine aldı.1573 Fatıma bint-i Esed şöyle diyor: "Abdulmuttalib vefat edince, Ebu Tâlib Resulüllah'ın koruyuculuğunu üstlendi. Ben Resulüllah'a bakıyordum, O ise beni anne diye çağırıyordu." 1574 Ebu Tâlib ticaret maksadıyla Şam'a doğru sefere çıkmak üzere idi. Hz. Muhammed, Ebu Tâlib'e doğru koşarak devesinin dizgi1571 Biharü'l Envar, c. 15, s. 152-153 1572 Tabakat, c. 1, s. 119 1573 El-İsabe, c. 4, s. 115, Menakıb İbn-i Şehraşub, c. 1, s. 36 1574 Harayic-i Ravendi, c. 1, s. 139
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (3)

    ninden tuttu ve şöyle dedi: "Amca! Beni kime bırakıyorsun? Benim ne babam var, ne de annem!" Bu sözler Ebu Tâlib'in kalbine ok gibi işledi, bunun üzerine, "Allah'a and olsun, bizden ayrı kalmasın diye O'nu da kendimle götüreceğim" dedi. Böylece Peygamber de bu sefere katıldı. Kafile Şam topraklarına ulaşmıştı. Yol üstünde bulunan bir kilisede Buheyra isimli bir rahip yaşıyordu. Kervan Buheyra'nın kilisesinin çevresinde konaklamıştı. Rahip gökyüzünde bir bulutun kervandaki bir kişinin (Peygamberin) başına gölge ettiğini gördü. Bir ağacın gölgesi altına gelmesine rağmen o bulutun gölgesi kendisinden ayrılmadı. Bunun üzerine Buheyra ziyafet hazırlığı yaptı ve birini göndererek kafilede bulunan herkesi kendi adına şöyle davet etmesini istedi: "Ey Kureyşliler! Küçük-büyük, hür-köle, hepinizin soframda hazır olmasını istiyorum." Kafiledekiler Buheyra'nın davetini kabul ettiler ve Hz. Muhammed'i (s.a.v) çocuk olduğundan dolayı bir ağacın altındaki yüklerin yanında yalnız bıraktılar. Buheyra oradakilere baktı ve söylenen özelliklere sahip birini göremeyince şöyle dedi: "Ey Kureyşliler bu yemekten hiçbir kimse yememiş kalmasın." Oradakiler: "Eşyalarımızın yanında bıraktığımız küçük bir çocuktan başka hiçbir kimse kalmadı" dediler. Buheyra: "Böyle olmaz, O'nun da bu sofraya gelmesini istiyorum" dedi. Buheyra Hz. Muhammed'i görünce gözünü hayretle O'na dikti ve şöyle dedi: "Ey genç! Lat ve Uzza aşkına sorduğum sorulara cevap ver" dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammed: "Lat ve Uzza adına yemin ederek Benden hiçbir şey sorma!" diye cevap verdi. Buheyra: "O halde Allah'a yemin ediyorum" deyince, Peygamber (s.a.v) "sor" dedi. Buheyra uykusu ve O'nun diğer özellikleriyle ilgili bazı şeyleri sordu ve Peygamber cevap verdi. Bütün bu cevaplar Buheyra'nın bilgisiyle uyum içindeydi.
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (4)

    Daha sonra Hz. Muhammed'in iki omuzu arasındaki nübüvvet mührünü görünce Ebu Tâlib'e gelerek, "İlahi kitaplarda bu çocuğun Peygamber olacağı bildirilmiştir" ve Ebu Tâlib'i geri dönmeye ikna etmeye çalışarak, "Sakın bu çocuğu yahudiler görmesin, zira yahudiler O'na düşmandır" dedi. 1575 İbn-i İshak şöyle yazıyor: "Resulüllah kavmine İslam'ı tebliğ edip davetini onlara Allah'ın buyurduğu şekilde açıklayınca akrabaları O'ndan ayrılmadı ve O'na itiraz etmediler. Ama Resulüllah onların putlarını tahkir edince bu onlara ağır geldi. Allah'ın, İslam nuruyla koruduğu bir avuç kimseler dışında hepsi O'na karşı cephe aldı, işte bu ortamda Ebu Tâlib Resulüllah'ın yardımına koştu. Böylece Peygamber de huzur ve ümid içinde risaletini edâ ediyordu, dolayısıyla hiçbir şey O'na engel olamıyordu. Kureyş, Peygamber'in kendi ilahlarına kötü söylediğini Ebu Tâlib'e şikayet ettiklerinde Ebu Tâlib Peygamber'e gelerek şöyle dedi: `Yeğenim! Kavmim bana gelerek şikayette bulundular. Hem bana hem de Kendine bir lütufta bulun da gücümün üstünde kalan bir şey yapma.' Resulüllah şöyle buyurdu: `Allah'a and olsun ki, güneşi sağ elime ve ay'ı da sol elime verecek olsalar yine de davamdan vazgeçmem. Ya Allah dinini galip kılacak, ya da bu yolda öldürülünceye kadar çalışacağım.' Peygamber daha sonra ağladı. Gitmek istediğinde Ebu Tâlib O'na, `Yeğenim geri dön' diye seslendi. Resulüllah da geri dönünce Ebu Tâlib şöyle dedi: Git ve ne istiyorsan söyle, Allah'a and olsun ki, Seni asla onlara teslim etmeyeceğim." 1576 Bir rivayette de yer aldığı üzere Ebu Tâlib, Hz. Ali'ye, "Oğlum seçtiğin bu din nedir?" diye sordu. Ali (a.s): "Baba, Ben Allah'a ve 1575 Sire-i İbn-i İshak, s. 73-76; Sire-i İbn-i Hişam, c. 1, s. 191-194; Taberi Tarihi, c. 2, s. 32-33 1576 Sire-i İbn-i İshak, s. 154
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (5)

    Resulü'ne iman ettim. Peygamber'in elçiliğini tasdik ettim. Allah için O'nunla namaz kıldım ve Kendisine tâbi oldum" dedi. Ebu Tâlib ise cevap olarak şöyle buyurdu: "İyi bil ki Peygamber Seni iyilikten başka bir şeye davet etmemiştir, o halde O'na tâbi ol."1577 Seyyid Fehhar şöyle yazıyor: "Bir gün Ebu Tâlib, oğlu Câfer ile birlikte yürürken Peygamber ile Ali'nin namaz kıldığını gördü. Ebu Tâlib, oğlu Câfer'e: `Amcanın oğluna katıl' diye buyurdu. Böylece Câfer de Resulüllah ve Ali ile birlikte namaz kıldı. Bu esnada Ebu Tâlib şu şiiri okudu: Ali ve Câfer musibet ve zorluk anlarında benim dayanaklarımdır. O'nu yalnız bırakmayın ve amcanızın oğluna yardım ediniz. O amcanız kardeşlerimiz arasında bir anne ve babadanız. Allah'a and olsun ki, O'nu yardımsız bırakmayacağım, oğullarım arasında temiz nesebli olanlar O'nu yalnız bırakmayacaktır."1578 Şeyh Mufid şöyle demiştir: "Ebu Tâlib'in iman ettiğinin bir delili de oğlu Ali ve Câfer'e Resulüllah'a itaat etmelerini emretmesidir."1579 İbn-i Sa'd şöyle diyor: "Kureyş İslam'ın âşikâr olduğunu ve Müslümanların Kâbe'nin etrafına toplandığını görünce paniğe kapılıp Ebu Tâlib'in yanına koştular ve şöyle dediler: `Sen hepimizden üstünsün, efendimizsin. Bu akılsızların, Yeğenine uyarak neler yaptığını görüyor musun? İlahlarımızı terk edip bizlere dil uzatıyor ve cahil olduğumuzu söylüyorlar.' Ammare b. Velid'i de beraberinde getiren Kureyşliler sözlerine şöyle devam ettiler: `Biz sana Kureyş gençlerinin en güzelini, yücesini ve tatlısını 1577 Tarih-i Taberi, c. 2, s. 214 1578 El-Hüccet Âlâ'z-Zahib 1579 İman-u Ebi Tâlib, s. 39
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (6)

    getirdik. Onu sana veriyoruz. Sana yardımcı olur. Sen de Yeğenini bize teslim et ki, O'nu öldürelim. Zira bu iş kabilemiz için daha hayırlı bir sonuçtur.' Ebu Tâlib, `Benimle insaflı konuşmadınız' dedi. `Siz, yeğeninize bakmam için bana veriyorsunuz. Ama kendi Yeğenimi öldürmeniz için sizlere teslim etmemi istiyorsunuz. Hayır, bu insaf değildir.' Onlar, `O halde yeğenini çağır da O'nunla insaflı konuşalım' dediler. Resulüllah (s.a.v) gelince Ebu Tâlib şöyle dedi: `Ey yeğenim! Bunlar amcaların ve kavminin büyükleridir. Seninle insaflı bir şekilde konuşmak istiyorlar.' Resulüllah (s.a.v), `Sözünüzü söyleyin Ben sizleri dinliyorum' dedi. Onlar dediler ki: `Bizi ilahlarımızla baş başa bırak. Biz de Seni ilahınla baş başa bırakalım.' İbn-i Saa'd'ın nakline göre, Ebu Tâlib, `Bunlar insaflı konuşuyorlar. Kabul et' dedi. Resulüllah şöyle buyurdu: `Sizin bu teklifinizi kabullenirsem sizleri Arapların padişahı kılacak ve Arap olmayanların da karşınızda hor ve hakir olmasını sağlayacak bir kelimeyi dile getirmeye hazır mısınız?' Ebu Cehil şöyle dedi: `Evet bu yararlı bir sözdür. Evet babana and olsun ki, onu ve benzeri onlarca kelimeyi de deriz.' Resulüllah: `O halde lailahe illallah deyiniz' diye buyurdu. Bu sözden dolayı kızarak kalkıp oradan ayrıldılar. Kendi aralarında, şöyle dediler: `Artık asla O'nun yanına dönmeyeceğiz. En iyisi O'nu habersizce katledelim' dediler. O gece Resulüllah'tan bir haber alınamadı. Ebu Tâlib ve Peygamberin amcaları Peygamberin ikamet etmekte olduğu yere geldiler ama Peygamberi bulamadılar. Ebu Tâlib, Haşimoğulları ve Muttaliboğulları'ndan bir grup genci etrafına toplayarak onlara şöyle dedi: `Hepiniz keskin bir kılıç alıp benimle gelin. Her biri-
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (7)

    niz Kureyş büyüklerinden birinin özellikle de Ebu Cehil'in yanına oturun. Eğer Muhammed öldürülmüş ise Ebu Cehil de yaşamamalıdır.' Gençler de: `Dediğini yerine getireceğiz' dediler. Bu esnada Zeyd b. Harise geldi. Ebu Tâlib, `Yeğenimi görmedin mi?' diye sordu. Harise: `Gördüm, az önce birlikteydik' diye cevap verdi. Ebu Tâlib şöyle dedi: `O'nu görmedikçe eve gitmeyeceğim.' Zeyd hemen, Safâ kenarındaki bir evde Müslümanlarla konuşmakta olan Resulüllah'ın (s.a.v.) yanına vardı ve durumu kendisine iletti. Resulüllah kalkıp Ebu Tâlib'in yanına geldi, Ebu Tâlib şöyle dedi: `Yeğenim, neredeydin, iyi misin?' Resulüllah (s.a.v), `Evet' diye buyurdu. Daha sonra Ebu Tâlib, `'Evine git' dedi. Resulüllah (s.a.v) de kalkıp evine gitti. Sabahleyin Ebu Tâlib Resulüllah'ın (s.a.v.) elinden tutarak Haşimoğulları'ndan ve Abdulmuttaliboğulları'ndan bir grup ile birlikte Kureyşliler'in yanına geldi ve şöyle dedi: `Ey Kureyşliler! Acaba ne yapmak istediğimi biliyor muydunuz?' Onlar, `Hayır' deyince, Ebu Tâlib onlar hakkında almış olduğu kararını açıkladı ve beraberindeki gençlerden kılıçlarını çıkarmalarını istedi. Gençler de beraberlerinde bulundurduklara keskin kılıçlarını çıkartıp gösterdiler. Ebu Tâlib daha sonra şöyle dedi: `Allah'a and olsun eğer Muhammed'i öldürmüş olsaydınız sizleri yok edinceye kadar savaşırdım.' Bu sözler karşısında Kureyşliler özellikle de Ebu Cehil dehşete kapıldı." 1580 Rivayette yer aldığı üzere bir gün Resulüllah (s.a.v) namaz kılmak için Kâbe'ye gitti. Namaza durunca Ebu Cehil etrafındakilere şöyle dedi: "Kim bu adamın yanına gidip namazını bozabilir?" İbn'uz-Zab'ari adında birisi elini hayvan pisliğine ve kana sürerek Resulüllah'ın yüzüne sürdü. Resulüllah namazdan çıkarak amcası Ebu Tâlib'in yanına git1580 Tabakat, c. 1, s. 201-202
  • ·

    HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (8)

    ti ve "Amcacığım, Bana ne yaptıklarını görmüyor musun?" dedi. Ebu Tâlib "Kim yaptı?" diye sorunca, Resulüllah, "Abdullah b. Zab'ari" diye cevap verdi. Ebu Tâlib kılıcını alarak Kureyşliler'in yanına gitti. Onlar Ebu Tâlib'i görünce ayağa kalkmak istediler. Ebu Tâlib onlara şöyle dedi: "Allah'a and olsun yerinden kalkanı kılıcımla oturturum." Ebu Tâlib daha sonra eline bir miktar hayvan pisliği alarak onların yüz, sakal ve elbiselerine sürdü ve onlara ağır sözler söyledi.1581 1581 Tefsir-i Kurtubi, c. 6, s. 405; Kâfi, c. 1, s. 449