• ·

    KUREYŞ VESİKASI

    Ebu Tâlib, Kureyş'in, Resulüllah'ı (s.a.v.) öldürmeye kesin karar aldığını duyunca şöyle dedi: "Allah'a and olsun ki, beni defnetmedikleri müddetçe Sana dokunamazlar, Sen benim hayrımı dileyerek davet ettin, Sen sâdıksın (söylediğin doğrudur) ve eminsin. Sen dinlerin en hayırlısını getirdin." Ebu-l Futut-i Râzi bu hususta şöyle diyor: "Bu sözler Ebu Tâlib'in imanını açıkça göstermektedir Zira, `Sana iman ettim ve Seni tasdik ettim' sözüyle `Sen sâdıksın' sözü arasında hiçbir fark yoktur." 1582 Kureyş Resulüllah'ı öldüremeyeceğini ve Ebu Tâlib'in Resulüllah'ı (s.a.v.) himayeden el çekmeyeceğini anlayınca Peygamberi öldürmek için kendilerine teslim edinceye kadar Haşimoğulları'yla alışverişi keseceklerine dair kendi aralarında bir vesika imzaladılar. Böylece Resulüllah, Haşimoğulları ve Muttaliboğulları'ndan olan yakınlarıyla birlikte bir vadide muha1582 Tefsir-i Eb'ul Futuh, c. 4, s. 407
  • ·

    KUREYŞ VESİKASI (2)

    sara altına alındı. Bu muhasara tam üç yıl sürdü. Bu müddet zarfında Resulüllah, Ebu Tâlib ve Hatice tüm mallarını harcadılar ve büyük bir sıkıntı ve yokluğa düştüler. Allah-u Teala, Resulü'ne Kâbe binası içine asılı olan vesikayı, "Allah" kelimesi müstesna hepsini böceklerin yiyip yok ettiklerini vahyetti. Resulüllah da durumu Ebu Tâlib'e bildirdi. Daha sonra hep birlikte gidip Kâbe'nin yanında oturdular. Kureyşliler şöyle dediler: "Ey Ebu Tâlib, artık sözünü hatırlamalı, kavminle dostluk kurmalı ve yeğenin hususundaki tutuculuğundan el çekmelisin." Ebu Tâlib onlara şöyle dedi: "Ey kavmim! Vesikayı getirin belki sıla-i rahim etmek ve kini ortadan kaldırmak için bir yol buluruz." Vesikayı getirdiler Ebu Tâlib onlara şöyle dedi, "Bu sizin imzaladığınız vesikadır. Bu vesikaya hiç dokundunuz mu?" Onlar, "Hayır" dediler. Ebu Tâlib daha sonra şöyle dedi: "Allah-u Teala Resulü'ne bu vesikanın Allah kelimesi dışında tamamen yok edildiğini vahyetmiştir. Şimdi eğer doğru söylüyorsa ne yapacaksınız?" Onlar, "O'ndan el çekeriz" dediler. Ebu Tâlib de, "Eğer O yalan söylemişse o zaman da öldürmek için sizlere teslim ederim" dedi. Onlar da, "insaflı konuştun, iyi dedin" dediler. Vesikayı açtıklarında Allah kelimesi dışında tüm yazılanların yok edildiğini gördüler. Ama buna rağmen inatla, "Bu yeğeninin büyüsüdür" dediler. Ebu Tâlib şöyle dedi: "O halde niçin biz muhasaraya teslim olalım? Halbuki siz buna daha layıksınız." Ebu Tâlib daha sonra beraberindekilerle Kâbe perdelerinin içine girdi ve şöyle dedi: "Allah'ım, bize zulmedenlere, bizimle akrabalık ilişkilerini kesenlere ve bizlere lâyık olmadığımız şeyleri yakıştıranlara karşı yardım et bize." 1583 1583 Sire-i İbn-i İshak, s.163-164; Kâmil-i İbn-i Esir, c. 1, s. 504-506; Tarih-i Yâkubi c. 2, s. 33
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB’İN VEFAT ÂNINDAKİ VASİYETİ

    İmam Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor: Ebu Tâlib'in vefatı yaklaşınca Kureyş'in büyüklerini toplayarak onlara şu vasiyette bulundu: "Ey Kureyşliler! Sizler insanlar arasında Allah'ın seçkin kulları, Arab'ın kalbi, yeryüzü ve harem ehli arasında Allah'ın hazinedarlarısınız. Sizin aranızda muktedir bir önder, cesur bir öncü ve eli açık bir bağışlayıcı bulunmaktadır. Sizlere Kâbe'yi ta'zim etmenizi tavsiye ediyorum ki, bunda Allah'ın rızası, rızkın devamı ve zorluklar karşısında direniş vardır. Sıla-i rahim yapınız. Zira bu ölümü erteler ve nüfusu çoğaltır. Zulmetmeyi terk ediniz ki, öncekiler de bu yüzden helak oldular. Davet edene icabet ediniz. Hayat ve ölümün şerefi de bundadır. Sâdık olunuz ve emanete riayet ediniz. Zira bu ikisi sayesinde iftiradan korunur ve halk nezdinde değer kazanırsınız. Sizlere Muhammed hakkında iyilik etmenizi tavsiye ediyorum. Zira Muhammed Kureyş'in emini, Arapların doğru sözlüsü ve sizi davet ettiğim şeyleri ihyâ edendir. Muhammed sizlere öyle bir me-
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB’İN VEFAT ÂNINDAKİ VASİYETİ (2)

    saj getirmiştir ki, kalp ve ruh bunu kabul etmekte ama dil kötüleyenlerin korkusundan inkar etmektedir. Allah'a and olsun ki, adeta mustazaf halkın O'nun davetini kabul ettiğini, sözlerini tasdik ettiğini ve risaletini kabul ettiğini görür gibiyim. Böylece Kureyş'in büyükleri hakir, evleri boşalmış ve zayıfları yücelmiş olacaktır. En büyükleri Peygambere en muhtaç olanı, en günahkarları da O'na en uzak olanlarıdır. Arap kavmi O'nu sevecek, topraklarını O'na verecek ve O'nu önder seçecektir. Ey Kureyş kabilesi! Peygamberi seviniz, O'nu himaye ediniz. Allah'a and olsun ki, O'nun yolunda ilerleyen kemâle erer ve hidayetine tâbi olan saadete kavuşur. Eğer sağ kalsaydım O'ndan bela ve zorlukları gidermeye çalışırdım."1584 1584 Ravzat'ul Vaizin, c. 1, s. 169-170; Ed-Derecat'ur-Refia, s. 60
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB’İN VEFATI

    Ebu Tâlib'in vefat tarihi hususunda da ihtilaf vardır. Muhaddis-i Kumi, Bi'set'in onuncu yılının sonlarında Recep ayının 27'sinde vefat ettiğini ileri sürmektedir. 1585 Makrizi, Zilkade ayının başında öldüğünü savunmaktadır.1586 Zerkani ise şöyle yazıyor: "Bi'set'in onuncu yılının, Ramazan ayının 12'sinde Ebu Tâlib vefat etti." 1587 İbn-i Sa'd ise Ebu Tâlib'in Bi'set'in onuncu yılının Şevval ayının ortasında, 80 küsur yaşındayken vefat ettiğini, Hz. Hatice'nin de bundan 35 gün sonra dar-u fâniden göçtüğünü ve vefat anında 65 yaşında olduğunu nakletmektedir. Resulüllah böylece hem Ebu Tâlib'i, hem de Hz. Hatice'yi kay1585 El-Künya vel Elkab, c. 1, s. 109 1586 Emta'ul Esma, s. 27 1587 Şerh'ul Mevahib, c. 1, s. 291
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB’İN VEFATI (2)

    betmiş oldu.1588 Bu yüzden bu yılı "hüzün yılı" olarak adlandırdı.1589 Ebu Tâlib "Hucun" denilen yerde defnedildi. Ebu Tâlib'in vefatı Allah Resulü'nü çok üzdü. Zira, en büyük hamisini kaybetmiş ve dolayısıyla da Kureyş için Resulüllah'a (s.a.v.) eziyet etmek hususunda hiçbir engel kalmamıştı. Resulüllah (s.a.v) bu hususta şöyle buyuruyor: "Ebu Tâlib hayatta olduğu müddetçe Kureyş Bana eziyet edemiyordu."1590 İmam Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor: "Ebu Tâlib küfrü âşikâr kıldı, imanı ise gizledi. Ebu Tâlib vefat edince Allah-u Teâlâ Peygamber'ine Mekke'de Kendisini himaye edecek birinin kalmadığını ve bu yüzden hicret etmesinin gerektiğini vahyetti. Böylece Resulüllah (s.a.v.) Medine'ye doğru hicret etti."1591 Ebu Tâlib vefat edince Emir'el-mü'minin Ali (a.s) Peygamberin (s.a.v.) yanına gelip babasının vefatını bildirdi. Resulüllah (s.a.v) bu haberi duyunca çok üzüldü ve Hz. Ali'ye (a.s) şöyle buyurdu: "Git onun gusül ve kefenleme işlemlerini yap ve bir tabutun içine koyduğun zaman Bana haber ver." Hz. Ali (a.s) denilenleri yerine getirdikten sonra Peygambere (s.a.v) haber verdi. Resulüllah (s.a.v) Ebu Tâlib'in cenazesinin yanına vardığında keder ve üzüntü içinde şöyle buyurdu: "Ey Amca! Seninle akrabalık ilişkim vardı, Allah tarafından mükâfatlandırılacaksın. Beni çocukken terbiye ettin. Büyüdüğümde Bana yardımcı oldun." Daha sonra da halka dönerek şöyle buyurdu: "Allah'a and 1588 Tabakat, c. 1, s. 125 1589 Kısas'ul Enbiya, s. 137; Emta'ul Esma, s. 27 1590 Kâmil-i İbn-i Esir c. 1, s. 507; Sira-i İbn-i Hişam, c. 2, s. 57; Sire-i İbn-i İshak, s. 239; Tabakat-i İbn-i Sa'd, c. 1, s. 124 1591 Kemal'ud-Din, c. 1, s. 174
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB’İN VEFATI (3)

    olsun amcama öyle bir şefaatte bulunacağım ki, ins ve cin topluluğu şaşıracaktır."1592 Daha sonra Hz. Ali (a.s) babasının mateminde şöyle dedi: "Ey Ebu Tâlib, ey sığınanların sığınağı, ey rahmet yağmuru, ey karanlıkların nuru, gerçekten de senin yokluğun, gayretli ve büyük insanları perişan etti. Sen Peygamber'e iyi bir amca idin."1593 1592 El-Hücce, s. 265; İman-u Ebi Tâlib, s. 24-26 1593 El-Hüccet âlâ'z-Zahib, s. 122-123
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB HAKKINDA ÂLİMLERİN GÖRÜŞÜ

    İbn-i Ebi-l Hadid, Emir'el-mü'minin Ali'nin (a.s) fazileti hakkında şöyle diyor: "Babası Mekke'nin seyyidi, Kureyş'in şeyhi ve Mekke'nin reisi olan birisi hakkında ne söyleyeyim."1594 Meşhur Arap şairi Sabit b. Câbir'e, "Arapların efendisi kimdir?" diye sorulunca, "Ebu Tâlib'dir" diye cevap verdi.1595 Arapların fasih ve büyüklerinden olan ve hilm ve hikmetiyle bilinen Ahnef b. Kays-i Tamimi'ye, "Bu hilm ve hikmeti nerede buldun?" diye sorulunca şöyle dedi: "Asrın hikmeti en çok hilmli ve bilgini Kays b. Asım'dan." Kays b. Asım'a; "İlim ve hilmi kimden aldın?" diye sordular, o da "Eksem b. Sayfi-i Temimi'den" diye cevap verdi, Eksem'e, "Bu hikmet, riyaset, hilm ve siyaseti kimden öğrendin?" diye sorunca o da, "Ebu Tâlib'den" diye cevap verdi. 1596 1594 Şerh-u Nehcü'l-Belağa, c. 1, s. 29 1595 El-Hüccet âlâ'z-Zahib, s. 332 1596 El-Hüccet âlâ'z-Zahib, s. 334
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB HAKKINDA ÂLİMLERİN GÖRÜŞÜ (2)

    Eksem'e; "Sen zamanımızın en bilgili ve sabırlı insanısın" denilince şöyle dedi: "Ben uzun süre Ebu Tâlib, Abdulmuttalib, Haşim, Abdülmenaf ve Kussa ile yaşadım. Niçin böyle olmayayım ki? Onların davranışlarını örnek aldım ve onlara tâbi oldum." 1597 Ebu Osman Amr b. Bahr (Cahiz) Ebu Tâlib hakkında şöyle diyor: "Ebu Tâlib Resulüllah'ın (s.a.v) hâmisi, yardımcısı ve seveniydi. O'nun kefili, eğiticisi ve nübüvvetini ikrar eden biriydi. Menkıbeleri hakkında birçok beyitler inşad etmiştir. Kureyş'in de büyüğü idi."1598 Şeyh Sâduk şöyle diyor: "Ebu Tâlib mü'min idi. Ama Resulülah'a (s.a.v.) tam mânâsıyla yardımcı olmak için imanını gizlemiş, şirki zahir kılmıştır." Allame Seyyid Muhsin Emin ise şöyle diyor: "Resulüllah meb'us olunca Ebu Tâlib O'na iman etti, sözlerini onayladı. Ama bunu âşikâr etmiyordu. Peygambere yardımcı olabilmek için imanını gizledi. Aksi takdirde Resulüllah'ı (s.a.v.) ve İslam dinini gereğince savunamazdı. O, imanını gizleyerek bu önemli görevi yerine getirdi. İmanını açığa vurmuş olsaydı Kureyş'in nefretini kazanırdı. Kureyş onu sadece Yeğenini savunmakla suçluyordu. Ama imanını açığa vursaydı artık kendisine saygı göstermezlerdi. Ebu Tâlib'i, sadece Yeğenini koruyor diye mâzur görüyorlardı." 1599 1597 Bihar, c. 15, s. 157 1598 Yenabiü'l Mevedde, s. 152 1599 A'yan'uş-Şia, c. 7, s. 117
  • ·

    HZ. EBU TÂLİB’İN İMAN ETMEDİĞİNE DAİR BAZI İDDİALAR

    "Onları Peygamber'e (s.a.v.) yaklaşmaktan vazgeçirmeye çalışır, hem de kendileri ondan uzaklaşırlar" ayetinin Ebu Tâlib hakkında nâzil olduğunu iddia etmişlerdir. Zira müşrikleri Resulüllah'a (s.a.v.) eziyet etmekten alıkoyar ama kendisi iman etmezdi.1600 Ebu Tâlib'in şahsiyet ve sözleri ve Ehl-i Beyt imamlarının açıklamalarından anlaşıldığı üzere bu gibi isnatlar, Ben-i Ümeyye'nin Ehl-i Beyt'e olan düşmanlıkları neticesinde hadis olarak uydurdukları iftiralardır. Taberi, ayet hakkında üç görüşü naklettikten sonra şöyle yazıyor: "En iyisi, `Onlar Resulüllah'a (s.a.v) itaatten alıkoyuyor kendileri de O'na tâbi olmuyorlar' şeklinde tefsir edilmesidir. Zira önceki ayetler Resulüllah'ı tekzip eden ve O'ndan yüz çeviren müşrikler hakkındadır." 1601 1600 Sire-i İbn-i İshak, s. 238; Tefsiri, c. 75, s. 110 1601 Tefsir-i Taberi, c. 7, s. 110