HZ. EBU TALİB’İN ANNE VE BABASI (6)


getirdik. Onu sana veriyoruz. Sana yardımcı olur. Sen de Yeğenini bize teslim et ki, O'nu öldürelim. Zira bu iş kabilemiz için daha hayırlı bir sonuçtur.' Ebu Tâlib, `Benimle insaflı konuşmadınız' dedi. `Siz, yeğeninize bakmam için bana veriyorsunuz. Ama kendi Yeğenimi öldürmeniz için sizlere teslim etmemi istiyorsunuz. Hayır, bu insaf değildir.' Onlar, `O halde yeğenini çağır da O'nunla insaflı konuşalım' dediler. Resulüllah (s.a.v) gelince Ebu Tâlib şöyle dedi: `Ey yeğenim! Bunlar amcaların ve kavminin büyükleridir. Seninle insaflı bir şekilde konuşmak istiyorlar.' Resulüllah (s.a.v), `Sözünüzü söyleyin Ben sizleri dinliyorum' dedi. Onlar dediler ki: `Bizi ilahlarımızla baş başa bırak. Biz de Seni ilahınla baş başa bırakalım.' İbn-i Saa'd'ın nakline göre, Ebu Tâlib, `Bunlar insaflı konuşuyorlar. Kabul et' dedi. Resulüllah şöyle buyurdu: `Sizin bu teklifinizi kabullenirsem sizleri Arapların padişahı kılacak ve Arap olmayanların da karşınızda hor ve hakir olmasını sağlayacak bir kelimeyi dile getirmeye hazır mısınız?' Ebu Cehil şöyle dedi: `Evet bu yararlı bir sözdür. Evet babana and olsun ki, onu ve benzeri onlarca kelimeyi de deriz.' Resulüllah: `O halde lailahe illallah deyiniz' diye buyurdu. Bu sözden dolayı kızarak kalkıp oradan ayrıldılar. Kendi aralarında, şöyle dediler: `Artık asla O'nun yanına dönmeyeceğiz. En iyisi O'nu habersizce katledelim' dediler. O gece Resulüllah'tan bir haber alınamadı. Ebu Tâlib ve Peygamberin amcaları Peygamberin ikamet etmekte olduğu yere geldiler ama Peygamberi bulamadılar. Ebu Tâlib, Haşimoğulları ve Muttaliboğulları'ndan bir grup genci etrafına toplayarak onlara şöyle dedi: `Hepiniz keskin bir kılıç alıp benimle gelin. Her biri-
Scroll to top