• CEMEL SAVAŞI (3)

    Hz. Ali bu sırada Muaviye'nin itaatsizliğini bastırmak amacıyla Şam'a gitmek üzereydi. Ancak Haris b. Abdülmuttalib'in kızı Ümmü'l-Fazl kendisine bir mektup gönderdi. Ve İmam'ı, Talha ve Zübeyr'in biatı bozduğundan ve kalabalık bir orduyla Basra'ya hareket ettiklerinden haberdar etti"1309.. Bunun üzerine Şam seferini erteleyen Hz. Ali 700 kişilik ordusuyla Basra'ya yöneldi. 1309 Taberi, Tarih c. 5, s. 167
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI

    Talha ve Zübeyr, kendi rızalarıyla Hz. Ali'ye biat etmiş ancak daha sonra biatlerinden dönerek O'na karşı ayaklanmışlardı. Ancak ikisinin arasında da ciddi bir anlaşmazlık vardı. Basra yolunda cemaat namazında imamlık yapma konusunda birbirlerine girdiler. Sonunda Hz. Aişe her ikisini de namazda imamlık yapmaktan men edip bu görevi Zübeyr'in oğlu Abdullah'a verdi. Muaz diyor ki: "Allah şahit olsun ki bu ikisi Hz. Ali'yi alt edip muzaffer olsalar da asla hilafet konusunda anlaşamazlardı"1310.. Hz. Aişe ve beraberindekiler Basra'ya doğru ilerlerken şöyle bir hadise meydana gelmiştir: "Ümmü'l-mü'minin Hz. Aişe Haveb bölgesinin adını duyduğunda şöyle dedi: `Ben geri dönmeliyim. Zira bir gün Peygamber aralarında benim de bulunduğum hanımların yanında şöyle buyurmuştu: `Görüyorum ki içinizden biri Haveb denilen bölgeden geçerken 1310 Taberi, Tarih, c. 5, s. 169
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (2)

    oranın köpekleri ona karşı havlıyor". Sonra Peygamber bana dönerek şöyle dedi: `Hümeyra o kadın sen olmayasın?' Hz. Aişe'yi yola devam için ikna etmeye çalıştılarsa da başarılı olamadılar. Hatta Taberi, Hz. Aişe'nin devesini çökerttiğini ve ertesi güne kadar aynı yerde durduğunu kaydetmektedir. Sonra Hz. Aişe'nin kızkardeşinin oğlu olan Abdullah b. Zübeyr Allah'ı şahit tutarak oranın Haveb olmadığını, Haveb'den çok önce geçtiklerini söyledi. Ancak Hz. Aişe ikna olmadı. O zaman yanındakiler, oranın yerlileri olan Bedevileri getirdiler. Ve o yerliler hep birden oranın Haveb olmadığına şahitlik ettiler. İslam tarihinde bunun benzeri bir yalancı şahitliğe hiç rastlanmamıştı. Basra yakınlarına gelindiğinde onlar Osman b. Huneyf'in vali olduğu Basra şehrine doğru inişe geçtiler."1311.. Hz. Aişe'nin ordusu Basra'ya yaklaştığında Hz. Ali'nin Basra Valisi Osman b. Huneyf halka bu gelen ordunun durumunu anlattı ve halkı fitneye karşı uyardı. Hz. Ali'ye samimiyetle bağlı bulunan kişiler Basra'yı savunmaya hazır olduklarını belirttiler.1312 Hz. Aişe, Talha ve Zübeyr, Basra yakınlarında El-Merbed denen yerde konakladılar. Ve insanları Osman'ın kanını isteme gerekçesiyle Hz. Ali'ye karşı savaşa çağırdılar. Halk ikiye ayrıldı. Bir kısmı Hz. Aişe ve yanındakileri, bir kısmı Hz. Ali'yi haklı görüyordu. Bu sırada Cariye b. Kudame, Hz. Aişe'ye öğüt vermek maksadıyla şöyle dedi: "Ey müminlerin annesi! Allah'a yemin ederim ki Osman'ın öldürülmesi, senin şu mel'un devenin sırtına binerek evinden çıkıp buralara kadar gelmenden daha basit bir olaydır. Allah tarafından sana bahşedilmiş bir örtü, bir koruma ve bir dokunulmazlık vardı. Sen bu örtüyü ve korumayı yırtıp attın. Dokunulmazlığını ortadan kaldırdın. Seninle savaşmayı göze alan, seni öldürmeyi de göze al1311 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 9, s. 312; El-İmame ve's-Siyase, s. 82; Mürucu'z-Zeheb c. 2, s. 395 1312 El-İmame ve's-Siyase s. 83
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (3)

    mış demektir. Eğer bizimle savaşmak için gönüllü gelmişsen evine dön... Yok, eğer istemeden bizimle savaşmak için gelmişsen seni bu istemediğin durumdan kurtarmaları için insanlardan yardım iste."1313 Basra Valisi Osman b. Huneyf kan dökülmesini istemiyor, Hz. Ali'nin Basra'ya gelişini bekliyordu. Bu arada iki taraf Medine'ye bir elçi gönderme kararı aldılar. Elçi Medineliler'e Talha ve Zübeyr'in zorla mı, yoksa kendi rızalarıyla mı biat ettiklerini soracaktı. Eğer zorla biat etmişlerse Osman b. Huneyf şehri teslim edecek, eğer gönül rızasıyla biat etmişlerse o takdirde Talha ve Zübeyr şehri bırakıp gideceklerdi. 1314 Elçi geri döndü ve Usame b. Zeyd'in Talha ve Zübeyr'in zorla biat ettiğini söylediğini ancak Medine halkının ise kendi rızalarıyla biat ettiklerini anlattığını söyledi. Bunun üzerine Hz. Aişe'nin ordusundan bazı kişiler valilik sarayına saldırdılar, Osman b. Huneyf'in saçlarını, sakallarını, kaş ve kirpiklerini yoldular. Adamlarının bir kısmını da öldürdüler." 1315 Bu arada Hz. Ali Basra yolundaydı. Rebeze mevkiine gelince, Kûfe Valisi Ebu Musa El-Eş'ari'ye adam göndererek yardım istedi. Ancak o, bu çağrıya olumlu cevap vermedi. Ve insanları da Hz. Ali'ye yardım etmekten men etti. 1316 Ancak Kûfeliler'den Hz. Ali'nin ordusuna katılanlar da oldu. Hz. Ali onlara hitaben şu konuşmayı yaptı: "Ey Kûfeliler! Sizi Basralı kardeşlerimizle savaşmak üzere davet ettim. Dönerlerse bu bizim istediğimiz şey. Eğer ısrar ederlerse onları rıfk ile tedavi etmeye çalışacağız. Onlar haksız bir harekete 1313 Taberi, Tarih, c. 3, s. 482: El-Kâmil fi't-Tarih c. 3, s. 213 1314 El-İmame ve's-Siyase s. 87; Taberi, Tarih c. 3, s. 483-484; El-Kâmil fi't-Tarih c. 3, s. 215. 1315 Taberi, Tarih c. 3, s. 484; Mesudi, Müruc'uz-Zeheb c. 2, s. 367 1316 Hidayet Önderleri, s. 264
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (4)

    girişmeden biz başlamayacağız. Allah'ın izniyle salah olanı fesada tercih edeceğiz. Kuvvet ve kudret ancak Allah'tandır."1317 Bu konuşma Hz. Ali'nin hadiseye bakışını gözler önüne sermektedir Yol boyunca Talha ve Zübeyr'e de pek çok mektup yazan Hz. Ali, onları fitneye alet olmamaları için uyardı. Ancak Hz. Ali'nin, bu barış çağrılarına hiçbiri olumlu bir cevap vermedi. Bunun üzerine İmam Ali askerlerine şu çağrıyı yaptı: "Karşı taraf aleyhine bir mazeret ortaya konulmadan ve kesin bir kanıt sunulmadan hiç kimse ok fırlatmasın. Taş atmasın, mızrak saplamaya kalkmasın."1318 Hz. Ali, Talha ve Zübeyr'le görüştü ve onlara şöyle dedi: "Sizin silahlar, süvariler, piyadeler hazırladığınızı görüyorum. Keşke Allah katında ileri sürebileceğiniz bir mazeret hazırlasaydınız. Allah'tan korkun, yününü sağlam eğirdikten sonra onu çözen kadın gibi olmayın. Ben sizin dinde kardeşiniz değil miyim? Siz Benim kanımı haram, Ben sizin kanınızı haram saymıyor muydum? Sizin Benim kanımı helal saymanıza sebep olan ne?" Sonra Talha'ya hitaben şöyle dedi: "Sen kendi karını evde bırakıp Peygamber'in eşini savaşa mı getirdin? Sen Bana biat etmedin mi?" Sonra Zübeyr'e şöyle dedi: "Biz seni Abdülmuttaliboğulları'ndan sayıyorduk. Şu kötü oğlun Abdullah büyüyünce aramızı ayırdı". Ardından şöyle dedi: "Ey Zübeyr! Hatırlıyor musun Peygamber'le beraber Ben-i Ganem bölgesine uğramıştın. Peygamber Bana baktı ve güldü. Sen de O'na güldün ve dedin ki: "Ebu Tâlib'in oğlu kibrinden vazgeçmiyor". Resulüllah şöyle dedi: "Onda kibir yoktur. Ama sen O'nunla haksız yere savaşacaksın". Zübeyr b. Avvam: "Evet söylediğin gibidir" dedi. Ve bu konuşmadan sonra savaş alanını terk ettiği rivayet edilir. 1319 1317 Taberi, Tarih, c. 5, s. 519 1318 Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 270; El-İmame Ve's-Siyase s. 91. 1319 Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 270; El-İmame Ve's-Siyase s. 91
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (5)

    İki taraf savaş düzenini aldı. Ve Cemel ordusu ok atışına başladı. Hz. Ali'nin arkadaşları birer, ikişer öldürülmeye başladı. Önce biri öldürüldü. Ardından ikincisi, üçüncüsü geldi. Bunun üzerine Hz. Ali onlara karşılık vermeye ve hakkı savunmaya izin verdi. 1320 İki ordu arasında korkunç bir çarpışma başladı. En şiddetli çarpışmalar Hz. Aişe'nin devesinin önünde yaşanıyordu. Devenin üstünde bulunan ve Hz. Aişe'nin içinde olduğu hevdeç atılan oklar sebebiyle kirpiye dönmüştü. Pek çok Müslüman devenin etrafında öldürüldü. 1321 Hz. Aişe'nin devesinin yularını tutanların tamamı öldürülmüştü. Muhammed b. Talha gelerek devenin yularını tuttu ve Hz. Aişe'ye ne yapmaları gerektiğini sordu. Hz. Aişe ona savaştan el çekmesini söyledi. Ancak Muhammed az sonra öldürüldü. 1322 Hz. Ali, Hz. Aişe savaş meydanında olduğu sürece savaşın devam edeceğini anlamıştı. Bu sebeple Muhammed b. Ebu Bekir'e (Muhammed Hz. Aişe'nin kardeşiydi ve Hz. Ali'nin ordusunda savaşıyordu) bir grupla birlikte, deveyi öldürmelerini ve Hz. Aişe'yi savaş meydanından uzaklaştırmalarını emretti. Onlar da devenin ayak sinirlerini keserek çökerttiler ve hevdeci Hz. Ali'nin yanına getirdiler. 1323 Hz. Ali, Hz. Aişe'yi erkek kardeşi Muhammed b. Ebu Bekir'e emanet etti. Muhammed kız kardeşini Basra'ya götürdü. Ve burada Abdullah b. Bedil'in evine yerleştirdi. 1324 Savaş Hz. Ali ve yanındakilerin zaferiyle son buldu. Hz. Ali savaş meydanında şu duyuruyu yaptırdı: 1320 El-İmame Ve's-Siyase, s. 95 1321 El-Bidâye Ve'n-Nihaye, c. 7, s. 253; Tarih-i Halife, s.190 1322 Neseb-i Kureyş, s. 281; Buhari, c. 1, s. 110 1323 Hattabi, A'lamu'l-Hadis Hattabi, c. 3, s. 1611 1324 Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 15, s. 286
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (6)

    "Haberiniz olsun, yaralılara dokunulmayacak, arkasını dönüp kaçanlar takip edilmeyecek. Dönüp gidene de mızrak fırlatılmayacak. Silahını bırakan evine girip kapısını kapatan güvende olacak. Savaş meydanında bulunan silah ve benzeri savaşta kullanılan teçhizat dışında Cemel ordusunun mallarına el konulmayacak. Savaş alanında ele geçirilen silah gibi şeylerin dışındaki mallar mirasçılarına aittir." 1325 Hz. Ali Basralı askerlere de duyuru yaptırdı, "Askerlerimizin yanında malı olan varsa gelsin alsın" denildi. 1326 Hz. Ali'nin ordusunda bulunan bazı kimseler şöyle dedi: "Ey Emirü'l-mü'minin, onların kanları bize helal oluyor da eşleri niçin olmuyor." Hz. Ali, "Kıble ehli hakkındaki uygulama budur" dedi. Ve sonra ekledi: "Hadi o zaman söyleyin, onların reisi olan Aişe kimin payına düşecek?" Adamlar derhal dağıldılar ve "Allah'a istiğfar ederiz" dediler. Hatalarını anlamışlardı. Ancak Hz. Ali askerlerine Beyt'ül-mâl'den beşer yüz dirhem pay verdi. 1327 Hz. Ali, Cemel savaşından sonra büyük bir hüzün içinde savaş meydanını gezdi. Muhammed b. Talha'yı gördü. "Allah'a and olsun ki sâlih bir gençti" dedi. Daha sonra öldürülenlere mağfiret edilmesi için dua etti. Ve rahmet okudu. Bazılarını zikrederek hayır ve salah ehli olduklarını söyledi. 1328 Esasen Hz. Ali bu savaşı hiç istememiş, her türlü barış yolunu denemiş ancak başarılı olamamıştı. 1325 Tarih-i Yâkubi, c. 2, s. 172; Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 371 1326 Hilafet-ü Ali, s. 168; Musannef, İbn Ebi Şeybe, c. 15, s. 286 1327 Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 15, s. 286; Fethu'l-Bâri, c. 13, s. 57 1328 Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 15, s. 261; El-Müstedrek, c. 3, s. 103, 104, 375
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (7)

    Hz. Hasan savaş kızıştığında Hz. Ali'nin şöyle dediğini naklediyor: "Ey Hasan! Bütün bunlar bizde mi oluyor? Keşke bundan yirmi ya da kırk yıl önce ölseydim." 1329 Hz. Ali, savaş boyunca bu sözü sık sık tekrarlamıştı. Savaş başlayıp da insanlar ölmeye başlayınca Hz. Ali'nin, "Yirmi yıl önce ölmeyi ne kadar isterdim" dediği rivayet edilmektedir. 1330 Hz. Aişe de olayların bu noktaya varmasından ve Hz. Ali'ye karşı ayaklandığından dolayı ciddi bir pişmanlık yaşamıştı. Hz. Aişe'nin Cemel Vakası'nı hatırladığında şöyle dediği nakledilir: "Arkadaşlarımın (Resulüllah'ın diğer eşlerinin) oturduğu gibi oturmayı ne kadar isterdim. Bu bana Resulüllah'tan on küsur çocuk doğurmamdan daha sevimlidir." 1331 Hz. Aişe, Allah-u Teala'nın "evlerinizde oturun" (Ahzab: 33) ayetini okuduğu zaman başörtüsü ıslanıncaya kadar ağlardı. 1332 Zehebi ise şöyle diyor: "Şüphe yok ki Hz. Aişe Basra'ya gittiğine ve Cemel Vakası'na katıldığına çok pişman oldu. O, işlerin bu noktaya geleceğine ihtimal vermemişti."1333 Hz. Ali, mü'minlerin annesi Aişe'nin bulunduğu eve gelerek kendisini ziyaret etti, hâlini hatırını sordu. Onu kardeşiyle beraber Medine'ye gönderdi. Kendisine eşlik etmeleri için birkaç kadını başlarına sarık sarmış ve kılıç kuşanmış halde onunla gönderdi.1334 1329 Ehdas, s. 217 1330 El-Fiten, Nuaym b. Hammad, c. 1, s. 80 1331 El-Fiten, Nuaym b. Hammad, c. 1, s. 81 1332 Siyer-u A'lami Nubela, c. 2, s. 177; Tabakat, c. 8, s. 81 1333 Siyer-u A'lami Nubela, c. 2, s. 177 1334 El-İmame Ve's-Siyase s. 98; Mürucu'z-Zeheb, Mesudi, c. 2, s. 379; El-Menakıb, Harezmi, s. 115
  • TALHA VE ZÜBEYR’İN ANLAŞMAZLIĞI (8)

    Bu arada Mervan b. Hakem, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve İbn Abbas'a haber göndererek kendisi için Hz. Ali'yle konuşmalarını istedi. Hz. Ali, "O güvendedir, nereye istiyorsa oraya gitsin" dedi. Ancak Mervan bu asil davranış karşısında gitmedi ve Hz. Ali'ye biat etti. Mervan, Hz. Ali'nin bu davranışını övdü ve Hz. Hasan'a şöyle dedi: "Babandan daha kerem sahibi binini görmedim. Cemel gününde de bizi koruyor, münadileri: Savaş alanını terk edenler takip edilmesin, yaralılara zarar verilmesin diye bağırıyordu." 1335 Hz. Ali daha sonra yaptığı konuşmalarda Kendisine karşı savaşan Basralılar'ı, "Kadının askerleri ve hayvanın (Cemel'de Hz. Aişe'nin bindiği deveyi kastediyor) tâbileriydiniz" şeklinde vasıflandırmış ve onlara, "Ahlakınız düşük, ahdiniz ihtilaf, dininiz nifak, suyunuz tuzludur" diyerek sitem etmiştir. 1336 Yine savaşın hemen ardından yaptığı konuşmada, "Bugün bize de başkasına da karışmayanı kınayacak değilim. Fakat Benimle savaşanı kınıyorum" dediği rivayet edilmiştir.1337 Hz. Aişe'yle ilgili ise şunları söylüyor: "...Ona kadınların zayıf görüşü ulaştı. Demircinin kazanı gibi göğsünde devamlı kin kaynadı. Bana yaptığını başkasına yapmaya çağrılsa yapmaz. Hâlâ onun ilk günkü hürmeti vardır. Hesap ise Allah'a aittir."1338 1335 Sünen-i Said b. Mansur, c. 2, s. 337; El-Havi, Maverdi s. 111; Fethu'l-Bâri, c. 13, s. 62 1336 Nehcü'l-Belağa, s. 137 1337 Şeyh Müfid, El-İrşad, c. 1, s. 256 1338 Nehcü'l-Belağa, s. 160
  • ZÜBEYR BİN AVVAM’IN ÖLDÜRÜLMESİ

    Hz. Zübeyr, Cemel Savaşı'nın henüz başlarında savaş meydanından ayrıldı. Ancak başlarında Amr b. Cürmüz'ün bulunduğu bir grup onu takip etti ve Siba vadisinde ona yetiştiler. Amr, uyku halindeyken kendisini katletti. Rivayete göre başını kesip Hz. Ali'ye getirdi. Büyük bir mükâfata nail olacağını sanıyordu. Ancak öyle olmadı. Hz. Ali onu cehennemle müjdeledi. Ve şöyle dedi: "Resulullah'tan şöyle işittim: Her peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr'dir." 1339 Hz. Ali, Zübeyr'in kılıcını görünce şöyle dedi: "Bu kılıç, Resulüllah'a gelen sıkıntıları uzun süre O'ndan uzaklaştırdı." 1340 1339 Fedalilü's-Sahabe, c. 2, s. 920 1340 El-Bidaye Ve'n-Nihaye, c. 7, s. 261