• HZ. EBU BEKİR’İN ÖLÜMÜ (2)

    karara karşı çıkmaktaydı. Çünkü Ömer celalli bir insandı ve insanlarla ilişkisi sert ve inciticiydi."1182 Bu olayın ele alınması gereken birkaç yönü mevcuttur. En başta bu olay, Hz. Ali'nin ne derece ileri görüşlü bir insan olduğunu göstermektedir. Zira Ebu Bekir'in halife olmasında Hz. Ömer'in büyük katkıları olmuştu. Olayları tahlil etmede eşsiz olan Hz. Ali, Ömer'e şöyle demişti: "Onu iyi sağ ki ileride sana faydası olacak. Bugün onun için çalış ki yarın onu sana bıraksın."1183 1- Şaşılacak olan, aynı kimselerin, hasta yatağında kâğıt kalem isteyerek vasiyetini yazmak arzusunda bulunan Allah Resulü'ne karşı çıkmış olmalarıdır. Resulüllah'ın son nefesinde vasiyet yazmasına engel olan Ömer, elinde bir değnek, yanında Ebu Bekir'in azatlısı Şedid ve Şedid'in elinde de Ebu Bekir'in, Ömer'in halifeliğine dair vasiyetini içeren kâğıt olduğu halde şöyle diyordu: "Ey insanlar, Resulüllah'ın halifesinin sözlerini dinleyin. Ona itaat edin. O `Ben sizin için hiç bir hayrı eksik bırakmadım' diyor."1184 Bu hareketle, aynı zamanda kendi iddialarını da çürütmüş oldular. Çünkü Resulüllah'ın Kendinden sonra kimseyi açıkça tavsiye etmediğini iddia ediyorlardı. 2- Burada Gadr-i Hum'daki Resulüllah'ın sözlerinin yine yok sayıldığını, bir kenara itildiğini görmekteyiz. 3- Bu olayla birlikte iktidar, yavaş yavaş Emeviler'e hazırlanmaktaydı. Zira Ebu Bekir, hasta yatağında Hz. Osman'a şöyle söylüyordu: "Eğer Ömer olmasaydı, senden başkasını seçmezdim."1185 1182 El-İmame ve's-Siyase s. 36/Tarih-i Taberi c. 2, s. 618-619/El-Kâmil fi't-Tarih c. 2, s. 425 1183 El-İmame Ve's-Siyase c. 1, s. 12/Şerh-i Nehcü'l-Belağa c. 2, s. 5 1184 Tarih-i Taberi c. 1, s. 2138 1185 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid c. 1, s. 164
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’I TOPLAMASI VE TEFSİRİ

    Hz. Ali, Resulüllah'ın cenaze ve defin işinin sona ermesinin ardından evine çekilmiş ve Kur'an ayetlerini toplayıp nüzul sırasına göre tertip etmekle meşgul olmuştur. İmam Câfer-i Sâdık bu konuda şöyle diyor: "Resulüllah, Ali'ye dedi ki, `Ey Ali! Kur'an yatağımın arkasında mushafta, ipek levhalarda ve kâğıtlarda yazılıdır. Yahudilerin Tevrat'ı kaybetmeleri gibi onları kaybetmeyin.' Bunun üzerine Ali, onları sarı bir örtü içine koyup topladı."1186 Şeyh Müfid şöyle yazıyor: "Mü'minlerin Emiri, Kur'an'ı baştan sona bir araya getirdi, yapması gerekeni yaptı. Mekkî ayetleri Medenî ayetlerden önce, nesholunmuş ayetleri nesheden ayetlerden önce yazmak suretiyle her ayet her ayeti olması gereken yerde yazmıştı."1187 1186 El-Menakıb, İbn Şehraşub c. 2, s. 41/Fethu'l-Bari c. 10, s. 386/El-İtkan, Suyuti c. 1, s. 51 1187 Şeyh Müfid, El Mesail' us-Serviye, s. 79
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’I TOPLAMASI VE TEFSİRİ (2)

    İbn-i Nedim şöyle yazıyor: "Hz. Ali, Hz. Peygamber'in vefatından sonra halktan vefasızlık görünce Kur'an'ı toplayıncaya kadar sırtına aba almayacağına yemin etti. Sonra bu isteğini yerine getirebilmek için üç gün evde oturdu. Böylece bu kitap, Ali'nin göğsünden aktardığı ilk kitap idi. Bu kitap, Câferoğulları'nın (Ehl-i Beyt imamlarının) yanındadır." Ve şöyle ekliyor: "Ben bu dönemlerde Ebu Hamza Ya'lî el-Hasani'nin yanında bir kitap gördüm. Birkaç yaprağı da düşmüştü. O kitap, Hz. Ali'nin (a.s.) hattı ile yazılmıştı ve Hasan'ın çocuklarına miras kalmıştı.1188 Muhammed b. Sirin, İkrime'den şöyle nakletmektedir: "Ebu Bekir'in hilafetinin ilk günlerinde Ali b. Ebu Tâlib evde oturup Kur'an'ı toplamakla meşgul oldu." Ben İkrime'den, "Acaba o zaman aynı nüzul sırasına göre başka bir Kur'an'da yazılmış mıydı?" diye sordum. "Eğer cinler ve insanlar hepsi bir araya gelselerdi, böyle bir Kur'an vücuda getiremezlerdi" cevabını verdi. İbn-i Sirin diyor ki: "Bu kitabı araştırmaya koyuldum; Medine'ye mektup yazdım, ancak ona ulaşamadım."1189 İbn-i Cezzi Kelbi şöyle yazıyor: "Kur'an, Hz. Peygamber zamanında sahifelerde ve kişilerin sinelerinde (hafızalarında) perakende ve dağınık bir haldeydi. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) vefatından hemen sonra Ali b. Ebu Tâlib (a.s.) onu ayetlerin iniş sırasına göre toplayıp düzenledi. Bu değerli kitapta saklı nice ilimler vardı ama ne yazık ki elimizde değil."1190 İbn-i Ebi'l-Hadid şöyle yazıyor: "Hz. Ali'nin (a.s.) Peygamber (s.a.v.) zamanında Kur'an hafızı olduğu ve ondan başka hiç kimsenin Kur'an'ın tamamına hafız olmadığı ve Peygamber (s.a.v.)'den sonra ilk Kur'an'ı toplayan şahıs olduğu, görüş birliğine varılmış bir konudur."1191 1188 İbn-i Nedim, el-Fihrist, s. 41, 42 1189 Suyuti, El-İtkan, c. 1, s. 58/İbn-i Sa'd, Tabakat'ul Kübra, c. 2, s. 101 1190 Kelbi, Teshili'l Ulum'it-Tenzil, c. 1, s. 4 1191 İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belâğa Şerhi, c. 1, s. 27
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’I TOPLAMASI VE TEFSİRİ (3)

    İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyuruyor: "Halktan hiç kimse Kur'an'ı nüzul sırasına göre topladığını iddia etmemiştir, etmişse de yalan söylemiştir. Ali b. Ebu Tâlib (a.s.) dışında hiç kimse, Kur'an'ı Allah'ın indirdiği şekilde hıfzedip toparlamamıştır."1192 Yine şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Ali (as) Kur'an'ı toparlayıncaya kadar omzuna aba almayacağına dair yemin etti. Sonra bu iş için bir müddet onlardan (zamanın hâkimlerinden) uzak durdu. Zamanı gelince yazmış olduğu Kur'an'ı bir parçaya sarılmış olarak herkes mescitte oldukları bir sırada mescide getirdi. Herkes Hz. Ali'nin (a.s.) bunca zaman sonra gelmesine hayret etmişlerdi. Onların arasına girince kitabı ortaya koyup şöyle buyurdu: "Peygamber (s.a.v.) buyurmuşlardı ki: `Ben sizin aranızda kendi yerime bir şey bırakacağım, eğer O'na yapışırsanız doğru yoldan sapmazsınız. O, Allah'ın Kitabı ve Benim İtret'im ve Ehl-i Beyt'im'dir.' Şimdi, bu Kitap'tır ve Ben de Ehl-i Beyt'im." Hz. Ömer kalkıp şöyle dedi: "Eğer Senin Kur'an'ın varsa onun benzeri bizde de vardır." Hz. Ali (a.s.) hücceti tamamladıktan sonra (delil ile mazeret yolunu kapadıktan sonra) kitabını alıp geri döndü." Başka bir rivayette ise Hz. Ali'nin şu ayeti okuyarak oradan ayrıldığı geçmektedir: "Sonra onlar Kur'an'ı arkalarına attılar ve onu çok ucuza sattılar ne de kötü bir ticaret yaptılar."1193 Bazıları demiştir ki: "Hz. Ali (a.s.)'ın Kur'an'ının kabul görmemesinin nedeni şuydu: Hz. Ebu Bekir Kur'an'ı açtığında Muhacirler ve Ensar'dan bazılarının yanlış davranışlarının bu kitapta yazılı olduğunu gördü. Bunun, maslahata uygun olmayacağı korkusuyla onu reddetti."1194 "İmam Ali, Peygamberimizin vefatından sonra insanlarda dine 1192 Biharü'l Envar, c. 92, s. 88 1193 El İtikad Fi Mebleğ'il Kur'an, s. 93 1194 Taberi, el-İhticac c. 1, s . 22; Kummi, Besair'ud-Derecat c. 196; Biharü'l Envar c. 92, s. 42-43
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’I TOPLAMASI VE TEFSİRİ (4)

    karşı bir duymazlık, bir hafiflik gördü. Bunun üzerine Kur'an'ı toplamadıkça üzerine bir rida almamaya yemin etti. Evinden üç gün çıkmadı. Bu süre içinde Kur'an'ı cem etti."1195 "Hidayet Önderleri" eserinde anlatıldığına göre: Hz. Ali Kur'an'ı toplama işini tamamladıktan sonra mescitte toplanan insanların yanına gitti. Hazırladığı kitabı ortalarına koydu ve şöyle dedi: "Resulüllah buyurdu ki, aranızda iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldığınız sürece sapmazsınız. Biri Allah'ın Kitabı, diğeri benim soyum Ehl-i Beyt'imdir." İşte bu Allah'ın Kitabı'dır, ben de Peygamberin Ehl-i Beyt'iyim."1196 Ardından şöyle devam etti: "Yarın bizim bundan haberimiz yoktu" dememeniz için bunu yaptım. Kıyamet günü, sizi bana yardım etmeye çağırmadığımı, size hakkım olan şeyi hatırlatmadığımı, sizi Fatiha'dan sonuna kadar Allah'ın Kitabı'na çağırmadığımı söylemeyin."1197 Ömer, O'na şu karşılığı verdi: "Eğer senin yanında Kur'an varsa bizim yanımızda da aynısı vardır. Bizim ikinize de ihtiyacımız yoktur." Hz. Ali Kur'an'ı yazma girişimi konusunda şunları söylüyor: "Resulüllah'a inen hiçbir Kur'an ayeti yoktur ki bana okumuş ve yazdırmış olmasın. Ben de bu ayetleri yazardım. Resulüllah ayetlerin tevilini, tefsirini, nasıhini, mensuhunu, muhkemini ve muteşabihini bana öğretti. Allah'a onların anlamını bana öğretmesi için dua etti. Allah'ın Kitabı'ndan hiçbir ayeti unutmadım. Bana öğretip de yazdığım hiçbir bilgi aklımdan çıkmadı. Allah'ın kendisine 1195 El-Fihrist, İbn Nedim s. 30 1196 El-Menakıb, İbn Şehraşub c. 2, s. 41 1197 Kitab-u Süleym b. Kays s. 32
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’I TOPLAMASI VE TEFSİRİ (5)

    öğrettiği, helali, haramı, emri ve yasağı bana da öğretti. Geçmişte olmuş, gelecekte olacak olan bütün itaatleri ve isyanları bana da bildirdi. Ve ben bütün bunları ezberledim. Bunlardan tek bir harf bile unutmadım."1198 Hz. Ali'nin Kur'an bilgisi sahabenin ittifakla kabul ettiği bir konudur. "Kitap bilgisine sahip olan kimse Ali'dir" denmiştir.1199 Hz. Ali'nin sahabenin en bilgini olduğunda hiçbir tartışma yoktur. Şeyh Süleyman Belhi, Yenabi'ul Mevedde'nin 14. bâbında sayfa 74'de şöyle demektedir: Ebu Said Bahteri şöyle anlatıyor: Hz. Ali'yi Kûfe minberinde gördüm. Hz. Peygamberin yün elbisesini giymiş, sarığını takmış, kılıcına dayanmıştı. Sonra minbere oturup şöyle dedi: "Beni kaybetmeden bana sorun. Şüphesiz şu göğsüm ilimle doludur. Şu içim ilim yatağıdır. Bu Hz. Peygamberin ağzıma sürdüğü tükürüktür. Peygamber, bana böylece ilmin tanelerini yedirdi. Allah-ü Teala'ya and olsun ki oturup Tevrat ehline Tevrat'la, İncil ehline İncil'le, hüküm verecek olsam ve Allah da o iki kitabı konuşturacak olsa şöyle derler: "Ali sizlere bizim aramızda hak üzere hüküm verdi. Siz kitabı okuyorsunuz. Hala akletmeyecek misiniz?" Ahmed bin Hanbel Müsned'de, İbn-i Abbas'tan Hz. Ali'nin minberde şöyle buyurduğunu yazıyor: "Beni kaybetmeden, Bana Allah'ın Kitabı'ndan sorun. Her ayetin nerede nâzil olduğunu, dağda mı, yumuşak toprak da mı indiğini herkesten iyi bilirim. Bana fitneleri sorun. Her fitnenin ne zaman kopacağını ve onda öldürülecekleri bilirim."1200 1198 Kifyet'ul-Talib, el-Genci s. 199; El-itkân, Suyuti c. 2, s. 187; Biharü'l Envar s. 92-99 1199 Kunduzi, Yenabiü'l Mevedde c. 1, s. 307; İbn-i Şehraşub, Menakıb-i Ali b. Ebi Tâlib c. 2 s. 255 1200 İbn-i Hanbel, Müsned; Yenabiü'l Mevedde 14. Bâb, s. 74
  • HZ. ALİ’NİN MUSHAFI

    İmam Sâdık bu konuda şöyle buyuruyor: "Eğer Kur'an nâzil olduğu gibi (yani Hz. Ali'nin tefsir ve tertibi ile) okunsaydı bizim adımızı Kur'an'da bulacaktınız." Nazil olduğu şekilde denilmesindeki maksat özel diziliş, tefsir ve teviliyle yani Hz. Ali'nin tefsir ve tertibiyle okunmasıdır. Seyyid Şerefuddin şöyle yazıyor: "Ali, Hz. Peygamberin cenaze işlerin tamamladıktan sonra Kur'an'ı toplayıncaya kadar namaz dışında sırtına aba almayacağına yemin etti ve söylediği gibi de yaptı. Bu kitap bittikten hemen sonra Hz. Fâtımâ için bir kitap yazdı. Bu kitap Fâtımâ evlatlarınca "Mushaf-ı Fâtımâ" adıyla bilinmektedir. Bir takım örnek olaylar ve hikmetli sözlerden ibarettir. Daha sonra diyet hakkında bir kitap yazdı. Ve onu sahife olarak adlandırdı."1202 1202 Şerefuddin Amuli, Abdu'l-Hüseyin el-Müracaat s. 411
  • MUSHAF’IN ÖZELLİKLERİ

    Sûreler nüzul sırasına göre belirlenmiştir. Mensuh ayetler (hükmü kaldırılmamış), nâsih ayetlerden (hükmü kaldırılan) önce getirilmiştir. Ayetler hiçbir değişikliğe uğramadan, dikkatle yazılmıştır. Her ayet, harf harf aynen Hz. Peygamber'in okuduğu gibi yazılmıştır. Ayetler, Hz. Peygamber'in imlası, Ali'nin hattı ile yazılmıştır. Ayetlerin tefsiri, Allah tarafından nâzil olduğu kadar yazılmıştır. Ayetlerin tevili (asıl mânâ ve yorumları) onda zikrolunmuştur. Ayetlerin indirilmesinin nerede, ne zaman, ne maksatla oluğu, ayetten kimlerin kastedildiği bütün özellikleri zikredilmiştir. Bu özellikler "Ayetlerin Tenzili" diye adlandırılmıştır. Ehl-i Hak ve ehl-i bâtılın kimler olduğu, ayrıca Muhacirler'den ve Ensar'dan bazı kimselerin veya münafıkların işlediği suçlar da bu kitapta yazılmıştır.
  • MUSHAF’IN ÖZELLİKLERİ (2)

    Şehristani, "Metafih'ul-Esrar" kitabının giriş bölümünde şöyle yazıyor: "Hz. Ali kitabının metin ve haşiyelerden oluştuğu söylenmektedir."1203 Hz. Ali'nin mushafının tertibi, nüzul tertibiydi. Mushafın başında İkra, Müddesir, Kalem ve Müzemmil sûreleri yer almaktaydı. Bu yönüyle içerdiği tefsir ve tevillerle birlikte ele alındığında Hz. Ali'nin mushafının, Hz. Ali'nin telifi ve eseri olarak diğer mushaflardan tamamen farklı olarak değerlendirilmesi gerekir. Yani Hz. Ali'nin mushafının (her ayetin tefsir ve tevilini de içermesi bakımından) çoğunun Kur'an olmadığını söyleyebiliriz. Bu kitap sadece Kur'an ayetlerinin toplanılması olayı değil, başlı başına bir kitaptır. Seyid Şerefuddin Amuli şöyle yazıyor: "Ali Kur'an'ı nüzul sırasına göre toplamış ve ondaki nâsih ve mensuhu, umum ve hususu, mutlak ve mukayyedi, muhkem ve müteşabihi, azimet ve ruhsatı, sünnet ve adabı belirlemiş, nüzul sebeplerine işaret etmiş ve anlaşılması zor olan yerlere açıklamalar getirmişti... Anlaşılacağı üzere, Hz. Ali tarafından toplanmış, Kur'an daha çok bir tefsir niteliği taşımaktadır." İmam Câfer-i Sâdık, şöyle buyurmuştur: "Bizim Kaim'imiz (yani Hz. Mehdi) kıyam ettiğinde Kur'an'ın nâzil olduğu gibi okutulması için çadırlar kurduracak. O gün en zor gündür. Zira Kur'an, bugünkü tertip ve düzeninin dışında, bambaşka bir halde olacaktır."1204 1203 Şeyh Müfid, Evail'u-Makalat s. 55 ve el-Mesail'us-Serviye s. 79; Ş. Amuli, el-Müracaat s. 411 1204 Numani, El-Gaybet s. 318­319