• HİCRİ TAKVİMİN ORTAYA ÇIKMASI

    Hz. Ömer'in hilafetin 3. yılına kadar, Müslümanların bir tarih başlangıçları yoktu. Bu ise bazı sorunlar yaratmaktaydı. Halife İslam tarihinin başlangıcının belirlenmesi için sahabeyi topladı. Her birinin farklı bir görüşü vardı. Bazıları Peygamberin doğum gününü esas almak gerektiğini söylerken, kimi de Hz. Muhammed'in Peygamber olarak görevlendirildiği günün başlangıç tarihi olması teklifinde bulundu. Hz. Ali ise Hz. Peygamberin müşrik topraklarını terk edip, İslam topraklarına ayak bastığı günün tarihin başlangıcı olarak alınması teklifini sundu. Ömer, Hz. Ali'nin görüşünü beğendi ve Hz. Peygamberin hicretinin tarihi başlangıç olarak belirlendi. O günden sonra tüm belgeler, mektuplar ve senetler hicri yıla göre yazıldı.1213 1213 Tarih-i Yâkubi c. 1, s. 123; Tarih-i Taberi c. 2, s. 253; Kenzü'l-Ummal c. 5, s. 244; Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn Ebi'l Hadid c. 3, s. 113
  • HZ. ALİ’NİN ÇÖZÜMLEDİĞİ BAZI MESELELER

    İbn Sabbağ, El-Fusul'ul-Muhimme'nin 3. bölümünde, 18. sayfada şöyle yazıyor: "Adamın birini Ömer'in yanına getirdiler. `Nasıl sabahladın' diye sordular. Adam şöyle dedi: `Fitneyi sevdiğim, haktan hoşlanmadığım yahudi ve hıristiyanları tasdik ettiğim, görmediğim şeye iman ettiğim, yaratılmamış şeyi itiraf ettiğim halde sabahladım.' Ömer, Hz. Ali'yi çağırdı. Olayı kendisine anlattı. Hz. Ali şöyle buyurdu: `Doğru söylemiştir. Fitneyi sevmesinden maksat, Allah'ın Kur'an'da buyurduğu gibi çocukları ve malı sevmektir. Zira Allah şöyle buyurur: `Şüphesiz mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir.' Haktan hoşlanmamasındaki maksat ise fitnedir. Kur'an şöyle buyuruyor: `Ölüm sarhoşluğu hak ve hakikat olarak gelmiştir.' Yahudi ve hıristiyanları tasdik etmesinden maksat ise Allah'ın şu sözüdür:
  • HZ. ALİ’NİN ÇÖZÜMLEDİĞİ BAZI MESELELER (2)

    `Yahudiler, nasraniler bir şey üzere değildir, nasranîler de, yahudiler bir şey üzere değildir, dediler.' Yani yahudiler, hıristiyanların, hıristiyanlar da yahudilerin hak olmadığını ifade ediyor ve birbirlerin yalanlıyorlar. Bu adam da her ikisini tasdik ederek, onları bu konuda doğruluyor. Görmediği şeye iman etmesinden maksat, görmediği Allah'a iman etmesidir. Yaratılmamış şeyi itiraf etmesi ise kıyamettir ki, henüz yaratılmamıştır.' Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: Ali'nin olmadığı sorulardan Allah'a sığınırım." Bu olayı Muhammed b. Yusuf, Kifyet'ut-Talib'in 57. bâbında geniş bir şekilde Huzeyfe b. Yeman'dan o da Ömer'den rivayet ediyor. Hamidi, Cem'un Beyn'es-Sahihayn'da şöyle rivayet ediyor: "Ömer zamanında beş adamı getirip bunların bir kadınla zina ettiğini söylediler. Ömer, o beş kişinin hemen recmedilmesini emretti. O sırada camiye gelen Hz. Ali hükmü duyunca, Ömer'e burada Allah'ın hükmü, senin hükmünden farklıdır" dedi. Ömer, "Ey Ali, zina ettikleri sabittir, hükümleri de recmdir" dedi. Hz. Ali, "Zina hükmü insanlara göre farklıdır. Bu da farklı olan yerlerden biridir" buyurdu. Ömer, "O halde Allah'ın ve Resulü'nün hükmünü beyan et. Çünkü Peygamber defalarca, `Ali en bilgili olanınız ve en iyi hüküm vereninizdir' buyurmuştur" dedi. Hz. Ali o beş kişinin getirilmesin istedi. Birincisinin boynunun vurulmasını, ikincisinin recmedilmesini, üçüncüsünün yüz kırbaç, dördüncüsüne elli kırbaç, beşincisine de yirmi beş kırbaç vurulmasını emretti.
  • HZ. ALİ’NİN ÇÖZÜMLEDİĞİ BAZI MESELELER (3)

    Ömer şaşkınlık içinde şöyle dedi: "Ey Ali! Bu nasıl iş, bir mesele hakkında beş ayrı hüküm verdin?" Hz. Ali Şöyle buyurdu: "Birincisi zımmi idi. Müslüman kadınla zina ettiği için İslam zimmetinden çıkmıştı. İkincisi evliydi bu yüzden onu taşladık. Üçüncüsü bekârdı yüz kırbaç vurduk. Dördüncüsü köleydi. Haddin yarısını uyguladık. Beşincisi de akılsızdı bu yüzden yirmi beş kırbaç vurduk." Ömer şöyle dedi: "Ali olmasaydı Ömer helak olurdu. Ey Ali, senin olmadığın ümmet arasında bir gün yaşamak istemem." Yine bir gün Ömer'in yanına hamile bir kadın getirdiler. Kadın zina ettiğini itiraf etti. Ömer de bunun üzerine recmedilmesini emretti. Hz. Ali, Ömer'e şöyle dedi: "Senin hükmün kadın hakkında geçerlidir. Ama rahmindeki çocuk hakkında geçerli değildir." Hz. Ali'nin bu sözü üzerine kadını bıraktılar. Ömer şöyle dedi: "Kadınlar Ali gibi birini doğurmaktan acizdir. Eğer Ali olmasaydı, Ömer helak olurdu. Allah'ım Ali'nin hayatta olmadığı hiçbir karmaşık sorunda beni hayatta bırakma."1214 Rivayetlere göre Hz. Ömer hilafeti döneminde 70 kere "Ali olmasaydı Ömer helak olurdu" demiştir.1215 Hatta Hz. Ali'nin bir numaralı düşmanı Muaviye bile Hz. Ali'nin şahadetini duyunca şöyle dedi: "Ali b. Ebi Tâlib'in ölümüyle ilim ve fıkıh da öldü."1216 1214 Muhammed b. Yusuf Genci, Kifayet-ut-Talib 58. Bâb; Hamidi, Cem'un Beyn'esSahihayn; Süleyman, Belhi, Yenabiü'l-Mevedde 14. Bâb; İmam Fahr-i Razi, Erbain s. 476; Taberi, Riyaz'un-Nazre c. 2, s. 196; Hatib Harezmi, Menakıb s. 48; Muhammed b. Talha, Metalib'us-Süul s. 13; İmam'ul-Harem, Zehair'ül-Ukba s. 80 1215 İbn Sebbağ, Fusul'ul-Mühimme; Muhammed b. Talha, Metalib-us Suül; Ahmed b. Hanbel, Müsned; Harezmi, Menakıb; Süleyman Belhi, Yenabiü'l-Mevedde 1216 Ebu'l-Haccac Belvi, Elifba c. 1, s. 222
  • HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ

    Resulüllah zamanında Beytü'l-Mal'dan herkese eşit pay verilmekteydi. Ebu Bekir de bu uygulamayı devam ettirmişti. Ancak ikinci halife zamanında bu konuda farklı bir uygulamaya gidildi. Hz. Ömer dağıtım yaparken Taberi'nin ifadesiyle "kabile asabiyetini esas aldı."1217 Bu uygulamanın sonucu olarak, Arap olmayanlar Araplara karşı kin gütmeye başladılar. Nekş-i Vuaz der İslam adlı eserin 84. sayfasında şunları yazıyor: "Benim bazılarını bazılarından üstün tutmaktaki amacım, insanların kalplerine girebilmekten başka bir şey değildir. Eğer yeni yılda yaşarsam, hepinizin arasında eşitliği sağlayacağım ayrıcalıkları kaldırarak beyaz ve siyahı, Arap ve Acem'i bir tutacağım. Tıpkı Peygamber ve Ebu Bekir gibi..." Zira Hz. Ömer, halifeliğinin son zamanlarında birçok kişinin aşırı bir servete sahip olduğunu görmüştü. Ancak bu hatasını düzeltebilecek kadar uzun yaşamadı. Muğire b. Şube'nin kölesi Ebu Lu'lu tarafından öldürüldü. Olay şöyle gelişti: 1217 Tarih-i Taberi c. 3 s. 291-292
  • HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ (2)

    Firuz-i İrani (Ebu Lu'lu) her gün geçimi için gerekli olan parayı kazanmak zorunda olmakla beraber, efendisi Muğire'ye de her gün 2 dirhem vermekle mükellefti. Ebu Lu'lu bir gün çarşıda halife Ömer'e rastladı. Ve, "Muğire bana çok ağır bir yük yükledi" dedi. Halife ona, "Hangi işlerden anlarsın?" diye sordu. Ebu Lu'lu şöyle dedi: "Marangozluk, demircilik ve boyacılık." O zaman halife ona şöyle dedi: "Bu kadar mesleğe sahip olduğun için vermen gereken meblağ çok değil. Ben duydum ki, rüzgârla çalışan bir değirmen yapabilirmişsin? Benim için de böyle bir değirmen yapabilir misin?" Ebu Lu'lu bu sözlere çok öfkelendi. Ve Halifeye şöyle dedi: "Senin için öyle bir değirmen yaparım ki doğuda da batıda da eşi olmaz." Bu dolaylı bir ölüm tehdidi idi. Halife, Firuz'un (Ebu Lu'lu) yanındaki şahsa şöyle dedi: "(Bu İranlı) Hizmetçi beni ölümle tehdit etti." Ömer, Acemlere Medine'de oturma hakkı vermemekteydi. Firuz önceden izin almış olduğu için Medine'de yaşıyordu.1218 Hz. Ömer'in Acemlere hoşgörüyle bakmadığı ve onlardan hoşlanmadığı da tarihî kaynaklarda geçmektedir. Neticede Hz. Ömer, Ebu Lu'lu'nun hançeriyle yaralandı ve üç gün sonra da vefat etti. Halife hasta yatağında son anlarını yaşarken, herkes kendinden sonraki halifeyi seçmesi için ona telkinde bulunuyordu. Hatta bazıları oğlu Abdullah'ı halife tayin etmesin teklif ettiler. Ancak Ömer oğlunun liyakatsizliğini bildiğinden, "Hattab ailesinden hilafet için bir kişi yeter" diyordu.1219 1218 Müruc'ez-Zeheb c. 1, s. 42 1219 El-İmame Ve's-Siyase c. 1, s. 22
  • HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ (3)

    Daha sonra şunları söyledi: "... Hilafet için kararı şu adamlar versin: Ali, Osman, Abdurrahman, Sa'd, Zübeyr ve Talha. Bunlar içlerinden birini halife olarak seçsinler. Siz de seçilen kimseye en güzel şekilde yardımcı ve destek olun."1220 Daha sonra Muhammed b. Mesleme'yi çağırdı ve ona şöyle dedi: "Benim defin merasimimden döndükten sonra elli silahlı adamla birlikte, bu altı kişiyi bir evde topla ve bir kişiyi halife seçinceye kadar askerlerle birlikte o evin etrafında bekle. Eğer beşi aynı görüşte olur da biri muhalefet ederse o tek kişinin boynunu vur. Eğer dört kişi bir olur da iki kişi muhalefet ederse iki muhalifi öldür. Ancak bu altı kişi üçer üçer ayrılırlarsa aralarında Abdurrahman'ın olduğu grup haktır. O zaman diğer üç kişiyi de ona uymaya çağır. Bu davete uymazlarsa onları yok et. Eğer bu altı kişi üç gün boyunca bir karar alamazsa hepsini idam et ve Müslümanları kendi rehberlerini seçmekte serbest bırak." Bu arada Ensar'ın ileri gelenlerinin de seçim işini izlemek üzere hazır bulunmalarını emretti. Ancak onların seçim işinde bir yetkileri olmayacaktı.1221 Bu noktada akla gelen soru şudur: Ömer gibi Gadr-i Hum'a birebir şahit olan ve Hz. Peygamberin Hz. Ali'yi kendinden sonraki halife olarak tayin ettiğini duymuş biri olarak hilafeti direkt olarak Hz. Ali'ye bırakmaktan neden uzak durmaktadır? Ki Gadr-i Hum günü Hz. Ali'yi ilk tebrik edenlerin başında Hz. Ömer gelmekteydi. Bunun cevabını Taberi'nin, Tarihi'nde Ömer ile İbn Abbas'ın aralarında geçen konuşmalarda bulabiliriz. 1220 Tarih-i Taberi c. 3, s. 293; El-Kâmil fi't-Tarih c. 3, s. 66 1221 Tarih-i Taberi c. 3, s. 294; Tabakat, İbn Sa'd s. 3, s. 261; El-İmame ve's-Siyase s. 42; ElKâmil fi't-Tarih c. 3, s. 68
  • HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ (4)

    Ömer, İbn Abbas'a hitaben, "Allah'a yemin ederim ki senin arkadaşın (Ali) Resulüllah'tan sonra bu işe en layık kimseydi. Ancak biz iki şeyden dolayı O'nun halife olmasından korktuk." İbn Abbas: "Hangi şeylerden dolayı?" Ömer: "Yaşının genç olmasından ve Abdülmuttaliboğullar'na olan sevgisinden korktuk." Yine bir toplantıda Ömer, İbn Abbas'a şöyle der: "Ey İbn Abbas! İnsanların size halifeliği vermelerine neyin engel olduğunu biliyor musun?" İbn Abbas, "Hayır, ey mü'minlerin emiri" dedi. Ömer, "Fakat ben biliyorum" dedi. İbn Abbas, "Nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Hz. Ömer şu karşılığı verir: "Kureyş, peygamberliğin ve halifeliğin sizde birleşmesini istemedi. Çünkü o zaman bütün iyilikleri ve meziyetleri kendinizde toplayarak insanlara üstünlük taslardınız. Bu yüzden Kureyş, duruma baktı ve bir seçim yaptı, başardı ve isabet etti." İbn Abbas ona şu karşılığı verir: "Mü'minlerin emiri öfkesini tutabilecek mi?" Ömer ona kızmayacağına dair güvence verir ve "istediğini söyle" der. İbn Abbas şunları söyler: "Senin Kureyş istemedi sözüne gelince... Yüce Allah bir kavim hakkında şöyle buyurmuştur:
  • HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ (5)

    "Onlar Allah'ın indirdiğini istemediler. Böylece amelleri boşa gitti."1222 "Bütün iyilik ve meziyetleri kendinizde toplardınız" sözüne gelince... Eğer biz halifelikle üstünlük taslayacak olsaydık, Hz. Peygamber'in akrabası olmakla üstünlük taslardık. Fakat biz öyle bir topluluğuz ki, Resulüllah'ın ahlakına sahibiz. Allah, O'nun hakkında şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Sen büyük bir ahlak üzeresin."1223 "Sana tâbi olan müminlere (alçak gönüllülükle) kanadını indir"1224 "Kureyş bir seçim yaptı" sözüne gelince... Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Rabbin dilediğini yaratır ve seçer, onların seçme hakkı yoktur."1225 Sen de biliyorsun ki, ey mü'minlerin emiri, Allah, kullarından seçtiğini seçmiştir. Eğer Kureyş, Allah'ın baktığına baksaydı, o zaman başarılı olur ve isabet etmiş olurdu. Ömer bir süre düşünür (Bu sözler canını sıkmıştır) ve şöyle der: "Yavaş ol, siz Haşimoğulları'nın kalbi, Kureyş'in işlerini karıştırmaktan başka bir şey düşünmüyor. İçiniz de Kureyş'e yönelik yok olması mümkün olmayan bir kin vardır." İbn Abbas şöyle cevap verir: "Haşimoğulları'nın kalplerini karıştırıcılıkla suçlama. Onların kalpleri Allah tarafından arındırılmış ve temizlenmiş Hz. Peygam1222 Muhammed, 9 1223 Kalem, 4 1224 Şuara, 215 1225 Kasas, 68
  • HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ (6)

    berin kalbindendir. Onlar, Allah'ın kendileri hakkında şöyle buyurduğu Ehl-i Beyt'tendirler: "Allah ancak siz Ehl-i Beyt'ten kötülükleri gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister."1226 İbn Abbas ardından şöyle devam eder: "Kine gelince... Kendisine ait bir şey gasp edilmiş olan ve bu şeyin başkasının elinde olduğunu gören insan kin tutmaz mı?" Ömer kızar ve bağırır ve şöyle der, "Duydum ki sen her yerde, `Bize ait olan hilafet kıskançlık ve zulümle elimizden alındı' diyormuşsun." İbni Abbas gerilemeden ve duruşunu bozmadan şöyle dedi: "Evet, kıskançlıktan elimizden alındı. Nitekim İblis de Adem'i kıskandı, onun cennetten çıkarılmasına neden oldu. Evet, zulümle alındı. Ey mü'minlerin emiri! Sen hak sahibinin Acemlere karşı, Resulüllah'tan dolayı Arapları haklı görmedin mi? Ve sen diğer Araplara karşı Resulüllah'tan dolayı Kureyş'i haklı görmedin mi? Biz de diğer Kureşyliler'den ve başkalarından daha fazla Resulüllah'a yakınız ve O'nunla ilgili bir şeyde daha fazla söz sahibiyiz." Ömer şöyle der: "Benden uzaklaş ey İbn Abbas." Ömer, onun kalkıp gitmek istediğini görünce bir kötülük etmesinden korkarak nazikçe şunları söyler: "Ey çekip giden adam! Ben senden gelen bütün olumsuzluklara rağmen senin hakkını gözetirim." İbni Abbas ona dönüp şöyle der: 1226 Ahzab, 33