• HZ.ALİ’NİN MUSHAFI NASILDI?

    Sureler nüzul sırasına göre tertip edilmişti. Mensuh ayetler (hükmü kaldırılmış) nâsih ayetlerden (hükmü kaldıran) önce getirilmiştir. Onda ayetler hiçbir değişikliğe uğramaksızın dikkatle yazılmıştır. Her bir ayet, harf harf aynen Hz. Peygamberin okuduğu şekilde yazılmıştır. Ayetler Peygamber'in imlası ve Ali'nin hattı ile yazılmıştır. Ayetlerin tefsirleri, Allah tarafından nazil olduğu kadarıyla yazılmıştır. Bu husus, "Tenzil'in Hakikati" diye adlandırılmıştır. Zira Allah tarafından gelen her vahiy Kur'an değildi. Bazıları tefsir niteliği taşımaktaydı. Bu mushafta umum-husus, mutlak-mukayyed, muhkem-müteşabih, nâsih-mensuh, azimet-ruhsat, sünnet ve adap ile ilgili açıklamalar da yazılmıştır.
  • HZ.ALİ’NİN MUSHAFI NASILDI? (2)

    Ehl-i hak ile ehl-i bâtılın kim oldukları, ayrıca Muhacirler'den ve Ensar'dan bazı kimselerin veya münafıkların işlediği suçlar da bu kitapta yazılmıştır. Şehristani, "Mefatih'ul Esrar" kitabının giriş bölümünde şöyle yazıyor: "Hz. Ali'nin kitabının metin ve haşiyelerden oluştuğu söylenmektedir."1205 1205 Şeyh Müfid Evail'ul Makalat s. 55; El-Mesail'us-Serviyye s. 79; Aştiyani, Behr'ul Fevaid, s. 99
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’INDA SÛRELERİN TERTİBİ

    Tarih-i Yakubi'de şöyle yazıyor: "Bazıları Ali b. Ebi Tâlib'in Hz. Peygamberin vefatından sona Kur'an'ı topladığını, devenin sırtına yükleyip, getirdiğini ve "Bu benim topladığım Kur'an'dır" dediğini söylemişlerdir. O, Kur'an'ı yedi cüzde toplanmıştı." Zamanın halifesi ve halk Hz. Ali tarafından toplanmış Kur'an'ı kabul etmedikleri için İmam Ali toplamış olduğu Kur'an'ı evine götürdü. Ancak bu mushafın ne olduğu hakkında bazı rivayetlerin dışında elde doğru düzgün bir bilgi yoktur. Bazı rivayetlere göre İmam Ali yazdığı Kur'an kabul edilmeyince, "Allah'a and olsun, bundan sonra onu bir daha göremeyeceksiniz! Benim görevim Kur'an'ı toplamak ve sizi bundan haberdar etmek idi" buyurdular.1206 Hz. Ali'nin Kur'an'ı toplama işinden anlaşılan Kur'an'ı metni, tefsiri ve teviliyle toplama işidir. Yani bir anlamda Kur'an'ın Allah'ın indirdiği şekliyle düzenlenmesidir ki bu sadece Ali ve evlatlarına aittir. Hz. Ali'nin mushafını, kendisinden sonra vasilik ve imamlık 1206 Feyzi Kaşani, Muhammed b. Murtaza, Tefsir i Safi, c. 1, s. 25
  • HZ. ALİ’NİN KUR’AN’INDA SÛRELERİN TERTİBİ (2)

    makamına haiz kimselerin (on iki imamın) birbirlerine miras bıraktıkları ve onu hiç kimseye göstermedikleri belirtilmiştir. Daha önce İbn-i Sirin'in bu kitabı araştırdığını ancak ulaşamadığını ifade etmiştik. İbn-i Ebi Nasr Bezenti'den şöyle rivayet ediliyor: "İmam Rıza, Kûfe'ye doğru götürülürken benim yanıma bir Mushaf gönderdi. Onu açtığımda "Beyyine" sûresini onda gördüm. Çok geniş yazılmıştı. Kureyş'ten yetmiş kişinin, adının babalarının adlarıyla orada yazılı olduğunu gördüm. Bir müddet sonra İmam'ın, kitabı geri istediği haberini aldım."1207 Bir rivayet de şöyle nakledilmiştir: "Mushafların çeşitliliği, Osman zamanında bir hayli arttığı için, Talha, Hz. Ali'den önceleri halka sunmuş olduğu Kur'an'ı niçin tekrar halka sunmadığını sordu. Hz Ali bu soruyu cevapsız bıraktı. Talha soruyu tekrar etti. O zaman İmam şöyle buyurdu: `Ey Talha! Kasıtlı olarak cevap vermedim. Acaba halkın bu okuduklarının hepsi Kur'an mıdır, yoksa Kur'an'dan olmayan bir şey var mıdır?' Talha, `Hepsi Kur'an'dandır' dedi. İmam, `Eğer bu kitabı alıp, amel edecek olursanız, ateşten kurtulmuş ve cennettekilere karışmış olursunuz' dedi. Talha, `O zaman Kur'an bize yeterlidir' dedi."1208 Burada akla şöyle bir soru gelebilir: İmam Ali halife olduktan sonra neden kendi yazdığı Kur'an'ı halka sunup, onları bunu okumaya davet etmedi? Hz. Ali, Hz Osman tarafından çoğaltılan Kur'an'ı bir mânâda onaylamıştı. Dolayısıyla halkın arasında gruplaşmalara yol açabilecek şeylerden uzak durmaya büyük özen gösteren Hz. Ali Kur'an'ın çoğaltılması işinde de aynı yolu izlemiş ve tefrikalara yol açmaması için kendi tertip ettiği Kur'an'ı halka sunmamıştır. 1207 Kuleyni, el-Kâfi, c. 2, s. 631; Biharü'l Envar, c. 92, s. 54 1208 Kitab-ı Selim b. Kays, s. 110; Biharü'l Envar, c. 92, s. 42
  • HZ. ALİ’NİN SAHİFESİ VE KİTABI

    Hz. Ali'nin sahifesi: Hz. Ali'ye ait kitaplardan biri de `Hz. Ali'nin Sahifesi'dir. Ehl-i Sünnet'in Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebu-Davud ve Müsned-i Ahmed gibi kaynaklarında bu kitaptan nakiller vardır. Bu sahife çok öz olarak yazılmıştı.1209 Hz. Ali'nin Kitabı: Hadisçiler arasında `Ali'nin Kitabı' adıyla meşhur olan başka bir kitap daha vardır ki birçok rivayetlerde bu eserden söz edildiği gibi Ehl-i Beyt mektebine mensup âlimler bu kitaptan istifade etmişlerdir. Bu kitap, Sahife, Camia, Cifr ve Sahife-i Camia gibi adlarla zikredilmiştir. Bu sahifenin 70 zira (35 metre) uzunluğunda olup, Hz. Ali'nin hattıyla yazıldığı ve kendisinden sonra Ehl-i Beyt imamlarına mi1209 Celali Hüseyni, Muhammed Cevad, Tevhid'us-Sünnet'iş-Şerife, Mektebu'l-Alam'ulİslam s. 52-61
  • HZ. ALİ’NİN SAHİFESİ VE KİTABI (2)

    ras kaldığı söylenmektedir. Bu kitapta kaşımak suretiyle deride oluşan tahrişin diyetine kadar büyük-küçük her hüküm yazılıdır.1210 Ehl-i Beyt imamlarından şöyle nakledilmektedir: "İlim bize mahsustur. Biz ilim ehliyiz. Bütün ilimler bizim yanımızda korunmuştur. Kıyamete kadar olacak her şeyin -hatta derideki bir kaşıntınınhükmü Peygamber'in imlası ve Ali'nin hattı ile yazılmış olarak bizim yanımızda mevcuttur.1211 Bu kitabın bir kısmı diyet ile ilgilidir. Bu bölüm, İbn-i Nasih'in kitabıyla tanınmıştır. Bu kitap hakkında çok şeyler söylenmiştir. Ancak Ali'nin mushafı bu iki kitaptan ayrıdır. Bu kitapların hangisinin ilk yazılmış olduğu da kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Mushaf'ın Hz. Peygamber döneminde yazıldığı, hatta Allah Resulü'nün onu bizzat imla ettiği hakkında birçok rivayet vardır. Eserimizi hazırlarken ağırlıklı olarak 12 imamın ifadelerini esas almamızdaki sebep burada ortaya çıkmaktadır. Olayları en doğru şekilde bizzat Ehl-i Beyt imamların ifadeleriyle ortaya koymaya çalıştık. 1210 Tevhid'us-Sünnet'iş-Şerife, Mektebet'ul-Alam'ul-İslam s. 62-76 1211 Tebersi, Fazl. b. Hasan, El-İhticac s. 155; Biharü'l Envar c. 44, s. 100
  • HZ. ÖMER DÖNEMİNDE HZ. ALİ

    Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir döneminde olduğu gibi Hz. Ömer'in hilafeti döneminde de her konuda halifenin danıştığı bir merkez konumunda olmuştur. Öyle ki, rivayetlere göre Hz. Ömer halifeliği boyunca 70 defa "Ali olmasaydı Ömer helak olurdu" demiştir. Hz. Ömer döneminde, Hicret'in 14. yılında Kadisiyye'de İslam ordusu ile İranlılar arasında şiddetli bir savaş oldu. Müslümanlar galip geldi. İran ordusu komutanı Rüstem Ferruhzad öldürüldü. Bu zaferle Irak toprakları İslam hâkimiyetine girdi. İranlılar İslam ordusunun ilerleyerek ülkenin tamamını işgal etmesinden korkuyorlardı. İran hükümdarı, Firuzan komutasında 150 bin kişilik bir ordu hazırladı. Ve bu ordu teyakkuzda bekletilmeye başladı. Bu haber Ömer'e ulaşınca, camiye gidip halkı topladı ve onlara şöyle dedi: "Ey Muhacir ve Ensar topluluğu! Şeytan ordularını toplayarak
  • HZ. ÖMER DÖNEMİNDE HZ. ALİ (2)

    üzerinize gelmek ve Allah'ın nurunu söndürmek istemektedir. Şimdi sözü daha fazla uzatmadan ne yapmam gerektiği hakkında bana yol gösterin." Osman b Affan şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri! Bana göre Şam halkını Şam'dan, Yemen halkını Yemen'den hareket ettirin. Siz de Mekke ve Medine halkı ile yola koyulup Kûfe ve Basra halkı ile birleşerek büyük bir ordu ile müşriklerle savaşın. Çünkü Arap yok olduktan sonra sizin için bir şey kalmaz. En iyisi sen kendin savaşta hazır bulun." Hz. Ömer yine, "Görüşünüzü bildirin" dedi. Bu kez Hz. Ali ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Eğer Şam ahalisini Şam'dan hareket ettirirsen, Rumlar gerideki kadın ve çocuklara saldırır. Yemen halkını hareket ettirirsen Habeşliler geride kalan kadın ve çocuklara saldırırlar. Eğer Mekke ve Medine Müslümanlarını hareket ettirirsen fırsat gözleyen çevre Araplar Müslüman kadın ve çocuklara saldırır. Böyle olunca da senin sıkıntın şimdikinden çok olur. Sen, Acem ordusunun çokluğu ve kalabalıklığını anarak endişelerini dile getirdin. Söylemem gerekir ki, Resulüllah zamanında bizler ordunun kalabalıklığı ile savaşmıyorduk. Allah'ın yardımları ile savaşıyorduk. `Bütün Acem birleşerek Müslümanlar üzerine yürümektedir' haberine gelince, Allah bu işi senden daha çok sevmemektedir. Sevmediği işi bertaraf etmede O, daha layıktır. Acemler seni görünce işte Arab'ın kökü budur, eğer bunu yok ederseniz Arab'ın kökünü kazıyacaksınız diyerek, seni yok etmek için hırsları daha da artacak ve sertleşeceklerdir. Sonuçta onları kendin kışkırtacaksın, bir bütün olmalarını sağlayacaksın. Şimdiye kadar onlara yardım etmeyen de yardıma kalkışacaktır.
  • HZ. ÖMER DÖNEMİNDE HZ. ALİ (3)

    Benim görüşüm ise şu: Bu insanları yerlerinden oynatma. Basra halkına yaz. 3 grup olsunlar. Bir grup kadın ve çocukları korumak için Basra'da kalsın. İkinci grup anlaşmalı olan ehli zimme kâfirlerini anlaşmalarını bozmamaları için korumaya alsınlar. Üçüncü grup ise kardeşlerinin yardımına gitsin." Halife, Hz. Ali'nin bu sözlerini ve görüşlerini çok beğendi ve şöyle dedi: "Ali'nin çözmek için hazır bulunmadığı bir sorunla karşılaşmaktan Allah'a sığınırım."1212 1212 İbn-i Esir, el-Kâmil c. 3, s. 8; Taberi, Tarihü'l-Ümemi ve'l-Muluk c. 4, s. 237; Hafız İbn Kesir, el-Bidaye ven'Nihaye c. 7, s. 107; Askalani, el-İsabe c. 2, s. 509; İbn-i Abdü'l-Birr, elİstiab c. 3, s. 39; Nehcü'l-Belağa 147. Hutbe