• HZ. ÖMER’İN VEFATI VE HALİFE TAYİNİ (7)

    "Benim senin ve diğer bütün Müslümanların üzerinde Resulüllah'tan dolayı bir hakkım var. Kim bu hakkı korursa, kendi hakkını korumuş olur. Kim bu hakkı zâyi ederse, kendi hakkını zâyi etmiş olur."1227 Konuya geri dönersek, hasta yatan halifenin yanından ayrılan Hz. Ali kendisinin hilafetten uzaklaştırılması amacına yönelik bir plan hazırlandığını anlamış ve çok üzülmüştü. Yolda amcası Abbas'la karşılaştı. Ona, "Ey amca! Hilafet yine bizden uzaklaştırıldı" dedi. Abbas, "Bunu nereden biliyorsun?" diye sorunca, Hz. Ali şu cevabı verdi: "Osman Benimle bir tutuldu. Ayrıca Ömer `Çoğunlukla beraber olun. Eğer iki kişi birini, iki kişi de birini desteklerse, Abdurrahman b. Avf'ın yer aldığı yeri destekleyin' dedi. Sa'd amcasının oğlu Abdurrahman'a muhalefet etmez, Abdurrahman, Osman'ın dünürüdür. Bunlar ihtilaf etmezler. Ya Abdurrahman Osman'ı ya da Osman Abdurrahman'ı halife yapar. Diğer ikisi Benimle beraber olsalar da, bunun Bana bir faydası olmaz."1228 Hz. Ali, Ömer'in teşkil ettiği bu şûra hakkında Şıkşıkıye hutbesinde şunları söylüyor: "Aman Allah'ım, o ne şûra! Birbirlerine benzer kişilerle bir tutulur oldum."1229 1227 Tarih-i Taberi c. 3, s. 289-290 1228 Tarih-i Taberi c. 5, s. 226 1229 Şıkşıkiye Hutbesi, Şerh-i Nehcü'l-Belağa
  • ŞÛRA’NIN TOPLANMASI

    Hz. Ali'nin şûra konusunda düşündükleri ve söyledikleri aynen çıktı. Ömer'in defin merasimi bittikten sonra Muhammed b. Mesleme yanında silahlı adamlar olduğu halde, altı kişiyi bir evde topladı. Ve Hz. Ömer'in emrini bildirdi. Hz. Ali ile arası açık olan Talha, derhal Osman'ın tarafına geçti. Çünkü Hz. Ali ve Osman varken kimsenin kendisini halife seçmeyeceğini biliyordu. Bu yüzden Osman'ın tarafına geçerek Hz. Ali'nin şansını azaltmak istedi.1230 Zübeyr, Hz. Ali'nin halasının oğlu idi. Bu yüzden Hz. Ali'nin safına geçti. Sa'd b. Ebi Vakkas ise Abdurrahman'ın yanında yer aldı. Çünkü ikisi de Zühre kabilesindendi. Bunun üzerine Abdurahman b. Avf Hz. Ali ve Osman'a şöyle dedi: "İkisizden biri hakkını diğerine bırakarak onun tarafına geçmeye hazır mı?" Her ikisinden de ses çıkmayınca şöyle dedi: "Ben ikinizden birini seçmek için hilafet sahnesinden çekiliyorum." Sonra Hz. Ali'ye hitaben şöyle dedi: 1230 Talha'nın Hz. Ali ile olan ihtilafının sebebi şuydu: Talha da Ebu Bekir gibi Teym kabilesindendi. Ebu Bekir halife olunca Haşimoğulları ile Teym kabilesi arasında şiddetli bir gerginlik meydana geldi. Ve bu gerginlik yıllarca sürdü.
  • ŞÛRA’NIN TOPLANMASI (2)

    "Eğer Allah'ın Kitabı'na, Peygamber'in sünnetine ve halifelerin tarzına göre amel edersen sana biat ederim." Hz. Ali son şartı kabul etmedi ve şöyle dedi: "Ben Allah'ın Kitabı'na, Peygamberin sünnetine göre ilmim ve içtihadım ile amel etmek şartıyla senin biatini kabul ederim." Abdurrahman aynı teklifi Osman'a yaptı ve O hemen "evet" diye cevap verdi. Bunun üzerine Abdurrahman elini Osman'ın elinin üzerine koyu ve onu mü'minlerin emiri unvanıyla selamladı. Bu haber dışarıda bekleyen Müslümanlara iletildi. Bunun üzerine Hz. Ali, Abdurrahman'a dönerek şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, bunu yapmanın tek nedeni ikinizin arkadaşının (Ömer'in diğer arkadaşından (Ebu Bekir) umduğu şeyi, senin de Osman'dan ummandır. Allah aranıza pis kokulu ıtır serpmiştir. Fakat Ümit ediyoruz ki Yüce Allah sizin aranıza tefrika ve ayrılık soksun."1231 Görüldüğü gibi Hz. Ömer'in teşkil ettiği şûra kendi içinde tarafsız eğildi. Tam bir hısımlık ve kabilecilik ruhu hâkimdi. Böyle bir topluluktan sıhhatli bir karar çıkması mümkün değildi. Hz. Ali bu Şûra'da olanlar hakkında Şıkşıkiye hutbesinde şunları söylüyor: "Uzun bir zaman, çetin mihnetlere düştüm ve sabrettim. Derken O da (Ömer) yoluna düzüldü. Halifeliği bir topluluğa bıraktı ki Ben de onlardan biriyim sanıldı. Allah'ım Sana sığınırım! Nasıl bir şûra? Onlardan benim hakkımda birincisiyle ilgili (Ebu Bekir) ne vakit bir şüpheye düşen oldu ki bu çeşit kimselere katıldım Ben? Fakat inerlerken onlarla indim, uçarlarken onlarla uçtum. İnişte, yokuşta onlarla oldum. İçlerinden biri (Sa'd) hasedinden gerçeklerden saptı, öbürü (Abdurrahman) damadı olduğundan ona uydu. Benden yüz çevirdi. Öbürleri de (Talha ve Zübeyr) öyle işler ettiler ki anmak bile çirkin..." 1231 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn Ebi'l Hadid c. 1, s. 188
  • HZ. ALİ’NİN ŞÛRA’YA KATILMA SEBEBİ

    Hz. Ali sonuçlarını önceden bildiği halde bu şûraya katılmıştı. Çünkü Ömer, halifeliğin ve peygamberliğin aynı ailede birleşmeyeceğine inanıyordu. Hayatı boyunca bunu savunmuştu. Ancak son anlarında Hz. Ali'yi de halife adaylarının arasına sokmuştu. Bu ciddi bir çelişkiydi. Hz. Ali bu konuda şunları söylüyor: "Ben diğerleriyle beraber şûraya katılıyorum. Çünkü Ömer Beni halifeliğe layık gördüğünü gösterdi. Oysa daha önce, "Resulüllah, peygamberlik ve imamlık aynı ailede toplanmaz dedi" diye iddia etmekteydi. Bu şûraya katılıyorum ki, insanlar onun yaptığı ile dediği arasındaki çelişkiyi görsünler."1232 Hz. Ali, Osman kesin olarak halife seçildiğinde ise şöyle demişti: "Ey insanlar! Benim bu işte başkalarından daha çok hak sahibi olduğumu biliyorsunuz. Ama iş gördüğünüz sonuca gelip dayandı. 1232 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l Hadid c. 1, s. 186
  • HZ. OSMAN DÖNEMİ VE HZ. ALİ

    Hz. Osman Emeviler'e mensuptu. Onun halife olması Emevioğulları arasında adeta bir bayram coşkusu yaratmıştı. Ebu Süfyan derhal Osman'ın evine giderek orayı hınca hınç doldurmuş olan Ümeyyeoğuları'na sordu: "İçinizde sizden olamayan biri var mı?" Onlar, "yok" dediler. Bunun üzerine Ebu Süfyan şöyle dedi: "Ey Ümeyyeoğulları! Bu makamı top gibi birbirinize atın. Ebu Süfyan'ın yemin ettiğine and olsun ki, ne cennet vardır ne de cehennem! Hesap vermek ve ceza görmek de yok. Ben bu egemenliği sizin için arzu ediyordum. Bu egemenlik artık miras olarak sizin çocuklarınıza yetişecektir"1234 Sonra Hz. Hamza'nın kabrinin başına gitti. Mezarı tekmeleyerek şöyle dedi: "Ey Ebu Ammare! Uğruna kılıcınla bizimle vuruştuğun din şu anda bizim çocuklarımızın elinde bir oyuncak oldu. Oynuyorlar onunla..."1235 1234 Mürucu'z-Zeheb, c. 1, s. 440 1235 El-Gadir c. 8, s. 278; el-İstiab, c. 2, c. 690; Tarih-i İbn Asakir, c. 6, s. 407; el-Eğani c. 6, s. 335
  • HZ. OSMAN DÖNEMİ VE HZ. ALİ (2)

    Hz. Osman iktidara geldiğinde 70 yaşını geçmişti. Akrabalarına çok düşkündü, onları devamlı surette kayırıyordu. Kendinden önceki iki halifenin uygulamalarını devam ettirmeye söz vererek hilafete geçmişti; ancak bunu yapmadı. İbn Haldun, İbn Hallikan, İbn Asem-i Kûfi, Mesudi, İbn Ebi'l­ Hadid gibi âlimlerin ifadesine göre: "Osman b. Affan hilafet makamına geçtiğinde Resulüllah'ın sünneti ve Şeyheyn'in (Ebubekir ve Ömer) siretine aykırı hareket etti." Beytü'l-Mal'dan Ümeyyeoğulları'na yüksek meblağda para ve mal dağıtıyordu. "... Osman kendi zamanında fethedilen Ermeni şehirlerinin humusunu (hiçbir şer'i cevaz olamadan) Mervan'a bağışladı. Bunun yanında Beyt'ül-Mal'dan Mervan'a nakit bin dirhem bağışladı. Abdullah b. Halid'e dört yüz bin dirhem, Resulüllah'ın sürgün ettiği Ebu'l As'a yüz bin dirhem, Ebu Süfyan'a iki yüz bin dirhem bağışladı."1236 1236 Mesudî, Müruc'uz-Zeheb, c. 1, s. 433
  • HAKEM B. EBU’L AS KİMDİR?

    Hakem b. Ebu'l-As, Hz. Osman'ın amcasıydı. Taberi, İbn-i Esir ve Belazuri Ensab'ın 5. cildinin 17. sayfasında şöyle yazıyorlar: "Hakem b. Ebi'l As cahiliye döneminde Resulüllah'ın komşusuydu. O dönemde Peygamberi çok incitiyordu. Mekke'nin fethinden sonra Medine'ye gelerek zahirde İslam'ı kabul eti. Ancak sürekli olarak toplumda Peygamberi tahkir etmeye çalışırdı. Resulüllah yürüdüğünde Hakem, Hz. Peygamberin peşine takılarak gözü, eli, ağzı, burnu ile taklit ve maskaralıklar yapardı. Hatta namazda bile bir takım hareketler yaparak Hz. Peygamberi aşağılamaya çalışırdı.. Resulüllah bu hareketlerinden dolayı ona beddua etti. O kriz geçirip, ahmaklaştı ve yarı deli oldu. Bir gün özür dilemek için Resulüllah'ın evine gitti. Hz. Peygamber dışarı çıkarak, "Kimse onun adına özür dilemesin, O, oğlu Mervan ve diğer aile fertleri Medine'yi terk etmelidirler" buyurdu. Böylece Resulüllah'ın emriyle Taif'e sürüldüler. Ebubekir ve Ömer devrinde Osman onlar için aracı olup, Medine'ye döndürülmelerini istediyse de Ebubekir ve Ömer kabul etmeyip şöyle dediler: "Resulüllah'ın kovduğu ve sürdüğü kimseleri biz geri getirmeyiz."
  • MERVAN B. HAKEM

    Mervan, babası Hakem b. Ebi'l As birlikte Mekke fethi günü Müslüman olmuştur. Babası sürgün edilince o da Taif'e gitmiş Hz. Osman halife seçildiğinde onu Medine'ye getirmiştir. Hz. Osman Mervan'a kızını verdi ve onu katiplik görevine atadı. Kâtiplik görevi, devletin sekreterliği ve halifenin mührünün taşıyıcılığı vazifelerini kapsıyor ve büyük bir önem arz ediyordu. Mervan, Hz. Osman'ın danışmanıydı.1237 Tarihî kayıtlara göre Mervan, zeki, cesur, hırslı ve hileci bir karaktere sahipti.1238 İbn-i Sa'd, Tabakat'ta1239 şöyle yazıyor: "İnsanlar Mervan b. Hakem'i kendisine yaklaştırdığı ve onun sözlerini dinlediği için Hz. Osman'ı ayıplıyorlardı. Halk, Hz. 1237 Ahmet Çelebi, Örnek Halifeler Dönemi s. 60 1238 Zehebi, Siyer-u A'lâm, c. 3, s. 477 1239 c. 4, s. 125
  • MERVAN B. HAKEM (2)

    Osman'a isnad edilen pek çok hususu onun emretmediğine, bu yapılanların ancak Mervan'ın şahsi görüş ve tasarrufu olduğuna inanıyorlardı." Hatta İbn Kuteybe, Hz. Osman'ın Fedek'i Mervan'a ikta olarak verdiğini kaydetmektedir.1240 Zehebi'nin ifadesine göre; Mervan b. Hakem, Hz. Osman'ın hilafeti boyunca sürekli Hz. Ali'yle sürtüşme halindeydi. Çoğu kez onunla münakaşa etmişti. Halk aynı zamanda, halifenin İslam topraklarına atadığı valilerin icraatlarından da memnun değildi. Hicret'in 35. yılında, Osman'ın halifeliği döneminde, Mısır ve diğer bölgelerden yaklaşık 900 kişilik bir grup Medine'ye gelerek valilerinin icraatlarını şikayet etmişler ve bu kişilerin görevlerinden azledilmelerini istemişlerdi. Bu esnada Medine'de çeşitli huzursuzluklar meydana gelmişti. Hz. Osman, Hz. Ali'ye gelerek bu karışıklığı gidermek için yardın istedi. Hz. Ali ona şöyle dedi: "Bu karışıklığın sebebinin ne olduğunu biliyor musun? Bunlar hep Mervan b. Hakem, Said b. El-As, Abdullah b. Amir ve Muaviye sayesinde olmuştur. Sen bu kişilerin sözünü dinliyor, bizimkini dinlemiyorsun." Hz. Osman, "Bundan sonra sizinkini dinleyeceğim" deyince Hz. Ali, Muhacir ve Ensar'ın ileri gelenlerinden bir grupla Mısır'dan gelen heyetin yanına gidip onlarla konuştu.1241 Hz. Osman, Hz. Ali'nin aracılığıyla Mısır, Kûfe, Basra valilerini değiştireceğine dair söz verince heyetler Medine'den ayrıldılar. Hz. Ali bu işe kefil olmuştu. Mısırlılar isteklerin yerine getiren ve kendilerinin teklif ettiği Muhammed b. Ebi Bekir'i Mısır valiliğine tayin eden Osman'dan razı olarak Medine'den ayrıldılar. 1240 İbn Kuteybe, el-Ma'arif, s. 112 1241 Belazuri, Ensab, c. 5, s. 59-69; Taberi, Tarih, c. 5, s. 367-368