• HZ. AİŞE’NİN DURUMU (2)

    Hz. Osman'ın hilafeti boyunca bu şekilde bir tavır sergileyen Hz. Aişe, Hz. Osman şehit edildikten ve Hz. Ali halifeliğe seçildikten sonra aniden tavır değiştirmiş ve şöyle demeye başlamıştır: "Osman mazlum olarak öldürüldü. Vallahi onun kanını talep edeceğim, benimle kıyam edin!" "Osman'ın ölüm haberini alan Hz. Aişe'ye getiren şahıs bile kendisine şöyle dedi: "Sen sözünü değiştiren ilk kişisin. Düne kadar diyordun ki, `Bu Nasel öldürülmelidir. Çünkü o Allah'ın dinine karşı gelmiştir.' Fakat şimdi onun mazlumca öldürüldüğünü söylüyorsun." Hz. Aişe o şahsa şöyle dedi: "Onlar tevbe ettikten sonra halifeyi öldürdüler. Ve benim ikinci sözüm birinci sözümden daha doğrudur." Sonra Hz. Aişe Mekke'ye döndü, mescidde kendine bir yer hazırlattı, etrafına bir perde çektirdi. Ve halka şöyle demeye başladı: "Osman günahsız ve masum idi. Ben onu öldürenlerden intikamını alacağım."1259 Bilindiği gibi Hz. Aişe böyle dedikten sonra ordu toplayarak Basra'ya hareket etmiş ve Cemel Savaşı vukû bulmuştur. Bu konuyu sonraki bölümlerde ayrıntılı olarak ele alacağız. İbni Ebi'l-Hadid, Ebi Mihnef Lut. b. Yahya Ezdi'nin Tarih'inden şöyle rivayet ediyor: Ümmü'l Mü'minin Hz. Ümmü Seleme, bu çelişkili davranışı karşısında Hz. Aişe'ye şöyle demiştir: "Daha düne kadar Osman'a sövüyordun. O'nu kınıyordun. Ona Nasel diyordun. Şimdi onun kanını bahane ederek Ali'nin karşısında kıyam mı ediyorsun?" 1259 Tarih-i Taberi c. 3, s. 477
  • HZ. ALİ’NİN OSMAN KARŞISINDAKİ TAVRI

    Hz. Ali, halife Osman dönemini şöyle anlatır: "Derken kavmin üçüncüsü (Osman) kalktı. Hem de bir halde kalktı ki iki yanı da yelle dolmuştu. İşi gücü yediğini çıkaracak yerle, yiyeceği yer arasında gidip gelmekti. Onunla beraber babasının oğulları da (Emeviler) işe giriştiler. Allah'ın malını, ilkbaharda devenin otları, çayır çimeni yiyip sömürmesi gibi yediler, sömürdüler. Sonunda onun da ipi çözüldü. Hareketi, tezce yaralanıp öldürülmesine sebep oldu. Karnının dolgunluğu onu bu hale getirdi."1260 Hz. Ali, Hz. Osman'ın ve Ümeyyeoğulları'nın icraatlarına tamamen karşıydı. Halifeyi bu gidişin kötüye varabilecek sonuçlarına karşı devamlı surette uyarmaktaydı. Ancak Hz. Osman'ın öldürülmesine ed asla razı olmamış son anlarına kadar Hz. Hasan ve Hüseyin'i halifeyi korumaları için evin kapısına dikmiştir. İsyancı gruplarla görüşerek Hz. Osman'la aralarını bulmaya gayret etmiş; ancak takdir-i ilahinin önüne geçilememiştir. 1260 Nehcü'l-Belağa; Şıkşıkiye Hutbesi
  • HZ. OSMAN’IN MUHASARA EDİLMESİ VE ÖLDÜRÜLMESİ

    Kûfe, Basra, Mısır v.s. bölgelerden gelen gruplar halifeyi yanlış icraatlarından men etmek maksadıyla Medine'de toplandılar. Belazuri, Ensabü'l-Eşraf'da şöyle yazıyor: "H. 34 yılında halifenin yönetimine muhalif olan şahıslar üç şehirden yani Kûfe, Basra ve Mısır'dan gelerek Mescidü'l-Haram'da toplandılar. Ve Osman'ın amelleri hakkında konuştular. Sonunda onlar şöyle bir karar aldılar: Bu toplantıda bulunan kimseler, halifenin kötü amellerinin şahidi unvanıyla şehirlerine dönüp kendileriyle hemfikir olan kişilerle bu konuda konuşarak gelecek yıl aynı yerde tekrar toplanacak ve halife hakkında bir karar alacaklardır. Buna göre eğer halife kötü amellerinden vazgeçerse serbest bırakılacak, aksi taktirde hilafetten indirilecektir." Bu olayın üzerinden bir yıl geçince yani H. 35 yılında Mâlik Eşter Kûfe'de oluşturulan bin kişilik bir topluluğun başında, Ha-
  • HZ. OSMAN’IN MUHASARA EDİLMESİ VE ÖLDÜRÜLMESİ (2)

    kem İbn-i Cebel Basralı yüzelli kişiden oluşan bir grubun başında; Kenane İbn-i Büşra-i Sekuni, Amr ve Budeyl-i Huzai'de dörtyüzü aşkın bir toplulukla beraber Medine'ye girdiler. Bu sırada halifeye muhalif olan Muhacir ve Ensar'ın oluşturduğu kalabalık bir grup da bu topluluk ile birleşti.1261 Mesudi ise şöyle yazıyor: "Abdullah İbn Mesud, Ammar b. Yasir ve Muhammed b. Ebu Bekir halife tarafından sevilmiyorlardı. Bu yüzden Ben-i Zuher kabilesi Abdullah'ın, Ben-i Mahzum kabilesi Ammar'ın ve Teym kabilesi de Muhammed b. Ebu Bekir'in taraftarlığı ile ayaklandı ve diğer kabilelerde onlarla birleşti. Sonra bu grup halifenin evini muhasara altına aldı. Mısırlı heyet ise halifeye şu mektubu gönderdi: "Allah hiçbir kavmin durumunu eğer o kavim kendisini değiştirmezse yenilemez. Allah'ı ve Allah'ın ahiretini unutma. Allah şahit olsun ki biz öfkeliyiz. Ve biz ancak Allah için hoşnut olur ve Allah için öfkeleniriz. Sen bu amellerinden vazgeçip, tevbe edene kadar bizler asla kılıçlarımızı kınına koymayacağız. Bu bizim sözümüz ve işimizdir."1262 Halife, evi muhasara edildikten sonra bu ayaklanmanın ciddiyetini daha iyi anladı. Muğire b. Şube ve Amr b. As'ı muhasaracılarla konuşmaları için dışarı yolladı. Ancak bu görüşü de isabetsizdi. Çünkü bu kişiler halk arasında hiç iyi şöhret yapmamış kimselerdi. Halk bu iki şahsi görünce daha da öfkelendi. Mugire'ye, "Ey fasık! Ey facir defol" diye bağırıyorlardı, Amr b. As'a ise güvenilir bir insan olmadığını söylüyorlardı. Bunun üzerine İbn-i Ömer'in telkinleriyle, Hz. Osman bu ayaklanmayı durdurabilecek tek kişinin Hz. Ali olduğunu anladı. Halife, Hz. Ali'den halkla arasını bulmasını rica etti. Ancak Hz. 1261 El-Gadir c. 9, s. 168 1262 Murucü'z-Zeheb c. 3, s. 88
  • HZ. OSMAN’IN MUHASARA EDİLMESİ VE ÖLDÜRÜLMESİ (3)

    Ali bunu bir şartla kabul etti. Buna göre halife İmam'ın kefil olduğu her şeyle amel edecekti. Hz. Ali ise halifenin Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetiyle amel edeceğine kefil oldu. İsyancılar Hz. Ali'nin hatırı için onun kefilliğini kabul ettiler. Ve şu anlaşma imzalandı: "Bu mektubu Allah'ın kulu Osman, ona itiraz eden kimselere yazmıştır. Halife bundan sonra Allah'ın Kitabı ve Peygamber'in sünnetine göre amel edecektir. O mahrumlara ihsanda bulunacak, korkanlara emniyet sağlayacak, sürgündekileri vatanına döndürecek ve İslâm ordusunu düşman topraklarında durdurmayacaktır. Ali b. Ebi Tâlib, mümin ve Müslümanların hâmisidir. Ve Osman bu anlaşmaya uymalıdır." Bu belgeyi, Zübeyr, Talha, Sa'd b. Ebi Vakkas, Abdullah b. Ömer, Zeyd b. Sabit, Sehl b. Hanif, Ebu Eyyub gibi kimseler şahit unvanıyla imzalamışlardır. Bu mektup H. 35 yılında Zilkade ayında yazılmıştır. Ve orada bulunan herkes bu mektubun aynısını yazıp şehirlerine götürmüşlerdi Bu olay sonunda halifenin evinden muhasara tamamiyle kaldırıldı. Ve giriş çıkış serbest bırakıldı."1263 Ayaklanmanın bastırılmasından sonra Hz. Ali halife ile bir kez daha konuştu ve şöyle dedi: "Halkla konuşmalı ve onları inandırmalısın. İnkılap dalgaları tüm İslâm ülkelerini kaplamıştır. Bu yüzden halkın tekrar sana karşı ayaklanması ve senin de tekrar benden yardım istemen mümkündür." Halife çıkıp halkla konuştu ve kötü işlerinden dolayı pişman olduğunu beyan etti. Daha önceki bölümlerde de ifade ettiğimiz gibi heyet Mısır'a gitmek üzere Medine'den çıkmıştı ki, Mısır'a giden bir köleyle 1263 El-Ensab c. 5, s. 62
  • HZ. OSMAN’IN MUHASARA EDİLMESİ VE ÖLDÜRÜLMESİ (4)

    karşılaştılar. Köle, Mısır Valisi'ne mektup gönderdiğini söylüyordu. Heyet köle ve mektupla Medine'ye geri döndü. Mektupta heyettekilerin öldürülmesi yazıyordu ve halifenin mührünü taşıyordu. Bunun üzerine işler yeniden kızıştı. Mektubu Mervan b. Hakem yazmıştı. Halifenin mührü de Ümeyyeoğulları'ndan Hemran b. Eban'ın elindeydi. Bu şahıs Basra'ya gidince mühür Mervan'ın eline geçmişti.1264 Bu olay üzerine Mısırlılar tekrar halifenin evini muhasara altına aldılar. Halifeyle yaptıkları mülakatta, Hz. Osman bu mektuptan haberi olmadığını söyledi. Heyetin başkanı ona şu cevabı verdi: "Eğer bu mektup senden habersizce yazılmışsa senin hilafet ve Müslümanların rehberliği makamına liyakatin yok demektir. O halde hemen hilafetten çekil." Hz. Osman ise şöyle dedi: "Allah'ın bana giydirdiği elbiseyi üzerimden çıkarmam!" Ümeyyeoğulları ise bu durumdan kendilerini değil, Hz. Ali'yi sorumlu tutuyorlardı. Mektubu yazan Mervan olduğu için, Mısırlılar halifeden Mervan'ı kendilerine teslim etmesini istiyorlardı. Ancak halife bunu kabul etmedi. Abluka gittikçe daralıyor, eve su girişine bile izin verilmiyordu. Ancak Hz. Ali, Haşimoğulları'ndan birkaç kişi vasıtasıyla zorla içeri su gönderdi. 1264 Murucü'z-Zeheb, c. 2, s. 344
  • HZ. OSMAN’IN MUAVİYE’YE MEKTUBU

    Halife, kuşatma altında bulunduğu sırada Muaviye'ye mektup yazdı ve yardım istedi. Fakat Muaviye, Hz. Peygamberin ashabına muhalefet edemeyeceğini söyledi. Hz. Osman başka kişilerden de yardım istedi. Ancak onlardan bir kısmı Medine'ye geldiğinde halife çoktan öldürülmüştü. Hz Ali, daha sonraları Muaviye'ye yazdığı bir mektupta, onun Hz. Osman'la ilgili davranışlarını şöyle anlatıyor: "Hangimiz Osman'a daha düşmanız ve onun öldürülmesine sebep olduk? Kendisinden yardım istediği halde gevşek davranıp kaderi gelinceye kadar eceli ona saçan kim?"1265 "... Yardımın sana faydası varken Osman'a yardım ettin, yardımın ona faydası varken onu yardımsız bıraktın..."1266 Muhasaracılar halifeyi öldürmek kararında değillerdi. Halifenin yiyecek ve suyunu kesmek suretiyle kendilerine teslim olmasını istiyorlardı. 1265 Nehcü'l-Belağa, s. 281 1266 Nehcü'l-Belağa s. 296
  • HZ. OSMAN’IN MUAVİYE’YE MEKTUBU (2)

    Ancak Mervan b. Hakem yanlış hareketleriyle olayların seyrini değiştirdi Mervan, Hz. Osman'ı isyancılara sövmeye teşvik ettiğinde İmam Ali kızgın bir şekilde Osman'a şöyle dedi: "Sen Mervan'dan memnun musun? Oysa onu memnun eden tek şey, seni dininden ve aklından saptırmaktır. Onun istediği serkeş bir deve gibi amaçsızca sürüklemektedir. Allah'a yemin ederim ki, Mervan dini ve nefsi itibariyle dikkate değer, olumlu ve hayırlı bir görüşe sahip değildir."1267 Hz. Ali, dediklerinde son derece haklıydı. Mervan, elinde kılıç çatışmaya girişip, ayaklananlardan Urve-i Leysi'yi öldürdü. Oradakiler de halifenin evine saldırdılar. Bu saldırı neticesi, Ümeyyeoğulları arkalarına bakmadan oradan kaçtılar. Halifenin ölümü Kenane b. Bişr-i Tecibi, Sevdan b. Himran, Amr b. Hemik, Umeyr b. Sabi'nin elinden oldu. Kendini Hz. Osman'ın üzerine atan hanımı Naile'nin parmakları kesildi. 1267 Tarih-i Taberi, c. 3, s. 397
  • HZ. ALİ’NİN TAVRI

    Hz. Osman muhasara altında olduğu dönemde; Hz. Ali, oğulları Hasan ve Hüseyin'i, halifenin kapısına nöbetçi olarak dikmişti. Ayrıca İbn-i Talha, Abdullah İbn Zübeyr, Abdullah b. Ömer de yanlarındaydı.1268 Hz. Osman'ın şehadet haberi Ashab-ı Kiram'a ulaştırıldığında herkes mescitteydi. Hz. Ali kendi oğullarına ve kardeşlerinin oğullarına şöyle dedi: "Siz kapıda beklerken Osman nasıl öldürüldü?" Sonra Hz. Hasan'a tokat attı. Ancak Hasan zaten yaralanmıştı.1269 Ardından Hz. Hüseyin'in göğsüne bir darbe vurdu. İbn Zübeyr ve İbn-i Talha'yı da azarladı. "Kahrolasıcalar!" dedi. Ve, "Allah'ım Ben onun kanından beriyim. Ne onu öldürdüm, ne de öldürülmesine meylettim" diye niyaz etti.1270 1268 Tabakat, İbn Sa'd c. 8, s. 128 1269 Hilafet-ü Ali s. 87 1270 Musannef, İbn Ebi Şeybe, c. 15, s. 209
  • HZ. ALİ’NİN TAVRI (2)

    Hz. Osman'ın öldürülmesiyle ilgili Nehcü'l-Belağa'da şu ifadeler yer almaktadır: "Bu işi emretmiş olsaydım, katil olurdum. Engellemiş olsaydım ona yardım eden olurdum. Bununla birlikte onu yardım eden, `Kendisinden daha hayırlı olduğum kimse onu yardımsız bıraktı' diyemez. Onu yardımsız bırakan da, `Benden daha hayırlı kimse ona yardım etmiştir' diyemez. Size onun durumunu özetleyeyim. Eline yetki geçti ve kötü icraatta bulundu. Siz de kaygılandınız ancak kötü tepki verdiniz. Ortaya icraat koyan hakkında da, kötü tepki veren hakkında da Allah'ın bir hükmü vardır."1271 Tarihçilerin ifadesine göre Hz. Osman Hicret'in 35. yılında Zilhicce ayında şehit edildi. Onun öldürülmesi ile Hz. Ali'ye biat edilmesinin arasında dört-beş gün gibi bir süre vardır. Bu süre tam bir kargaşa dönemidir. 1271 Nehcü'l-Belağa s. 55