ŞÛRA’NIN TOPLANMASI (2)
"Eğer Allah'ın Kitabı'na, Peygamber'in sünnetine ve halifelerin tarzına göre amel edersen sana biat ederim." Hz. Ali son şartı kabul etmedi ve şöyle dedi: "Ben Allah'ın Kitabı'na, Peygamberin sünnetine göre ilmim ve içtihadım ile amel etmek şartıyla senin biatini kabul ederim." Abdurrahman aynı teklifi Osman'a yaptı ve O hemen "evet" diye cevap verdi. Bunun üzerine Abdurrahman elini Osman'ın elinin üzerine koyu ve onu mü'minlerin emiri unvanıyla selamladı. Bu haber dışarıda bekleyen Müslümanlara iletildi. Bunun üzerine Hz. Ali, Abdurrahman'a dönerek şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, bunu yapmanın tek nedeni ikinizin arkadaşının (Ömer'in diğer arkadaşından (Ebu Bekir) umduğu şeyi, senin de Osman'dan ummandır. Allah aranıza pis kokulu ıtır serpmiştir. Fakat Ümit ediyoruz ki Yüce Allah sizin aranıza tefrika ve ayrılık soksun."1231 Görüldüğü gibi Hz. Ömer'in teşkil ettiği şûra kendi içinde tarafsız eğildi. Tam bir hısımlık ve kabilecilik ruhu hâkimdi. Böyle bir topluluktan sıhhatli bir karar çıkması mümkün değildi. Hz. Ali bu Şûra'da olanlar hakkında Şıkşıkiye hutbesinde şunları söylüyor: "Uzun bir zaman, çetin mihnetlere düştüm ve sabrettim. Derken O da (Ömer) yoluna düzüldü. Halifeliği bir topluluğa bıraktı ki Ben de onlardan biriyim sanıldı. Allah'ım Sana sığınırım! Nasıl bir şûra? Onlardan benim hakkımda birincisiyle ilgili (Ebu Bekir) ne vakit bir şüpheye düşen oldu ki bu çeşit kimselere katıldım Ben? Fakat inerlerken onlarla indim, uçarlarken onlarla uçtum. İnişte, yokuşta onlarla oldum. İçlerinden biri (Sa'd) hasedinden gerçeklerden saptı, öbürü (Abdurrahman) damadı olduğundan ona uydu. Benden yüz çevirdi. Öbürleri de (Talha ve Zübeyr) öyle işler ettiler ki anmak bile çirkin..." 1231 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn Ebi'l Hadid c. 1, s. 188
