HZ. ALİ’NİN MUSHAFI
İmam Sâdık bu konuda şöyle buyuruyor: "Eğer Kur'an nâzil olduğu gibi (yani Hz. Ali'nin tefsir ve tertibi ile) okunsaydı bizim adımızı Kur'an'da bulacaktınız." Nazil olduğu şekilde denilmesindeki maksat özel diziliş, tefsir ve teviliyle yani Hz. Ali'nin tefsir ve tertibiyle okunmasıdır. Seyyid Şerefuddin şöyle yazıyor: "Ali, Hz. Peygamberin cenaze işlerin tamamladıktan sonra Kur'an'ı toplayıncaya kadar namaz dışında sırtına aba almayacağına yemin etti ve söylediği gibi de yaptı. Bu kitap bittikten hemen sonra Hz. Fâtımâ için bir kitap yazdı. Bu kitap Fâtımâ evlatlarınca "Mushaf-ı Fâtımâ" adıyla bilinmektedir. Bir takım örnek olaylar ve hikmetli sözlerden ibarettir. Daha sonra diyet hakkında bir kitap yazdı. Ve onu sahife olarak adlandırdı."1202 1202 Şerefuddin Amuli, Abdu'l-Hüseyin el-Müracaat s. 411
