• FEDEK’E NEDEN EL KONULMUŞ OLABİLİR? (2)

    Ben: `Neden halife O'nu mutlak hakkından alıkoydu?' diye sordum. Bu soru üzerine üstadım tebessüm etti ve şöyle dedi: Eğer o gün halife O'nun konuşmasını kabul etseydi ve O'nun doğru sözlü olması hasebiyle şahit istemeden Fedek'i O'na verseydi, yarın bu durumu kocası olan Ali'nin (a.s.) yararına da kullanarak şöyle diyecekti: `Hilafete sadece Ali (a.s.) layıktır.' Bu durumda halife, hilafeti Ali'ye (a.s.) bırakmak zorunda kalacaktı. Halife O'nun doğru sözlü olduğunu biliyordu ama münazara ve talep kapısını kapatmak için O'nu mutlak hakkından alıkoydu." 478 Bir diğer neden de Hz. Ali'nin iktisadi mânâda kuvvetlenmesinden korkulması idi. Eğer hilafet konusunda hak iddia ederse, elinde güçlü imkanlar bulunması halinde kolayca bu makamı ele geçirebilirdi. Bu niyetle de Fedek'e el konulduğunun bir ispatı da bu konuda Hz. Ömer'in Hz. Ebu Bekir'e sarf ettiği şu sözlerdir: "İnsanlar dünyanın kullarıdır ve onların bundan başka da hedefi yoktur. Sen humus ve ganimetleri Ali'den al ve Fedek'i O'nun elinden çıkar ki, insanlar O'nun elinin boş olduğunu görünce sana döneceklerdir." 479 Halebî şöyle bir hadis nakleder: "Halife, Fâtıma'nın (a.s.) malikiyetini tasdik etti. Sonra ansızın Ömer içeri girdi ve şöyle dedi: `Bu mektup da nedir?' Halife: `Ben bu mektupta Fâtıma'nın malikiyetini tasdik ettim' dedi. Ömer: `Senin Fedek gelirine ihtiyacın var. Zira eğer yarın müşrik Araplar, Müslümanlar aleyhine kıyam ederlerse, sen hangi gelir ile orduyu donatacaksın' dedi. Sonra o mektubu yırttı." 480 478 Şerh-i Nehcü'l-Belağa, İbn-i Hadid, c. 16, s. 284 479 Nasih et-Tevarih, s. 122 480 Sire-i Halebî, c. 3, s. 400
  • FEDEK’E NEDEN EL KONULMUŞ OLABİLİR? (3)

    Hasan b. Muhammed b. Ali b. Ebi Tâlib (a.s.) şöyle diyor: "Ebu Bekir, Hz. Fâtıma (a.s.) ve Ben-i Hâşim'i, Zevi'l-Kurba hissesinden mahrum etti ve O'nu Sebilullah hissesine kattı. Onunla cihad için silah, deve ve katır alıyordu." 481 Kutbuddin Ravendî şöyle rivayet ediyor: "Peygamber (s.a.v.) Fedek'i yirmi dört bin dinara kiraladı. Bazı hadislerde bu miktar yetmiş bin dinar olarak nakledilmiştir. Bu konudaki ihtilaf Fedek'in her yılki gelirinin farklı olmasındandır." 482 Fedek arazisinden elde edilen gelirler İslam Devleti'nin savaş masraflarını karşılamaya yetecek kadar fazla idi. 481 Şerh-u İbn-i Hadid, c. 16, s. 231 482 Bihârü'l-Envâr, c. 16, s .216
  • FEDEK’E EL KOYAN HZ. EBUBEKİR, RESÛLULLAH’IN DİĞER MALLARINA DOKUNMAMIŞTIR

    Resûlullah'ın (s.a.v.) Fedek dışında bıraktığı malları olmasına rağmen Hz. Ebu Bekir sadece Fedek konusunda şahit aramış ve vermemekte ısrarcı davranmıştır. Geriye kalan mallardan birisi Resûlullah'ın (s.a.v.) evleri konusudur. Hanımlarının oturduğu evleri Hz. Ebu Bekir ellememiş, geri almayı düşünmemiştir. Bu evlerin Müslümanlara mı ait olduğuna veya Resûlullah (s.a.v.)'in kendi malı mı olduğuna dair şahit aramamıştır. Bazı alimler bu konuda Ebu Bekir'in Ahzab Sûresi'nde yer alan 33. ayete göre hareket ettiğini yazarlar: "(Ey Peygamberin kadınları) evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın..." Yine, Peygamberimizin (s.a.v.) şahsi eşyası diyebileceğimiz ve Ali (a.s.)'ın elinde bulunan yüzüğü, sarığı, kılıcı, biniti ve elbiselerini de `senin mi' sorgusuna girmeden Ali (a.s.)'da bırakmıştır.
  • FEDEK’E EL KOYAN HZ. EBUBEKİR, RESÛLULLAH’IN DİĞER MALLARINA DOKUNMAMIŞTIR (2)

    Hasan b. Ali El-Veşşa diyor ki: "Hz. Ali'ye, `Peygamber (s.a.v.) Fedek'ten başka bir şey de bırakmış mıydı?' diye sordum. Hz. Ali (a.s.): "Evet, Peygamberin (s.a.v.) Medine'de kendisine vakfedilmiş olan birkaç bağı, altı atı, Azba, Sahba ve Dicac adlarında üç dişi devesi, Şehba, Düldül isimlerinde iki katırı, Ya'fur adında bir eşeği, iki tane sağmal koyunu, kırk tane sağmal devesi, Zü'l-fekar adlı kılıcı, Zatü'l-Uzul isimli zırhı, Sehah adlı sarığı, iki tane Yemani hırkası, bir yüzüğü, Meşmuk isimli bastonu, hurma lifinden bir sergisi, iki tane abası ve birkaç tane deriden yastığı vardı ki kendinden sonra zırh, kılıç, sarık ve yüzüğün dışındaki ­ki bunları Resûlullah (s.a.v.) Ali b. Ebi Tâlib'e bırakmıştıbütün bunlar Hz. Fâtıma (a.s.)'a intikal etti' diye buyurdu." 483 Ebu Bekir'in "Müslümanların malıdır" diyerek iddiada bulunduğu ve Hz. Fâtıma (a.s.) hak iddia ettiğinde şahit istediği tek mal Fedek hurmalığı olmuştur. 483 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 122
  • HZ. FÂTIMA’NIN HZ. EBU BEKİR’E GAZAPLANMASI

    Bu konuda Buhari "Kitabu'l-Humus" adlı eserinde şöyle rivayet eder: "Resûlullah'ın kızı Fâtıma (a.s.) gazaba geldi, Ebu Bekir'e darıldı. Bu dargınlığı vefat edene kadar devam etti." 484 Yine Buhari şöyle yazmaktadır: "Fâtıma (a.s.) Ebu Bekir'e darıldı ve vefat edinceye kadar onunla konuşmadı." 485 Bu konuda bir rivayet de şöyledir: "Fâtıma (a.s.) ölüm döşeğinde Ebu Bekir ve Ömer'e şöyle dedi: Allah'ı ve meleklerini şahit tutuyorum ki, ikiniz Beni öfkelendirdiniz, Beni hoşnut etmediniz, eğer Peygamber-i Ekrem'i (s.a.v.) görecek olursam, ikinizi de şikayet edeceğim." 486 484 Sahihu'l-Buhari, c. 4, s. 42 485 Kitabu'l-Meğazî, bab-ı Gazvet-i Hayber, c. 5, s. 82 486 İbn-i Kuteybe, El-İmamet-u ve's-Siyase, s. 14
  • HZ. FÂTIMA’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU

    Sünni eserlerin bir çoğunda Hz. Fâtıma'nın (a.s.) gazaplanması hakkında, "Ebu Bekir ve Ömer'e olan gazabı dinî gazap değildir, dinî emirlerin aksine gerçekleşen bir iş sebebiyle gazaplanmıştır" şeklinde kayıtlar vardır. Sünni imamlardan İmam-ı Rabbani, Redd-i Revafıd adlı eserinde Ebu Bekir'in tavrı için şunları yazmıştır: "Fâtıma'nın (a.s.) Ebu Bekir'den incinmesi, kendisine Fedek'ten miras vermediği içindi. Bir hadis-i şerifte, `Biz peygamberler miras bırakmayız. Bıraktıklarımız, fakirlere sadaka olur" buyurulduğu için halife Ebu Bekir Resûlullah'ın (s.a.v.) hurmalıklarının gelirini fakirlere dağıttı. Bu hadis-i şerife uyarak Fâtıma'ya vermedi. Yoksa, nefsine, şeytana uyarak yapmadı. Bunun için suç olmaz. Eğer sorulursa ki, `Fâtıma (a.s.) niçin incindi?'
  • HZ. FÂTIMA’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU (2)

    Cevabında deriz ki, O'nun incinmesi, düşünerek ve isteyerek incinmek olmayıp, insanlığın zayıf tarafı, yaradılış icabı idi. Elinde olmayarak incindi. Böyle incitilmesi ise yasak olmaz." Ancak İmam Rabbani, burada hadisle çelişen bir fikir ortaya atmakta ve yanılmaktadır. Hz. Fâtıma'nın incinmesi ile ilgili hadisler şu şekildedir: "Fâtıma Benim bir parçamdır, kalbimin meyvesidir ve ruhumdur; O'nu inciten Beni incitmiştir, Beni inciten Allah'ı incitmiştir; O'nu gazaplandıran Beni gazaplanmıştır, O'na eziyet eden Bana eziyet etmiştir." 487 "Ya Fâtıma, Allah-u Teala Senin gazabın için gazab eder, Senin hoşnutluğun için hoşnut olur." 488 Elbette her kim Fâtıma'yı (a.s.) dinî açıdan gazaplandırırsa, Allah'ın ve Peygamberin (s.a.v.) gazabına uğrayacaktır. Ama, "Fâtıma (a.s.)'ın gazabı amacına ulaşamayan her duygusal insanın gösterdiği gazap hâlidir" denilmektedir. Ve bazı sünni alimler, "Bir kimse halifeden bir mal ister, halife de hak etmediği için talebini reddeder, üstelik halife o malı akraba ve dostlarına da vermez, aksine onu bütün Müslümanlara verirse, malı isteyen o kişi için halifeye darılmış denecek olursa; bu kişinin halife ona mal vermediği için darıldığı açıkça ortaya çıkmış olur" diyorlar. Burada Hz. Fâtıma'nın gazaplanması, haddin aşılması, Peygamberin ve nassın ihlal edilmesi olayıdır. Bir başka ifadeyle, Peygamberin ve nassın yerine kişisel görüşlerin ikame edilmesidir. Hz. Fâtıma'yı gazaplandıran budur. Kaldı ki, halife Fedek'in Fâtıma'ya ait olduğunu beyan eden belgeyi hazırlamış ancak Ömer'in etkisinde kalarak, belgeyi iptal etmiştir. 487 Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ali Hemadani Meveddet'ul-Kurba 488 İbn-i Hacer Askalanî, İsabe, c. 4, s. 375; Hâkim Nişaburî, Müstedrek, c. 3, s. 154; Ebu'lİrfan es-Sebban, İs'afu'r-Rağibin, s. 171
  • HZ. FÂTIMA’NIN GAZAPLANMASININ DİNÎ BİR GAZAPLANMA OLUP OLMADIĞI KONUSU (3)

    Bazı Sünni eserler, Hz. Fâtıma'nın Fedek malı yüzünden gösterdiği tepkiden zamanla vazgeçmesini ve sessiz kalmasını da dinî gazaplanma olmadığı hakkındaki yorumlarına kanıt göstermektedirler. Ehl-i Beyt âlimlerinin bu tür yorumlara cevabı ise şöyle olmaktadır: "İlk olarak Hz. Fâtıma (a.s.), Allah-u Teala'nın, temizliğine ve masumiyetine hükmettiği bir insandır. Asla iftira atmaz ve yalan söylemez. Hz. Fâtıma (a.s.)'ın hakkında Tathir Ayeti nâzil olması bile bu iftiraları ortadan kaldırmak için yeterlidir. İkinci olarak; Hz. Fâtıma (a.s.)'ın gazabı bir hal değişikliği olmuş olsaydı, ortadan kalkması icap ederdi. Özellikle kendisinden özür dilendikten sonra kalbinden çıkması gerekirdi. Hz. Fâtıma'nın (a.s.) gazabı dinî bir gazaptı çünkü Allah-u Teala ve Peygamber-i Ekrem (s.a.v.)'in hükümlerinin aleyhine bir hüküm verilmişti. O'nun bu hükme olan gazabı dinî bir gazaptı ve bu gazap Allah-u Teala ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) gazabını gerektiren bir gazaptır." 489 Ve bu konu ile ilgili olarak şu hadisi de nakledelim: Mir Seyyid Ali Hemadanî eş-Şafiî, Meveddetu'l-Kurba'da şu hadisi nakletmektedir: "Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki: Ben Fâtıma'ya eziyet edenleri kıyamette ağır sorguya çekeceğim. Fâtıma'nın razılığı Benim razılığımdır, Fâtıma'nın gazabı Benim gazabımdır; Benim gazab etmiş olduğum kimseye eyvahlar olsun." 489 Peşaver Geceleri, s. 572-573
  • HZ. FÂTIMA’NIN GAZAPLANMASI KONUSUNDA AYET VE HADİSLER

    Hz. Fâtıma'nın (a.s.) gazaplanmasının dinî olduğunun ispatı O'nun ahlakı hakkındaki ayetler ve hadislerdir. Resûlullah'ın (s.a.v.) O'nun incitilmemesi konusunda pek çok hadisi mevcuttur: "Fâtıma Benim bir parçamdır, kalbimin meyvesidir ve ruhumdur; O'nu inciten Beni incitmiştir, Beni inciten Allah'ı incitmiştir; O'nu gazaplandıran Beni gazaplanmıştır, O'na eziyet eden Bana eziyet etmiştir." 490 "Ya Fâtıma, Allah­u Teala Senin gazabın için gazab eder, Senin hoşnutluğun için hoşnut olur." 491 Ayetlere bakarsak: "Allah ve Resulü'nü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır." 492 "Allah ve Resulü'ne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır." 493 490 Ahmed b. Hanbel, Müsned, Ali Hemadanî Meveddetu'l-Kurba 491 İbn-i Hacer Askalanî, İsabe, c. 4, s. 375; Hâkim Nişaburî, Müstedrek, c. 3, s. 154; Ebu'lİrfan es-Sebban, İs'afu'r-Rağibin, s. 171 492 Ahzab, 57 493 Tevbe, 61
  • FEDEK İLE İLGİLİ YAŞANANLAR KONUSUNDA EHL-İ BEYT VE SÜNNİ ÂLİMLER ARASINDA GÖRÜŞ İHTİLAFI VARDIR

    Ebu Bekir'den rivayet edilen hadis konusu: Ehl-i Beyt âlimlerden İbn'ul Mutahhar diyor ki: "Ebu Bekir, Fâtıma'nın mirasını vermemiştir. Bu hususta yalnız kendisinin rivayet ettiği bir hadise dayanmış ve Fâtıma (a.s.)'ın mirasını yemiştir. Çünkü O'na sadaka helaldir. Ebu Bekir, Resûlullah'ın (s.a.v.), "Peygamberler miras olarak dirhem veya dinar bırakmazlar. Onların bıraktıkları miras ancak ilimdir" 494 mealindeki hadise dayanarak bu işi yapmıştır. Kur'an'ın hükmü ise bu hadise muhaliftir. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: "Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder." 495 494 Buhari, ilim: 10, Ebu Davud, ilim, İbn-i Mace mukaddime: 17 495 Nisa, 11