• HZ. EBU BEKİR’LE HZ. ALİ’NİN KONUŞMASI

    "İmam Ali (a.s.) mescide bulunan Hz. Ebu Bekir'in yanına geldi ve şöyle dedi: Ey Ebu Bekir! Niçin Fâtıma'ya Resûlullah'tan (s.a.v.) kalan mirasını vermiyorsun? Fâtıma (s.a.v.) Resûlullah (s.a.v.) yaşarken bu araziye sahip olmuştu. Ebu Bekir ona şu karşılığı verdi: Burası Müslümanlara kalan bir ganimettir. Resûlullah'ın (s.a.v.) burayı kendisine verdiğine dair şahit getirmesi gerekir. Aksi halde buranın üzerinde bir hak iddia edemez. Bunun üzerine Emirü'l-müminin Ali (a.s.) şöyle dedi: Ey Ebu Bekir! Sen bizim hakkımızda Müslümanlar için verdiğinden farklı bir hüküm mü veriyorsun? Ebu Bekir, `Hayır' dedi. Ali (a.s.) şöyle dedi:
  • HZ. EBU BEKİR’LE HZ. ALİ’NİN KONUŞMASI (2)

    Müslümanların elinde sahip olukları bir şey varsa, ben gelip bu şey üzerinde hak iddia etsem, kimden belge istersin? Ebu Bekir, "Senden isterim" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali (a.s.) şu karşılığı verdi: Öyleyse şu anda elinde bulunan, üstelik Resûlullah'ın (s.a.v.) zamanından O'nun ölümünden sonraya kadar sahip olduğu bir arazi ile ilgili olarak ne diye Fâtıma'dan belge istiyorsun? Niçin Fâtıma'nın elinde bulunan bu arazi üzerinde hak iddia eden Müslümanlardan, tıpkı Benden istediğin gibi belge ve şahit istemiyorsun? Ebu Bekir bir şey söylemeden öylece susup kaldı. Bunu gören Ömer şöyle dedi: Ey Ali, bizimle konuşmaya son ver. Çünkü Senin sunacağın kanıtlara karşı koyabilecek güçte değiliz. Ya adil şahitler getirirsin, ya da orası Müslümanlara kalmış ganimettir; Fâtıma'nın da, Senin de orada herhangi bir hakkınız yoktur. İmam Ali (a.s.) şöyle dedi: Ey Ebu Bekir! Allah'ın Kitabı'nı okuyor musun? Evet, dedi. Peki bana, "Allah ancak siz Ehl-i Beyt'ten her türlü kötülüğü uzak tutmak ve sizi tertemiz kılmak ister" ayetinin kimin hakkında indiğini söyler misin? Bizim hakkımızda mı yoksa başkalarının hakkında mı inmiştir? dedi. Tabii ki sizin hakkınızda inmiştir, dedi. Bunun üzerine Ali (a.s.) şöyle dedi: Bazı kimseler, Resûlullah (s.a.v.)'in kızı Fâtıma'ın hayâsızca bir davranışta bulunduğuna dair şahitlik etseler, Fâtıma'ya ne yaparsın?
  • HZ. EBU BEKİR’LE HZ. ALİ’NİN KONUŞMASI (3)

    Ebu Bekir: Diğer kadınlara uyguladığım gibi, O'na da had cezası uygularım, dedi. Ali (a.s.) şöyle dedi: O zaman Allah'ın katında kafirlerden olursun. Ebu Bekir, "Niçin?" dedi. Ali (a.s.) şöyle cevap verdi: Çünkü, Allah'ın, O'nun tertemiz olduğuna dair tanıklığını reddetmiş, şahitlerin O'nun aleyhindeki şahitliklerini de dikkate almış olursun. Tıpkı Allah'ın hükmünü ve Peygamberin (s.a.v.) Fedek'i Fâtıma'ya ait kılan hükmünü reddedip, onun Müslümanlara kalmış bir ganimet olduğunu iddia ettiğin gibi. Oysa Resûlullah (s.a.v.), "Belge getirmek iddia sahibine, yemin etmek de inkar edene aittir" buyurmuşlardır. 438 Hz. Ali'nin Fedek'le ilgili bazı ifadelerine baktığımız zaman bu mânâyı görüyoruz. 438 Keşfu'l-Gumme, 1/478; İbn-i Ebi'l-Hadid, Şerh-u Nehcü'l-Belağa, c. 16, s. 274
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK’LE İLGİLİ BAZI İDDİALARI

    Emirü'l-Mü'minîn, Basra Valisi olan Osman ibn-i Huneyf'e yazdığı bir mektubunda şöyle buyuruyor: "Evet, gökyüzünün gölgelendirdiği şu dünya yüzünde elimizde bir Fedek vardır. Ona da toplumun bir kısmı haris oldu ve bir kısmı cömertlik etti. Allah ne güzel hükmedicidir." 439 Sünni İmam Zehebi, Mutahhar'a yazmış olduğu reddiyede şöyle demektedir: "Mirasla ilgili ayetin 440 umum ifade eden hükmünden Fedek arazisi yukarıdaki hadisle tahsis edilerek müstesna kılınmıştır. Kafirin, kasten adam öldürenin ve kölenin de ayetin hükmü dışında kalarak mirasçı olamayacakları hususu da böyledir. Kaldı ki, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, Resûlullah'ın (s.a.v.) geri bıraktığı malının birkaç mislini Ali (a.s.) ve çocuklarına vermiştir. Bütün bunlardan başka Hz. Ömer'in, Resûlullah (s.a.v.) o mal ile 439 Nehcü'l-Belağa, 45.mektup 440 Nisa, 11
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK’LE İLGİLİ BAZI İDDİALARI (2)

    nasıl tasarruf etmişse onların da aynısını yapmaları için Resûlullah (s.a.v.)'in terekesini Ali ve Abbas'a teslim etmesi, Ehl-i Beyt âlimlerinin Ebu Bekir ve Ömer'e yaptıkları töhmeti reddeder." Zehebi ayrıca, "Eğer Fâtıma (a.s.) miras yoluyla Fedek arazisine sahip çıkmışsa hibe iptal olmuştur. Fedek arazisi O'na hibe edilmişse miras iptal olmuştur. Eğer bu hibe Resûlullah (s.a.v.)'in hastalığı esnasında vukû bulmuşsa, birisine hakkından fazlasını tavsiye etmekten münezzehtir. Yok eğer sıhhati zamanında Fedek arazisini hibe etmişse, bu hibenin o zaman teslim edilmiş olması şarttır" demektedir. Akıllara, "Resûlullah (s.a.v.)'in Fedek arazisini Fâtıma'ya (a.s.) hibe ettiğini neden yalnız Ümmü Eymen ve Ali biliyordu" şeklinde bir soru gelebilir, ki bazı Sünni âlimler de bunu savunmuştur: Ümmü Eymen ve Hz. Ali dışında kimsenin bu hibeden haberinin olmaması iddiasına gelince; bu iddia isabetli değildir. Çünkü, burası Hz. Fâtıma'nın elinde idi. Ve Hz. Fâtıma burayı işliyordu. Ve herkes bunu biliyordu. Kaldı ki, Hz. Fâtıma gasp edilen hakkını geri alabilmesi için Medine halkının evlerini gezip, destek istediği zaman herkes O'na hak veriyor, O'nu tasdik ediyordu. Ancak siyasi otoriteden çekindikleri için Fâtıma'nın yanında duramıyorlardı. 441 Bu iddia, (Fedek'in bağış olduğunun kimse tarafından bilinmediği iddiası) olsa olsa Hz. Fâtıma (a.s.)'a atılan bir iftiradır. Ehl-i Beyt uleması da bu konuda aynı görüştedir. Çünkü ayet ve hadislerle Hz. Fâtıma'nın masumiyeti ve Allah nazarındaki özel konumu tasdik edilmiştir. Ayetler: "Artık Sana gelen bunca ilimden sonra onun hakkında Seninle çekişip tartışmalara girişirlerse, de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğul441 Bihârü'l-Envâr, c. 28, s. 303; c. 43, s. 203; El-İmamet-u ve's-Siyase, İbn-i Kuteybe, c. 1, s. 20; A'lamu'n-Nisa, Cahiz, c. 3, s. 1214
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK’LE İLGİLİ BAZI İDDİALARI (3)

    larınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım, biz bizzat gelelim, siz de gelin. Ondan sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah'ın laneti yalan söyleyenlerin üstüne olsun." 442 Ebrar ayetleri: İnsan Sûresi 11-12. Tathir ayeti: "Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hâle getirmek diler." 443 Meveddet ayeti: "De ki, sizden tebliğe karşılık bir ücret istemiyorum, istediğim ancak yakınlarıma sevgidir ve kim güzel ve iyi iş yaparsa onun güzelim mükafatını arttırırız; şüphe yok ki, Allah bağışlayandır, iyiliğe mükafatla karşılık verendir." 444 Hz. Fâtıma (a.s.)'ın temiz ve her türlü pislikten uzak olduğu ile ilgi hadislerden de örnek verelim: Sünni Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde 4. cüz ve 107. sayfada Vaile b. Eska'dan naklettiği rivayet şöyledir: "Fâtıma (a.s.)'ın yanına vardım ve Ona Ali'nin (a.s.) nerede olduğunu sordum. `Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına gitti' dedi. Ben O'nu beklemeye koyuldum. Aniden Peygamber (s.a.v.) teşrif buyurdu. Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.) da O'nunla birlikte idiler. Hz. Peygamber ve Hz. Ali her biri Hasan ve Hüseyin'den birinin elini tutmuştu. Hz. Peygamber, Hz. Ali ve Hz. Fâtıma'yı yanına çağırdı, Hasan ve Hüseyin'i dizlerine oturttu. Elbisesini onların üzerine örttü ve şöyle dua etti: Allah'ım, bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir. Onlardan pisliği gider ve onları tertemiz kıl." Resûlullah (s.a.v.) Hz. Fâtıma (a.s.) hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala, kızım Fâtıma'nın kalp ve azalarını, imanla öyle 442 Âl-i İmran, 61 443 Ahzab, 33 444 Şûra, 23
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK’LE İLGİLİ BAZI İDDİALARI (4)

    doldurmuştur ki, Allah'ın itaati için kendisini bütün meşguliyetlerden uzak tutmaktadır." 445 Hz. Fâtıma'nın (a.s.) verdiği mücadelede bir müddet sonra sessiz kalmayı tercih etmesi bazı Sünni alimlerce O'nun verilen hükme razı olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Ehl-i Beyt alimleri bunu Sünni alimlerden örnekle cevaplamakta, Buhari ve Müslim'de yer alan şu rivayete yer vermektedirler: "Fâtıma (a.s.) Ebu Bekir'e gazab etti; ondan uzak durdu ve ölünceye kadar da onunla konuşmadı." 446 Ebu Bekir'den rivayet edilen hadis konusu: Ehl-i Beyt âlimlerinden İbn'ul Mutahhar diyor ki: "Ebu Bekir, Fâtıma'nın mirasını vermemiştir. Bu hususta yalnız kendisinin rivayet ettiği bir hadise dayanmış ve Fâtıma (a.s.)'ın mirasını gaspetmiştir. Çünkü O'na sadaka helaldir. Ebu Bekir, Resûlullah (s.a.v.)'in `Peygamberler miras olarak dirhem veya dinar bırakmazlar. Onların bıraktıkları miras ancak ilimdir' 447 mealindeki hadise dayanarak bu işi yapmıştır. Kur'an'ın hükmü ise bu hadise muhaliftir. Çünkü Allah şöyle buyuruyor: `Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder.' 448 Bu hüküm umumi olup, rivayet ettikleri hadisi de tekzib etmiştir. Başka ayetlerde şöyle buyuruluyor: `Süleyman Davud'a varis oldu." 449 "Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yâkuboğulları'na mirasçı olsun." 450 445 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 46 446 Seyyid Muhammed Musevi, Peşaver Geceleri, s. 57 447 Buhari, ilim: 10, Ebu Davud, ilim, İbn-i Mace, Mukaddime: 17 448 Nisa, 11 449 Neml, 16 450 Meryem, 5-6
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK SAVUNMASI

    Hz. Fâtıma (a.s.)'ın Fedek konusundaki ikinci savunması olan miras konusuna geçmeden evvel, Hz. Ali'nin O'na şahitlik etmesi ve O'nu savunmak için söylediklerinin bazı Sünni alimler tarafından kabul görmediğini belirtmeliyiz. Bazı Ehl-i Sünnet kaynakları, "Ali hak ile beraberdir. Ali nerede ise hak da oradadır. Havuz (mahşerde) başına gelinceye kadar ikisi birbirinden ayrılmazlar" şeklindeki hadisi reddetmektedirler. Resûlullah (s.a.v.)'den böyle bir hadis rivayet edilmediğini iddia etmektedirler. Bu hadisi reddedenler, "Eğer Ali (a.s.) nerede ise hak orada olsaydı, O'nun da Resûlullah (s.a.v.) gibi masum olması gerekirdi. Ama Hz. Ali'nin, Ebu Bekir, Ömer veya Osman ve hatta başkalarından masumlukta -ki hiç birisi masum değildirevlâ olmadığını bilen rafiziler bu iddialarının yalan olduğunu gayet iyi biliyorlar" diyebilmektedirler. Bu kişilere göre Hz. Ali'nin fetvaları Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ın fetvaları gibidir. Fetvalarında onlardan daha isabetli olmadığı gibi, tercih edilen fetvalar da onlardan ileri değildir.
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK SAVUNMASI (2)

    Öncelikle reddedilen, "Ali hak ile beraberdir. Ali nerede ise hak da oradadır. Havuz başına gelinceye kadar ikisi birbirinden ayrılmazlar" hadisinin kaynağını verelim: Mustedrek-u Ala's-Sahihayn, c. 3, s. 124. İmam Ali'nin üstünlükleri hakkında Resûlullah (s.a.v.)'in bu hadisin dışında pek çok hadisi vardır. Yine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: "Ali'den ayrılan Benden ayrılmıştır; Benden ayrılan ise Allah'tan ayrılmıştır." 451 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ya Ali! Mü'minden başkası Seni sevmez; münafıktan başkası da Sana buğzetmez." 452 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ali, Allah'ın ahdine daha vefalı olanınızdır; Allah'ın emri için daha çok kıyam edeninizdir; daha çok adaletlinizdir; daha çok eşit böleninizdir; Allah katında fazileti daha büyük olanınızdır."453 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ey Ensar topluluğu! Sizleri sıkıca sarıldığınız takdirde asla sapmayacağınız bir kimseye hidayet edeyim mi? Ashab: `Evet, ya Resulallah' deyince, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: Sarılmış olduğunuz takdirde dalalete düşmeyeceğiniz o kimse (gördüğünüz) bu Ali'dir. Öyleyse Benim sevgimle O'nu seviniz; Benim kerametimle O'na ikramda bulununuz. Şüphesiz Cebrail, Allah tarafından size söylediklerimi Bana emretti." 454 451 Menakıb-i Harezmî, s. 56 452 Sahih-i Müslim, c. 1, s. 120 453 Ferâidu's-Simtayn, c. 1, s. 176 454 Hilyetu'l-Evliya, c. 1, s. 63
  • HZ. ALİ’NİN FEDEK SAVUNMASI (3)

    Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Her peygamberin vasi ve vârisi vardır; Benim vasi ve vârisim ise Ebu Tâlib oğlu Ali'dir." 455 Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır; ilim isteyen o kapıdan gelmelidir." 456 Ve Hz. Ali'nin doğruluğu ile ilgili ayetler: "O'nun te'vilini Allah ve ilimde ileri gidenlerden başka kimse bilmez." 457 İmam Sâdık buyuruyor ki: İlimde ileri gidenler, Emirü'lMü'minîn Ali (a.s.) ve O'ndan sonraki imamlardır." 458 "Sizin veliniz, ancak Allah, O'nun Elçisi ve namaz kılıp ve rükû hâlinde sadaka veren mü'minlerdir." 459 Namazda rükûda iken yüzüğünü sadaka olarak veren İmam Ali'nin velayeti hakkında nâzil olmuştur. 460 "Sen ancak bir uyarıcısın, her toplumun bir yol göstericisi vardır." 461 İmam Muhammed Bâkır'dan (a.s.) şöyle rivayet edilmiştir: "Uyarıcı Resûlullah'tır (s.a.v.). Her zaman bizden insanları Allah'ın Peygamberinin (s.a.v.) getirdiği şeylere hidayet eden bir yol gösterici vardır. Resûlullah'tan (s.a.v.) sonra yol gösterici Ali'dir ve O'ndan sonra da birbirinden sonra gelen vasileridir." 462 455 Menâkıb-i İbn-i Meğazilî, s. 201, Menâkıb-i Harezmî, s. 42 456 Menâkıb-i İbn-i Meğazilî, s. 80 457 Âl-i İmran, 7 458 Usul-i Kâfi, c. 1, s. 213/3 459 Maide, 55 460 Esbab-ı Nüzul, Vahidî, c. 3, s. 114; El-Keşşaf, Zemahşerî, c. 1, s. 649 461 Ra'd, 7 462 Usul-i Kâfi, c. 1, s. 191-192, 2. Bölüm