• ÜMMÜ SELEME FEDEK MESELESİNDE HZ. FÂTIMA’YI HAKLI GÖRMEKTEDİR (2)

    Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah (s.a.v.) O'nu sıcaktan ve soğuktan korurdu. O'nun için sağ kolunu yastık ve sol kolunu da yorgan yapardı. Yavaş olun! Resûlullah (s.a.v.) gözlerinizin önündedir. Yarın Allah'ın huzuruna döneceksiniz. Vah olsun sizlere! Yakında bileceksiniz." Rivayet edilir ki, bu konuşmasından dolayı Ümmü Seleme'nin o seneki maaşı kesildi. 424 Bütün bu deliller ortada iken Hz. Ebu Bekir, Fedek'e el koymuştur. 424 Delalilu'l-İmame, Taberî, s. 39
  • HALİFENİN FEDEK’E EL KOYMASI

    Hz. Ebu Bekir halife olunca, adamlarını Fedek arazilerini Hz. Fâtıma adına kontrol eden vekilinin yanına gönderdi. O'nu oradan uzaklaştırarak araziye el koydular. Bu arada kendisinden başka kimsenin rivayet etmediği bir hadis zikretti. Peygamberimizin şöyle dediğini duymuştu: "Biz peygamberler topluluğu miras bırakmayız. Bizden geri kalan mallar sadakadır." O halde Hz. Peygamber miras bırakmamıştı. Ondan geriye kalan mallar Müslüman yoksullara ve miskinlere sadaka olarak dağıtılmalıydı. 425 Ebu Bekir halife seçildikten on gün sonra Fedek'e birilerini göndererek Hz. Fâtıma'nın orada bulunan yardımcılarını oradan çıkardı. Hz. Aişe diyor ki: "Fâtıma, Hz. Ebu Bekir'e haber göndererek Resûlullah (s.a.v.)'in mirasından payına düşenleri istedi. Fâtıma o sırada Medine'den, Fedek'ten ve Hayber hurmasından Resûlullah'ın (s.a.v.) payına düşen kısımları istiyordu." 425 Sünen-i Beyhakî, c. 6, s. 301; Şerh-u Nehcü'l-Belağa, İbn-i Ebi'l-Hadid, c. 16, s. 218; Delalilu's-Sıdk; el-Muzaffer, c. 3, s. 32
  • HALİFENİN FEDEK’E EL KOYMASI (2)

    Hz. Ebu Bekir şu karşılığı verdi: "Resûlullah (s.a.v.), `Biz peygamberler miras bırakmayız. Bizden geride kalan mal sadakadır. Âl-i Muhammed bu maldan sadece yiyebilir' buyurmuştur. Allah'a yemin ederim ki, ben Resûlullah'ın (s.a.v.) sadakalarının durumunu hiçbir şekilde değiştirmeyeceğim. Resûlullah (s.a.v.) zamanında nasıl idiyse, bundan sonra öyle olacaktır. Bunlar üzerinde Resûlullah (s.a.v.)'in yaptığı tasarrufun aynısını yapacağım." Böylece Ebu Bekir, Resûlullah'ın (s.a.v.) mirasından Hz. Fâtıma'ya (a.s.) bir pay vermeyi kabul etmedi. 426 426 Şerh-u Nehcü'l-Belağa, c. 16, s. 217
  • FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI

    İmam Muhammed Bâkır'ın (a.s.) Fedek ile ilgili rivayeti şöyledir: "Ali (a.s.) Fâtıma'ya (a.s.) dedi ki: `Git ve Bana Resûlullah'tan (s.a.v.) Sana kalan mirasını iste.' Bunun üzerine Fâtıma (a.s.) Ebu Bekir'in yanına geldi ve şöyle dedi: `Niçin, babam Resûlullah (s.a.v.)'in mirasını Bana vermiyorsun? Neden Benim vekilimi Fedek arazisinden çıkardın? Orayı Resûlullah (s.a.v.)'in, Allah'ın emri ile Bana verdiğini bilmiyor musun?' Ebu Bekir şöyle dedi: `Allah dilerse, şüphesiz Sen haktan başka bir şey söylemezsin. Ama bunun için şahitler getirmen gerekiyor.' Bunun üzerine Ümmü Eymen geldi ve Ebu Bekir'e şöyle dedi: `Ey Ebu Bekir! Resûlullah'ın (s.a.v.) söylediği bir sözü senin karşına kanıt olarak sunmadıkça şahitlik etmeyeceğim. Allah adına seni yemine veriyorum, Resûlullah'ın (s.a.v.), `Ümmü Eymen cennet ehlinden bir kadındır' dediğini bilmiyor musun?'
  • FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI (2)

    Ebu Bekir, `Evet, biliyorum' dedi. Bunun üzerine Ümmü Eymen şöyle dedi: `Ben şahitlik ediyorum ki, yüce Allah, `Akraban olan kimseye hakkını ver...' ayetiyle Resulü'ne tavsiyede bulundu, O da Allah'ın bu emri doğrultusunda Fâtıma'ya Fedek'i verdi.' Sonra İmam Ali (a.s.) geldi, O da aynı şekilde şahitlikte bulundu. Ebu Bekir Fedek'in Fâtıma'ya (a.s.) ait olduğunu belirten bir yazı yazarak O'na verdi. Bu sırada Hz. Ömer içeri girdi ve `Bu yazı nedir?' diye sordu. Hz. Ebu Bekir, `Fâtıma, Fedek'in Kendisine ait olduğunu iddia etti, Ümmü Eymen ve Ali de O'nun lehine tanıklıkta bulundular. Ben de O'na bu yazıyı verdim' dedi. Ömer yazıyı Fâtıma'dan (a.s.) aldı, içine tükürerek parçaladı. Fâtıma (a.s.) ağlayarak dışarı çıktı." Bir rivayet de şöyledir: "Hz. Ebu Bekir Fâtıma (a.s.)'ın konuşmasından etkilendi ve ağladı. (Elbette bu olay birkaç gün sonra Ebu Bekir'in evinde vukû bulmuştur). Sonra Fedek'in Fâtıma'ya (a.s.) geri verilmesi gerektiğini yazdı. Ama bilindiği gibi Ömer bu mektubu alarak yırttı." 427 Enteresan olan, Ebu Bekir'in yazdığı belgeyi alarak yırtan Hz. Ömer, kendi hilafeti sırasında Fedek'i Ali (a.s.) ve Abbas'a bırakmıştır. Allame Semhudi'nin Tarihu'l-Medine'sinde ve Yakut b. Abdullah Rumi'nin Mu'cemu'l-Buldan'ında şu rivayet vardır: "Ebu Bekir hilafeti zamanında Fedek'e el koydu. Ama Ömer hilafeti zamanında onu Ali'ye ve Abbas'a geri verdi." 427 İbn Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi, Ali b. Burhanuddin Şafii Tarih-u Sireti'l-Halebiyye, c. 3, s. 391
  • FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI (3)

    Hz. Ali Fedek üzerinde o dönemde tasarrufta bulundu. Bu tasarruf Fedek'in O'na ve ailesine Hz. Ömer tarafından miras hükümlerine göre bırakıldığının ispatıdır. "Hz. Fâtıma ilk önce mülkiyet ve tasarruf sahibi olması unvanıyla, Peygamberin (s.a.v.) Fedek'i kendisine bağışladığı esasında Ebu Bekir ile tartıştı. Şeriatın beğendiği tanıkları olmayınca da miras iddiası ile hakkını aradı." 428 Yani "miras" iddiası "bağıştır" iddiası reddedildikten sonra gündeme gelmiştir. İbn Hacer, Savâiku'l-Muhrika adlı eserinde "rafizilerin şüphelerinden 7. şüphe" başlığında şunları aktarıyor: "Fâtıma ilk önce Fedek'in bir bağış olduğu iddiasında bulundu. Şahitleri reddedilince üzülerek şöyle buyurdu: Artık sizinle konuşmayacağım." 429 Sire-i Halebî'de bu olay şöyle aktarılmaktadır: "Resûlullah'ın (s.a.v.) rıhletinden on gün geçmeden Hz. Zehra'ya (a.s.) halifenin memurlarının Fedek'e el koyup, oradaki işçileri dışarı çıkardıkları haberi geldi. Bunun üzerine Hz. Zehra Ben-i Hâşim kadınları ile birlikte hakkını onlardan geri alabilmek için halifenin yanına gitti ve aralarında şöyle bir konuşma geçti: Hz. Fâtıma (a.s.): `Neden Benim işçilerimi Fedek'ten çıkardın ve neden Benim hakkıma el koydun?' Halife: `Ben Babandan duyduğum üzere peygamberler kendilerinden miras bırakmazlar.' Hz. Zehra (a.s.): `Babam hayattayken Fedek'i Bana bağışlamıştı ve Ben, O hayattayken Fedek'in sahibi idim.' 428 Ali bin Burhanuddin Halebî, Siretu'l-Halebiyye, s. 39 429 İbn Hacer, Savâiku'l-Muhrika, s. 21
  • FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI (4)

    Halife: `Bunun için şahitlerin var mı?' Hz. Zehra (a.s.): `Evet şahitlerim Ali ve Ümmü Eymen'dir.' Böylece Ali (a.s.) ve Ümmü Eymen, Peygamber (s.a.v.) hayattayken Hz. Zehra'nın (a.s.) Fedek'in sahibi olduğuna şahitlik ettiler. Halife, Hz. Zehra'nın (a.s.) iddiasını ispat etmek için getirdiği şahitleri yeterli görmedi ve şöyle dedi: Ben asla bir erkek ve bir kadının şahitliğini kabul etmem. Ya iki erkek ya da bir erkek ve iki kadını şahit getir." 430 Sünni eserlerde, Hz. Ebu Bekir'in şer'i hükümlere göre karar verdiği, iki erkek veya dört kadın veya bir erkek ve iki kadının şahitliğinin aranması gereğinin doğru olduğu, Hz. Fâtıma'nın bu hükmün kapsamında şahitleri olmadığı için, Ebu Bekir'in verdiği kararın doğru olduğu savunması yer alır. Ancak Ehl-i Beyt âlimleri ise, "Şer'i hükümlere göre hareket edilecekse, şahit istemekle ilgili hükümlere geçilmeden evvel şahit getirmesi gereken tarafın hangisi olduğu tespit edilmeli idi" diyorlar ve şu hadisi esas alıyorlar: "Belge getirmek iddia sahibine, yemin etmek de inkar edene aittir." 431 Yani, İslam fıkhına göre, mal üzerinde tasarrufta bulunan değil, tersini iddia eden şahit getirmeli idi. Buna göre, Hz. Ebu Bekir'in yapması gereken bu malı halen tasarruf edenden değil, Fedek'in Hz. Fâtıma'nın olmadığını iddia edenden (kendisinden) şahit istemesidir. Hz. Fâtıma (a.s.) şahit getirmesine gerek olmadığı halde şahit getirmiş ve Hz. Ebu Bekir kabul etmemişse; o zaman Hz. Ebu Bekir kendi iddiası için şahit getirmeli idi. Şerh-u Nehcü'l-Belağa'dan Hz. Ebu Bekir'in şahidi olarak Ömer ve Ebu Ubeyde'nin yer aldığını da nakledelim: 430 Sire-i Halebî, c. 2, s. 400; Fethu'l-Buldan, c. 43 431 Keşfu'l-Gumme, 1/478
  • FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI (5)

    Bu şahitler, "Peygamber (s.a.v.) kendi ailesinin zaruri ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra bu gelirin geri kalanını umumiyetin mesalihi için harcıyordu. Eğer Fedek Hz. Zehra'nın malı ise, neden Peygamber (s.a.v.) bu gelirin bir kısmını diğer şeyler için sarf etmişti?" dediler. Şahitler arasındaki ihtilaflar sonucu halife ayağa kalktı ve her iki tarafın da sözlerinin sahih olduğunu ilan ederek şöyle dedi: "Her iki tarafın şahitleri de sahih ve doğru söylüyorlar ve ben tüm şahitlerin sözünü kabul ediyorum. Hem Ali, hem Ümmü Eymen, hem Ömer ve Ebu Ubeyde doğru söylüyorlar. Zira Zehra (a.s.)'ın elinde olan Fedek, Peygamberin (s.a.v.) malı idi ve O, buranın geliri ile kendi ailesinin zaruri ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra geri kalanını Müslümanlar arasında taksim ediyordu. Ben de bu konuda Peygamberin (s.a.v.) yolunu takip edeceğim." Hz Zehra (a.s.) şöyle buyurdu: "Ben de gelirden geri kalanı İslam'ın mesalihi için harcayacağım." Hz. Ebu Bekir ise şöyle karşılık verdi: "Ben Senin yerine bu işi yaparım." 432 "Hz. Fâtıma'nın (a.s.) şahitlerinden Hz. Ali'yi, O'nun eşi olduğu için, Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) evladı olduğu için, Ümmü Eymen'i Hz. Fâtıma (a.s.)'ın cariyesi olduğu için kabul etmediğini söylemiştir. Böylece Fedek gerçek sahibinin elinden alınmış oldu." 433 Mes'udi, Müruc'uz-Zeheb kitabında şahitlerle ilgili şöyle yazıyor: "Peygamber'in (s.a.v.) kızı, Fedek hakkında Ebu Bekir ile müzakere etti ve Fedek'i ondan geri istedi. O, Ali (a.s.), Hasan (a.s.), Hüseyin (a.s.) ve Ümmü Eymen'i şahitleri olarak getirdi." 434 Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Ali tathir ayeti ile masumiyetleri ispatlanmış kişilerdendir. Dolayısıyla onların şahitliği başka hiç 432 Şerh-u Nehcü'l-Belağa İbn-i Ebi'l-Hadid, c. 16, s. 216 433 Bihârü'l-Envâr, c. 8, s. 105 434 Mürucu'z-Zeheb, c. 2, s. 200
  • FEDEK KONUSUNDA HZ. EBU BEKİR’İN TAVRI (6)

    kimseninki ile kıyaslanamayacak kadar güvenilirdir. Kaldı ki, tamamen hakkın ve hakikatin ortaya çıkması isteniyorsa yapılması gereken, Hz. Fâtıma'dan (a.s.) yemin istemek olmalıydı. Çünkü, "Mallar ve borçlar hususunda müddeinin (davacının) kasemi de eklenirse bir kadın şahitle de hükmedebileceği yazmaktadır. Resûlullah (s.a.v.)'in bir şahit ile davacının kasemine dayanarak hüküm verdiği rivayettir." 435 Bu noktada şahitliği kabul görmeyen İmam Ali'nin doğruluğu hakkında hadisleri verelim: "Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve sâdıklarla (doğrularla) birlikte olun." 436 Sünni kaynaklardan başlarsak: İbrahim bin Muhammed Himvini, Ferâisu's-Simtayn'de, "Sâdıklarla birlikte olun. Yani Ali bin Ebi Tâlib'le birlikte olun" şeklinde tefsir etmiştir. Aynı ayetle ilgili olarak, Celaluddin Suyûtî, Durrü'l-Mensur'da İbn-i Abbas'tan rivayetle, Resûlullah (s.a.v.)'in şöyle dediğini rivayet ediyorlar: "Bu ayetteki, sâdıklardan kasıt, Muhammed ve Ali'dir." "Allah'a ve O'nun Resulü (s.a.v.)'e iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddıklar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır." 437 İmam Ahmed bin Hanbel, Müsned'de, bu ayetin Hz. Ali (a.s.) hakkında nâzil olduğunu ve O'nun sıdıklardan olduğunu nakletmiştir. Yani, Hz. Ebu Bekir, doğruluğu ayetle sabit bir kişinin şehadetini kabul etmemiştir. 435 Mecmâu'z-Zevaid, c. 3, s. 202 436 Tevbe, 120 437 Hadid, 19
  • HZ. ALİ’NİN ŞAHİTLİĞİ HUZEYME B. SABİT’TEN DAHA DEĞERLİDİR

    "Hz. Ali (a.s.) tek erkek şahittir" denilse bile Resûlullah'ın (s.a.v.) tek şahit olmasına rağmen, iki kişinin şehadeti yerine şahitliğini kabul ettiği sahabeler vardır. Resûlullah (s.a.v.) Huzeyme bin Sabit'in şehadetini iki kişinin şehadeti yerine kabul etmiştir. Kaldı ki, İmam Ali'nin (a.s.) haktan ayrılmayacağı hakkında pek çok ayet ve hadis ortadadır.