• HZ. PEYGAMBERİN MEDİNE’DE BIRAKTIĞI MALLARI NELERDİ?

    Ben-i Nazir Yahudilerinden kalan yerler: Resûlullah (s.a.v.) hayatta iken, Ben-i Nazir Yahudilerinden savaşmadan alınan yerler konusunda da Fedek benzeri uygulamalarda bulunmuştu. "Hz. Peygamber (s.a.v.), bu arazideki menkul malları Muhacir arasında taksim etti. Arazinin bir miktarını da Kendisine has kıldı ve Hz. Ali'ye emretti ki, onları tasarruf etsin. Daha sonra bu yerleri vakfederek sadakattan kıldı. Kendisinin vefatından sonra buralar üzerindeki tasarruf yetkisini Hz. Fâtıma ve Hz. Ali'ye bırakmıştır." 403 Bezenti diyor ki: "Hz. Rıza'ya (a.s.), Fâtıma'nın (a.s.) yedi tarlası hakkında sordum. `Bunlar Resûlullah'ın (s.a.v.) mevkufatındandı ki, Hz. Zehra'ya (a.s.) yetişiyordu. Peygamber-i Ekrem (s.a.v.) onların mahsulünden Kendi ihtiyacı miktarında alırdı. Vefat ettiği zaman Abbas 403 Bihârü'l-Envâr, c. 20, s. 173
  • HZ. PEYGAMBERİN MEDİNE’DE BIRAKTIĞI MALLARI NELERDİ? (2)

    onların hakkında Hz. Fâtıma (a.s.) ile çekişti. Ali b. Ebi Tâlib ve diğerleri bu yerlerin vakıf malı olduğuna şehadet ettiler. Bu tarlalar şunlardır: Dellal, A'vef, Hüsna, Safiye, Meşrebet-ü Ümm-i İbrahim, Meyseb ve Bekra" diye buyurdu." 404 Medine sadakati, Hz. Ali'nin (a.s.) elinde idi. Abbas, bu konuda Hz. Ali (a.s.) ile çekişti. Ancak Hz. Ali (a.s.) haklı çıktı. Hz. Ali'den (a.s.) sonra İmam Hasan'ın elinde idi. Sonra İmam Hüseyin'in elinde idi. O'ndan sonra da Abdullah b. Hasan'ın elinde kaldı. Ben-i Abbas başa geçince bu sadakatı Haşimoğulları'nın elinden aldılar." 405 Bu sadakat ile ilgili olarak, Halebi ve Muhammed b. Müslim şöyle rivayet etmektedir: "Hz. Sâdık'a Resûlullah (s.a.v.) ve Fâtıma'ya (a.s.) ait olan sadakat hakkında sorduk. `Onlar Haşimoğulları ile Muttaliboğulları'nındır' buyurdu." 406 404 Bihârü'l-Envâr, c. 22, s. 296 405 Bihârü'l-Envâr, c. 2, s. 300 406 Bihârü'l-Envâr, c. 22, s.226
  • SÖZ KONUSU FEDEK HURMALIĞI TAM OLARAK NEREDEDİR?

    Fedek, Hayber'in yakınlarında, Medine'ye yaklaşık 140 km. uzaklıktadır. İmam Musa ibn Cafer (a.s.) Fedek'in sınırlarını bir hadiste şöyle belirtiyor: "Fedek, bir taraftan Adn, bir taraftan Semerkant, bir taraftan Afrika ve bir taraftan denizler, adalar ile çevrili idi." 407 Başta Hicaz Yahudilerinin yeri iken; Resûlullah (s.a.v.) Hayber, Vadiu'l-Gurra ve Tima'daki yahudileri etkisiz hale getirmişti. Muhit adındaki elçisini de Fedek'in ileri gelenlerinin yanına gönderdi. Yahudi Yuşa ibn-i Nun savaşmak yerine sulh yolunu kabul etti. Her yıl bölgede çıkan mahsulün yarısını Peygambere (s.a.v.) vermek, İslam bayrağı altında yaşamak ve Müslümanlar aleyhine entrikalar çevirmemek üzere sulh yapıldı. 407 Bihârü'l-Envâr, c. 48, s. 144
  • HZ. FÂTIMA FEDEK KONUSUNDA “BAĞIŞTIR” DEMİŞTİ

    Hz. Fâtıma (a.s.)'ın Fedek üzerindeki hakkı konusunda yaptığı savunma; hem Fedek'i devlet malı olarak görenlere, hem de özel mülktür diyenlere karşı bir cevap niteliğindedir. Hz. Fâtıma'nın ilk savunması Fedek'in bağış olduğu şeklindeydi, ikincisi ise, miras hükümleri ile ilgilidir. Her iki savunma da ayet ve hadislerle değerlendirilecektir. Fedek konusunda Hz. Fâtıma'nın (a.s.) ilk çıkışı, Fedek'in, babası Resûlullah (s.a.v.) hayatta iken kendisine bağışlandığı yönündeydi. Ki, işin gerçeği de buydu. Bağışlanmış bir mal konusunda İslam fıkhı gereğince yapılması gereken, ondan tasarrufta bulunandan değil, farklı bir durumu iddia edenden şahit istenmesi idi. İslam fıkhına göre, bir mecburiyeti olmadığı halde Hz. Fâtıma yine de şahitlerini getirmiştir. Şahit olarak Hz. Ali'yi, Ümmü Eymen'i ve Hasan (a.s.) ve Hüseyin'i (a.s.) getirdi. Şimdi Fedek'in bağış olduğu yönündeki delilleri ortaya koyalım.
  • FEDEK’İN BAĞIŞ OLDUĞU İLE İLGİLİ DELİLLER

    Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine'ye dönünce, şu ayet nâzil oldu: "Yakınlara, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma." 408 Peygamber-i Ekrem (s.a.v.), "zevi'l-kurba'nın" (yakınlarının) kimler olduğunu ve haklarının ne olduğunu düşündüğü bir halde Cebrail yeniden nâzil olarak: "Allah-u Teala buyuruyor ki: `Fedek'i Fâtıma'ya ver' diye arz etti." Hz. Peygamber (s.a.v.) de, Hz. Fâtıma'yı çağırarak, "Allah-u Teala Fedek'i Sana vermemi emretti" diye buyurdular. Bu yüzden o mecliste Fedek'i Fâtıma (a.s.)'a hediye etti. 409 Ebu Said-i Hudrî'den şöyle nakledilmiştir: "(Ey Habibim! Seninle) yakınlığı olan kişiye hakkını ver, (anlamındaki ayet) nâzil olunca Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'ya (a.s.), `Fedek Senin olsun' bu408 İsra, 26 409 Peşaver Geceleri, 8. oturum, s. 434
  • FEDEK’İN BAĞIŞ OLDUĞU İLE İLGİLİ DELİLLER (2)

    yurdu." 410 Atiyye'den: "Yakınlığı olan kişiye hakkını ver, (anlamındaki ayet) inince Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma'yı (a.s.) yanına çağırarak Fedek'i O'na bağışladı." 411 İmam Seccad (a.s.) buyurdu ki: "Resûlullah (s.a.v.) Fedek'i Fâtıma (a.s.)'a ikta etti." 412 İmam-ı Sâdık (a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Yakınlık sahibine hakkını ver, yoksula da... nâzil olunca Peygamber-i Ekrem (s.a.v.), Cebrail'e, `Yoksulu biliyorum ama yakınlık sahibi kimdir?' diye sordu. `Akrabalarındır' diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Hz. Fâtıma'yı yanına çağırarak: `Allah-u Teala, Bana hakkınızı vermemi emretmiştir. Bu yüzden Fedek'i size verdim' buyurdu." 413 Ehl-i Beyt âlimlerinden, Ahmed Salebi Allame Meclisi'nin rivayetinde şöyle deniyor: "Resûlullah (s.a.v.) Fedek bölgesini ele geçirdikten sonra Medine'ye girince, Fâtıma (a.s.)'ın yanına gitti ve şöyle dedi: `Ey Kızım! Allah, Babana Fedek'i ganimet olarak verdi, bu araziyi O'na özgü kıldı. Başka hiçbir Müslüman için değil, sadece O'na bu arazi üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisi verdi. Dolayısıyla bu arazi ile ilgili olarak dilediğimi yapabilirim. Annen Hatice'nin Babanın üzerinde mehir borcu vardı. Bu mehir karşılığında Fedek'i Sana veriyorum. Sana ve Senden sonra da Senin çocuklarına bağışlıyorum bu araziyi.' Peygamberimiz (s.a.v.) bu sözleri söyledikten sonra bir deri parçasının getirilmesini, ardından da Ali b. Ebi Tâlib'in çağrılmasını istedi. Hz. Ali'ye dedi ki: Yaz. Fedek Resûlullah'ın (s.a.v.) Fâtı410 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 102 411 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 102 412 Keşfü'l-Gumme, c. 2, s. 102 413 Tefsir-i Ayyaşî, c. 2, s. 287
  • FEDEK’İN BAĞIŞ OLDUĞU İLE İLGİLİ DELİLLER (3)

    ma'ya bağışıdır. Buna Ali b. Ebi Tâlib, Resûlullah'ın (s.a.v.) azatlısı ve Ümmü Eymen şahittir." 414 Bu konuda Ehl-i Beyt âlimlerinin yanında Ehl-i Sünnet âlimlerinin eserlerinde de Fedek'in Hz. Fâtıma'ya hediye edildiği yer almaktadır: Celaluddin Suyûtî, Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini belirtir: "Akraban olan kimseye hakkını ver... ayeti nâzil olunca, Hz. Resûlullah (s.a.v.) Fâtıma (a.s.)'ı çağırdı ve O'na Fedek'i verdi." 415 Ebu Said Hudrî'den şöyle rivayet etmişlerdir: "Bu ayet (ve âti ze'l-kurba hakkahu) nâzil olunca, Peygamber-i Ekrem (s.a.v.), Fedek'i Fâtıma (a.s.)'a hediye etti." 416 Tarihçi Belazurî H. 279'da ölmüştür. Me'mun'un Medine Valisi'ne yazdığı mektubu nakletmiştir. Mektupta şunlar yazılı idi: "Resûlullah (s.a.v.) Fedek'i kızına bağışladı. Bu husus o kadar kesindir ki, Peygamber'in (s.a.v.) ailesinden hiç kimsenin onda ihtilafı yoktur. Ve O (Hz. Fâtıma) ölünceye kadar Fedek'in sahibi olduğunu ilan etti." 417 Ehl-i Beyt âlimleri arasında Seyyid Hâşim Behreynî Emirü'lmü'minîn Hz. Seccad, Hz. Sâdık, İmam Kâzım, İmam Rıza (a.s.) ve diğerlerinden 11 hadis nakletmiştir. 418 Fedek'in bağış olduğu ile ilgili bir delil de Peygamberimizin (s.a.v.) bakıcısı Ümmü Eymen'in (a.s.) şahitliğidir. Bu bağışın dayandığı ayetle ilgili bir itiraz, ayetin İsra Sûresi'ne 414 Bihârü'l-Envâr, 17/378 415 Durrü'l-Mensur, c. 4, s.177 416 İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi, c. 4 417 Fethu'l-Buldan, s. 46; Mu'cemu'l-Buldan c. 4, s. 240 418 Tefsir-i Burhan, c. 2, s. 419
  • FEDEK’İN BAĞIŞ OLDUĞU İLE İLGİLİ DELİLLER (4)

    dahil olması ve İsra Sûresi'nin Mekkî sûrelerden olmasıdır. Halbuki Fedek bilindiği gibi Medine'de Hayber'in fethinden sonra verilmiştir. Bu nasıl olmaktadır? Hasan şöyle demiştir: "İsra Sûresi Mekkî'dir. Ancak şu beş ayeti Medine'de nâzil olmuştur: "Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin..." 419 "Zinaya yaklaşmayın..." 420 "Onların (melekler, cinler veya insanlardan, ilah diye) çağırdıkları; bizzat (kendilerini) Rablerine (yaklaştıracak) vesile arıyorlar..." 421 "Güneşin (bulunduğunuz yerin tam üzerinden batıya doğru) kayması anından gecenin kararmasına kadar (öğle, ikindi, akşam, yatsı) namazlarını kıl ..." 422 "(Ey Habibim! Seninle) yakınlığı olana, hakkını ver..." 423 419 İsra, 33 420 İsra, 32 421 İsra, 57 422 İsra, 78 423 İsra, 26; Allame Tabatabaî, El-Mizan fi'Tefsiri'l-Kur'an, c. 13, s. 6
  • ÜMMÜ SELEME FEDEK MESELESİNDE HZ. FÂTIMA’YI HAKLI GÖRMEKTEDİR

    İleride izah edeceğimiz gibi, Hz. Ebu Bekir Fedek'e el koyunca bunu duyan Peygamberimizin zevcesi Ümmü Seleme (a.s.) şöyle dedi: "Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı Fâtıma gibi birisine mi bunlar söyleniyor? Allah'a yemin ederim ki, O, insanlar arasında bir cennet hurisidir. Canın nefesi gibidir. Takva sahiplerinin bağrında yetişmiştir. Meleklerin elinde büyümüştür. Tertemiz kimselerin kucağında yetişmiştir. En güzel bir şekilde gelişmiştir. En güzel terbiye üzere eğitilmiştir. Siz, Resûlullah'ın (s.a.v.) O'nu mirasından yoksun bıraktığını ve O'na bunu bildirmediğini mi iddia ediyorsunuz? Oysa, yüce Allah şöyle buyurmuştur: `Yakın akrabalarını uyar.' Sizce Resûlullah (s.a.v.) O'nu uyardığı halde, O böyle bir istekte mi bulunuyor? Oysa kadınların en hayırlısı ve cennet gençlerinin efendilerinin annesi, Meryem'in dengidir. Babasının sayesinde Rabbinin risaletleri kemâle ermiştir.