• TEHDİTLERE MÂRUZ KALAN HZ. ALİ, HZ. FÂTIMA ÖLÜNCEYE KADAR BİAT ETMEMİŞTİR

    Sünni âlimlerden Buhar'inin Sahih'inde (c. 3, sy. 37) Hayber Gazvesi babında; Müslim b. Haccac da Sahih'inde (c. 5, sy.154), Kavlu'n-Nebiy la Nuris babında bu konu şöyle yazmaktadır: "Hz. Ali (a.s.) Hz. Fâtıma (a.s.)'ın vefatından sonra biat etti." Sünni olan, Abdullah b. Müslim b. Kuteybe Dineverî "El-İmamet-u ve's-Siyase"nin 14. sayfasının sonunda: "Hz. Fâtıma (a.s.) vefat etmeden Hz. Ali (a.s.) biat etmedi" yazmaktadır. Mesudi, "Mürucu'z-Zeheb"de (c. 1, sy. 414), "Fâtıma (a.s.) vefat etmedikçe Haşimilerden hiç kimse biat etmedi" yazmaktadır. Bunun süreyle ilgili olarak; 6 ay sonra biat ettikleri konusunda ittifak vardır. Sünni İbn-i Ebi'l-Hadid bu konuda şunu yazmaktadır: "Hz. Aişe'den naklederek: Ali (a.s.) 6 ay boyunca biat etmedi; O biat etmedikçe Ben-i Hâşim'den kimse biat etmedi." 383 383 İbn-i Ebi'l Hadid, Nehcü'l-Belağa Şerhi, c. 2, s. 18
  • HZ. FÂTIMA’NIN EVİNİN MAHREMİYETİ

    Hz. Fâtıma'nın (a.s.) evinin Cenab-ı Hak katında da özel bir konuma sahip olduğu ayet ve hadis ile sabittir. Biat günü Hz. Ömer ve adamlarının yaptığı tecavüz bu konudaki ayet ve hadisi de çiğnemiştir. Nûr Sûresi 36. ayet: "Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler." Hz. Peygamber (s.a.v.) Mescid-i Şerif'te iken bu ayet nâzil oldu. Bir adam kalktı ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü (s.a.v.) bu evler mi? Resûlullah (s.a.v.) de şöyle buyurdu: "Peygamberlerin evleri." Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir Resûlullah (s.a.v.)'e, "Ey Allah'ın Resulü, -Ali (a.s.) ve Fâtıma (a.s.)'ın evine işaret ederekbu evde o evlerden midir?" dedi. Resûlullah (s.a.v.) de: "Evet, hatta en üstünlerindendir" buyurdu.
  • HZ. FÂTIMA, MUHSİN İSİMLİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜK MÜ YAPTI?

    Nazzam der ki: "Hz. Ömer, biat günü Fâtıma'nın karnına vurdu, bundan dolayı da Zehra (a.s.) karnındaki Muhsin'i düşürdü." 384 İbn Ebi Darim, Mizanü'l-İtidal adlı eserinde, "Hz. Ömer, Zehra'ya vurdu ve Zehra da bundan dolayı Muhsin'i düşürdü" yazmaktadır. El-Mesudî, Ehl-i Beyt ve Sünni âlimlerce kabul edilen ünlü bir tarihçidir. El-Mesudi'nin "Mürucu'z-Zeheb" adlı eserinde bu olay şöyle nakledilir: "... derken Hz. Ali'ye (a.s.) saldırdılar. O'nun evinin kapısını yaktılar ve evde bulunanları zorla çıkardılar ve hanımlar efendisi Fâtıma (a.s.)'ı ise kapı ile duvar arasında sıkıştırdılar; bu esnada Muhsin adlı çocuğunu düşürdü." Belazurî, Taberî, İbn-i Hizabe, İbn Abdurrabbih, Cevherî, 384 El-Vafi bi'l-Vefakat, c. 6, s. 17; Şehristanî, El-Milel ve'n-Nihal, c. 1, s. 57
  • HZ. FÂTIMA, MUHSİN İSİMLİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜK MÜ YAPTI? (2)

    Mes'udi, Nezzam, İbn-i Ebi'l-Hadid, Hafız İbrahim gibi Sünni âlimler de çocuk düşürme hadisesini detaylı olarak yazmaktadır. Ehl-i Beyt kaynaklarından: "...bilahare Hz. Ali (a.s.)'ı yakaladılar ve iple bağlayıp çekerek mescide götürmeye başladılar. Hz. Fâtıma (a.s.), Hz. Ali'nin (a.s.) tehlikede olduğunu görünce ileri atılarak sıkıca Ali (a.s.)'ın elbisesinden asıldı ve `kocamı götüremezsiniz' diye bağırmaya başladı. Hz. Ömer'in amcasının oğlu Kunfuz, Hz. Fâtıma'nın (a.s.) Ali (a.s.)'ın elbisesini bırakmayacağını görünce kamçısıyla O'nun nâzenin koluna vurmaya başladı. Öyle ki, Hazretin pazısında bir pazibent gibi görülmekteydi! Bu arada Fâtıma (a.s.) halkın izdihamı neticesinde kapı ile duvar arasında öyle bir sıkıştı ki, kaburga kemikleri kırıldı ve bu darbe sonucu rahminde olan çocuk da düştü." 385 Hz. Fâtıma (a.s.)'ın karnındaki çocuğu kaybetmesine sebep olan olayın neticesi ile ilgili olarak Hz. Zeyneb (a.s.)'ın çocuk düşürdüğü saldırı olayını aktarırlar. "...Resûlullah (s.a.v.), yaşlı olan Zeyd bin Hârise'yi, Zeyneb'i Medine'ye getirmesi için onunla birlikte Mekke'ye gönderdi. Müşrikler Peygamberin kızı Zeyneb'in (a.s.) Medine'ye hareket ettiğini öğrenince, Ebu Süfyan'la birlikte bir grup süvari onları takip etmeye koyuldu. Müşrikler "Zi-tuva" denilen yerde onlara ulaştılar. Hebbar bin Esved isminde bir şahıs, mızrağını Zeyneb'in (a.s.) tahtırevanına sapladı; öyle ki mızrağın ucu Zeyneb (a.s)'ın sırtına isabet etti. Zeyneb (a.s.) korku ve vahşetten dolayı rahmindeki çocuğunu düşürdü. Zeyneb (a.s.) Medine'ye ulaşıp bu olayı Resûlullah'a (s.a.v.) nakledince Resûlullah haddinden fazla rahatsız oldu. Bunun üze385 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 198
  • HZ. FÂTIMA, MUHSİN İSİMLİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜK MÜ YAPTI? (3)

    rine Hebbar'ın bu katı kalpliliğinden dolayı onun kanını mubah ederek eliyle kolunun kesilerek öldürülmesini emrettiler." Sünni İbn-i Ebi'l-Hadid'in Nehcü'l-Belağa Şerhi kitabında (c. 3, sy. 351) yer alan bir bilgi şöyledir: "... Üstadım Ebu Câfer'e; `Hebbar bin Esved'in süngü ile Hz. Resûlullah'ın (s.a.v.) kızı Zeyneb'in (a.s.) tahtırevanına saldırıldığında, Zeyneb'in (a.s.) çocuk düşürdüğü haberi Resûlullah (s.a.v.)'e ulaştığında Resûlullah (s.a.v.) Hebbar'ın kanını mubah kıldı' dedim. Ebu Câfer bu söze karşılık; `Eğer Resûlullah (s.a.v.) hayatta olsaydı, Fâtıma (a.s.)'ı korkutarak O'nun çocuğunun düşmesine sebep olan şahsın da kanını mubah kılardı' dedi. Ehl-i Beyt kaynaklarında ve bazı Sünni eserlerde Muhsin isimli çocuğun annesinin karnında düştüğü ve bu olayın Resûlullah (s.a.v.)'in rıhletinden sonra meydana geldiği yazmakla beraber, Hz. Fâtıma (a.s.)'ın Muhsin isimli çocuğu ile ilgili bir takım Sünni eserlerde farklı rivayetler de vardır. Buhari, Sahih'inde çocuğun Resûlullah'ın (s.a.v.) devrinde düştüğü ve Hz. Peygamberin (s.a.v.) O'nun cenazesine gittiği yazmaktadır: "Fâtıma-i Zehra (a.s.)'ın küçük oğlu Muhassin'in vefatında Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yanlarında Sa'd Bin Ubade, Muaz b. Cebel, Ubeyy b. Kab ve Zeyd b. Sabit (r.a.) oldukları halde Hz. Fâtıma (a.s.)'ın evine gelip, torununu ruhunu teslim eder halde görünce Hz. Peygamberin (s.a.v.) gözlerinden yaş gelmişti. Hz. Sa'd bin Ubade: `Ya Resûlallah! Bu nedir?' diye sorunca, Peygamber Efendimiz (s.a.v.): `Bu, Cenab-ı Hakk'ın, kullarının kalbine koymuş olduğu bir rahmettir. Allah kullarından ancak merhametli olanlara merhamet buyurur' diye cevap vermişlerdir." 386 386 Buhari, Sahih, c. 8, s. 186, Babü't-Tevhid
  • HZ. FÂTIMA, MUHSİN İSİMLİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜK MÜ YAPTI? (4)

    Meydana gelen olayların devamını Bihârü'l-Envâr'dan verelim: "Kargaşanın içinde çocuğunu düşüren Hz. Fâtıma (a.s.) baygın düşmüştü. Bir de kendine geldiğinde baktı ki, Ali'yi (a.s.) mescide götürmüşler. Durmak caiz değildi artık, Ali'nin (a.s.) canı tehlikedeydi, O'nu savunması gerekirdi. Bütün bu ezikliğine rağmen, kaburgası kırılmış olduğu halde evden çıktı ve Ben-i Haşim kadınlarından bir grupla beraber mescide gitti. Ali'yi (a.s.) tutukladıklarını görünce onlara yönelerek, `Amcamoğlunu serbest bırakın, yoksa Allah'a and olsun ki, saçlarımı dağıtır, Peygamberin (a.s.) gömleğini başımın üzerine atar, sizi Allah'a şikayet ederim! And olsun ki, Sâlih'in devesi Allah'a Benim bu yavrularımdan daha aziz değildir!" diye seslendi. Sonra da yüzünü Hz. Ebu Bekir'e çevirerek şöyle dedi: `Kocamı öldürüp, çocuklarımı yetim mi bırakmak istiyorsun? O'nu bırakmazsan saçlarımı dağıtır ve Babamın kabrinin üstünde Allah'ı imdada çağırırım!' Bu sözü söyledikten sonra Hasan (a.s.) ve Hüseyin'in (a.s.) ellerinden tutarak Resûlullah'ın (s.a.v.) kabrine doğru hareket etti. Hz. Ali durumun çok tehlikeli olduğunu gördü, Selman'a Fâtıma'yı (a.s.) bu işten vazgeçirmesini söyledi. Fâtıma (a.s.) Hz. Ali'nin (a.s.) emrini duyunca, `O emrettiği için itaat ediyorum ve sabredeceğim' dedi." 387 Sünni âlimlerden İbn Kuteybe "El-İmamet-u ve's-Siyase" adlı eserinde (c. 1, sy. 13) Hz. Ali'nin (a.s.) o gün mâruz kaldığı muamele ile ilgili olarak şunları yazmaktadır: "... Hz. Ali, `Allah'ın kulunu ve Resûlullah (s.a.v.)'in kardeşini mi öldüreceksiniz?' buyurduğunda, Hz. Ömer, `Sen Resûlullah'ın 387 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 199
  • HZ. FÂTIMA, MUHSİN İSİMLİ ÇOCUĞUNU DÜŞÜK MÜ YAPTI? (5)

    (s.a.v.) kardeşi değilsin!' dedi. Hz. Ebu Bekir onun bu sözleri karşısında sessiz kalıp bir şey söylemiyordu. Hz. Ömer Hz. Ebu Bekir'e dönerek, `Bütün bu işleri senin emrinle yapmıyor muyuz?' dedi. Hz. Ebu Bekir de, `Fâtıma (a.s.) olduğu müddetçe O'nu zorlamayacağız' dedi. Hz. Ali (a.s.), Hz. Resûlullah (s.a.v.)'in kabrine vararak ağlar bir halde Harun'un, kardeşi Musa'ya dediklerini Peygambere (s.a.v.) arz etti. Allah-u Teala Kur'an'da, Hz. Harun'un Hz. Musa'ya şöyle dediğini nakletmiştir: "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp, güçsüzleştirdi) ve neredeyse Beni öldüreceklerdi." 388 388 Araf, 150
  • HZ. EBU BEKİR’İN, HZ. FÂTIMA’YA YAPTIKLARINDAN DOLAYI PİŞMAN OLUŞU

    Sünni Ebu Ubeyd El-Kasım İbn Sellam, El-Emval kitabında Abdurrahman bin Afv'dan aktarmaktadır: "Hz. Ebu Bekir'in ölüm hastalığında onu ziyaret etmeye gittim, evine girdim ve ona selam verdim. `Sende herhangi bir sıkıntı görmüyorum, elhamdülillah, dünya için hüzünlenme. Allah'a kasem olsun ki ancak senin sâlih bir kişi olduğunu biliriz' dedim. Bunun üzerine dedi ki: `Ben ancak kendi hayatım boyunca yaptığım üç şeye hüzünlenirim. Bunları yapmamayı çok isterdim. Üç şeyi yapmadığıma da çok üzülürüm, keşke yapsaydım diye hayıflanırım. Ancak keşke Resûlullah'a (s.a.v.) şu üç soruyu sormuş olsaydım: Keşke Fâtıma'nın (a.s.) evini açmayıp bıraksaydım ve üzerime harp kapılarını örtseydim. Saideoğulları Sakifesinde (gölgeliğinde) halife seçimi için toplanıldığı gün ben bu işi Hz. Ömer veya
  • HZ. EBU BEKİR’İN, HZ. FÂTIMA’YA YAPTIKLARINDAN DOLAYI PİŞMAN OLUŞU (2)

    Ebu Ubeyde'nin boynuna atsaydım. O mü'minlerin emiri olsa ben de yardımcısı olsaydım. Keşke Halid ibn-i Velid'i, Ehl-i Ridde (dinden dönüp harbe kalkan grup) üzerine orduyla yolladığım vakit ben de Zü'l-Kassa mevkiinde oturup, Müslümanlar galip gelirse gelirler, gelemezlerse ben onlara destek ve yardımcı olsaydım. Resûlullah'a (s.a.v.) sorsaydım dediğim üç şeye gelince: Keşke Peygambere (s.a.v.), `Bu halifelik kime kalacak' diye soraydım da ashab ihtilaf etmeyeydi. Keşke emirlik konusunda, `Ensar'a da bir yol var mı?' diye sorsaydım. Keşke Resûlullah'a (s.a.v.), `hala ile oğlan kardeşin kızı nasıl miras alacakları hususunu' sorsaydım. Zira benim hâlâ bu konuyu bilmeye ihtiyacım var." Hz. Ebu Bekir'in Hz. Fâtıma'nın (a.s.) evinin mahremiyetini çiğnemesi ile ilgili pişmanlığını anlatan sözleri şu Sünni eserlerde de yer almaktadır: Sünni Taberanî, Mucemü'l-Kebir, Abdulhamid İbn Hibetullah El-Medainî El-Mutezilî, Şerh-u Nehcü'l-Belağa, Hafız Zehebî, Tarihu'l-İslam. Sünni İbn Hadid'in Şerh-i Nehcü'l-Belağa eserinden: Abdurrahman bin Avf'dan rivayetle, şöyle demektedir: "Kendisi Hz. Ebu Bekir'in vefat ettiği ölüm hastalığında Hz. Ebu Bekir'i ziyaret etmiştir. Abdurrahman der ki: `Vefat ettiği hastalığında ziyaret için Hz. Ebu Bekir'in huzuruna girip selam verdim ve `nasıl sabahladın' diye sordum. O yerinden doğruldu. Hz. Ebu Bekir sonra şöyle dedi: `...Ben ise, dünyada yaptığım üç şeye keşke yapmasaydım, yap-