• BİAT GÜNÜ HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ (2)

    " ...ardından Fâtıma (a.s.) kapının önünde durdu ve şöyle dedi: Benim için ahid bulunmamaktadır. Sizden daha kötü hazerat halinde bekleyen hiçbir kimse bulunmamaktadır. Resûlullah'ın (s.a.v.) cenazesini orta yerde bıraktınız. İşinizi kendi aranızda görüp bize sormadınız. Bize herhangi bir hak vermediniz." 376 Sünni İbn Ebu Şeybe El-Musannef adlı eserinde şöyle rivayet ediyor: Zeyd ibn Eslem babası Eslem'den rivayetle: "Resûlullah'ın (s.a.v.) vefatından sonra Hz. Ebu Bekir'e biat edildiğinde Ali ve Zübeyr, Fâtıma bint-i Resûlullah (s.a.v.)'in yanına vardılar ve O'nunla müşavere ettiler. Durumları hakkında fikir alışverişinde bulundular. Bu Hz. Ömer bin Hattab'a ulaşınca çıktı ve Fâtıma'nın (a.s.) huzuruna geldi ve şöyle dedi: "Ey Resûlullah (s.a.v.)'in kızı! Allah'a kasem olsun ki, bize Senin Babandan daha sevimli hiçbir kimse bulunmamaktadır. Babandan sonra bize Senden daha sevimli hiçbir kimse yoktur. Allah'a yemin olsun ki, evi onların üzerine yakmayı emredecek olursam, bunların Senin yanında toplanmış olması beni hiç şüphesiz engelleyici değildir.' Râvi Eslem diyor ki: Hz. Ömer çıktığında onlar Hz. Zehra (a.s.)'ın huzuruna geldiler. Hz. Zehra (a.s.) şöyle dedi: `Biliyor musunuz, Ömer benim yanıma geldi. Dönecek olursanız sizinle birlikte evi yakacağı hususunda kasem etti. Allah'a kasem olsun ki, yemin ettiği şeyi yerine getirecektir. Bunun üzerine doğruyu bulmuş olarak gidin. Görüşlerinizi gözden geçirin. Benim yanıma dönmeyin.' Onlar Zehra'nın (a.s.) yanından ayrıldılar. Hz. Ebu Bekir'e biat edinceye kadar Zehra'nın (a.s.) yanına dönmediler." 377 "İmam Ali'nin" yazarı Albülfettah Abdulmaksud'un eserinden: 376 Alamü'n-Nisa, c. 4, s. 114 377 El-Musannef, c. 8, s. 572, Darü'l-Fikr
  • BİAT GÜNÜ HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ (3)

    "Hz. Ömer geldi ve dedi ki: `Ömer'in nefsi kudret elinde olan Allah'a yeminler olsun ki, ya onlar çıkarlar veya evi içindekiler ile birlikte yakarım.' Orada bulunanlardan bir grup Hz. Ömer'e, `Allah'tan kork. Resûlullah (s.a.v.)'in ardından O'nun hakkını gözet. Ey Ebu Hafs! Bu evde Fâtıma (a.s.) vardır...' dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer aldırmaksızın haykırmaya başladı. Yaklaştı, kapıyı çaldı, ardından kapıyı vurdu ve düşünmeksizin eve saldırdı. Ali (a.s.) ona göründü. İşte bu esnada eve giriş anında Zehra (a.s.)'ın inlemesi ve feryadı yükseldi. Bu feryad ancak yardım isteme feryadıydı. `Ey Babacığım! Resûlullah (s.a.v.)...' kelimesi dilinden döküldü. Bu cümleyle Rabbinin rızasına ulaşmak Hz. Resul'e olan yakınlığı ile istimdat etmek istedi. Topluluk geri dönünce, korkmuş ceylanın kaçışı gibi Zehra (a.s.)'ın çığlığından kaçtılar. Ali (a.s.)'ın üzüntüden gözleri şaşkına dönmüştü. Ali (a.s.)'ın hilmi bitip tükenmişti. Himmeti ağırlaşmıştı. Meydana dalış yapıp saldıran kimse gibi öfkesinden parmakları artık kılıcını kavramıştı." 378 Ehl-i Beyt kaynaklarından Bihârü'l-Envâr'dan: "...nihayet Hz. Ömer kapıyı ateşe verdi sonra da şiddetle tekmelemeye ve itmeye başladı. Kapı açıldı, Hz. Ömer içeri girmek istedi. Hz. Fâtıma (a.s.) Hz. Ömer'in önünü kesti. Hz. Ömer kılıfında olan kılıcıyla o Hazrete vurmaya başladı. Hazret belki de halk gaflet uykusundan uyanır ve Ali'yi savunurlar diye ağlayıp, feryat etmeye başladı. Hz. Fâtıma'nın (a.s.) ağlayıp, yardım talebinde bulunmaları, o taş yürekli insanlara hiç tesir etmedi. Hatta O Hazreti dövmeye başladılar ve kamçıyla kolunu morarttılar." 379 378 Abdülfettah Abdülmaksud, İmam Ali (as.), c. 4, s. 274-277 379 Bihârü'l-Envâr, c. 43, s. 197
  • BİAT GÜNÜ HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ (4)

    Sünni İbn-i Ebi'l-Hadid Nehcü'l-Belağa Şerhi'nde (c. 1, sy. 134) bu olayı şöyle aktarır: "Haşimiler, Ali'nin (a.s.) evinde toplanmışlardı. Zübeyr de onlarla beraberdi; zira kendisini Haşimiler'den sayıyordu. Hz. Ali (a.s.) buyurmuştur ki; Zübeyr sürekli bizimle beraberdi ancak çocukları büyüdükten sonra O'nu bizden ayırdılar. Hz. Ömer, bir grup askerle Hz. Fâtıma (a.s.)'ın evine gitti. Useyd ve Selme de onunla birlikte idi. Hz. Ömer şöyle dedi: `Dışarı çıkın, biat edin.' Onlar biat etmeye yanaşmadı. Zübeyr kılıcını çekerek dışarı çıktı. Hz. Ömer, `Bu köpeği yakalayın!' dedi. Selme b. Eslem kılıcını alıp duvara vurdu. Bu sırada Ali'yi (a.s.) çekerek zorla Hz. Ebu Bekir'e doğru götürdüler. Haşimiler de O'nunla beraber gelip tepkisinin ne olacağına bakıyorlardı. Ali (a.s.), `Ben Allah'ın kuluyum, Resûlullah (s.a.v.)'in kardeşiyim' diyordu. Ama kimse aldırış etmiyordu. Nihayet O'nu Hz. Ebu Bekir'in yanına götürdüler. Hz. Ebu Bekir, `biat et' dediğinde, Hz. Ali şöyle buyurdular: `Ben bu makama daha layığım, Ben size biat etmiyorum; sizin Bana biat etmeniz gerekir. Siz Resûlullah (s.a.v.)'e yakınız diyerek bunu Ensar'dan kopardınız. Aynı delille Ben de size delil sunuyorum. Öyleyse insaflı olun. Ensar'ın size insaflı davrandığı gibi insaflı olun. Allah'tan korkuyorsanız hakkımızı itiraf edin. Eğer böyle yapmazsanız bilin ki Bana zulmediyorsunuz.' Bu esnada Hz. Ömer: `Biat etmedikçe Seni bırakmayız' dedi. Hz. Ali (a.s.) da şöyle buyurdular: `Birbirinizle iyi anlaşmışsınız! Bugün ona çalışıyorsun ki, yarın o bu makamı sana döndürsün. Allah'a and olsun ki, senin sözünü kabul ederek ona biat etmeyeceğim.' Daha sonra halka dönerek şöyle buyurdular:
  • BİAT GÜNÜ HZ. FÂTIMA VE HZ. ALİ (5)

    `Ey Muhacir topluluğu! Allah'tan korkun! Allah'ın Muhammed (s.a.v.) ailesine verdiğini onlardan çıkarmayın; onları kendi haklarından ve makamlarından uzaklaştırmayın; sizin aranızda Allah'ın Kitabını ve Resûlullah (s.a.v.)'in sünnetini bizden daha iyi bilen ve dini tam mânâsıyla kavrayan kimse yoktur. Allah'a and olsun ki, bunların hepsi bizdedir. Öyleyse nefsinize uyarak Haktan uzaklaşmayın.' Bu sırada Ali (a.s.) biat etmeden eve döndü. Hz. Fâtıma (a.s.) hayatta olduğu müddetçe evinde kalarak biat etmedi. Ama O'nun vefatından sonra biat etmek zorunda kaldı."
  • HZ. ÖMER’İN O GÜN YAPTIKLARINI MUAVİYE’YE YAZDIĞI MEKTUBUNDAN OKUYALIM

    Bihârü'l-Envâr'dan: "Fizze'ye (Hz. Fâtıma (a.s.)'ın cariyesi) dedim ki: `Ali'ye (a.s.) de ki: Hz. Ebu Bekir'e biat etmek için dışarı çıksın çünkü Müslümanlar ona biat etmişlerdir.' Fizze: `Ali (a.s.) meşguldür' dedi. Dedim ki: `Bu sözleri bir kenara bırak, ona de ki, dışarı çıksın; aksi takdirde içeri girip O'nu zorla çıkarırız.' Bu sırada Fâtıma odadan çıkıp kapının arkasında durdu ve şöyle dedi: `Ey yalancı sapıklar! Ne diyorsunuz? Ne istiyorsunuz?' Dedim ki: `Ey Fâtıma!' Fâtıma (a.s.): `Ey Ömer ne istiyorsun?' dedi. Dedim ki: `Neden amcanoğlu Seni cevap vermek için göndermiş ve Kendisi perdenin arkasında oturmuştur?' Dedi ki: `Ey şaki (bedbaht)! Senin azgınlığın Beni evimden dışarı çıkardı; hücceti Sana ve diğer her sapığa tamamladı.'
  • HZ. ÖMER’İN O GÜN YAPTIKLARINI MUAVİYE’YE YAZDIĞI MEKTUBUNDAN OKUYALIM (2)

    Dedim ki: `Bu boş sözleri ve kadın hikayelerini bir kenara bırak; Ali'ye de ki dışarı çıksın; aramızda hiçbir dostluk ve ihtiram yoktur.' Fâtıma (a.s.) dedi ki: `Ey Ömer! Şeytanla mı Beni korkutuyorsun? Oysa ki şeytanın hizbi güçsüzdür.' Dedim ki: `Eğer dışarı çıkmazsa, ya çok odun getirerek bu evi içindekilerle yakacağım veya Ali (a.s.) sürüklenerek biate götürülecektir.' Bu sırada Konfoz'un kırbacını alıp ona vurdum ve Halid bin Velid'e de: `Sen ve adamlarımız gidin odun getirin, ben onları yakacağım' dedim. Fâtıma (a.s.) dedi ki: `Ey Allah'ın düşmanı! Ey Peygamberin (s.a.v.) düşmanı, ey Emirü'l-Mü'minîn Ali'nin düşmanı!' Fâtıma (a.s.) elleri ile kapıyı tutup onu açmama mâni oluyordu; derken O'nu bir kenara ittim, yine bana mâni olmaya çalıştı, bu defa kırbaçla O'nun ellerine vurdum, O'nu incittim, O'nun inilti ve ağlamasını duydum; neredeyse yumuşayacaktım ve kapıdan geri dönecektim. Ama bu esnada Ali'nin Arap kahramanlarının kanını dökmedeki hınç ve düşkünlüğünü, Muhammed (s.a.v.)'in hile ve sihrini hatırladım, bu esnada kapıya bir tekme vurdum, Fâtıma (a.s.) ise kapıya yapıştı; öyle şiddetle bağırdı ki, Medine'nin alt üst olduğunu zannettim ve şöyle dediğini duydum: `Ay babacığım! Ya Resûlallah (s.a.v.)! İşte çok sevdiğin kızına böyle davranıyorlar! Ah! Ey Fizze! Gel de Beni tut; Allah'a and olsun ki, karnımdaki yavrum öldürüldü!' Duvara dayanarak doğum acısı çektiğini duydum, derken kapıyı itip içeriye girdim, gözlerimi kapatan bir çehre ile beni karşıladı, hicabın üzerinden yüzüne bir tokat vurdum, öyle ki küpesi kopup yere dağıldı..." 380 380 Bihârü'l-Envâr, c.16, s. 295
  • OLAYLAR VE HZ. ÖMER

    Ömer b. Hattab dedi ki: "Hudeybiye'de şüphe etiğim kadar, Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliğinden şüphe etmedim." 381 Hudeybiye'de ne olmuştu? "Resûlullah bir gece rüyasında, ashabıyla beraber Mekke'ye gidip umre yaptıklarını görüyor. Sabahleyin rüyasını ashaba anlatıyor. Ashab, `Siz bizim rüyalarımızı tabir edensiniz; bu rüyanızın tabiri nedir?' diye arz ediyorlar. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar: `İnşaallah Biz Mekke'ye gidip amellerimizi yapacağız.' Ama ne zaman müşerref olacaklarını belirtmiyor. Aynı yıl Resûlullah (s.a.v.) Allah'ın evini ziyaret aşkından dolayı, ashabıyla birlikte Mekke-i Muazzama'ya doğru hareket ediyorlar. Hudeybiye'ye vardıklarında, Kureyş kafirleri haberdar oluyorlar. Bundan 381 İbn Meğazili, Menakıb; Hafız Ebu Abdullah Muhammed b. Ebi Nasr Hamidi, Cem'un Beyne's-Sahihayn
  • OLAYLAR VE HZ. ÖMER (2)

    dolayı savaş teçhizatlarıyla önlerine çıkarak Mekke'ye girmelerine engel oluyorlar. Resûlullah (s.a.v.) savaş değil, sadece ziyaret niyetinde olduğu için, Mekke kafirleriyle sulh yaparak anlaşma imzalayıp oradan geri döndüler. İşte bu olay esnasında Hz. Ömer, Peygamberin (s.a.v.) nübüvvetinden şüpheye kapıldı. Hz. Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına gelerek şöyle dedi: `Ya Resulallah, siz peygambersiniz ve sözü doğru olansınız. Bize Mekke'ye gideceğiz, orada saçlarımızı tıraş edeceğiz demediniz mi; şimdi neden tersi oldu?' Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: `Peki Ben zaman tayin ettim mi? Bu yıl ziyaret edeceğiz dedim mi?' Hz. Ömer: `Hayır ya Resûlallah' dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: `Öyleyse dediklerim doğrudur; ziyarette bulunacağız inşallah; rüyamın tabiri gerçekleşecektir; ancak rüyanın tabiri Allah'ın iradesine bağlıdır, erken veya geç olabilir.' İşte bundan dolayı Cebrail nâzil olarak Fetih Sûresi'ndeki şu ayeti indirdi: "And olsun Allah, Resulü'nün gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak ve korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah sizin bilmediğinizi bildi, böylece de bundan başka da size yakın bir fetih ve zafer verecektir." 382 Rivayetlerden bizim Hz. Ömer hakkında anladığımız, onun son derece şüpheci bir insan olmasıdır. Yoksa Resûlullah (s.a.v.)'e son derece bağlı bir sahabe olan Hz. Ömer, imanî konularda içinde hiçbir şüpheye yer vermeyecek kadar hassas bir itikada sahiptir. 382 Seyyid Muhammed Musevi, Peşaver Geceleri, s. 299-300
  • HZ. ALİ’NİN BİATA ZORLANMASI

    Sünni İbn Kuteybe Tarihü'l-Hulefa adıyla meşhur olan "El-İmamet-ü ve's-Siyase" adlı eserinde Hz. Ali (a.s.)'ın dışarı çıkarılma hadisesini şöyle aktarır: "Hz. Ebu Bekir bir ara biatten kaçınıp Ali'nin evinde toplananları aradı ve Hz. Ömer'i onların peşine gönderdi. Hz. Ömer Ali'nin (a.s.) kapısına gelerek onlara seslendi. Dışarıya çıkmaktan çekinince odun getirmelerini istedi ve onlara şöyle bağırdı: `Ömer'in canını elinde tutana (Allah'a) and olsun ki, ya dışarıya çıkarsınız ya da evi içindekilerle birlikte yakacağım.' `Ey Eba Hafs, bu evin içinde Fâtıma (a.s.) vardır' dediklerinde, `fark etmez' diye cevap verdi. Devamla Hz. Ömer ayağa kalktı ve bir grupla beraber Fâtıma (a.s.)'ın huzuruna vardılar ve kapıyı çaldılar. Zehra (a.s.) kapının sesini duyunca en yüksek sesiyle şöyle nida etti: `Ey Babacığım, ey Allah'ın Resulü (s.a.v.), Senden sonra İbn Hattab'ın ve İbn Ebu Kuhafe'nin eliyle nelerle karşılaştık.' Toplu-
  • HZ. ALİ’NİN BİATA ZORLANMASI (2)

    luk Zehra'nın haykırışını ve ağlayışını duyunca ağlayarak gittiler. Kalpleri parçalanacak ve ciğerleri paralanacak gibi oldu. Geriye Hz. Ömer ve bir grup kaldı. Onlar Ali'yi (a.s.) dışarı çıkardılar. Hz. Ebu Bekir'in yanına götürdüler. O'na `biat et' dediler. Hazreti Emir de (a.s.) `Hangi nedenden dolayı biat edeyim?' dedi. Onlar da, `Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a kasem olsun ki, biat etmezsen Senin boynunu vururuz.' dediler." Sünni Taberî'nin eserinden: Tarihü't-Taberî eserinin 2. cilt 443. sayfasında Hz. Ali'nin (a.s.) dışarı alınmasından önce Zübeyr'in yakalanışı şöyle anlatılır: "İbn Humeyd der ki: `... Ömer ibn Hattab evde Talha, Zübeyr ve Muhacirler'den bazı kişilerin bulunduğu bir haldeyken Ali (a.s.)'ın evine geldi ve şöyle dedi: `Allah'a kasem olsun ki! Sizi evle birlikte yakarım veya biat etmek için dışarı çıkarsınız.' Bunun üzerine Zübeyr kılıcını sıyırarak dışarı çıktı ancak ayağı kaydı ve kılıcı elinden düştü. Oradakiler O'nun üzerine atlayıp yakaladılar."