• SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (4)

    seleriz. En üstün soy bizimdir. Yurdumuz da tam ortadadır. İnsanlar içinde seçkin yüzlere sahip bizleriz. Akrabalık bakımından da Resûlullah (s.a.v.)'e en yakın olanlar da biziz. Siz İslam'da bizim kardeşlerimizsiniz. Dinde bizim yardımcılarımızsınız. Yardım ettiniz. Ganimetlerde bizim ortağımızsınız. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın, versin. Bizler emirleriz, sizler vezirlersiniz." 356 Aşağıdaki bölümü de Sünni Taberî'den veriyoruz: "Konuşmanın bu bölümünde Hz. Ebu Bekir, `Araplar, Kureyş'in bu oymağından başkasına boyun eğmez. Allah'ın verdiği lütuflar hususunda kardeşleriniz olan Muhacirler'le yarışmayın. Sizin için halife olarak şu iki adamdan birine razı oldum' dedi. Bunu söylerken Hz. Ömer b. Hattab ve Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı işaret etti. Gerek Hz. Ebu Bekir ve gerekse Sa'd İbn Ubade Ensar ve Muhacirlerin üstünlüklerinden dem vuran konuşmalar yaptılar. Ancak kalabalığın biat konusundaki kararında Ensar'dan Beşir İbn Sa'd'ın konuşması etkili oldu. Beşir İbn Sa'd, Sa'd ibn Ubade'nin amcası oğludur. Ve onun halifelik makamına aday olduğunu duyunca kıskanmış ve yaptığı konuşma ile Ensar'dan hilafet konusundaki iddialarından vazgeçmelerini istemiştir. `Ey Ensar topluluğu! Vallahi şayet biz müşriklerle cihad konusunda ve dinde bunlardan öncelikli olma konusunda üstün olmamız ancak Rabbimizin rızasını ve Nebimizin taatını istememizden dolayıdır.' Daha sora şöyle devam etti: `Dikkat edin! Hz. Resûlullah (s.a.v.) Kureyş'tendir. Ve Kureyş de bizden daha çok hak sahibidir ve önceliklidir. 356 c. 4, s. 86
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (5)

    Allah'a kasem olsun ki benim onlarla hiçbir zaman çekişeceğimi ve tartışacağımı görmeyeceksiniz. Allah'tan korkun ve onlara karşı gelmekten sakının ve onlarla tartışmayın.' Ardından ayağa kalkarak Hz. Ebu Bekir'e biat etti. Habbab ibn Münzir de bu biata şöyle karşılık vermekte ve ona hitaben şöyle demektedir: Ey Beşir ibn Sa'd! Ey isyankar asi. Yaptığın şeye seni hangi ihtiyaç götürdü. Amcan oğluna başkanlığı mı kıskandın?" 357 Bu esnada Evs ve Hazrec kabileleri arasındaki düşmanlığı körükleyecek bir konuşma yapan Useyd b. Hudayr söze girdi: "Ey Evs oğulları! Allah'a yemin ederim ki, eğer bir kere Sa'd'ı başınıza emir olarak tayin ederseniz, kıyamete kadar Hazrecliler bundan dolayı sizden üstün olacaklardır. Bu hususta ebediyen size bir pay vermezler." Bundan gerisini `Hidayet Önderleri' isimli eserden aktaralım: "Bu bölünmeyi sağlayan Beşir b. Sa'd'ın sözlerini fırsat bildi Hz. Ebu Bekir. Ardından Hz. Ömer Ebu Ubeyde'nin elinden tutarak şöyle seslendi: Ey insanlar! Bu Hz. Ömer, bu da Ebu Ubeyde. Bunlardan istediğinize biat edin.' Habbab b. Münzir, önceden hazırlanmış bu üçlü planı fark ettikten sonra ayağa kalktı ve şöyle dedi: `Ey Ensar topluluğu! Elinize sahip çıkın ve bu adamın ve arkadaşlarının sözlerini dinlemeyin. Yoksa sizin bu işteki payınızı alıp götürüler. Bu sözler karşısında Hz. Ömer b. Hattab öfkelendi ve büyük bir kızgınlıkla şunları söyledi: 357 Taberî, Tarihü't-Taberî, c. 2, s. 457-458
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (6)

    `Hz. Muhammed'in iktidarı ve emirleri hususunda bizimle çekişecek olan kimmiş? Biz O'nun yakınları ve aşiretiyiz. Allah'a yemin ederim ki, sapıklığa dalmış, günahla hemhâl olmuş ya da felakete düşmek üzere olan birinden başkası böyle bir cüreti gösteremez.' Habbab b. Münzir, Hz. Ömer'in bu meydan okuyuşunu ve sert üslubunu duyunca Ensar'a döndü ve şöyle dedi: `Eğer bunlar istediğinizi kabul etmezlerse, onları bu memleketten çıkarın. Çünkü Allah'a yemin ederim ki, siz bu işte onlardan daha çok hak sahibisiniz. Bu dini kabul edenler, sizin kılıçlarınız sayesinde kabul ettiler.' Bunları söyledikten sonra kılıcını çekti ve şöyle dedi: `Ben onun kaşınma kütüğüyüm ve sığınağıyım. Allah'a yemin ederim ki eğer isterseniz, onu köksüz bir dala çeviririz.' Bu sözler karşısında Hz. Ömer büyük bir öfkeye kapıldı. İki taraf arasında büyük bir kavganın çıkması an meselesi idi. Ebu Ubeyde b. Cerrah bir çatışma çıkmaması için araya girdi. Gayet yumuşak ve sakin bir sesle şöyle dedi: `Ey Ensar topluluğu! İlk yardım eden ve koruyan sizsiniz, değiştiren ve dönüştürenlerin ilki olmayın.' Rica eder bir üslupla, nazik bir dille konuşmaya başladı. Çok geçmeden öfkeleri dindi. Ensar da kendi aralarında bölünmüşlerdi. Sünni Tarih-i Taberî'de bu an hakkında şu rivayet yer alır: "Hz. Ebu Bekir, Ebu Ubeyde ve Hz. Ömer b. Hattab'dan birinin halifeliğe seçilmesini önerdiği zaman, bu ikisi Hz. Ebu Bekir lehine adaylıktan çekildiler. Buna Ensar'ın tepkisi şöyle oldu: Biz Ali b. Ebu Tâlib'den başkasına biat etmeyiz." 358 358 Taberî, age., c. 4, s. 21
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (7)

    Hz. Ömer bu diyalogların sonunda Hz. Ebu Bekir'e yöneldi ve dedi ki: "Uzat elini ey Hz. Ebu Bekir! Allah'ın seni oturttuğu bu makamdan hiç kimse seni uzak tutamaz." Onun ardından Ebu Ubeyde b. Cerrah ayağa kalktı ve ona dedi ki: "Sen Muhacirlerin en faziletlisisin, mağaradaki iki kişinin ikincisisin. Resûlullah (s.a.v.) olmadığı zaman O'nun yerine namaz kılan kimsesin." Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir ellerini uzattı, onlar da biat ettiler. Onların ardından Beşir bin Sa'd ve Hazrec kabilesinden bazı kimseler kalkıp ona biat ettiler. Useyd b. Hudayr da Evs kabilesinden bazı kimselerle birlikte biat etti." 359 Burada dikkat edilirse, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer veya Ebu Ubeyde b. Cerrah'ı halifeliğe aday gösterirken, karışıklık çıkmasından korkan Hz. Ömer, söz alarak, henüz Resûlullah'ın mübarek naaşı ortada dururken Hz. Ebu Bekir'i halife tayin etmiştir. Hatta bu biat anında Hz. Ebu Bekir'e olan biatin kuşku uyandırmaması için, "Sen yaşıyorken bu mu olacaktı? Resûlullah'ın (s.a.v.) seni oturttuğu bu makamdan hiç kimse seni alıkoyamaz" demiştir. 360 Hz. Ömer'in, "Resûlullah'ın (s.a.v.) seni koyduğu bu makamdan hiç kimse seni alıkoyamaz" çıkışını değerlendirmekte yarar vardır. Resûlullah (s.a.v.)'in kimi bu makama koyduğu ile ilgili birkaç hadis nakledelim. Konuya ilişkin aşağıdaki hadisler Sünni eserlerdendir. Sünni İbn-i Hacer, Es-Savâik adlı eserinin 90. sayfasında şu hadislere yer verir: 359 Hidayet Önderleri, Ehl-i Beyt Kurultayı, s. 153-155 360 Sünni Tarih-i Taberî, c. 2, s. 443
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (8)

    İkisi de İbn-i Sa'd'dandır: "Ben ve Ehl-i Beyt'im cennette bir ağacız; o ağacın dalları dünyadadır; Allah'a doğru bir yol bulmak isteyen o dallara sarılmalıdır." "Her dönemde ümmetim için Ehl-i Beyt'imden adil kimseler vardır; bunlar sapıkların tahrifini, bâtıl iddiada bulunanların iddiasını ve cahillerin tevilini bu dinden uzaklaştırmaktadır. Bilin ki imamlarınız sizi Allah'a doğru götürürler, öyleyse sizi götürenin kim olduğuna bakın." "Sünni Süleyman Kunduzi El-Hanefî Yenabiu'l-Mevedde isimli eserin 20. bâbında Hemvini'den naklen, Hz. Resûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ali Hak iledir, Hak da Ali iledir. Hak nereye meylederse, Ali de O'nunla meyleder." Sünni Hafız Ebu Nuaym Ahmed b. Abdullah İsfahani Hilyetu'lEvliya'da (c. 1, s. 63) şu rivayete yer verir: "Resûlullah, `Ey Ensar topluluğu! Sizleri sıkıca sarıldığınız takdirde asla sapmayacağınız bir kimseye hidayet edeyim mi?' buyurdu. Ashab: `Evet ya Resûlallah' deyince, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdular: Sarılmış olduğunuz takdirde dalalete düşmeyeceğiniz o kimse, gördüğünüz bu Ali'dir. Öyleyse Benim sevgimle O'nu seviniz; Benim kerametimle O'na ikramda bulununuz. Şüphesiz Cebrail, Allah tarafından size söylediklerimi Bana emretti." Burada yer verdiğimiz hadislerin sayısı yüzlercedir. Ancak Resûlullah (s.a.v.) hayatta iken Hz. Ebu Bekir'e herhangi bir vaatte bulunmamış, kendisi hakkında yukarıdaki mânâda hiçbir hadis zikretmemiştir. Tam tersine, Resûlullah (s.a.v.) âdeta kendisinden sonra olacak-
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (9)

    ları engellemek istercesine onu ve Hz. Ömer'i, yaşı yirmiyi bulmamış olan Usame'nin ordusuyla Medine dışına çıkarmak istemiştir. Ebu Ubeyde'nin konuşmasında bahsettiği, Peygamberimizin (s.a.v.) yerine namaz kıldırması meselesi, bizzat Resûlullah (s.a.v.)'in isteği değil, Hz. Ebu Bekir'in kızı olan Hz. Aişe'nin onu namaza çağırması ile gerçekleşmiştir. Resûlullah (s.a.v.) hasta yatağından çıkamaz bir halde iken, Hz. Ebu Bekir'in namaz kıldıracağını duyunca, Ali (a.s.) ve Abbas'ın yardımı ile namaza geçmiş ve Hz. Ebu Bekir'i mihraptan uzaklaştırmıştır. Ve bu arada Hz. Ömer'in "Nübüvvet ve saltanat bir arada toplanmaz" sözü de bu konuda kafaları karıştırabilir. Bunun cevabı Kur'an-ı Kerim'de açıkça belirtilmiştir. Ayette, nübüvvet ve hilafet, Hz. Musa (a.s.) ile kardeşi Harun (a.s.) da bir aradadır. Öyleyse Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Hz. Ali (a.s.) arasında da böyle bir durum söz konusu olabilir. Menzilet hadisinde Resûlullah (s.a.v.) ile Hz. Ali (a.s.) bir arada anılmıştır. Bu konudaki bir diğer iddia da Hz. Ebu Bekir'in yaşı gereği bu makama daha layık olduğudur. "Resûlullah (s.a.v.) Tebük Savaşı için hareket ederken, Medine'de yerine genç olan Hz. Ali'yi (a.s.) bırakmıştır. O esnada da Hz. Ömer ve Hz. Ebu Bekir O'ndan yaşlıdır, onlar kalsın dememiştir." 361 Sa'b. Ubade ve yandaşlarının böyle bir toplantıyı önceden ayarlamadığı için kendi aralarında bir birlik sağlayamamış ve halifeliği Muhacirlere kaptırmışlardır. Ama Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in, Ali'yi iktidardan uzaklaştırmak için önceden beri hazırlıklı olduğunu savunanlar mevcuttur. 361 Seyyid Muhammed Musevi, Peşaver Geceleri, s. 331
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (10)

    Çünkü Hz. Ebu Bekir'in aday olarak gösterdiği Hz. Ömer ve Ebu Ubeyde b. Cerrah halkın nazarında tutulmayınca tartışmalı dar müzakerelerle Hz. Ebu Bekir'i halife yaptırmışlardır. Bu görüş bizce de doğru kabul edilebilir. Çünkü Hz. Ebu Bekir'in konuşmasında ortaya attığı halifenin özellikleri aslında kendisinde değil, halifeliğin ayet ve hadislere göre gerçek sahibi olan Ali (a.s.)'da vardır. Eğer kendisini bu makama hazırlamış olsa idi, kendi özelliklerini sıralardı. Hz. Ebu Bekir, Ensar'a karşı daha önce Müslüman olduklarını ve Peygamber (s.a.v.) ile akrabalık bağına sahip olduğunu bir üstünlük olarak ileri sürmüştür. Halbuki bu vasıfları taşıyanın halife olması hususunda samimi idiyse, kendinden veya Hz. Ömer'den veya Ebu Ubeyde b. Cerrah'tan daha fazla bu vasıflara sahip Ali'yi (a.s.) aday olarak göstermeli idi. Hz. Ali (a.s.) onlardan önce hatta ilk Müslüman olan kişidir, Resûlullah (s.a.v.)'in amcaoğlu ve damadıdır. Ensar ve Muhacir arasında yapılan kardeşlik seçiminde Hz. Peygamber (s.a.v.) O'nu Kendine kardeş ilan etmiştir. Muhacir ve Ensar buna şahittir. Yaptıkları bu toplantının 3 ay öncesinde Gadr-i Hum'da Resûlullah (s.a.v.) Hz. Ali'yi (a.s.) kardeşi ve vasisi ilan etmişti. Muhacir ve Ensar buna da şahitti. Ama bir tartışmaların gölgesinde gerçekleşen halifelik seçiminde, hem âdeta Hz. Ali'nin (a.s.) özellikleri anlatılıyor, hem de O görmezlikten geliniyordu. Ve eğer Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Ebu Ubeyde b. Cerrah sami-
  • SAKİFE TOPLANTISINA KADAR NELER YAŞANDI? (11)

    mi idiyse, neden Hz. Ali'yi, Abbas'ı veya Haşimoğulları'ndan ileri gelenleri bu toplantıya çağırmamış veya defin işlemlerini tamamlayarak gelmelerini beklememişlerdir? Hz. Ebu Bekir, Sakife'deki grubun sakinleşerek kendine biat etmesinden sonra mescide doğru ilerledi, yolda karşılaştıkları kişilerden de biat aldı. "Seçimin ardından, Abdurrahman b. Avf yaşanan gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi: `Ey Ensar topluluğu! Gerçi siz erdemli, yardım eden ve önceliği bulunan kimselersiniz ama aranızda Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Ali, Ebu Ubeyde gibi birisi yoktur.' Bunun üzerine Zeyd b. Erkam şunları söyledi: `Ey Abdurrahman! Biz senin adını zikrettiğin kimselerin faziletini inkar etmiyoruz. Ama bizden de Ensar'ın efendisi Sa'd b. Ubade vardır. Allah Resulüne (s.a.v.) O'nun selamını iletmesini, kendisinden Kur'an öğrenilmesini emrettiği Ubey b. Ka'b, kıyamet günü âlimlerin başında gelecek olan Muaz b. Cebel, Resûlullah (s.a.v.)'in onun şahitliğini iki adamın şahitliğine denk saydığı Huzeyme b. Sabit gibi isimler vardır. Yine biliyoruz ki, Kureyş'te ismini zikrettiğin kimseler arasında öyle bir kimse vardır ki, şayet halifeliğe talip olsa hiç kimse buna itiraz etmeyecektir. O da Ali b. Ebi Tâlib'dir." 362 Eğer Hz. Ali (a.s.) o toplantıdan haberdar edilip orada bulunsa idi, aday olacaktı ve Ensar O'nun halifeliğine yukarıda yaşanan kargaşada olduğu gibi itiraz etmeyecekti. 362 Hidayet Önderleri, s. 160
  • SAKİFE’DE YAŞANANLAR KARŞISINDA İMAM ALİ’NİN SÜKÛNETİ

    Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir'in halife seçilmesinden sonra toplantıya katılanlara, gelişmeler ile ilgili şunları söyledi: Hz. Ali (a.s.) oradakilere: "Ensar buna ne dedi?" diye sordu. Kendisine Ensar, "Bir halife bizden bir halife sizden olsun teklifini yaptı" diye cevap verince Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: "Niçin onlara (şöyle bir) delil ve hüccet ikame etmediniz ki; Resûlullah (s.a.v.) Ensar'dan iyilere iyilikte bulunmayı ve kötülükte bulunanları bağışlamayı vasiyet etti." Oradakiler "Bu vasiyet onların aleyhine nasıl bir delil hüccettir?" diye sorunca da Hz. Ali (a.s.) devamen şöyle buyurdu: "Emirlik onların hakkı olsaydı (Ensar'ı Muhacirler'e) tavsiye etmeye gerek kalmazdı." Daha sonra Hz. Ali (a.s.), "Kureyş bu hususta ne dedi?" diye sordu. Dediler ki: "Onlar da Resûlullah'ın (s.a.v.) şeceresi-soyu ol-
  • SAKİFE’DE YAŞANANLAR KARŞISINDA İMAM ALİ’NİN SÜKÛNETİ (2)

    duklarını delil ve hüccet olarak ileri sürdüler." Bunun üzerine de Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurdu: Onlar şecereyisoyu delil gösterdiler ama meyvesini yitirdiler." 363 İbn Ebi'l-Hadid Nehcü'l-Belağa Şerhi'nde şöyle demektedir: "Ali (a.s.), halifeliğin kendisinin hakkı olduğundan kuşku duymuyordu ve herhangi bir insanın bu hususta Kendisiyle mücadele edeceğini aklına dahi getirmiyordu. Nitekim Hz. Abbas O'na şöyle demişti: `Uzat elini Sana biat edeyim. İnsanlar: Peygamberin (s.a.v.) amcası, Peygamberin (s.a.v.) amcasının oğluna biat etti, diyecekler. Böylece iki kişi dahi Senin halifeliğine itiraz etmez.' Ali(a.s.), Hz. Abbas'a şu cevabı vermişti: `Ey amca! Benden başkası halifeliği ister mi?' Abbas, şu cevabı vermişti: `Göreceksin.' Ali (a.s.): `Ben, bu işin kapalı kapılar ardında Bana tevdi edilmesini istemem' diye cevap vermişti." Sakife'de yaşananları duyan Ebu Süfyan ise, kendisine bir menfaat sağlamaya uğraşıyordu. Bu yüzden Hz. Ebu Bekir'in halifeliğini önce kabul etmemiş ve Hz. Ebu Bekir'in halife olduğunu öğrenince, "Ebu Fuzeyl'den bize ne?" diyerek onu istemediğini belli etmiştir. Hz. Ali'yi (a.s.) bu makama getirmek için O'na biat etmek istemiştir. Aynı zamanda Mekke'den Medine'ye giderek Hz. Ali ve Hz. Abbas'ı silahlı ayaklanmaya çağırmıştır: "Ben Medine'yi süvari ve piyadelerle dolduracağım. Siz kalkıp kıyam edin ve idareyi ele geçirin." 363 Nehcü'l-Belağa, 67. hutbe