• MERVAN BİN HAKEM’E BİAT ALINMASI VE BUNDA UBEYDULLAH’IN ROLÜ (2)

    Mekke'den geldi. Şam askerini çeşitli gördü. Onlara, "Ey halk! Halid ile biat eyleyin. Çünkü Abdullah b. Zübeyr, sizin biatinizi dilemiyor. Ben, onu Şam'a getirmeye çok çalıştım ama mümkün olmadı" dedi. Bu sırada Mervan b. Hakem de Medine'den geldi. Halkı birbiri ile küsülü gördü. Abdullah b. Zübeyr'in yanına gitmek ona biat etmek istedi. Çünkü Halid b.Yezid on altı yaşında bir çocuktu. Aklından hiçbir zaman kendisinin halife olacağı fikri geçmezdi. Ubeydullah İbn-i Ziyad, Irak'tan gelip, halkın arasındaki ayrılığı gördü ama Halid'e karşı gönlü hiç eğilim duymadı. Halka, "O çocuktur. Bu hilafete, güngörmüş tecrübeli kişi gerektir. Her şeyden haberi olsun, ülkeyi yönetmeye, cenk etmeye gücü, bilgisi olsun. Halkın bütün ihtiyaçlarından haberi olsun" dedi. Bu fikirle gönlü Mervan üzerinde karar tuttu. Zulümde, fesatta, cinsiyetten ötürü Mervan da, Abdullah b. Zübeyr'in katına varmaya, ona biat etmeye niyetlenmişti. Ubeydullah ona, "İbn-i Zübeyr'in katına varıp ona biat etmeyi, onu halife kılmak istediğini işittim" dedi. Mervan, "Kiminle beyatlaşalım. Halid bin Yezid daha çocuktur. Halife olmaya layık değildir" dedi. Ubeydullah, "Bu işe senden elverişli, bilgili, görgülü, aklı yeter kimse yoktur" dedi. Mervan, "Benimle alay mı ediyorsun" dedi. Ubeydullah, "Yemin olsun ki doğru söylüyorum" dedi. O kadar telkinde bulundu ki, Mervan en sonunda icabet ve kabul etti. İkinci gün Şam Emiri Dahhak beyat istedi. Minbere çıktı. Ona çok hakarette bulundu. Onun dinsizliğini açıkladı. Abdullah bin Zübeyr'i övdü. O vakit, Halid bin Yezid halkın arasındaydı. Ayağa
  • MERVAN BİN HAKEM’E BİAT ALINMASI VE BUNDA UBEYDULLAH’IN ROLÜ (3)

    kalkarak şöyle dedi: "Siz de benim babam Yezid'in bunun üzerinde ne kadar hakkı bulunduğunu pek çok iyi bilirsiniz. İşte bu kadar iyiliğini ve ekmeğini unutup, şimdi babama sövüp sayıyor. Halka başka kişiye beyat etmeleri için çağrıda bulunuyor" diye söyledi. Askerin ileri gelenlerinden üç kişi ayağa kalkarak, -bunlar; Ulid bin Utbe, Yezid bin İnan, Süfyan bin Dahhak idiler"Ey yalancı! Sen Yezid'in bunca nimetini bilmiyor musun ve bunca halkın ortasında ona hakarette bulunup sövüp sayıyorsun. Onun sana iyiliklerini unutup nankörlük ediyorsun. Onun sana bu kadar iyiliklerinin karşılığı bu mu olacaktır? Onun oğlunun hakkını ortadan kaldırıyorsun ve Zübeyr oğlunu övüyorsun. Bil ki hak, Halid bin Yezid'indir" dediler. Bir kişi daha ayağa kalktı. Bu Ömer bin Yezid'il Hakemî idi. Bu üç kişinin sözlerini geri çevirip dedi ki: "Hak, Abdullah bin Zübeyr'indir. Çünkü hilafet ona layıktır. Çünkü Peygambere yakındır ve yaşlıdır. Bilgileri de çok ileridedir. Zübeyr oğlu Kureyş ihtiyarı bir kişidir. Peygamberin (s.a.v.) amcasının oğludur. Bütün Kureyş'in en âlimi, en fakihidir. Hilafete o layıktır. Çünkü Şam halkı Dahhak ile ona beyat ettiler. Hums halkı da, Numan b. Beşir ile ve Kayser'in halkı da Züfer bin el-Hari ile, Filistin halkı Nail bin Kays'la bütün ona beyat ettiler. Bütün bu halk Abdullah bin Zübeyr'e beyat ettiler. Bundan sonra ey Şam halkı siz ona asi mi oluyorsunuz?" Dahhak bu sözlerden cesaret bulup, "Şu üç kişiyi zindana atınız dedi" Onların da mescidde kendi taraftarları çoktu. Kalkıp o üç kişiyi ellerinden aldılar. Sonra kavga çıktı, birbirini dövdüler. Ve Dahhak'ın üstüne yürüdüler. Taş attılar, o da minberden indi. Fitne kavga daha fazla artınca Mervan bin el-Hakem, mescidin bir köşesinde oturmuştu. Ubeydullah, Mervan'a, "Sabreyleyelim. Ta ki, kavga tamam olsun. Ondan sonra biz de kendi işimizi tamamlayalım" dedi.
  • MERVAN BİN HAKEM’E BİAT ALINMASI VE BUNDA UBEYDULLAH’IN ROLÜ (4)

    O gece Şam'da büyük bir kavga oldu. Gece karanlığı basınca Dahhak korkup kendi adamlarıyla Şam'dan çıktı. Sabah aydınlığı basıncaya kadar gitti. Ertesi gün Ubeydullah, "Zübeyr oğluna beyat etmek ayıp değildir. Hilafetin Ümeyyeoğulları'ndan olması doğru değildir. Eğer bu halifelik işi Ümeyyeoğulları'ndan çıkarsa bilin ki, Şam halkı olan sizler, Muaviye ve Yezid zamanında bunca cenkler yapmışsınızdır. Bütün şan ve şerefiniz zâyi olur. Halk sizden eski kinlerini almak ister. Ve siz atalarınıza muhalefet etmiş olursunuz" dedi ve ilave etti: "Halid çocuktur, tecrübesi yoktur onun, Ümeyyeoğulları'ndan bir kişi yaşlı ve tecrübeli olmalıdır. Hem de Abdulah bin Zübeyr ile savaş etmeli ve onun işini tamamlamalı. Halid büyüdükten sonra yine halife Halid'e bırakmalı. Ben de bugün bu fikirde ve tecrübede Mervan'dan başka hiç kimseyi fazla tecrübeli görmüyorum" dedi. Bütün halk bu saçma sözlere inanarak, "Doğru söyledin" dediler. Hemen o saat içinde de Mervan'a beyat ettiler." 734 Mervan b. Hakem ortaya çıkan tablo karşısında İbn-i Zübeyr'e biat etme düşüncesinde idi. 735 Ubeydullah, yaşanan gelişmeler karşısında Kerbela katliamından kendisinin sorumlu tutulmasından korktuğu için Ümeyyeoğulları'ndan birini halife seçtirmiştir. Ve Mervan'ı ikna ederek onun halife olmasını sağlamıştır. 734 Taberî, Tarih, Gürtunca tercümesi, c. 4, s. 123-126 735 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 4, s. 145
  • KÛFE VALİSİ KOVULUYOR

    Ubeydullah'ın Şama kaçmasının ardından yaşanan bir gelişmedir. İmam Hüseyin'in (a.s.) intikamını almak isteyenler kendi aralarında gruplaşıyordu. Hz. Peygamberin (s.a.v.) ashabından olan ve Hz. Ali (a.s.) ile Cemel ve Sıffin savaşlarına katılan Süleyman b. Sured, etrafında birleşilen kişilerden biri idi. Gelenlerle aralarında şöyle bir konuşma olmuştur: "Şu azgın zâlim adam ölmüştür. Şimdi artık saltanat zayıflamıştır. İstersen Amr b. Hureys'i (o dönemde İbn-i Ziyad'ın vekili olarak Kûfe Valisi idi) köşkten çıkarıp atalım. Sonra da Hüseyin (a.s.)'ın ve Ehl-i Beyt'inin kanlarını aramaya, intikamlarını almaya halkı davet edelim" dediler. Süleyman b.Sured, "Acele etmeyiniz. Görüyorum ki, Hüseyin (a.s.)'ı şehit edenler, Kûfeliler'in eşrafı ve Arapların süvarilerindendirler. Onlar da Hüseyin (a.s.)'ın kanını arayıcı görünüyorlar. Onlar, bunun kendilerinden aranacağını anladıkları zaman, sizin üzerinize yürümeye kalkarlar" dedi.
  • KÛFE VALİSİ KOVULUYOR (2)

    Bu sözlere rağmen, halk vali konağına giderek Amr b. Hureys i dışarı attılar." 736 Yerine Amir b. Mes'ud'u geitrdiler. Ve bu durumu Mekke'de halifeliğini ilan eden Abdullah b. Zübeyr'e bildirmişlerdir. 737 Yani, Kûfeliler tercihlerini Abdullah b. Zübeyr'den yana koymuşlardır. 736 Taberî, Tarih, c. 7, s. 51-52 737 Belazurî, Ensab, c. 6, s. 11
  • TEVVABUN HAREKETİ

    Kerbela katliamından sonra, İmam Hüseyin (a.s.)'ın şehadeti etkisini göstermiş, özellikle Hâşimoğulları arasında bu katliamın intikamını alma fikri yerleşmeye başlamıştır. Tevvabun hareketi, daha sonra meydana gelen olaylar nedeniyle olacak ki, bazı eserlerde Ehl-i Beyt taraftarlarına mâl edilen ilk siyasî mânâdaki ayaklanma olarak anlatılmaktadır. Ancak bizce, çıktığı anda bu hareketin siyasî bir beklentisi yoktu. Kerbela faciasından sonra, halkta ve özellikle Hâşimoğulları'nda baş gösteren pişmanlık ve intikam duygusu bu hareketin esas çıkış nedenidir. Yezid döneminde mesele gizli ve halkın arasında konuşulan bir düşünce olarak kalmıştır. Yezid'in zorbalığa ve baskıya dayalı sıkı yönetimi, düşüncenin fiiliyata geçmesine engel olmuştur. 680 yılında ortaya çıkan bu hareket, 683'de Yezid'in ölümüne kadar gizli olarak faaliyetlerini sürdürmüştür. Hişam bin Muhammed ve Ebu Mıhnef kanalıyla gelen rivayetlere göre; Hz. Hüseyin (a.s.) şehit edilip İbn-i Ziyad en-Nuhayle'deki karargâhından ayrılarak Kûfe'ye gelince, bu zümreye mensup olanlar birbirleriyle karşılaştıkları zaman, işledikleri büyük hatayı dile getiriyor. Üzerlerindeki bu büyük utanç ve günahı ancak Hz. Hüseyin (a.s.)'ı şehit edenleri öldürmekle temizleyebileceklerine inanıyorlardı.738 738 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 158
  • TEVVABUN HAREKETİ (2)

    Yezid'in ölümünün ardından halifelik makamına oğlu Muaviye b. Yezid geçti. Akıl sağlığı tam da yerinde olmayan bu 2. Muaviye'nin dönemi, bu hareket için beklenen rahat ortamı sağlayacaktı. Ebu Mıhnef, Tevvabun hareketinin ilk ortaya çıkışını şöyle anlatıyor: "Tevvabun hareketi ilk olarak Hicrî 61/680 senesinde başlamıştır. Onlar Hz. Hüseyin (a.s.) kanını taleb için halkı gizlice davet ediyor ve çarpışmak için de gerekli olan silah ve malzemeyi toplamaktan geri durmuyorlardı. Bu neviden gizli faaliyet ve adam toplamaya, Yezid b. Muaviye'nin öldüğü 10 Kasım 683 tarihine kadar devam ettiler. Yezid'in ölümü üzerine, arkadaşları Süleyman b. Sured'in yanına gelerek, "Şu azgın adam helak olmuştur ve idare de zayıftır. İstersen Amr b. Hureys'e saldırır ve onun sarayından çıkarır, atarız. Sonra da Hüseyin (a.s.)'ın kanını taleb için ortaya çıkalım ve katillerini taleb edelim ve halkı bu ailenin haklarını ellerinden alanların üzerine yürümeye çağıralım" dediler. Süleyman b. Sured bu konuşmalara cevap olarak şöyle dedi: "Acele etmeyiniz. Anlattığınız şeyleri düşündüm ve gördüm ki, Hüseyin (a.s.)'ın katilleri Kûfe'nin ileri gelenleri, Arapların süvarileridir ve onlar da Hüseyin (a.s.)'ın kanını taleb etmekteler. Bu sebepten onlar sizin istediğiniz şeyi ve bu kanı taleb işinin kendilerinden aranılacağını anladıkları zaman size şiddetle karşı koyar ve üzerinize yürürler." 739 Ancak Kûfeliler bu sözleri duydukları hâlde, Amr b. Hureys'i makamından indirirler. Yerine Amir bin Mes'ud'u getirmişler ve bu durumu da Mekke'de halife olarak ortaya çıkan Amir b. Zübeyr'e bildirmişlerdir. 740 739 Belazurî, Ensabu'l Eşraf c. 5, s. 206-207; Taberî, c. 7, s. 51-52 740 İbn-i Kesir, c. 8, s. 248
  • TEVVABUN HAREKETİNİN ÖNCÜLERİ TOPLANTI YAPIYOR

    Bu hareketin beş lider ismi vardı: Süleyman b. Sured, Müseyyeb b. Necebe, Abdullah b. Sa'd b. Nüfeyl, Abdullah b. Vailü't-Teymî ve Rifaa b. Şeddad idi. Toplantıyı onlar tertip etmiştir. Müseyyeb b. Necebe toplantıda şöyle bir konuşma yapmıştır: "İmdi, sizlere derim ki, biz uzun ömürlü olmak, türlü fitnelere uğramakla müptela olduk. Yarın Rabbimize döndüğümüz zaman kendilerine, "Biz sizi içinde düşünecek kadar bir müddet yaşatmadık mı ve size bir uyarıcı da gelmedi mi?" 741 dediği kimselerden yapmamasını dileriz. Mü'minler Emiri Ali b. Ebu Tâlib, Allah'ın altmış yıl yaşattığı Ademoğlu için bahane ve özür beyan etmeye imkan olmadığını söylemişti. İçimizde bu yaşa erişmeyen kaldı mı? Bizler kendimizi temize çıkarmak ve taraftarlarımızı övmekle helak olanlardan olduk. 741 Fatır, 37
  • TEVVABUN HAREKETİNİN ÖNCÜLERİ TOPLANTI YAPIYOR (2)

    Hatta Allah en hayırlılarımızı, Peygamber aleyhisselamın kızının oğlunu yalanlayıcılar mevkiinde görmek, bulmakla bizi müptela kıldı. Halbuki, bundan önce, onun bize yazıları gelmişti. Kendisi bize elçilerini de göndermişti. Yanıbaşımızda şehit edilinceye kadar ona ne ellerimizle yardım, ne dillerimizle onu müdafaa, ne mallarımızla takviye, ne de onun için kabilelerimizden bir yardım talebinde bulunduk! Rabbimize döndüğümüz Peygamber Aleyhisselam'a kavuştuğumuz zaman, ne özür beyan edeceğiz? O Peygamberimizin (s.a.v.) sevgili oğlu, zürriyeti, nesli içimizde öldürülmüş bulunuyor! Hayır! Vallahi, onu öldürenleri ve bu işi idare edenleri öldürmekten başka bizim için mazeret yoktur. Bu şekilde hareketimiz belki Rabbimizi bizden razı kılar. Ben bundan sonra Rabbimize kavuşuncaya kadar, kendisinin bize bir azap vermeyeceğinden de emin değilim. Ey kavmim! Siz kendinize içinizden birisini başkan seçiniz. Çünkü icabında başvuracağınız, sığınacağınız, bayrağı altında toplanacağınız bir emir ve kumandan lazımdır size! Benim size söyleyeceğim sözüm bu kadardır. Kendim ve sizin için Allah'tan yarğılanmak dilerim." 742 Bu toplantıda daha sonra Rifaa b. Şeddad, Abdullah b. Vail, Abdullah b. Sa'd, Müseyyeb b. Necebe söz aldılar. Burada başkanlığa aday olarak zikredilen Süleyman b. Sured'in de kabul etmesi ile İbn-i Sured, hareketin başkanılığına getirildi. Ayrıca silah, giyecek ve mesken sağlama işleri de düzene konularak toplantı dağıldı. 742 Taberî, Tarih, c. 7, s. 47
  • SÜLEYMAN BİN SURED DOSTLARINI DAVET EDİYOR

    Süleyman b. Sured, alınan kararlar istikametinde başka yerlere de mektuplar yazarak İmam Hüseyin (a.s.)'ın intikamının alınmasında kendilerine destek olmalarını istemiştir. Mektup yazdığı kişilerden biri, Said bin Huzeyfe'dir. Diğeri de Basra'da bulunan el-Musenna b. Maharribe el-Abdî'dir. Medain'de oturan Ehl-i Beyt taraftarları Sa'd bin Huzeyfe b. Yeman'a gönderdiği mektupta şöyle yazıyordu: "Allah'ın veli kulları olan kardeşleriniz ve Peygamberinizin (s.a.v.) Ehl-i Beyt'ine taraftar olanlar, Peygamberlerinin (s.a.v.) kızının oğlunun işiyle müptela oldular. Kendisi Kûfe'ye davet edildi. O da davete icabet edip geldi. Kendisini çepeçevre kuşattılar. Bunun üzerine o Ehl-i Beyt taraftarlarını kendisine yardıma çağırdı. Onun davetine icabet edilmedi. O geri dönüp gitmek istedi. Bırakılmayıp, hapsolundu.