• SÜLEYMAN BİN SURED DOSTLARINI DAVET EDİYOR (2)

    Kendisine eman verilmesini diledi. Engel olundu, eman verilmedi. Serbest bırakılmasını istedi, bırakmadılar En sonunda üzerine yürüyüp kendisini şehit ettiler. Sonra da haksızlık ve düşmanlıkla, üstünü başını soyup çırılçıplak bıraktılar. O temiz, pâk zâtı aldatmak, ona yardımcı ve dert ortağı olmamak, en büyük hata ve günahtı. Onu şehit edenleri öldürmedikçe ve ayrıca tevbe etmedikçe bu günahtan kurtulmak mümkün değildir. Bizimle buluşma yeri Nuhayla'dır. Buluşma günü de altmış beşinci yılın Rebi'ul-Âhir ayının başıdır." 743 Tevvabun hareketinde olanlar kendilerine şu ayeti örnek almakta idiler: "... Yaratanınıza tevbe edin; tevbe etmeyenleri öldürün; bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizi kabul eder." 744 745 Sa'd bin Huzeyfe, Süleyman b. Sured'in bu mektubuna, harekete hazır olduklarını ve yardım edeceklerini bildiren bir cevap yazar. Bu cevap Süleyman b. Sured ve arkadaşlarını ümitlendirir. 746 El-Musenna b. Maharribe el-Abdî'ye de yukarıdaki mektubun kopyasını göndermiş ve ondan da olumlu cevap almıştır. 747 Tevvabun hareketi önce Kûfe'de bir ayaklanmaya hazırlanmıştır. 743 Taberî, Tarih, c. 7, s. 49-50 744 Bakara, 54 745 Yâkubî, Tarih-i Yâkubî, c. 3, s. 4 746 Belazurî, c. 5, s. 206 747 İbn'ül Esir, c. 4, s. 161-162
  • SÜLEYMAN BİN SURED DOSTLARINI DAVET EDİYOR (3)

    Ancak bu durumdan haberdar olan Kûfe Valisi Abdullah b.Yezid, Kerbela olaylarında kendisinin hiçbir dahli olmadığını söyleyerek asıl hedef olarak Ubeydullah'ı göstermiştir. Kûfe Valisi Abdullah b. Yezid Tevvabun'un kendisini hedef aldığını öğrenince minbere çıkarak şöyle bir konuşma yapmıştır: "Bana bu şehrin halkından bir topluluğun bize karşı çıkmak istedikleri haberi geldi. İleri sürdükleri şeyin ne olduğunu sordum. Bana ifade edildiğine göre onlar, Allah rahmet eylesin Hüseyin b. Ali (a.s.)'ın kanını talep etmenin peşinde imişler. Allah'a and olsun ki, bana onların evleri gösterildi ve benden onları yakalamam istendi. Ve bana, "Onlar sana karşı harekete geçmeden evvel sen davran" dendi. Ben ise, buna yanaşmadım ve, "Eğer onlar benimle savaşırlarsa, ben de onlarla savaşırım ama onlar beni bırakırlarsa ben de onların ardına düşmem" dedim. Ve bu insanlar benimle neden savaşacaklar? Vallahi ben ne Hüseyin (a.s.)'ı öldürdüm ve ne de onun katillerindenim. Üstelik onun öldürülmesini bir facia olarak telakki ettim. Eğer bu topluluk kendilerine güveniyorsa, ayaklansın, açıkça ortaya çıksın ve el-Hüseyin (a.s.)'ı öldürenlerin üzerine yürüsün ve onlarla karşılaşsın; ben de onun katillerine karşı kendilerine yardımcı olayım. Şu İbn-i Ziyad, el-Hüseyin (a.s.)'ın, sizin en hayırlılarınızın ve ileri gelenlerinizin katilidir. Şu anda da sizin üzerinize yürümektedir. İbn-i Sured'e söz verenlerin, İbn-i Ziyad'ın Menhic köprüsüne bir gecelik mesafede olduğunu bilerek savaşa hazırlanması, onunla savaşması, aranıza düşmanlık sokmanızdan, birbirinizi öldürmenizden ve birbirinizin kanını dökmenizden daha iyi ve daha doğrudur. Bu düşman yarın sizin karşınıza çıkacak ve sizi köle kılacaktır. Vallahi bu düşmanınızın arzu ve dileğidir.
  • SÜLEYMAN BİN SURED DOSTLARINI DAVET EDİYOR (4)

    Allah'ın, başınıza geçerek sizi yedi sene idare eden kullarından en zâlimi, şüphe yok ki, o ve babası idi ve onları da iffetli ve dindar kimseleri öldürmekten kimse alıkoyamadı." 748 Bundan sonra Harac Emiri İbrahim b. Muhammed halkı kışkırtacak bir konuşma yapmış ardından el-Museyyeb b. Necebe ona karşı şunları söylemiştir: "Ey sözünden dönenlerin oğlu! Sen bizi kılıcınla ve cesaretinle mi tehdit ediyorsun? Allah'a and olsun ki, sen bundan da aşağı ve ve zelil bir vaziyettesiniz. Muhakkak ki, seni babanı ve dedeni öldürdüğümüzden dolayı bize karşı duyduğun kininden dolayı kınamıyoruz..." 749 Daha sonra İbrahim b. Muhammed Talha ve Abdullah b. Vail et-Teymî konuştular. Valinin kızacağı konuşmalar yapılmasına rağmen, neticede İbrahim b. Muhammed, ondan özür dilemiştir. "İbrahim bin Muhammed, "Abdullah b. Yezid Kûfelilere iki yüzlülük ediyor. Vallahi ben bunu Abdullah bin Zübeyr'e yazacağım!" deyip çıkıp gitti. Şeb'es bin Rib'i, Abdullah b. Yezid `e gidip onun bu sözünü haber verince, Abdullah bin Yezid, Yezid b. Rüveym'i İbrahim bin Muhammed'e gönderdi. İbrahim bin Muhammed Allah'a yemin etti ve, "Ben, işittiğin o sözle ancak selamet ve iyilik, ara düzeltme dilemişimdir" diyerek özür diledi. 750 Bu olaylardan sonra Süleyman b. Sured'in adamları açıktan silah toplamaya ve hazırlıklara başladılar. Valinin Ubeydullah ile ilgili teklifini kabul eden Tevvabun taraftarları Ubeydullah'ın üzerine yürümeye karar aldılar.751 748 Ethem Ruhi Fığlalı, s. 342-343 749 İbn'ül Esir, c. 4, s. 164 750 Taberî, Tarih, c. 7, s. 67 751 İbn'ül Cevzî, c. 6, s. 29-30
  • NUHAYLA’DA BULUŞUYORLAR

    Nuhayla denilen bölgede toplanma kararı alan Tevvabun yanlıları başkanları Süleyman b. Sured'e, aynen İmam Hüseyin (a.s.)'ın önce Kûfeliler'ce çağrılıp sonra yalnız bırakılması gibi bir iş ettiler. Öyle ki, yirmi bin kişiden ancak dört bini buluşma yerine gelmiştir. 752 "Humeyd b. Müslim'den Atıyye b. el-Hâris yoluyla naklettiği rivayet şöyledir: Süleyman b. Sured'e dedim ki: "Allah'a and olsun ki, el-Muhtar, halkı senden uzaklaştırmaya çalışıyor. Ben onun yanındaki iki üç kişiden biri idim. Onun adamlarından birinin, "Biz iki bin kişi olduk" dediğini iştim. Bunun üzerine Vehb de, "Bizden ayrılarak geride kalan şu on bin kişi mü'min değil mi? Allah'tan korkmuyorlar mı? Allah'ı hiç akıllarına getirmezler mi? Bize savaşa katılacaklarına ve yardım edeceklerine dâir söz vermediler mi?"dedi." 753 Burada Muhtar'ın hareketinden de bahsetmemiz gerekiyor. 752 Belezurî, Ensab, c. 6, s. 368 753 İbn'ül Esir, c. 4, s. 175
  • MUHTAR BİN EBİ UBEYD ES-SAKAFÎ

    Muhtar b. Ebi Ubeyd es-Sakafî hakkında bazı kaynaklarda Tevvabun hareketini ikiye bölen tavırları ile anlatılırken,754 bazı eserlerde de Tevvabun Şam ordusu ile çarpışıp, geriye kalanlardan Kûfeli olanlar Kûfe'ye geldiklerinde halen hapiste olduğu yazılıdır. 755 Ancak kaynakların hepsine göre, o da etrafına topladığı kişilerle İmam Hüseyin (a.s.)'ın kanını almak için silahlı mücadele vermiştir. Müslim bin Akil zamanında onunla beraber hapsedilen Muhtar, Yezid döneminde onun tarafından serbest bırakılmıştır. Ve Kûfe'ye geri dönmüştür. Bu sırada Amr bin Hureys, halk tarafından kovuldu ve yerine Abdullah bin Yezid el-Ensarî, İbn-i Zübeyr tarafından vali olarak atandı. 756 Muhtar'ın Kûfe'ye gelişi ile halkın kafası daha da karışmıştır. Zira, Muhtar, Süleyman'ı "halkı ölüme sürüklemekle" suçluyordu. Tevvabun hareketi bu suçlamadan da etkilenerek ikiye ayrıldı. 754 İbn-i Esir, Kâmil, c. 4, s. 162-163 755 Taberî, c. 7, s. 80 756 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 4, s. 163
  • SÜLEYMAN BİN SURED HALKI KENDİ ETRAFINDA TOPLANMAYA ÇAĞIRIYOR

    Süleyman b. Surad, bu kişileri Tevvabun hareketinden ayrılan kişileri yanına çağırmak için adamlarını yolladı ise de, el-Müseyyeb b. Necebe onu bu beklentisinden vazgeçirmiştir: "el-Müseyyeb b. Necebe, Süleyman b. Sured'in yanına gelir ve, "Allah seni bağışlasın! Gönülsüz katılacak kişilerden sana fayda gelmez. Sana isteyerek katılmış olanlardan başkası da senin yanında savaşmaz. Artık kesinlikle kimseyi beklemeyelim. Acele et" der. Süleyman cevaben, "Allah'a and olsun ki, iyi düşündün" der ve yayına dayanarak halka hitaben şunları söyler: "Ey topluluk! Allah'ın vecdi ve ahiret sevabı isteğinin kendisini bizimle beraber buraya çıkardığı kimse bizdendir, biz de onunla beraberiz. Allah'ın rahmeti hayatta iken de, ölü iken de onun üstündedir. Ancak dünyayı ve dünya nimetlerini isteyenlere, Allah'a and olsun ki, ne dağıtacak feyimiz, ne de ganimetimiz vardır.
  • SÜLEYMAN BİN SURED HALKI KENDİ ETRAFINDA TOPLANMAYA ÇAĞIRIYOR (2)

    Bizde âlemlerin Rabbi olan Allah'ın rızasından başka bir şey yoktur. Bizde ne altın, ne yün kumaş, ne de ipek vardır. Bizim boyunlarımızdaki kılıçlarımızdan, ellerimizdeki kargılarımızdan ve düşmanlarımızla buluşana kadar yetecek yiyeceğimizden başka şeyimiz yoktur. Bunların dışında bir şey bekleyenler bize katılmasınlar. 758 Ve oradakilerin, "hiçbir başka beklentimiz yoktur" çıkışları ile harekete geçilir. 758 Belazurî, c. 5, s. 208-209
  • HZ. HÜSEYİN (A.S.)’IN KABRİ BAŞINDALAR…

    "Sonra oradan Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kabrini ziyaret etmeye varınca, gözlerine türbe göründü, atlarından indiler. Ağlayıp figâna başladılar ve yakalarını yırttılar. Ve başlarına topraklar saçtılar. Çok çok feryad ettiler. Figânda bulundular. Süleyman dedi ki: "Esselamü aleyke, ey Peygamberimizin (s.a.v.) kızı Fatıma (a.s.)'ın oğlu, şehid ve sadık İmam bin İmam (a.s.)! Ey zulümle, kahırla şehit edilmiş, ey ehl-i iyâli düşmanların elinde esir olmuş, nazik bedeni atlar altında kalmış, başını mızrakların ucuna takıp düşmanlarına armağan vermiş bizler, yüzü kara kişileriz. Ve yüzümüzün karası ile senden özür dileyerek geldik. Biz o günahkârlarız ki, seni düşman elinde koduk, ahde vefâ etmedik. Ta ki, düşmanlar seni, çoluk-çocuğunu öldürdüler, senin kanın bizim üzerimizdedir. Hak Teala Hazretlerine tevbe eyledik. Atan Muhammed Mustafa