• MÜSEYYEB BİN NECEBE’NİN ŞEHİT EDİLMESİ (2)

    Bütün gece sabaha kadar halkı oradan yolladı. Humeyd b. Müslim der ki: "Biz geri çekilmek için hazırlandığımız zaman, Abdullah b. Gaziyye şehitlerin başucuna dikildi ve, "Allah sizlere rahmet etsin. Siz sözlerinizde sâdık çıktınız ve sebat ettiniz. Bizler ise yalancı çıktık ve kaçtık" dedi. Sabahleyin ricat için hareket edeceğimiz sırada, Abdullah b. Gaziyye, yirmi kadar arkadaşı ile birlikte, düşmanla çarpışıp şehit olmak maksadı ile geri dönmek istedi. Rifaa b. Şeddad, Abdullah b. Avf b. Ahmer ve bir çok kimse, onlara, "Allah aşkına bizim sayımızı çoğaltınız! Azaltmayınız! Biz sizin gibi ihlas sahiplerinin içimizde bulunmasını hayır sayıyoruz" dediler ve and vermekten geri durmadılar. Nihayet onları geri döndürdüler. Yalnız Müzeyne'den Ubeyde b. Süfyan, bir ara kılıcını çekip Şamlılar'a hücum etti ve şehit oldu." Sabaha çıkıldığı zaman, Tevbeciler ve Fedailer Birliği'nden arta kalanlar, Habur kazasını geçmiş, Habur'un Tüneynir köyüne erişmiş, en geçilmez yerleri geçmiş bulunuyorlardı. Husayn b. Numeyr, yakalatmak için sabahleyin peşlerinden birlik göndermiş ise de, onlardan hiçbir kimseyi ele geçiremediler. Rifaa b. Şeddad, arkada kalmıştı. Ebu'l Cüveyriyetü'l-Abdî ise, ricat eden halkı arkadan yetmiş atlı ile takip ve setretmekte idi. Hayvanından düşenleri hayvanına bindirerek veya metaını düşürenlere metalarını bulup vererek, Kırkisiya'ya gelip kavuştular.
  • ZÜFER BİN HÂRİS’İN, YURDUNDA AĞIRLANIŞI

    Züfer b. Hâris Tevbeciler ve Fedailer Birliği'nden ricat edenlere, daha önce yaptığı gibi yiyecek ve hayvan yemi ve tabibler gönderdi. Onlara, "İsterseniz, yanımızda oturunuz. Size elimizden gelen iyiliği yapar, dert ortağı oluruz" dedi. Onlar orada üç gün kaldılar. Her birine istediği yiyecek ve hayvan yemi ve azığı konulduktan sonra oradan ayrıldılar. Medainliler Medain'e, Basralılar Basra'ya ayrıldılar. Kûfeliler de Kûfe'ye geldiler. 773 773 Taberî Tarih'inden
  • AYNU’L VERDE SAVAŞI’NIN ARDINDAN

    Tevvabun, 6 Ocak 685 Cuma günü Ubeydullah'ın ordusunun zaferi ile bastırıldı. Savaşın kazanıldığı müjdesini Edhem b. Muhriz, Şama getirdi. 774 Bu duruma sevinen halife bu tehlikeli düşmandan kurtuldukları için Allah a hamd etmiştir. (Buradaki konuşmada geçen halife ile ilgili farklı rivayetler vardır. İbn-i Kesir'e göre Mervan b. Hakem olduğu hâlde, 775 Köksal'ın eserinde geçen bilgiye göre ise, 776 Taberî'ye göre, Abdülmelik b. Mervan minbere çıkarak şöyle bir konuşma yapmıştır: "Bilesiniz ki, Allah Iraklılar'ın fitne ve fesat doğurucu, doğru yoldan sapmış reislerinden Süleyman b. Sured'i helak etti. Haberiniz olsun ki, Müseyyeb b. Necebe de kılıçlara başını top gibi terk etti. 774 Belazurî, Ensab, c. 6, s. 373 775 İbn-i Kesir, Bidaye, c. 8, s. 255 776 Taberî, Tarih, c. 7, s. 80) Abdülmelik b. Mervan'dır
  • ABDÜLMELİK BİN MERVAN DÖNEMİ VE MUHTAR İBN-İ EBİ UBEYD ES-SAKAFÎ’NİN AYAKLANMASI

    Mervan b. Hakem hilfaette dokuz ay ve on sekiz gün kaldıktan sonra 13 Nisan 685'de Şam'da öldü. 778 Yerine aynı gün oğlu Abdülmelik b. Mervan halife oldu. Abdülmelik'in halifeliğini Suriye ve Mısır tanımıştır. Hicaz ve Irak'ta ise, İbn-i Zübeyr'in idaresi geçerli idi. Ubeydullah, Muhtar ile Yezid döneminde uğraştığı gibi, Abdülmelik döneminde de mücadele etmiştir. Hatırlanacağı gibi Yezid döneminde, Müslim b. Akil'e yardım etmiş ve yakalanarak hapse atılmıştı. İmam Hüseyin şehit edilinceye kadar hapiste kalan Muhtar 779 daha sonra Yezid'in emri ile serbest bırakılmıştır. Serbest kaldıktan sonra Hicaz'a doğru ilerlerken, yolda İbn-i Irk isimli şahsa, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın intikamını alacağını tıpkı Yahya b. Zekeriyya'nın kanının dökülmesine karşı778 İbn-i Abdirabbih, c. 4, s. 398 779 Belazurî, Ensab, c. 6, s. 377
  • ABDÜLMELİK BİN MERVAN DÖNEMİ VE MUHTAR İBN-İ EBİ UBEYD ES-SAKAFÎ’NİN AYAKLANMASI (2)

    lık öldürülenler kadar Hz. Hüseyin (a.s.)'ı öldüren taraftan adam öldüreceğini söylemiştir. 780 O dönemde İbn-i Zübeyr'e biat eden Muhtar, Süleyman b. Sured'in hareketi başladığı sıralarda ikinci kez hapsedildi.781 Bu hapis döneminden de Tevvabun'un mağlup olup Abdullah b. Ömer'in araya girmesi ile tekrar serbest bırakıldı. 782 Onun İmam Hüseyin (a.s.)'ın intikamını alma düşüncesi bundan sonra fiiliyata geçmiştir. 780 İbn-i Kesir, c. 8, s. 249 781 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 172-173 782 İbn-i Kesir, c. 8, s. 264
  • MUHTAR’IN ZİNDANDAN ÇIKMASI VE KÛFE’YE GELMESİ

    "Rifaa bin Şeddad, Kûfeli Havaricin'in kalanı ile Şam askerlerinden taaruza uğrayıp Kûfe'ye geldiği zaman Muhtar b. Ebu Ubeyde zindandaydı. Mektup yazıp onlara baş sağlığında bulundu ve, "Üzülmeyin. Yüzünüzü gazâdan ve cihaddan döndürmeyin. Eğer ben zindandan çıkarsam, sizinle birlikte cihad kemerini belime bağlayayım, bana uyanları ve bana beyat edenleri toplayayım. Hüseyin (a.s.)'ın kanı üzerine o kadar kan dökeyim ki, İsrailoğulları'ndan Buhtu'n-Nasr Yahya bin Zekeriya'nın kanı üzerine dökmüştü" diye yazdı. Muhtar bin Ebu Ubeyde bu mektubu Sahban bin Amr ile Rifaa'ya yolladı. Rifaa da bu mektubu yaranına okudu. Hepsi sevindi. "Allah'a and olsun ki, yeryüzünde Hz. Hüseyin (a.s.)'ın öcünü almak isteyen, kanını dileyen kimseler var" dediler. Muhtar'a, "Biz ise, hepimiz sana boyun eğmişizdir. Her ne vakit dilersen yanına varalım, eğer istersen gece gelelim, seni zindandan çıkaralım" dediler.
  • MUHTAR’IN ZİNDANDAN ÇIKMASI VE KÛFE’YE GELMESİ (2)

    Muhtar da, "Yok. Ben böyle geceleyin zindandan çıkarmalarını dilemem. Gece vakti zindandan çıkarsam gizlenmem gerekir. Ben bir hile edeyim ki, çıktığımda açıktan açığa gezebileyim" dedi. Bunun üzerine Rifaa Havaricin ulularından dört kişiyle birlikte gelip beyatte bulundular. 783 783 Taberî, Tarih, Faruk Gürtunca tercümesi, c. 4, s. 146
  • MUHTAR ZİNDANDAN ÇIKIYOR

    "Muhtar b. Ebu Ubeyde, zindana düştüğünden beri Abdullah bin Ömer tarafından yardım isterdi ve şundan ötürü hile ederdi. Abdullah bin Ömer'le akrabalığı vardı. Çünkü o Muhtar'ın kız kardeşi ile evliydi. Bundan dolayı Muhtar kendi azadlısı Zerin'i Medine'ye gönderdi. Abdullah b. Ömer de Abdullah bin Yezid'e mektup yazarak, "Muhtar'ı benim hatırım için bırakıversin" dedi. Abdullah bin Yezid de Muhtar b. Ebu Ubeyde'yi serbest bıraktı ve ona, "Ben ne kadar emir bulunduğum sürece sen huruc hareketinde bulunmayasın" dedi. Muhtar da and içti ve kendi sarayında oturdu. Halk gizli gizli onun katına gelirlerdi ve beyat ederlerdi. Vatka ki, Hicret tarihi altmış altıncı yılı oldu. Abdullah bin Zübeyr, Abdullah bin Yezid'i Kûfe'den azledip Abdullah bin Muti'yi yerine göndermişti. O da Kûfe'ye gelince gördü ki, Muhtar'ın işi ulu olmuş. Bir çok kimseler ona beyat etmişler. Birkaç gün geçince onun seraskeri olan İyas bin Mudr, Abdullah bin Muti'ye, "Ey emir! Bir çok kişi Muhtar bin Ebi Ubeyde ile gizlice beyatlaşmış-
  • MUHTAR ZİNDANDAN ÇIKIYOR (2)

    lardır. Ve yakındır ki, ansızın huruc hareketinde bulunabilirler. İş işten geçmeden onu kapat ki, bu fitne ortadan kalksın" dedi. Bunun üzerine Abdullah bin Muti, Hüseyin'i ve Zaide bin Kuddame'yi gönderdi, "Varın, Muhtar'ı çağırın" dedi. Zaide, Muhtar'ın amcasının oğluydu. İkisi de vardılar. Muhtar'a, "Emir seni çağırıyor" dediler. O da, "Duydum ve baş eğiyorum" dedi. Giysilerini getirdiler. Gitmek için onları giydi ve Zaide aşağıdaki ayeti okudu: "Ya Muhammed! Bir zaman o kâfirler seni bağlayıp hapsetmek, yahut öldürmek ya da sürgüne göndermek için tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı kurarken, Allah da hilelerini onlarıın başlarına yıkıyordu. Allah hilekârlara ceza verenlerin en hayırlısıdır." 784 Muhtar o anda bu çağırıştan muradın ne olduğunu anladı. Kullarına, "Bana bir yorgan getirin. Beni yine sıtma tuttu" dedi. Hemen yorganı getirdiler. Üstüne örttüler. Titreyerek hemen yatağa yattı ve, "Bana sıtma geldi. Varın gidin emire sıtmaya tutulduğumu söyleyin" dedi. Zaide, "Ben hiçbir şey söyleyemem. Hüseyin'i gönder o söylesin" dedi. Muhtar da, "Ey Hüseyin! Benim hastalandığımı emire söyle ki, gelecek günlerde bu söylemenin sana faydası ola" dedi. Hüseyin de, "Baş üstüne" dedi, odadan dışarı çıktılar. Muhtar'ın kapısında çok adamın olduğunu gördüler. Şehir de de, "Emir Muhtar'ı hapsetmek için çağırdı" haberi yayılmıştı. Her taraftan ona beyat edenler onun etrafında toplanmıştı. Muhtar'ı ellerinden almak istediler. 784 Enfal, 30