• UBEYDULLAH’I, İBN’ÜL EŞTER ÖLDÜRMÜŞTÜR

    Kaynaklarda, İbn'ül Eşter'in savaşın şiddetli ânında Ubeydullah'ı öldürmesine rağmen, öldürdüğü kişinin Ubeydullah olduğunu bilmediği şeklinde konuşmalar yer almaktadır. Ancak daha sonra bu kişiyi askerlerine buldurmuş ve öldürdüğünün Ubeydullah olduğunu öğrenince de şükür secdesi yapmıştır. 794 İbn'ül Eşter askerlerine aratırken öldürdüğü kişiyi şöyle vasfetmiştir: "Üzerinde güzel bir elbise ve mükemmel bir zırh, koyu renkte ipek bir sarık, yaldızlı bir su kabı vardı. Ayrıca atı da çok güzeldi." "İbn'ül Eşter'in öldürdüğü kişiden güzel kokular geldiğini, el ve ayaklarının doğu ve batıya gittiğini ifade ettiği görülmektedir." 795 794 el-Fütuh, c. 3, s. 313-314 795 İbn-i Asem, c. 3, s. 314
  • UBEYDULLAH’IN KESİLEN BAŞINA NE OLDU?

    Ubeydullah'ın başı İbn'ül Eşter'in emri ile kesilmiştir.796 Diğer askerlerden de yetmiş kadarının başı kesildi. Ubeydullah'ın cesedinin İbn'ül Eşter tarafından, savaş meydanında yakıldığı rivayet edilmektedir. Kesik başlar temizlenerek, kime ait oldukları ile ilgili birer kağıt yazılarak Muhtar'a gönderildi. 797 Ubeydullah'ın kesik başı Muhtar'a bir kalkan önünde getirilir. Hatırlanacağı gibi İmam Hüseyin (a.s.)'ın mübarek başı bir tepsi içinde Ubeydullah'ın önüne getirildiği zaman Ubeydullah yemek yemekte idi. Ubeydullah'ın başı getirildiğinde de, Muhtar yemek masasında idi. 798 796 Dineverî, c. 6, s. 271 797 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 265 798 İbn-i Kesir, c. 8, s. 286
  • UBEYDULLAH’IN BAŞINDA GEZİNEN YILAN

    "Umare b.Umeyr'den şöyle nakledilmektedir: Ubeydullah ve arkadaşlarının kesik başları getirildiğinde, Kûfe Mescidi'nin avlusunda yan yana dizildi. Oraya gittiğimde insanlar şöyle diyordu: "İşte geldi! İşte geldi!" Baktım ki, bir yılan gelmiş ve kesik başlar arasında dolaşıyor. Sonunda Ubeydullah'ın burun deliklerine girdi. Bir müddet sonra çıktı ve kayboldu. Sonra tekrar, "İşte geldi, işte geldi" dediler. O yılan aynı şeyi iki veya üç defa tekrarladı." 799 Burada İmam Hüseyin (a.s.)'ın katlini yapanlarla ilgili Resulüllah (s.a.v.)'in bir hadisini nakledelim: "Hüseyin'in katili, ateşten bir tabut içindedir. Dünya ehlinin yarısının azabı kadar azab çekmektedir." 800 799 Tirmizî, Menâkıb, 31; Zehebî, Tarih'ul İslam, 61-80 800 Deylemî, Firdevs, c. 3, s. 220
  • KESİK BAŞLAR EHL-İ BEYT AİLESİNE GÖNDERİLİYOR

    Kesik başların Ehl-i Beyt ailesinden kimlere gönderildiği ile farklı rivayetler vardır. Bazı eserlerde bu başların Muhammed b. Hanefiyye'ye gönderildiği yazmaktadır: "Ubeydullah'ın, Husayn ve Şurahbil'in kesik başları, Kûfe'de teşhir edildikten sonra Mekke'de bulunan Muhammed bin Hanefiyye'ye gönderildi. Başlar Mescid-i Haram'ın kapısına asılarak teşhir edilmiş, tavafını bitiren Muhammed, onları bu hâlde gördüğünden dolayı şükretmiştir." 801 Bazı kaynaklarda ise, Muhammed Hanefiyye dışında Ali Zeynelâbidin ve diğer Hâşimoğulları'na hitaben gönderildi. Ali Zeynelâbidin, Ubeydullah'ın başını gördüğü zaman, babası için rahmet dileyip, "Hüseyin (a.s.)'ın başı Ubeydullah'a getirildiğinde o yemek yiyordu. Ubeydullah'ın başı bize getirildiğinde biz de aynı şekilde yemek yiyoruz" demiştir. 802 Ubeydullah, Husayn ve Şurahbil'in başları Mekke ve Medine'de sırıklara takılarak teşhir edilmiştir. 803 801 Dineverî, Ahbar, s. 271 802 İbn-i Sa'd, c. 5, s. 100 803 İbn-i Kesir, c. 8, s. 286
  • UĞURSUZ KONAK

    Ubeydullah'ın başı getirildiğinde yaşananlar konusunda şöyle bir rivayet yer almaktadır: "690'da Mus'ab b. Zübeyr öldürüldü ve kesilen başı Kûfe'de bulunan Abdülmelik b. Mervan'a getirildi. Valilik konağında, bir kalkan üzerinde Abdülmelik'in önüne kondu. O sırada orada bulunan Abdülmelik b. Umeyr'in hayretler içinde kaldığını gören halife Abdülmelik, bunun sebebini sorar. Bunun üzerine İbn-i Ümeyr aynı yerde Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başını Ubeydullah'ın önünde; Ubeydullah'ın başını Muhtarın önünde ve Muhtar'ın başını da Mus'ab b. Zübeyr'in önünde gördüğünü ifade eder. Arkasından da aynı şekilde Mus'ab b. Umeyr'in başını kendisinin önünde gördüğünü beyan eder. Bunun üzerine korku ile yerinden kalkan Abdülmelik'in emri ile o konak yıkılmıştır." 804 804 Suyutî, s. 244
  • HZ. HÜSEYİN MAKTELLERİ

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kerbela'da şehadeti ile ilgili olarak özellikle Arap Edebiyatı'nda önemli maktel eserleri ortaya çıkmıştır. Arap Edebiyatı'ndan; Ebu Mıhnef'in, Kitab-u Maktel-i Huseyn; İsfahanî'nin, Makatilu't-Talibin; Fars Edebiyatı'ndan; Hüseyin Vaiz Kâşifî'nin, Ravzatü'ş-Şüheda; Türk Edebiyatı'ndan; Lamii Çelebi'nin, Maktel-i Al-i Resul; Osman Kemalî Efendi'nin, Mersiye-i İmam-ı Hüseyin ve Fuzuli'nin, Hadikatü'ş-Şüeda eserleri meşhurdur. Burada Fuzuli'nin Mersiye-i İmam Hüseyin'ini veriyoruz: Muharrem oldu; çıkıp hilal şafaktan, Yas tutup kızıla boyanmış, iki büklüm boyu, kanlı gözyaşından, Mustafa evladına yardım etmedi Fırat, Geçmesin mi suyu yerlere, bu ağır utançtan
  • HZ. HÜSEYİN MAKTELLERİ (2)

    Çoktur şâh-ı Kerbela eleminin hikayesi, Elbette çok hikaye anlatmasıdır insanı bıktıran Bir anlasan şehitlerin gamını şerh etmek için, Otlar bile Kerbela'da hâl dillerini uzatır oradan Rüzgâr şehitlerin mâtemini tazeledi yine; Ağlayıp inle ey gönül, bugün yürekten, candan! Gökyüzü meydanını âh cumanına cilvegâh yap, Şu alçak feleğin matem giysisini simsiyah yap Muharrem ayı geldi, sevinçler artık bize haramdır; Matem günü şeraite saygı, bir ihtiramdır Şehitlerin matemini tazelemek faydasız değil; Bu dünya gaflet sarayında herkesi uyarandır Kerbela kavgasının haberini kolay sanma ki; Dünyanın vefasızlığını gösteren bir delil olarak tamdır
  • HZ. HÜSEYİN MAKTELLERİ (3)

    Âl-i Aba acısıyla saçılan her gözyaşı incisi, Yüce makamlar göğünde bir yıldız gibi parlayandır Ehl-i Beyt için yürekten çekilen her feryat ve âh! Darüsselam cennetinin kapısına anahtardır Şâd olmasın bu vakıadan şâd olan gönül! Bir an üzüntü ve kederden azad olan gönül Âl-i Aba'nın katline ferman eyledin ey felek! Yanlış düşündün, hatalı hayallere daldın ey felek! Hadise bulutlarının şimşeğinden oklar çekip Bir bir şehitlerin üzerine yolladın ey felek! Günahsızlık harem sarayına hürmet gerekirken onu Başsız, ayaksız düşmanların ayakları altına saldın ey felek! Kerbela çölündeki kurumuş dudaklara Kumlardan akarsu, beladan sel yolladın ey felek!
  • HZ. HÜSEYİN MAKTELLERİ (4)

    Şeraitin kadrini küçültmekten endişe etmedin Evlad-ı Mustafa'ya cefâ kıldın ey felek! Bir merhamet eylemedin ciğeri kan olanlara; Gurbette rüzgârı perişan olanlara! Bastığında Kerbela'ya ayağını Şâh-ı Kerbela; Çekti üzerine hedef gibi, sitem oklarını Şâh-ı Kerbela Düşman okuna başka siper tutunmadı, çünkü Yakmıştı canına elem dağlarını Şâh-ı Kerbela Düşmana karşı saf saf asker çektiğinde, Kılmıştı sancak alemi, âhını Şâh-ı Kerbela, Nazar ehlinin ateşli gönüllerinin dumanını Eyledi Harem sarayının gerdedarı Şâh-ı Kerbela Ömrü boyunca bir an bile rahat yüzü görmedi; Her an yoldaşı olmuştu gamları, Şâh-ı Kerbela
  • HZ. HÜSEYİN MAKTELLERİ (5)

    Ey Şâh-ı Kerbela bunca gam sana revâ mı? Bunca bitmez dert, bunca elem sana revâ mı? Ey Kerbela acılarının belası Hüseyn! Ey Kerbela belalarının müptelası Hüseyn! Gam pare pare bağrını yandırdı dağlar ile! Ey Âl-i Aba bahçesinin kızıl lalesi Hüseyn! Cefa kılıcı ile parça parça oldu bedenin Ey otlar gibi baş çeken cefa kılıçlarının bahçesi Hüseyn! Yaktı vücudunu dünya zulmet sarayının gamı! Ey ilahî huzur meclisinin lambası Hüseyn! Feleğin dönüşü sana içirdi kana kana kan; Ey ateşli bela şimşeklerinin teşnesi Hüseyn! Hatıra getir ey Fuzuli, Âl-i Aba hâlini, eyle âh! Çünkü âh yıldırımı ile yakılır harmanlar dolusu günah.