• HZ. HÜSEYİN MAKTELLERİ (6)

    Arif-i Rûmî'nin Seyyidü'ş-Şüheda İmam Hüseyin (a.s.) hakkındaki şiiri: Kurretül Ayn-i Habib-i Kibriyasın ya Hüseyin Nur-u Çeşm-i Şâh-ı Merdan Murteza'sın ya Hüseyin Sana güllerle dokunan ümid eder mi mağfiret Gonca-yı gülşen sera-yı Mustafa'sın ya Hüseyin Ehl-i mahşer dest-i Hayder'den içerken Kevser'i Sen susuzluklarla şehid-i Kerbela'sın ya Hüseyin Hem ciğerpare-i Zehra Fatıma Hayrü'n-Nisa Ehl-i Beyt-i Mücteba Âl-i Âbasın ya Hüseyin Sad hazeran lanet ol Yezid'in canına Nice kastettiler sana nur Hüda'sın ya Hüseyin Kıl şefaat Arif'e ceddin Muhammed aşkına Arsa-yı mahşerde makbulen recâsın ya Hüseyin.
  • TARİHTE 10 MUHARREM GÜNÜNDE NELER YAŞANDI?

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın Kerbela'da katlinin yaşandığı gün tarihte de pek çok önemli olayın vukû bulduğu bir gündür. Hz. Adem'in tevbesinin Allah tarafından kabulü, Hz. Musa'nın kavminin Firavun gazabından kurtulması, Hz. Nuh'un gemisinin karaya kavuşması, Aşura çorbasının yapılarak Tufan'dan kurtuluşun kutlanılması, İbrahim Peygamberin doğumu, Süleyman Peygamberin tevbesinin kabulü ve mülkünün kendisine iadesi, Eyyub Peygamberin dertlerinden şifa bulması, Yunus Peygamberin balığın karnından çıkması Hep aynı güne, Muharrem ayının 10'una denk gelmektedir.
  • İMAM HÜSEYİN’DEN NAKLEDİLEN HADİSLER

    Rasulüllah'ın (sav) cennet gençlerinin efendisi diye takdim ettiği Hz. Hüseyin, iman ve aşk abidesi olduğu kadar, ilim ve irfanda da zirve bir Ehl-i Beyt evladıdır. İslam'ın indiği ve yaşandığı mübarek ailenin, Hz. Rasulüllah'ın "Allahım, bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir" buyurarak abası altın aldığı "Hamse-i Âl-i Aba"nın beş ferdinden biridir. Bu bakımdan Hz. Hüseyin, vahiy, ilham, iman, ilim, aşk ve ahlak ocağının abidelerindendir. Elbette Rasulüllah'dan duyduğu pek çok hadisler, ölçüler, hikmetler ve nasihatler gelmiştir. Teberrüken bazılarını burada zikretmemiz yerinde olacaktır. İbn-i Kesir'in, "Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri" adlı eserinde yer alanlar: 1- Peygambere (s.a.v.) salavatın müstehab olduğu yerlerle ilgili olarak, "İmam Ahmed der ki: Bize Hüseyin bin Ali (a.s.) Evs İbn-i Evs'den nakletti ki: "Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Günlerinizin en değerli-
  • İMAM HÜSEYİN’DEN NAKLEDİLEN HADİSLER (2)

    lerinden birisi Cuma günüdür. O günde Adem Aleyhisselam yaradılmış ve o günde ruhu kabzolunmuştur. Nafha o gündür, zelzele o gündür, o günde Bana çokça salavat getirin, çünkü sizin salavatınız Bana sunulur." Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü! Sen çürümüş durumda olacaksın, bizim salavatımız Sana nasıl sunulur?" Buyurdu ki: "Allah-u Teala toprağa peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kılmıştır." 805 2- "Adamın birisi her sabah gelir Hz. Peygamberin (s.a.v.) kabrini ziyaret eder ve O'na salavat-ı şerife getirirmiş. Böyle yaptığı bir sırada Hz. Hüseyin (a.s.)'ın oğlu Ali (a.s.) onu görmüş ve ona demiş ki: "Niçin böyle yapıyorsun?" demiş. O, "Hz. Peygambere (s.a.v.) selam vermeyi seviyorum" demiş. Ali İbn-i Hüseyin (a.s.) demiş ki: "Ben sana babamdan duyduğum bir hadisi nakledeyim mi?" O, "Evet" demiş. Ali İbn-i Hüseyin (a.s.) dedi ki: "Babam Dedemden nakletti ki, Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Benim kabrimi bayram yeri kılmayın. Evleriniz kabir yapmayın. Nerede olursanız olun, Bana salat ve selam getirin. Çünkü sizin salat ve selamınız Bana ulaştırılır." 806 3- "İbn-i Mâce, "Kişi dua ettiği zaman kendinden başlasın" bâbında der ki: "Bize Hüseyin İbn-i Ali (a.s.)'ın İbn-i Abbas'tan rivayetine göre Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Allah bize ve Ad Kavminin kardeşine merhamet buyursun." 807 805 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 12, s. 6594 806 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an -ı Kerim Tefsiri, c. 12, s. 6595 807 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 13, s. 7255
  • İMAM HÜSEYİN’DEN NAKLEDİLEN HADİSLER (3)

    4- "Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de (ayırdıkları bir kısım) bir hak vardır" 808 ayeti hakkında, Hüseyin İbn-i Ali (a.s.)'ın rivayetine göre Allah Resulü (s.a.v.), "Bir at üzerinde bile gelmiş olsa sail'in hakkı vardır" buyurmuştur. 809 5- İmam Ahmed'in Hüseyin (a.s.) kanalıyla Hz. Aişe'den rivayeti şöyledir: "Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kulun günahları çoğalıp da onlara kefaret olacak bir şeyi bulunmadığında Allah-u Teala onu günahlarına kefaret olmak üzere bir üzüntüye düçâr kılar." 810 6- Ebu Bekr el-Bezzar der ki: "Bize Hüseyin bin Ali (a.s.) nakletti ki: "Allah-u Teala kıyamet günü buyurur ki: Ben ortakların en hayırlısıyım. Kim Bana birini ortak koşarsa, o bütünüyle onun ortağınındır." 811 7- İmam Ahmed der ki: "Bize Hüseyin (a.s.), Hz. Peygamberin (s.a.v.) hanımı Ümmü Seleme'den rivayet etti ki, o, Allah Resulünü (s.a.v.) şöyle buyururken iştmiştir: Ümmetim içinde kötülükler ortaya çıktığı (açık olduğu) zaman Allah-u Teala katından hepsine birden azap eder." Ben, "Ey Allah'ın Elçisi! Onların içinde sâlih insanlar yok mudur?" dedim de, O (s.a.v.), "Evet vardır" buyurdu. Ümmü Seleme, "O hâlde onlar bunu nasıl yapar?" demiş. Resulüllah (s.a.v.) de şöyle buyurmuş: "İnsanların başına gelen onların da başına gelir, sonra Allah'tan bir bağışlanma ve hoşnutluğa ulaşırlar." 812 8- "İmam Ahmed diyor ki: 808 Zariyat, 19 809 İbn-i Kesir, Kadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 13, s. 7478 810 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 13, s. 7107 811 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 10, s. 5097 812 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 7, s. 3275
  • İMAM HÜSEYİN’DEN NAKLEDİLEN HADİSLER (4)

    "Bize Hz. Hüseyin'in (a.s.), Hz. Ebuzer'den rivayet ettiğine göre Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: Bana Arş'ın altındaki hazinelerden Bakara Sûresi'nin sonları verildi ki, bunlar benden önce hiçbir peygambere verilmemiştir." 813 9- İmam Ahmed bin Hanbel der ki: "Bize Veki ve Abdurrahman, Hz. Ali (a.s.)'ın oğlu Hüseyin (a.s.)'dan naklettiler ki, Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dilenci atın üzerinde de gelse onun bir hakkı vardır." 814 10- İbn-i Mâce, Sünen'inde Ebubekr İbn-i Ebu Şeybe kanalıyla Hz. Hüseyin (a.s.)'dan nakletmektedir: Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Müslüman bir erkek veya Müslüman bir kadın bir musibete düçâr olur da onu hatırlarsa aradan ne kadar süre geçmiş olursa olsun -der ki geçmişte de olsa­ bunun için yeniden "inna lillahi ve inna ileyhi raciun" derse, Allahu Teala onun mükafatını yeniler ve tıpkı o musibete düçâr olduğu günkü kadar ecir ve mükafat verir." 815 Diğer eserlerde yer alan rivayetleri ise şöyledir: 11- İmam Hüseyin şöyle demiştir: "Resulüllah (s.a.v.), yüce Allah'ın yarattığı varlıklar içinde ahlakı en güzel kimseydi." 816 12- "İmam Hüseyin (a.s.) der ki: "Babama (a.s.), Resulüllah (s.a.v.)'in suskunluğunun nasıl olduğunu sordum. Buyurdu ki: Resulüllah (s.a.v.)'in suskunluğunun temelinde dört şey vardı: Ağırbaşlılık, ihtiyat, ölçü ve tefekkür. Ölçüsü insanlar arasında bakışı ve dinlemesini eşit şekilde paylaştırmasıydı. Tefekkürü kalıcı (bâki) ve geçici (fâni) olan şeylerle ilgi813 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an Tefsiri, c. 3, s. 1139 814 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an Tefsiri, c. 3, s. 685 815 İbn-i Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, c. 3, s. 636 816 Kenz'ul-Ummal, c. 7, s. 217
  • İMAM HÜSEYİN’DEN NAKLEDİLEN HADİSLER (5)

    liydi. Ağırbaşlılığı, sabırda toplanmıştı. Bu yüzden hiçbir şey onu kızdırmaz ve hiçbir şey onun metanetini bozmazdı. İhtiyatı ise, dört temele dayanıyordu: Örnek alınıp kendisine uyulsun diye en güzel olanı yapmak, sakınılsın diye çirkini terk etmek, ümmetin yararına olan sonuçları elde etmeye yönelik isabetli görüşü ortaya koymak ve kendisi için cem edilen dünya ve ahiret hayrı için çalışmak." 817 13- İmam Hüseyin (a.s.)'a ezanla ve insanların bu hususta dedikleriyle ilgili bir soru soruldu. Buyurdu ki: "Peygamberinize (s.a.v.) vahiy indiği hâlde siz, ezanı Abdullah b. Zeyd'den aldığını söylüyorsunuz! Babam Ali b. Ebu Tâlib'in (a.s.) şöyle dediğini duydum: "Resulüllah (s.a.v.) Mirac'a götürülürken Yüce Allah bir melek indirdi. Melek ifadeleri ikişer ikişer tekrarlayarak ezan okudu. Sonra ifadeleri ikişer ikişer tekrarlayarak kamet okudu. Sonra Cebrail ona şöyle dedi: Ey Muhammed! Namazın ezanı bu şekildedir." 818 14- İmam Hüseyin bin Ali bin Ebu Tâlib'den Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben, Harun bin İmran, Yahya bin Zekeriyya ve Ali bin Ebu Tâlib bir tiynetten yaratıldık." 819 15- İmam Hüseyin (a.s.) rivayet eder ki: "Peygamber (s.a.v.) bir yemek yediği zaman: "Allah'ım! Bizim için bunu bereketli kıl ve bize ondan daha iyisini ver" derdi. Yoğurt yediği veya süt içtiği zaman da, "Allah'ım! Bunu bizim için bereketli kıl ve bize ondan ver" derdi." 820 16- İmam Hüseyin (a.s.) şöyle buyurdu: 817 Meani'l-Ahbar, s. 79 818 Müstedreku'l-Vesail, c. 4, s. 17 819 el-Bağdadî, Tarih-i Bağdadî, c. 6, s. 59 820 Uyunu'l-Ahbar er-Rıza, c. 2, s. 42
  • İMAM HÜSEYİN’DEN NAKLEDİLEN HADİSLER (6)

    "Bir kişi Deylem'de esir olup bizi severse, muhakkak Allah ona bizi sevdiğinden dolayı yardım edecektir. Bizim sevgimiz, rüzgârın yaprakları döktüğü gibi günahları düşürür." 821 17- İmam Hüseyin (a.s.) şöyle buyurdu: "Benim, Peygamberden (s.a.v.) duyduğum söz şudur: Allah büyük ve yüce işleri sever, aşağılık ve değersiz işleri sevmez." 822 821 İbn-i Meğazili, Menakib-u Ali bin Ebi Tâlib, s. 400 822 Camiu's-Sağir, c. 1, s. 75
  • İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) NASİHATLERİNDEN ÖRNEKLER

    "Güneşin üzerine doğduğu deniz, kara, dağ ve çöl, ilahî azameti derk eden merifet ehli evliyaullahtan bir velinin yanında gölge gibidir." 823 "Ey Adem oğlu! Düşün ve de ki: Nerede dünyanın kralları ve sahipleri? Dünyayı imar edenler, nehirlerinin yataklarını kazanlar, ağaçlarını dikenler, şehirlerini kuranlar? İstemedikleri hâlde, bütün bunları bırakıp gittiler, başka kaivimlere miras bıraktılar. Biz de kısa bir süre sonra onlara katılacağız. Ey Ademoğlu! Yere yıkılacağını, kabre yatırılacağını ve Allah'ın huzurunda duracağını hatırla. Ayakların kaydığı, bazı yüzlerin ağardığı, bazı yüzlerin karardığı, bütün sırların orta yere saçıldığı, adalet terazisinin kurulduğu günde bütün organlarının aleyhine şahitlik edeceğini düşün. 823 Lem'atun Min Balağati'l-Hüseyin, s. 95
  • İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) NASİHATLERİNDEN ÖRNEKLER (2)

    Ey Ademoğlu! Atalarının ve çocuklarının yere yıkılışlarını hatırla. Düşün nasıldılar ve sonra nereye yerleştiler? Ve sen çok kısa bir süre sonra onların durumuna düşecek, ibret alanlar için bir ibret olacaksın!" 824 "İnsanlar dünya kuludurlar. Din ise sadece onların dillerinde dolaşır. Dinin sayesinde geçimlerini sağladıkları müddetçe onu (dini) savunurlar. Zorluklarla imtihan edildiklerinde dindarlar azalır." 825 "Kerbela'da şehadetle neticelenen yolculuğa çıkmasını engellemek isteyenlere verdiği cevabı: "Bana gitme diyorsunuz fakat ben gideceğim. Öleceksin diyorsunuz, bir erkek için ölmek kötü bir şey midir? İnsanın hedefi alçak şeyler olursa, makam ve büyüklük taslamak için ölürse, "hedefine ulaşamadı" derler ve böyle bir ölüm kötü bir şeydir. Fakat hakkı yüceltmek uğrunda, Hak yolunda ölen birisi için hiç de kötü bir şey değildir. Çünkü o öyle bir yolda yürüyor ki, Allah'ın sâlih ve layık kulları da o yoldan yürümüşlerdir." 826 "Farz olan cihadlardan birisi, insanın kendisini günahtan koruması için nefsi ile cihad etmesidir. İşte bu cihad, cihadların en büyüğüdür (Cihad-ı Ekber). Sünnet olan cihad ise, kişinin bir sünneti ayakta tutmak, uygulamak ve ihyâ etmek için çalışmasıdır. Bu yolda çalışmak ve çaba sarf etmek en üstün amellerdendir. Çünkü bu bir sünneti diriltmektir. Nitekim Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim bir iyi çığır açarsa, yaptığı iyiliğin sevabı ile birlikte kıyamete kadar açtığı çığırdan gidenlerin sevabı kadar savap kazanır; onunla amel edenlerin sevabından da bir şey eksilmez." 827 824 İrşad'ul-Kulub, c. 1, s. 29 825 Harezmî, Maktel-i Hüseyin, s. 237 826 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 238 827 Tuhefu'l-Ukul, s. 481