• MUHTAR ZİNDANDAN ÇIKIYOR (3)

    O gece, Muhtar kendisine beyat edenleri topladı ve onlara, "Yarın bizim huruc etmemiz gerekti. Abdullah bin Muti'yi öldürelim" dedi. Ehl-i Beyt'ten bir kişi olan Sa'd İbn-i Ebi Sa'd el-Hanifî, "Biz sana itaatkârız ve senin buyruğundayız. Ama bu yarın için mümkün değil. Şundan ötürüdür ki, bizim halkımız dağılmıştır. Bize on gün mühlet ver. Ta ki, halkı toplayalım. Silahlarımızı hazırlayalım" dedi. Muhtar, "Ya bu emir bize mühlet vermezse" dedi. Sa'd de, "Eğer o seni tutup hapsederse, biz de seni tutup hapisten kurtarırız, çıkarırız" dedi. Muhtar artık hiçbir şey söylemedi. Halk dağıldı." 785 785 Taberi, a.g.e, c. 4, s. 146-148
  • MUHAMMED BİN HANEFİYYE’NİN MUHTAR’IN HALİFELİĞİ İLE İLGİLİ ONAYI SORULUYOR

    Sa'd İbn-i Ebi Sa'd el-Hanifî, Havariclerin başkanını evine götürdü ve, "Ben bu mühleti Muhtar'dan diledim. Şunun için ki, beyati o bizden Muhammed bin Hanefiyye adına aldı. Lakin onun bu işten haberi var mı yok mu, bilmiyoruz. Ama ben biliyorum ki, birkaç kişi varalım ondan soralım. Görelim ki, yalan mı, doğru mu? Ona göre iş yapalım" dedi. Ona, "İyi söyledin" dediler. Dört kişiyi seçtiler. Bu dört kişi Medine'ye vardılar. Muhtar da bu hareketten haber aldı. Çok üzüldü. Üzülmesinin sebebi şuydu ki, yalanı ortaya çıkacaktı. O dört kişi Muhammed bin Hanefiyye'ye vardılar. Ona, "Bize Muhtar adında bir kişi geldi. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kanını almak için bizden beyat aldı ve bize, "Beni Muhammed Hanefiyye gönderdi" dedi. Siz buna ne buyurursunuz" dediler. Muhammed Hanefiyye, "Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kanını dilemek (intikamını almak) bütün Müslümanlara vacib ve gerektir" dedi. Lakin, "Bunu ben buyurdum" demedi.
  • MUHAMMED BİN HANEFİYYE’NİN MUHTAR’IN HALİFELİĞİ İLE İLGİLİ ONAYI SORULUYOR (2)

    Bu dört kişi ondan ayrılıp dışarı çıktılar ve, "Buyuran odur. Buyurmasaydı, "O muhtar yalan söylüyor" derdi" dediler. Bu kararla Kûfe'ye geldiler. Beyat eden halka, "Muhammed b. Hanefiyye, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kanını dilemek bütün Müslümanlara vaciptir" diye buyurdu" dediler. 786 786 a.g.e., s. 148-149
  • MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR

    Muhtar, beyat eden halkı topladı ve, "Ey Müslümanlar! Ben şimdi Mehdi tarafından geldim, o Muhammed bin el-Hanefiyye'dir. Ve bana, "Hz. Muhammed'in kanını dileyin" diye buyurdu. Lakin benim doğruluğumdan kuşkuya düştü. Vardılar, sordular, şüpheleri artık kalmadı. Şimdi çıkmaya tedbir alın. Kim itaat ederse onları biliniz" dedi. Halk da ona, "Biz itaatkârız, emre boyun eğenlerdeniz. Ama gerek ki İbrahim bin Mâlik bin Üştür bu beyatte beraber olmak istiyor. Çünkü o bahadır ve çok ulu bir silahşör kişidir ki bu iş onunla tamam olur. Ve Amir bin Şurahbil Şa'bi de bu beyatte birlikte olmalıdır" dediler. 787 Muhtar, Muhammed bin Hanefiyye'nin ağzından yazılmış bir mektup çıkararak İbrahim'in beyatını almıştır. "İkinci gün İbrahim, Muhtar'a adam gönderdi. Çıkmak günü787 Taberî, Tarih, Gürtunca tercümesi, c. 4, s. 149
  • MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR (2)

    nü tayin etti. Ve Hicret'in altmış beşinci yılının Rebiülevvel ayının on beşinci perşembe gecesi huruc ettiler. İyas bin Mearib, Kûfe'de askerin komutanı idi. Bunu haber aldı. Abdullah o zaman Kûfe'de emirdi. Vaziyeti ona haber verdi. Abdullah, "Ne yapmak gerektir" dedi. İyas da, "Kûfe'nin yedi mahallesi vardır. Her gece yedi kişiyi güvendiğin kişilerden seç, beş yüz kişiyle birlikte o mahallelerde gezinsinler. O mahallelerde kim çıkış hareketinde bulunursa başını kessinler. Ben de beş yüz kişiyle bu yedi mahalleyi dolaşayım. Bunların ne harekette bulunduklarını haber alayım" dedi. Bunlar aldıkları emir üzerine birkaç gece gezdiler. Vakta ki, tayin edilen gece geldi. Akşam namazından sonra halk İbrahim'in evinde toplandılar. Herkes demir zırhını giyindi. Elbiselerini zırhlarının üzerine geçirdiler. Kılıçlarını göğüslerine hamaylı ettiler. Gecenin bir bölümü geçince İbrahim atına binip Muhtar'ın kapısına camaatiyle birlik vardı. Yolda İyas b. Mudarib -ki, kapıcı idiona rastladı. İbrahim onun karnına bir ok sapladı. Ok arkasından çıktı. İyas yere düştü. Arkadaşları kaçtılar. Abdullah bin Muti'in kapısına geldiler. Ve ona haber verdiler. İbrahim de kendi adamları ile Muhtar'ın kapısına geldiler. İbrahim de zırh giyip Muhtar'ın kapısına geldiler. Muhtar da zırh giyip ata binip, dışarı çıktı. Halk bölük bölük Muhtar'ın kapısında toplandı. Muhtar söylesinler diye, "Ya Ali sırat-i el-Hüseyin" sözlerini alamet kıldı. Sonra mahallelerin içine adamlar gönderdiler, bu sözleri halkın toplaması için bağırttılar. İbrahim, "Bu yanlıştır şundan ötürü ki, Abdullah bin Muti her mahalleye asker göndermiş ve, "Her kim evinden çıkarsa öldürülsünler" demiş. Şimdi yapılacak iş şudur ki, ben kendim varayım, mahalleleri gezeyim ve halkı davet edeyim. Abdullah bin Muti'nin adamları ile savaşayım. Ta ki halk benim yanımda toplansınlar" dedi.
  • MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR (3)

    Böylece İbrahim her mahallede gezdi ve halkı çağırdı. Ve çok kişi de toplandı. O vakta ki, Zecr bin Kays'ın bulunduğu mahalleye geldi. Zecr ilerledi. Yüz kişiyle savaşa girişti. İbrahim bunları bozdu. Çoğunu öldürdü. Sonra Süveyd bin Abdurrahman'ın mahallesine vardılar. Savaşla uğraştılar. İbrahim Süveyd'i öldürdü. Askerini de bozdu. Böylece her mahalleye vardı. "Ya Ali sırati'l Hüseyn" sözleriyle bağrışıyorlardı. Halk da çevresinde düzgünce toplanıyordu. Sipahi halk ve ulufeli yaya halk da saray kapısına, Abdullah bin Muti'nin kapısına toplandılar. Abdullah bin Muti'ye, "Muhtar çıkıp saray kapısında oturuyor, çağrıcıları gönderip mahallelerde halkı topluyor. Sen o çok halk toplamadan, onun üzerine asker gönder" dediler. Abdullah da Şeyb bin Rebi'yi ikibin kişi ile gönderdi. Muhtar da sarayın kapısında bin kişi ile durmuştu. Şeyb onunla savaş yapmaya başladı. İbrahim mahallelerde gezerdi. İbrahim'in yanına çok halk toplandı. Dönüp Muhtar'ın kapısına geldi. Askerin geldiğini ve Muhtar'la cenk etmekte olduklarını gördü. İbrahim de askerin ardından gelip kılıç salladı. Şeyb bin Rebi bozguna uğradı. Çoğunu kırdı. Şeyb, Abdullah'a gelip, "İş haddini aştı" dedi. Abdullah da saraydan çıkıp, sarayın kapısında durdu. Ve yirmi bin kişi Abdullah'ın katında toplandı. O gece heybetli bir gece idi. Mahallelerde kanlar akardı. İnsan cesedinden yürüyüp, yol bulunmuyordu. Muhtar, "Bizim en uygun yapacağımız iş şehirden dışarı çıkmaktır" dedi. Ve şehirden dışarı çıktılar. Şehrin kapısında Deyr-i Hind denilen bir yer vardı. Orada durdular. Askeri topladılar. Saydılar, bin altıyüz kişi Muhtar'la birlikte toplanmıştı. İbrahim, "Sübhanallah! Bu beyat eden halka ne oldu ki, böyle az gelmişler" dedi. Muhtar da, "Hak Teala'nın nusreti bizimle birlikte olursa bu kadar halk bize yeter" dedi.
  • MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR (4)

    Abdullah bin Muti'ye, "Muhtar şehirden çıktı" diye haber gelince, o da Şeyb bin Rebi'yi üç bin kişi ile gönderdi. Sonra da Eşred bin İyas'ı üç bin kişiyle gönderip, "Biriniz kapının birinden Muhtar'ın sağından onun üzerine yürüyün. Biriniz öteki kapıdan çıkıp Muhtar'ın solundan vurun. Muhtar'ı ortaya alın, kıskıvrak bağlayın" dedi. Muhtar'a bu haber gelince o da İbrahim'i bin kişi ile İyas'a karşı koydu. İki asker cenge başladılar. Öğle vaktine kadar cenk yaptılar. Nuaym'ı öldürdüler. Taraftarları bozulup Muhtar'a geldiler. Şeyb, Muhtar'ın üstüne yürüdü. Muhtar da Şeyb'e karşı koydu. Cenge başladılar. Muhtar'a, "Erşed'in askerini İbrahim bozdu" diye haber geldi. Muhtar da tedbir olarak haber gönderdi. İbrahim'i kendi katına çağırdı. İbrahim de Şeyb'in üstüne geldi. Abdullah b. Muti'ye haber gelince hiddetlendi. Hasan'ı iki bin kişi ile Şeyb'e imdada gönderdi. Hasan görününce İbrahim iki bin kişiyle karşı geldi. Ve Şeyb'in imdadına yetişemeden Hasan'ın kuvvetini bozdu. Şeyb askerin ardından geldi. Şeyb'i bozguna uğrattı. Şeyb geri döndü. Kendisini kapıdan içeri zor attı. Abdullah b. Muti, Yezid b. Hâris'i çok askerle Muhtar'a karşı gönderdi. Muhtar'ın askeri yine üstün gelerek Yezid'i de bozguna uğrattılar. Kapıdan içeri girdiler. Kinase denilen yerde durdular. Bu Kinase şehir içinde süslü bir yerdi. Abdullah da bütün askeri ile Kinase'ye geldi. Muhtar, "Şehrin içinde savaşmak gerektir" diyerek atından indi. Abdullah da attan indi. Çok çetin ve uzun bir savaş oldu. Sayısız adam öldürüldü. Abdullah b.Muti'yi de bozdular. Sarayına kadar kovaladılar. Muhtar da gelip Abdullah ve askerini muhasara altına aldı.
  • MUHTAR HURUC EDİYOR, KÛFE’DEKİ UBEYDULLAH YANLILARINI ÖLDÜRÜYOR (5)

    Muhtar saraya girdi. Beytülmal kapısını açtı. Orada çok miktarda ganimet buldu. Hepsini kendisiyle birlikte bulunan ikibin kişiye dağıttı. Abdullah b. Muti gitti, Ebu Misael-Eşari'nin sarayına gizlendi. İkinci gün Muhtar sarayının kapısını açtı. İçeride bulunanları beyate çağırdı. Bütün Kûfe askeri gelip beyat ettiler." 788 Abdullah bin Muti Basra'ya gitti. Muhtar Kûfe'deki ayaklanmanın ardından Ubeydullah'ın adamı olan pek çok Kûfeli'yi ortadan kaldırdı. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın şehadetinde adı geçen Şemir b. Zilcevşen ve Havli b.Yezid'i öldürdü. Kendisine "Halifeti'l-Mehdi" diye ad koyan Muhtar, Kûfe'de adaletle hükmetmiştir. 788 Taberî, Tarih, Gürtunca tercümesi, c. 4, s. 151-154
  • İBRAHİM BİN EL-EŞTER’İN, İMAM HÜSEYİN’İ (A.S.) KATLEDEN ORDUNUN BAŞINDAKİ UBEYDULLAH’I ÖLDÜRMESİ

    Muhtar'ın ordusunun gâlip gelmesi üzerine Ubeydullah büyük bir ordu ile harekete geçti. Muhtar da İbn'ül Eşter komutasındaki bir orduyu yola çıkardı. Bu ordu Hamman A'yen denilen yerde karargâhını kurdu. 789 Ubeydullah'ın ordusu ise, Hazir nehrinin kenarına yerleşti. Ubeydullah, karşısındaki orduyu ve genç komutanını küçümsediği bu savaşta hayatını kaybedecektir. İbn'ül Eşter'in savaşı kazanmasında Ubeydullah'ın sol kanat komutanı olan Umeyr bin Hubab'ın, İbn'ül Eşter ile işbirliği yapması etkilidir. Umeyr, derhal saldırıya geçmelerini çünkü Ubeydullah'ın onbinlerce kişilik ordusunda savaşmaya karşı korku olduğunu söylemiştir. Umeyr askerleri ile İbn'ül Eşter'in ordusuna katılacağını da vaad etmiştir. 790 789 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 261 790 İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 4, s. 261-262
  • İBRAHİM BİN EL-EŞTER’İN, İMAM HÜSEYİN’İ (A.S.) KATLEDEN ORDUNUN BAŞINDAKİ UBEYDULLAH’I ÖLDÜRMESİ (2)

    Savaşın başlayacağı gün İbn'ül Eşter askerlerine şu konuşmayı yapmıştır: "Ey dinin yardımcıları! Hakkın taraftarları ve Allah'ın askerleri! Hz. Peygamberin (s.a.v.) kızı Fatıma (a.s.)'ın oğlu Hüseyin bin Ali (a.s.)'ın katili Ubeydullah b. Mercane! O, Hüseyin (a.s.) ile çocuklarının ve adamlarının önlerinde akıp giden Fırat nehri ile aralarına girip su içmelerine engel olandır. O, Hüseyin (a.s.)'ın amcasının oğlu Yezid'e gidip, anlaşmasına engel olmuştur. Yine o, Hüseyin (a.s.)'ın evine dönmesine, geniş yeryüzünde bir yere gitmesine engel olmuş ve sonunda hem onu, hem de Ehl-i Beyt'ini öldürmüştür. Allah'a yemin olsun ki, Ubeydullah'ın, Allah'ın kendisinden her türlü kötülüğü giderip tamamen temizlediği Resulüllah (s.a.v.)'in Ehl-i Beyt'ine yaptığını Firavun, Ben-i İsrail'in önde gelenlerine yapmamıştır. İşte Allah onunla bizleri karşı karşıya getirdi. Yine Allah'a yemin olsun ki, ben Allah'ın, onun kanının sizin tarafınızdan akıtılmasıyla kalplerinizin şifa bulup huzura erişmesi için burada sizi bir araya getirdiğini biliyorum. Muhakkak ki, Allah sizin sadece Hz. Peygamberin (s.a.v.) Ehl-i Beyt'ine yapılanlardan dolayı harekete geçtiğini bilmektedir. 791 Bu konuşmanın peşine sesini çıkarmayan Ubeydullah askerlerine hitab etmemiş ve savaş başlamıştır. Büyük kayıplar veren Ubeydullah'ın ordusunda Husayn b. Numeyr ve Şurahbil b. Zilkila öldürülmüştür. 792 Savaş Hazir nehri kıyısında devam etmiş ve Ubeydullah buradaki mücadelede öldürülmüştür. 793 791 Belazurî, Ensab, c .6, s. 425 792 Belazurî, Ensab, c. 6, s. 426 793 Mesudî, Müruc, c. 3, s. 105; Zehebî, Siyer, c. 3, s. 548