• HİKMETLER

    Yezid, azmettirdiği cinayete kılıf ararcasına, İmam Hüseyin (a.s.)'ın başına gelenleri ona (a.s.) mâl etmektedir. Allah'ın, onu halifeye biat etmediği için öldürdüğünü söyleyebilmektedir. Yani, İmam (a.s.) -hâşâYezid kadar kafası çalışmadığı için gerçekleri görememiş, onun babasının kendi babası olan İmam Ali (a.s.)'dan daha üstün olduğunu anlayamamıştır. Bu nedenle gereksiz yere isyan etmiş, halifeye biat etmemiştir. Yezid de gerekeni yapmıştır. İmam Hüseyin (a.s.)'ın dedesi, âlemlerin hürmetine yaratıldığı Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dir. Babası, velâyetin şâhı, temizliği ve masumluğu ayetlerle sabit İmam Ali (a.s.)'dır. O'nun annesi, cennet kadınlarının efendisi, Hz. Fatıma (a.s.)'dır. Ve onun temizliğine ve doğruluğuna da Cenab-ı Hak şahittir. Yezid nasıl olur da böyle pâk bir soy ile kendi hakkında karşılaştırma yaparak hüküm verebilir. Bu, koltuk ve makam sevdasına, Kur'an ayetlerini inkardan başka bir şey değildir.
  • UBEYDULLAH, KÛFE’YE DÖNÜNCE ÖMER B. SA’D İLE TARTIŞIYOR

    Gerçekleri anlamaya başlayan ve yaptığından pişmanlık duyan halk günden güne bu cinayetin müsebbiblerine karşı tepkilerini arttırıyorlardı. Bu yaptıklarından gurur duyanlar, artık suçu başkalarının üstüne atmaya çalışıyordu. Ubeydullah, Yezid'in yanından geldikten sonra Ömer b. Sa'd ona yazdığı mektubu istemiştir. "Ey Ömer! Hüseyin'in öldürülmesi hakkında sana yazmış olduğum yazıyı bana geri ver!" dedi Ömer, "Emrin yerine getirildi yazı da kayboldu" dedi. İbn-i Ziyad, "Onu muhakkak bulup bana getireceksin" dedi. Ömer, "Kayboldu o" dedi. İbn-i Ziyad, "Onu mutlaka bulup bana getireceksin" diye ısrar edince, Ömer, "Vallahi o Medine'de bana çatacak Kureyş'in koca
  • UBEYDULLAH, KÛFE’YE DÖNÜNCE ÖMER B. SA’D İLE TARTIŞIYOR (2)

    karılarına karşı kendimi savunmak için yanımda alıkonulmuştur! Vallahi, ben sana Hüseyin (a.s.) hakkında bir öğütte bulunmuştum ki, eğer o öğüdü babam Sa'd bin Ebi Vakkas'a yapmış olsaydım onun üzerimdeki hakkını ödemiş olurdum!" dedi. İbn-i Ziyad'ın kardeşi Osman b. Ziyad, "Ömer doğru söylüyor. Vallahi arzu ederdim ki, tek Hüseyin (a.s.) öldürülmeyeydi de kıyamete kadar Ziyadoğulları'ndan burunlarında halka bulunmayan (köle olmayan) bir tek kimse olmayaydı" dedi. İbn-i Ziyad buna itiraz etmezdi." 684 684 İbn-i Kesir, el-Kâmil, c. 4, s. 48
  • HZ. HÜSEYİN (A.S.)’IN ŞEHADETİNDEN SONRA MEYDANA GELEN BAZI OLAYLAR

    İmam Hüseyin'in (a.s.) şehadeti o devirde aynı anda her yerde duyulmasına imkan olmamasına rağmen bazı işaretlerle hızlıca duyulmuştur. İmam Hüseyin (a.s.)'ın şehadeti esnasında Medine'de bulunan mü'minlerin annesi Ümmü Seleme Peygamberimizi (s.a.v.) rüyada görmüştür. "Selman demiştir ki: Ümmü Seleme'nin yanına varmıştım. Ağlıyordu. "Ne için ağlıyorsun?" diye sordum. "Resulüllah (s.a.v.)'i rüyada gördüm. Ağlıyordu. Kendisinin başı ve sakalı da toz toprak içinde idi. "Ya Resulallah, sana ne oldu?" diye sordum. "Biraz önce Hüseyin'in şehadetinde bulundum" buyurdu dedi." 685 "Hz. Hüseyin (a.s.)'ın Cebrail tarafından Kerbela'dan getirilen toprağını Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Ümmü Seleme'ye verirken, "Bu toprak kan hâline gelince, Hüseyin şehit edilir" buyurmuştu. 685 Hakim, Müstedrek, c. 4, s. 19
  • ABDULLAH BİN ABBAS’IN RÜYASI

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın şehadetini Abdullah b. Abbas da rüyasında görmüştür. Şehadet haberi bundan çok sonra duyulmuştur. "Ali b. Zeyd b. Cüd'an'dan şöyle rivayet edilmektedir: İbn-i Abbas bir gün uykudan uyanır ve, "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" diyerek istircada bulunduktan sonra, "Vallahi Hüseyin (a.s.) şehit edildi" der. Arkadaşları ona, "Ey İbn-i Abbas! Bu nasıl olu?" diye sorarlar. O da, "Resulüllah (s.a.v.)'i rüyada gördüm. Yanında içi kan dolu cam bir bardak bulunuyordu. "Benden sonra ümmetimin yaptığı şeyi biliyor musun? Hüseyin'i şehit ettiler. Bu onun ve ashabının kanlarıdır. Bunu Allah'a sunacağım" buyurdu" dedi. Arkadaşları o günü ve saati yazarlar. Aradan çok geçmez, yirmi dört gün sonra Hz. Hüseyin (a.s.) ile ashabının şehit edildikleri haberi Medine'ye gelir. Rüyanın görüldüğü gün ve saatte onların şehit edilmiş oldukları anlaşılır. 687 687 Ebu'l Fida, el-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 8, s. 200
  • YEZİD’İN İBN ABBAS’TAN BİAT İSTEMESİ

    Yezid, Abdullah b. Zübeyr ile mücadele ederken, bir yandan da kendisi adına biat almaya çalışmıştır. İbn-i Abbas'tan da biat isteyen Abdullah bin Zübeyr, onun biatini alamamıştır. Yezid, İbn-i Zübeyr'e biat etmeyen İbn-i Abbas'ı kendisine biate davet etmiştir. Yazdığı davet mektubu şöyledir: "İmdi, işittiğime göre haksız İbn-i Zübeyr seni bâtıla yardımcı, günaha ortakçı olasın diye kendisine bey'at etmeye ve itaatine girmeye davet etmiştir. Sen ise, bize olan bey'atınızda ve sözünüzde durmuş, Allah'a taat ve bu yoldaki hakkımızı tanıdığını isbat için ona boyun eğmekten kaçınmışsın! Allah seni akraba hakkını gözeten, ahidlerini yerine getiren akrabaların en üstün mükafatı ile mükafatlandırsın! Senin iyiliğini unutmamak ve seni güzel bir şekilde mükafatlandırmak, unutmayacağım şeylerdendir. Bunun için ziyaretime gelmekte acele et!
  • YEZİD’İN İBN ABBAS’TAN BİAT İSTEMESİ (2)

    Yemin ederim ki, sen şerefte, taatte ve Resulüllah (s.a.v.)'e akrabalıkta bizlerdensin. Allah seni rahmetiyle esirgesin! Gerek kendi kavminden, gerek hariçten senin yanına gidip gelenlerden, haksız İbn-i Zübeyr'in diliyle ve parlak sözleri ile büyülediği kimselere göz kulak ol! Bana itaat ve benim bey'atıma bağlanmaları gerektiğini onlara güzelce, iyice öğret! Çünkü, sen onlar için en çok itaat edilir bir kişisin. Onlar haramları helalleştiren, haksız İbn-i Zübeyr ile adamlarından daha çok seni dinlerler. Vesselam!" 688 Buna karşılık İbn-i Abbas ona karşı bir mektup yazmış ve bu mektupta Yezid'in tüm icraatlarını ortaya dökmüştür: "Abdullah b. Abbas'tan Yezid bin Muaviye'ye... İmdi, İbn-i Zübeyr'in kendi kendisine bey'ata davet ettiğini ve benim de kendisine bey'at etmekten kaçındığımı anlatan yazın bana erişti. Evet! O mesele işittiğin gibi olmuştur. Fakat ben seni ne överim, ne de senin dostluğunu ve sevgini isterim! Bana diyorsun ki, sen sevgi ve dostluğumda herkesle bir değilsin. And olsun ki, senin elinde bulunan haklarımızdan ancak pek azı bize verilmiştir. Sen onlardan pek çoğunu bizden esirgedin ve yanında tuttun! Halkı sana bey'ata teşvik etmemi ve İbn-i Zübeyr'e bey'attan alıkoymamı istiyorsun. Hayır! Sana ne iyilik, ne de seni sevindirmek var! Çünkü sen Hüseyin (a.s.)'ı ince taşlı, milli yerine indirip şehit ettin. Bu sırf keyfî arzu ve görüşünün neticesi idi. 688 Belazurî, Ensabu'l Eşraf, c. 4, s. 18
  • YEZİD’İN İBN ABBAS’TAN BİAT İSTEMESİ (3)

    Sen hiç şüphesiz zayıf, hafif akıllı, işin sonunu düşünemez bir adamsın! Sen, Hüseyin'i ve Abdulmuttaliboğulları'nın karanlıkları aydınlatan yiğitlerini kumsal bir yerde leşkerinle vurup yerlere serdiğini, onları kumlara, topraklara, kanlara bulanmış, çırılçıplak, kefensiz bir hâlde meydanlara bıraktığını, rüzgarların onların üzerine toprak savurduğunu, onların parçalanan cesetlerini kurtların dişlerine takıp oraya buraya gezdirdiklerini, sırtlanlarında o cesetleri kurtlardan yağmalayıp inlerine kaldırdıklarını, nihayet onların kanlarına girmeye katılmayan kavimlerden Allah'ın takdir ve nasip ettiği kimseler tarafından geceleyin kefenlenerek gömülmüş olduklarını unuttuğumu mu sanıyorsun? Benim unutamayacağım, senin de unutmaman gereken şeylerden biri de; zinakâr oğlu zinakâr, merhamet duygusundan mahrum ve uzak, baba ve ana yönünden bir soysuzun oğlunu onların üzerine musallat etmendir ki, onun babası senin babana kardeş olduğunu iddia etmiş, baban da dünya ve ahirette, sağılığında ve ölümünden sonra kendisi için ar ve ayıptan, utanmaklık ve horluktan, yüz karasından başka bir şey olmayan bir işi tutmuş, onu soyuna katmıştır. Peygamber (s.a.v.), "Çocuk doğduğu döşeğe düşer" buyurduğu hâlde, baban onu temiz, pâk bir çocuğu nesebine katar gibi katmış, bilmeyerek sünneti öldürmüş, kasten bir bidati ihya ve ihdas etmiştir. Unutmadığım ve unutamayacağım şeylerden birisi de Hüseyin b. Ali (a.s.)'ı Resulüllah (s.a.v.)'in haremi olan Medine'den Allah'ın haremi olan Mekke'ye gitmeye mecbur etmen ve hile ile adamlar gönderip onu yok etmek için kandırman, Allah'ın haremi olan Mekke'den yola çıkarıp, Kûfe yolunu tutturmandır! O, Mekke'den çekine çekine ve etrafına bakına bakına çıkmıştı. O, evvel ve âhir, Mekkeliler'e karşı Mekkeliler'in en şereflisi idi.
  • YEZİD’İN İBN ABBAS’TAN BİAT İSTEMESİ (4)

    Eğer o Mekke ve Medine'de oturmak isterse ve buralarda çarpışmayı helal saysa, Mekkeli ve Medineliler'in kendisine, en çok itaat edeceği, boyun eğeceği biricik kişi idi. Fakat, o (a.s.) Allah'ın ve Resulü'nün (s.a.v.) haram kıldıklarını helalleştirmek istemedi. Bundan daha ağırı senin haremde çarpışmak için hile ile adamlar göndermendir. İbn-i Zübeyr böyle ağır bir günah işlemiş midir? O nerede, ne zaman Beyt-i Haram'a karşı haksızlık etmiş, mütereddidin, koşanın önünü kesmiştir? Halbuki sen böyle misin? Sanırım hayır! Şüphesiz olarak bilirim ki, sen bu hususta haramı helalleştirmek ister, onları bile bile değiştirirsin! Kadınlar gibi yemin edersin! Çalgı çalarsın. Irak'a giden senin görüşünün kötülüğünü görür ve seni görmek istemez! "Allah'ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir." 689 Sonra sen ki, Hüseyin (a.s.)'a karşı adamlar çıkarmasını Mercane'nin oğluna yazdın ve onu varacağı yere götürmesini ve işi uzatmayı bırakmayı; onu ve Abdulmuttaliboğulları'ndan günah kirlerini Allah'ın gidermiş ve kendilerini hususi bir temizlikle temizlemiş olduğu Resulüllah (s.a.v.)'in Ehl-i Beyt'ini şehit edinceye kadar üzerlerine düşmelerini emrettin. Biz senin böyle kaba, ciğerleri beş para etmeyen ataların gibi değiliz. Sonra Hüseyin b. Ali (a.s.) geldiği yere dönmesi için onlardan talepte bulunmuştu. Siz onun yardımcılarının azlığını fırsat bildiniz. Ehl-i Beyt'inin kökünü kazımak istediniz. Üzerlerine saldırdınız. 689 Ahzab, 38