• HİKMETLER

    İbn-i Ziyad, Hz. Zeyneb (a.s.) ve Ali b. Hüseyin (a.s.)'la konuşurken, Peygamberin (s.a.v.) Ehl-i Beyt'i ile konuştuğunu hiç dikkate almamıştı. İmam Hüseyin (a.s.)'a şair demiş, kahramandı derken de aslında onu küçümsemek istemiştir. Ancak, Hz. Zeyneb ve İmam Zeynelâbidin (a.s.)'ın tavırları onu küçültmüş, valilik makamında huzurundaki diğer zevâtın yanında rezil etmiştir. İmam Hüseyin (a.s.) veya Ehl-i Beyt değerinden bir şey kaybetmemiş, tam tersine yücelerek, halkın nazarında kaybettikleri konumu daha da güçlenerek kazanmışlardır. Kaybeden Emevî hanedanı ve onun adamlarıdır. Bu konuşmalarda dikkat çeken nokta, İbn-i Ziyad'ın yapılanları, "Allah'ın yaptığı" ve Ehl-i Beytin başına gelenleri de, "Allah'ın onara verdiği bir ceza olarak" görmesidir. Tıpkı Kerbela günü İmam Hüseyin (a.s.)'a saldıran askerlerin, cennet vaadi ve Allah rızası için bu cinayetleri işlemesi gibi... İtikat temelde yıkılmış, İslam değerleri yerle bir olmuştur... İşte İmam (a.s.)'ın kıyamı bunu değiştirecektir.
  • İBN-İ ZİYAD YAPTIKLARINDAN DUYDUĞU MEMNUNİYETİ MEDİNE VALİSİ İLE PAYLAŞIYOR

    Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başı Kûfe'ye getirildiği zaman, İbn-i Ziyad Abdülmelik bin Ebu Harisü's-Sülemî'yi yanına çağırdı. Ona, "Medine'ye git. Amr b. Said b. As'a, Hüseyin (a.s.)'ın öldürüldüğünü müjdele" dedi. Amr b. Said, o sıralar Medine Valisi idi. Abdülmelik, hastalığını ileri sürerek gitmek istemedi. İbn-i Ziyad onu sıkıştırdı. "Medine ye git! O senden haberi alır almaz, sana altınlar verecektir! Haydi hastalığını bahane etme! Bir hayvan satın al, hemen üzerine atla, yola düş" dedi. Abdülmelik der ki: "Medine'ye gelince, Kureyş'ten bir zâta rastladım. Bana, "Ne haber var" diye sordu. "Haber valinin yanında" dedim. "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun! Hüseyin bin Ali (a.s.) öldürülmüş" dedi.
  • İBN-İ ZİYAD YAPTIKLARINDAN DUYDUĞU MEMNUNİYETİ MEDİNE VALİSİ İLE PAYLAŞIYOR (2)

    Amr bin Said'in huzuruna girdim. Bana, "Arkanda ne haber var" diye sordu. "Valiyi sevindirecek bir şey var. Hüseyin b. Ali (a.s.) öldürüldü!" dedim. "Onun öldürüldüğünü yüksek sesle ilan et" dedi. Öldürüldüğünü yüksek sesle ilan ettim. Vallahi, Hâşimoğulları kadınlarının evlerinde Hüseyin (a.s.)'a ağladıkları gibi bir ağıt işitmiş değilim! Amr bin Said güldü, "Bu ağıtlar, Osman b. Affan hakkındaki ağıtların karşılığıdır!" dedi. Sonra minbere çıktı. Hüseyin (a.s.)'ın öldürüldüğünü halka bildirdi. 664 664 Taberî, Tarih, c. 6, s. 268
  • İBN-İ ZİYAD HALKA KONUŞUYOR

    İbn-i Ziyad namaz için ulu camide toplanan halka seslenerek kendini yaptığı icraatlarda temize çıkarmak istedi. Ancak, "İbn-i Ziyad daha sözlerini bitirmeden, Abdullah b. Afifü'l-Ezdi, sıçrayıp ayağa kalktı. Kendisi Hz. Ali (a.s.) taraftarlarındandı. Cemel günü, Hz. Ali (a.s.)'ın yanında sol gözünü; Sıffin günü de başına ve kaşına indirilen kılıç darbeleriyle sağ gözünü kaybetmişti. Abdullah b. Afif, İbn-i Ziyad'ın sözlerini işitince, kızdı ve, "Ey Mercane'nin oğlu! Yalancı oğlu yalancı sensin ve senin babandır! Yalancı oğlu yalancı seni vali yapan ve onun babasıdır! Ey Mercane'nin oğlu! Sizler Peygamberin (s.a.v.) oğullarını öldüreceksiniz de, sıdıkların, dosdoğruların kelâmıyla, ağzıyla mı konuşacaksınız?" diyerek İbn-i Ziyad'a çıkıştı. İbn-i Ziyad, "Yanıma getiriniz onu" dedi. İbn-i Ziyad'ın adamları, Abdullah b. Afif'in üzerine üşüştüler,
  • İBN-İ ZİYAD HALKA KONUŞUYOR (2)

    onu tuttular. Abdullah b. Afif de Ezdilerin parolası olan, "Ya Mebrur" diye seslenerek kabilesini imdada çağırdı. Abdurrahman b. Muannefü'l-Ezdi oturduğu yerden, "Yazıklar olsun senden başkasına! Sen kendini de kavmini de helak ettin!" dedi. O zaman Kûfe'de Ezdiler'den yedi yüz asker vardı. Ezdi gençlerinden bazıları, Abdullah bin Afif'i kurtarıp ev halkına teslim ettiler. İbn-i Ziyad ise, onu getirtti ve öldürttü. Sebha mevkiinde asılmasını emretti. Cesedi de oraya götürülüp asıldı. 665 665 Taberî, Tarih, c. 6, s. 263-264
  • KERBELA SONRASINDA YEZİD

    Yezid'den esirler hakkında bir emir gelene kadar, İbn-i Ziyad esirleri Kûfe'de tuttu. Onun, "Şam'a getirin" emri ile esirleri ve kesik başları Şam'a ulaştırdı. Ubeydullah'ın Şam'a gönderirken onlara çok kötü davrandığı yazmaktadır. Üzerlerinde sadece bir gömlekle gönderdiği ifade edilmiştir. 666 İbn-i Ziyad, Ali b. Hüseyin (a.s.)'ın da ellerinin zincirle boynuna bağlanmasını emretti. 667 Kûfe'den gönderilen kafile Şam'a ulaşınca Yezid'in önüne çıkarıldılar. 668 Yezid, önüne gelen esirlerin yanında ve özellikle de Ali b. Hüseyin'in yanında, Ubeydullah için, "Hüseyin ile olan akrabalık ve yakınlığı olsaydı sizi böyle göndermezdi" demiştir. 669 666 İbn-i Kuteybe, el-İmame, c. 2, s. 6 667 Taberî, Tarih, s. 264 668 Dineverî, s. 239 669 İbn-i Kesir, c. 8, s. 171
  • KERBELA SONRASINDA YEZİD (2)

    Bundan maksat, halkı sakinleştirmek ve üzerine tepki çekmemek olsa gerekir ki, Yezid, Kerbela katliamını gerçekleştiren Ubeydullah'a Basra ve Kûfe valiliklerinin tamamını vermiş ve 1 milyon dirhem ödül göndermiştir.670 "Kerbela'dan sonra Yezid ve Ubeydullah, Şam'da bir araya gelerek içki içmişlerdir. Hizmetçisinden Ubeydullah'a hizmette kusur etmemesini isteyen Yezid, onun kendisi yanında önemli bir yeri olduğunu ifade etmiştir." 671 Yezid, İmam Hüseyin (a.s.)'ın katline o kadar sevinmiştir ki, bu işte yardımcı olan Kûfeliler'in atiyyelerinin arttırılmasını da istemiştir. 672 670 İbn-i Asem, c. 3, s. 156 671 Mesudî, Müruc'uz-Zeheb, c. 3, s. 77 672 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 420
  • KERBELA FACİASINDAN KİM SORUMLU?

    İbn-i Ziyad, Yezid'in ölümü üzerine, öldürülmekten korkarak Basra'dan kılavuzunun yaptığı uyarıya, "Ben uyumuyorum fakat bir iş üzerinde düşünüyorum" diye karşılık vermiş, kılavuz, "ben senin neler düşündüğünü biliyorum" deyince de, "Haydi ne düşündüğümü haber ver?" demişti. Kılavuz, "Sen herhalde Hüseyin b. Ali'yi öldürdüğüne pişman oluyor, Basra'daki Beya sarayını orada sana verilen maaştan artık mahrum kalacağını zan ve tevehhümle Basralılar'dan öldürdüğün Ehl-i Beyt taraftarlarından dolayı duyduğun pişmanlığı düşünüyorsundur" demiş. İbn-i Ziyad, "Ey Yeşküroğullarından olan kardeş! Sen benim düşündüklerimden hiç birisini tutturamadın! Ben Hüseyin'i öldürdüm amma o mü'minler emirine ve ümmetin topluluğuna karşı koymaya kalkmıştı. Mü'minler emiri de bana yazdı ve onu öldürmemi emretti. Eğer bu yanlış bir hareket idi ise, sorumluluk Yezid'e düşer; bunun sorumlusu Yezid olması gerekir" demişti. 673 673 Dineverî, Kitab'ul Ahbar, s. 284
  • HİKMETLER

    Ubeydullah bin Ziyad, işlediği korkunç cinayetin vebalini çekerek, evinden, işinden can emniyeti sebebiyle vazgeçmek zorunda kalmıştı. Kerbela faciasından kim sorumlu idi? Ubeydullah'a göre bile emri veren Yezid tek suçlu idi. Ama bu onu temize çıkarmaya yetmez. Çünkü İbn-i Ziyad, 72 kişilik masum bir kafilenin üzerine otuz bin kişilik bir ordu göndermiştir. Suçun ortağıdır. Ömer b. Sa'd da sorumludur. Bu orduları kumanda etmiştir. Başta yapmak istemediği hâlde çok istediği valilik makamı elinden çıkacak korkusu ile bu vebali üstlenmiştir. O da suçun ortağıdır. İnsanlar basit bir dünyalık menfaati için bazen ebedî hayatlarını görmezlikten gelerek büyük bir vebalin ve günahın içine düşebiliyor. Hz. Hüseyin (a.s.)'a karşı savaşmak istememesine rağmen, valiliği isteme hırsı, onu bu büyük cinayeti işlemeye sürüklemiştir. Bu katliamda Kûfe halkı da suçludur. İmam Hüseyin (a.s.) saldı-
  • HİKMETLER (2)

    rının her ânında Cenab-ı Hakka yalvararak, "Hem çağırdılar, hem saldırıyorlar" diyerek yaptıklarının hesabını sormasını istemiştir. Suçun bir ortağı da Kûfe halkıdır. Bu öyle büyük bir vebaldir ki, bu işe dahil olan herkes, hatta İmam (a.s.)'ın ifadesi ile, "Feryadımızı duymamanız, karaltımızı görmemeniz için bu bölgeden uzaklaşın. Çünkü kim feryadımızı duyar veya karaltımızı görür de bize olumlu cevap vermezse veya feryadımıza yetişip yardım etmezse, Allah-u Teala'nın kendisini yüz üstü cehenneme atmasını hak etmiştir." 674 Kısaca, herkes bu facianın suçuna, vebaline, günahına ortaktır. 674 İkab'ul A'mal, s. 409