• KERBELA ŞEHİTLERİ DEFNEDİLDİ Mİ? (2)

    Fırat ırmağı kıyısında olan Amiriyye köyünde, Esedoğulları'ndan bir cemaat vardı. Bu köy halkı, "Ey Müslümanlar! Bu cesetleri kurtların, çakalların yemesine nasıl razı olunur. Geliniz bunları gömelim" dediler. Geldiler. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başsız gövdesini buldular. Bir çukur kazarak gömdüler. Ehl-i Beyt'ini de çevresine gömdüler."635 635 Taberî, Tarih, Gürtunca tercümesi, c. 4, s. 111
  • KATLİAMDAN KURTULANLAR

    Bu savaşa İmam Hüseyin (a.s.) yanında yer alıp da daha sonra ondan izin alarak ayrılan bir kişi vardır. Zehhak İbn-i Abdillah'il Meşrikî adında biri İmam Hüseyin'in (a.s.) yanına gelerek şöyle dedi: "Ben senin yanında savaşan biri kaldığı müddetçe seninle savaşacağım. Ama bir kimse kalmazsa benim ayrılmama izin vereceksin" dedi. İmam Hüseyin (a.s.), "Olur" dedi. Zehhak, Hüseyin (a.s.)'ın ashabının bir bir öldürüldüğünü görünce atını çadırlardan birine sakladı ve piyade olarak savaştı. Hüseyin (a.s.) yalnız kalınca da, "Ben sözümde durdum!" dedi. Hüseyin (a.s.) ona şöyle dedi: "Evet, sen artık kurtulabilirsini" O da atını çadırdan çıkardı, atına bindi ve kaçtı. 636 Ömer b. Sa'd, Rebab bint-i İmriü'l-Kays' ın azadlısı Ukbe b. Sem'an'ı yakalamıştı. 636 Ebsar, Tarih'üt-Taberî, c. 4, s. 314
  • KATLİAMDAN KURTULANLAR (2)

    Ona, "Sen necisin?" diye sordu. Ukbe, "Ben köleyim" deyince, serbest bıraktı. Murakka b. Sümametü'l-Ezdi de, kavminden bazı kişilerle birlikte Hz. Hüseyin (a.s.)'ın yanına gelmiş bulunuyordu. Murakka okları yayar ve iki dizinin üzerine gelip savaşırdı. Kûfe leşkeri ona, "Sana eman verilmiştir, yanımıza gel" dediler. Yanlarına varınca Ömer b. Sa'd onu bilgi versin diye İbn-i Ziyad'a yollamıştı. 637 637 Taberî, Tarih, c. 6, s. 260-261
  • KERBELA FACİASININ ARDINDAN YAŞANAN GELİŞMELER

    Kerbela faciasının ardından, erkeklerden İmam (a.s.)'ın iki oğlu dışında başka kurtulan olmadı. Birisi, Zeynelâbidin, diğeri ise dört yaşındaki oğlu Ömer'dir. 638 Hâşimoğulları'nın kadınları bir ümit içinde İmam (a.s.)'ın tekrar yanlarına gelmesini bekliyorlardı. Kûfeli Ethem'den şöyle nakledilmiştir: "İmam Hüseyin (a.s.) öldürüldüğü sırada havayı bir toz bulutu sardı. O kadar ki, dünya karanlıklara boğuldu. Dünya halkı, "Bu kıyamet alametidir" diyerek istiğfara başladılar. O toz yukarılara çıktıkça Hz. Hüseyin (a.s.)'ın atı, yelesini kan rengine boyayarak çadıra doğru yüz tuttu. Ehl-i Beyt'in hatunları o atın yelesini kanlı ve üzerinde şehzadenin bulunmadığını görünce, figân etmeye, ağlayıp hıçkırmaya başladılar." 639 638 Dineverî, Kitab'ul Ahbar, s. 259 639 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 463
  • KERBELA FACİASININ ARDINDAN YAŞANAN GELİŞMELER (2)

    Hz. Zeyneb, kardeşinin katliamından sonra şöyle feryad ediyordu: "Ah Muhammed! Ah baba! Ah Ali! Ah Câfer! Ah Hamza! Bu Hüseyin'dir, tek başına kalmış uçsuz bucaksız meydanda. Kerbela'da yer yıkılmış, kimsesiz. Keşke gök yerin üzerine yıkılsaydı! Keşke dağlar, paramparça olup, ovalara saçılsaydı!"640 Ve Hz. Zeyneb kardeşi için şu duayı buyurdu: "Allah'ım! Bu kurbanı kabul et." 641 640 Maktelu'l Hüseyn, Mukarrem, s. 346 641 Hayatu'l İmami'l Hüseyn, c. 3, s. 304
  • HZ. HÜSEYİN’İN BAŞI NEREDE DEFNEDİLMİŞTİR?

    Ömer, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kesik başını 10 Muharrem günü Havli b. Yezid el-Asbahî ile Ubeydullah'a gönderdi. 642 Havli, o gece valiye ulaştıramadığı kesik başı evine götürmüş ve ertesi gün Ubeydullah'a teslim etmiştir. 643 Havli'nin bu yaptığı işten sonra Ubeydullah tarafından kellesi vurulmuştur. 644 Ebu'l Fida İbn-i Kesir, "el-Bidaye ve'n-Nihaye" adlı eserinde İmam Hüseyin (a.s.)'ın mübarek başının nerede defnedildiği ile ilgili rivayetleri şöyle sıralamaktadır: 1- Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başı, İbn-i Ziyad tarafından Yezid'e, Yezid tarafından da Medine Valisi Amr b. Said'e gönderilmiştir. Ve Medine'de Baki Mezarlığı'nda annesinin yanına defnedilmiştir. 642 İsfahanî, Makatil, s. 119 643 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 80 644 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 380-381
  • HZ. HÜSEYİN’İN BAŞI NEREDE DEFNEDİLMİŞTİR? (2)

    2- Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başı, Yezid'in ölümüne kadar sarayda muhafaza edilmiş, Yezid'in ölümünden sonra kefenlenip, Şam'da "Babü'l-Feradis"te toprağa verilmiştir. 3- Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başı Emevî halifelerinden Süleyman b. Abdülmelik'e kadar sarayın silah deposunda korunmuş olup, bu zât tarafından yıkanıp kefenlenmiş, namazı kılınarak Şam'da İslam mezarlığına defnolunmuştur. 4- Fatimîler, çok sonraları Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başının Mısır'a nakledildiğini iddia etmişler ve orada "Tacü'l-Hüseyin" diye bir meşhed yaptırmışlardır. Hâlen Kahire'de "Hz. Hüseyin Camii" diye anılan yer burası olsa gerekir. Bu iddiayı ileri sürenler, Hz. Hüseyin'in başının Filistin'de Askalan'a gömülüp daha sonra oradan Mısır'a nakledildiğini ileri sürerler." 645 645 İbn-i Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, c. 8, s. 204
  • İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) MÜBAREK BAŞI UBEYDULLAH’IN ÖNÜNDE

    Alemlere rahmet Hz. Resulüllah'ın (s.a.v.) torunu Hz. Hüseyin'in (a.s.) başı getirildiği zaman İbn-i Ziyad yemek yiyordu. 647 Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başı büyük bir tas, leğen içinde getirilip İbn-i-i Ziyad'ın önüne konuldu. Bu sırada İmam'ın (a.s.) mübarek başına aşağılayıcı hareketlerde bulundu. "Zeyd bin Erkam tarafından yapılan bir rivayet şöyledir: Ubeydullah elindeki kadib ile, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın ön dişlerine ve dudaklarına vurdu. Yine bu esnada orada hazır bulunan Zeyd ondan kadibini çekmesini istedi; "Zira ben Hz. Peygamberin (s.a.v.) orayı öptüğünü gördüm" diyerek onu ikaz etti ve ağlamaya başladı. Bunun üzerine Ubeydullah'ın, "Allah gözlerinden yaşı eksik etmesin, vallahi bunamış ve aklı gitmiş bir ihtiyar olmasaydın boynunu vururdum" demiştir. 647 İbn-i Sa'd, Tabakat, c. 5, s. 100
  • İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) MÜBAREK BAŞI UBEYDULLAH’IN ÖNÜNDE (2)

    Bu sözler karşısında oradan ayrılan Zeyd, etrafındaki insanları Ubeydullah'ı desteklemeleri nedeniyle tenkit etmiştir. 648 Taberî'de bu konuşma daha detaylı olarak verilmektedir: "Humeyd bin Müslim der ki: "Ömer b. Sa'd beni çağırdı. Ev halkının yanına varmamı, Ömer'e Allah'ın bir fetih ve zafer nasip ettiğini ve kendisinin sıhhat ve afiyette olduğunu müjdelememi bana emretti. Ben de onun ev halkına giderek bildirilecek şeyleri bildirdim. Sonra İbn-i Ziyad'ın yanına gittim. İbn-i Ziyad köşkünde halk ile oturuyordu. Müsaade edilince bazı kişilerle birlikte ben de içeri girdim. Hüseyin (a.s.)'ın başı İbn-i Ziyad'ın önüne konmuştu. İbn-i Ziyad'ın elindeki değnekle onun ön dişleri arasına dokunup durduğunu görünce, ashabdan Zeyd bin Erkam, ona, "Çek şu değneği! O dudak ve dişlerden ki, kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki; Resulüllah (s.a.v.)'in dudaklarını o dudakların üzerine koyarak onları öptüğünü görmüşümdür" dedi ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. İbn-i Ziyad, "Allah senin iki gözünü ağlattı! Vallahi eğer sen kocamış, bunamış, aklı gitmiş olmasaydın, şimdi senin boynunu vurdururdum" dedi. Zeyd bin Erkam kalkıp gitti. Halkın, "Vallahi, Zeyd bin Erkam bir söz söyledi ki, eğer İbni Ziyad onu işitseydi kendisini muhakkak öldürürdü" dediklerini işittim. Onlara, "Ne dedi?" diye sordum. 648Taberî, Tarih, c. 6, s. 262; İbn'ül Esir, el-Kâmil, c. 8, s. 190; Belazurî, Ensab, c. 3, s. 412-