• İMAM HÜSEYİN’E HER YANDAN SALDIRIYORLAR (2)

    lettiler. Bunca günden beri susuzdur ve bunca yerinde yarası var yine de gör ki, bunca erlik olamaz" dediler. O vakitte Hz. Hüseyin (a.s.)'ın göğsünde otuz dört kılıç yarası vardı ve otuz üç yerinde de ok yarası bulunuyordu. Emirü'l-Mü'minin Hz. Hüseyin (a.s.), susuzluktan bîzar olmuş ve kanı da çok aktığından kuvvetsiz düşmüştü. Oturdu. Şimr mel'unu kendi has adamlarından altı kişi ile Hz. Hüseyin (a.s.)'ın üstüne saldırdılar. Zer'a adında bir mel'un Hz. Hüseyin (a.s.)'ın bir kılıç darbesi ile mübarek kolunu yere düşürdü. Hz. Hüseyin (a.s.) tek kalan kolu ile ona hücum etti ama ona kılıç vurmaya mecali kalmamıştı. Çadırına girmek diledi. O mel'un da ardından yetişti. Süngüsünü Hüseyin (a.s.)'ın mübarek vücuduna sapladı. Süngü göğsünden dışarı çıktı. Sonra Hz. Hüseyin (a.s.) yere düştü. O mel'un göğsünden kılıcını çektiği an, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın tertemiz ruhu Hak Teala Hazretlerine uçup vardı. 615 "Hz. Hüseyin (a.s.) uzun bir süre hareketsiz kaldı. O sırada Kûfe leşkeri onu öldürmek isteselerdi öldürürlerdi. Fakat birbirlerinden çekinmekte ve herkes onun kanına kendisinden başkasının girmesini istemekte ve beklemekte idi. Şimr bin Zilcevşen Kûfe leşkerine, "Yazıklar olsun size! Hay anaları ağlayasıcalar! Daha ne bakıp duruyorsunuz adama? Öldürün onu..." diyerek seslendi. Bunun üzerine her taraftan Hz. Hüseyin (a.s.)'a saldırdılar. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın sol avucuna bir kılıç darbesi indirildi. Bunu vuran Zür'a b. Şerikü't-Temimî idi. Zür'a bir darbe de onun omzuna indirdi. Hz. Hüseyin yüzünün üzerine düşüp düşüp kalkıyordu." 616 Son darbeyi ise Sinan b. Enes b. Amrü'n-Nehai vurdu. Arkasından gelerek, mızrağını Hz. Hüseyin (a.s.)'ın köprücük kemiğinden saplayıp göğsünden çıkarınca, İmam Hüseyin (a.s.) yüzünün üzerine yere düştü. 617 615 Taberî, Tarih, Gürtunca tercümesi, c. 4, s. 109-110 616 İbn`ül Esir, elKâmil, ilgili bölüm 617 Zehebî, Siyer-u A'lami'n-Nübela, c. 3, s. 203
  • MÜBAREK BAŞINI KESMEYE KİMSE CESARET EDEMİYOR

    Kûfe ordusu bir kişiye karşı binlerce askeri ile, o masumu katletmişti. Ancak onun mübarek bedeni yerde yatarken, teke tek mücadele edemedikleri bu kişinin ölüsünden dahi korkuyorlardı. Şehadet anında vücudunda otuz üç mızrak ve otuz dört kılıç yarası vardı. 618 Başının kesilmesini isteyen Ömer b. Sa'd'dır. 619 "Bir müddet Hz. Hüseyin (a.s.)'ın cesedine yaklaşıp başını kesmeye kimse cesaret edemedi. Sinan b. Enes, Havli b. Yezid'e, "Başını kes onun!"dedi. Havli bunu yapmak isteyince, elleri titredi, kesemedi. Sinan b. Enes, "Allah iki kolunu kırsın, ellerini ayırsın" diyerek, inip, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın başını gövdesinden ayırdı ve Havli b. Yezid e verdi." 620 618 Taberî, c. 6, s. 260 619 İbn-i Asem, c. 3, s. 136 620 Taberî, Tarih, c. 6, s. 260
  • İMAM HÜSEYİN (A.S.) ÇIPLAK BIRAKILIYOR

    "Hz. Hüseyin, Sinan b. Enes tarafından başı gövdesinden ayrılıncaya kadar, yanına kimse yanaşamamış, korkmuştu. Başı gövdesinden ayrıldıktan sonra, Bahr b. Ka'b donunu soyup aldı. Kendisini çırılçıplak bıraktı. Fakat yaptığı onun yanına kalmadı. Elleri sıraca hastalığına tutuldu; kış gelince iki elinden sarı sular akar, yaz gelince da kurur elleri odun gibi olurdu. Esved adında bir adam vardı. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın ayakkabılarını, Nehşel b. Darem de kılıcını aldı. İshak b. Hayati'l Hadramî, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın sırtından gömleğini soydu. Kendisi de alaca hastalığına tutuldu. Kays bin Eş'as ise, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın deniz koyunu tiftiğinden dokunmuş kadifesini almıştı. Kays bundan dolayı "Kadife Kays" diye dillere düştü. 621 621 Taberî, Tarih, c. 6, s. 259-261
  • VE TALAN BAŞLIYOR

    İmam Hüseyin'e karşı yapılan vahşet tamamlanmış, sırtındaki elbiseler dahi alınmıştı. Sıra Ehl-i Beyt'inin bulunduğu çadırlara geldi. Şimr'in emri ile çadırlara saldırıldı ve orada bulunan mallar yağmalandı. 622 Elbiselerinin sırtlarından soyulmasına izin vermeyen kadınların elbiselerini zorla çıkartıp aldılar. 623 İmam Zeynelâbidin çadırların yağmalanması ile ilgili şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin ederim ki, ne zaman halalarımı ve kız kardeşlerimi görsem, gözyaşlarım boğazımda düğümleniyor. Aşura günü azgın güruhun münadisi, "Yakın zalimlerin evlerini!" diye bağırırken, bir çadırdan diğerine, bir sığınaktan öbürüne kaçışları gözlerimin önüne geliyor." 624 622 İbn'ül Esir, elKâmil, c. 4, s. 79; İbn-i Kesir, c. 8, s. 188 623 Taberî, Tarih, c. 6, s. 260 624 Hayatu'l İmami'l Hüseyn, s. 238
  • VE TALAN BAŞLIYOR (2)

    Hz. Hüseyin (a.s.)'ın çadırındaki şeyler kapışılırken Kûfe leşkerinden biri Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kızı Fatıma'nın ziynetini alınca, Fatıma ağlamaya başladı. Adam, "Ne diye ağlıyorsun? Resulüllah (s.a.v.)'in kızı soyulurken ağlar mı hiç" dedi. Fatıma, "Bırak onu!" diye bağırınca, adam başka bir şey almaya korktu. 625 "Kafilesini, develerini ve yüklerini talan ettiler, kafiledeki kadınlara ait süs eşyalarını da yağmaladılar." 626 625 Zehebî, Siyer-u A'lami'n-Nübela, c. 3, s. 204 626 el-İrşad, c. 2, s. 112
  • MÜBAREK VÜCUT ATLARIN AYAKLARI ALTINDA

    Rasulüllah'ın cennet gülü İmam Hüseyin (a.s.) şehit edilmiş, vahşi gürüh şehit etmekle yetinmemiş, mübarek başı bedeninden ayırmıştı. Zalimlerin azgın nefisleri kana doymamıştı; şimdi Kûfe ordusu, vicdanlara sığmayan cinayetini daha da ileri götürüyordu. Sıra mübarek bedenin atlara çiğnetilmesine gelmişti. Bu konuda Ubeydullah'ın emri olduğu da söylenmektedir. Ubeydullah, Şemir ile gönderdiği mektupta, Ömer'e Hz. Hüseyin (a.s.)'ı öldürmesini ve arkasından da cesedinin atlarla çiğnenmesini emretmiş ve bu konuda yemini olduğunu da ifade etmiştir. 627 Bu mektubun metnini de verelim: "Şimdi, bilesin ki, ben seni Hüseyin'e ilişmeyesin, ona zaman tanıyasın, onun selametini ve varlığını güvence altına alasın veya benim yanımda onun için aracılık yapasın diye göndermedim. 627 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 391; İbn-i Asem c. 3, s. 103
  • MÜBAREK VÜCUT ATLARIN AYAKLARI ALTINDA (2)

    Bak eğer Hüseyin ve adamları yönetimi kabul edip teslim olurlarsa, sağ olarak onları bana gönder. Yok eğer bunu kabul etmezlerse, onlarla savaş; onları öldür ve organlarını kes. Çünkü onlar bunu hak ediyorlar. Eğer Hüseyin öldürülürse, göğsünü ve sırtını atlara çiğnet! Çünkü o bir asi, bir eşkıya, bir haydut ve bir zâlimdir. Gerçi öldükten sonra böyle bir uygulamanın ona bir zararı olmaz; ancak bu kendime verdiğim bir sözdür, onu öldürürsem mutlaka böyle yapacağım diye..." 628 Bu vazifeyi yerine getirmek için seçilen 10 atlı mübarek bedeni parça parça etmiştir. Bunların arasında İshak b. Havye el-Hadramî'nin de bulunduğu yazmaktadır. 629 628 İ'lamu'l Vera, c. 1, s. 453 629 Belazurî, Ensab, c. 3, s. 410
  • KERBELA ŞEHİTLERİ KAÇ KİŞİYDİ?

    "Hz. Hüseyin (a.s.)'ın ashabından şehit edilenlerin sayısı yetmiş iki kişi idi." 630 Şehitlerin 23'ü İmam Hüseyin ve ev halkı idi. 631 Burada bir muhakeme yapmak gerekir ki, İmam Hüseyin (a.s.) temizliği ve masumiyeti Cenab-ı Hak tarafından tasdik edilmiş bir kişidir. Ve onu yalnız bırakmayan ailesi tamamen masum olmasına rağmen kundaktaki bebeği dahil herkes kılıçtan geçirilmiştir. Kerbela faciası, tarihte eşi görülmemiş bir soykırımdır. 630 Taberî, Tarih, c. 6, s. 261 631 İbn-i Abd-i Rabbih, İkdu'l Ferid, c. 2, s. 219
  • İMAM HÜSEYİN’İN KABRİ GİZLENMEK İSTENMİŞTİR

    "İmam Hüseyin (a.s.)'ın kabrini belirsiz etmek için faciadan kırk gün sonra Fırat'tan su salınmıştı. Esad oğullarından bir Bedevi, gelip Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kabrini araştırdı. Toprakları avuç avuç alıp koklamaya ve kabrin bulunduğu yere doğru yavaş yavaş gitmeye başladı. Kabri bulunca da, "Babam, anam sana feda olsun! Senden ve senin toprağından daha hoş, daha tatlı bir şey olmamıştır!" diyerek ağladı. Sonra da, "Onun düşmanları kabrini belirsiz etmek istediler. Halbuki kabrinin hoş kokulu toprağı kabrine delalet edip durmaktadır" beytini söyledi. 632 Bu kabir zaman içinde kötü muamelelere de mâruz kalmıştır. Ancak bu davranışlarda bulunanlar çeşitli belalardan kurtulamamıştır. "Esedoğulları kabilesinden bir adam, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın kabrini kirletmişti. Onun tüm halkına delilik, alaca ve cüzam hastalığı geldi. Onlar yoksulluktan da kurtulamadılar." 633 632 Zehebî, Siyer-u A'lami'n-Nübela, s. 3, s. 214 633 Zehebî, Siyer-u A'lami'n-Nübela, c. 3, s. 214
  • KERBELA ŞEHİTLERİ DEFNEDİLDİ Mİ?

    Ömer b. Sa'd ordusu ile beraber Kerbela'da iki gün daha kaldı. Bu sürede kendi ordusundan ölenler için cenaze namazı kıldırdı ve onları gömdürdü. 634 Ancak İmam Hüseyin (a.s.)'ın ashabına dokunmadılar. Onların defin işlemleri ancak Ömer b. Sa'd'ın ordusu Kerbela'dan çekilince gerçekleşti. "Rivayet edilmiştir; tarihin sayfalarına geçen o kara günde gökyüzünden ağlama sesleri gelmiştir. Ama bu ses nereden gelmekteydi? O sesin sahibi kimselere görünmüyordu. Yalnız şu beyt, şu iki mısra işitiliyordu: "Hesap günü, Hz. Hüseyin (a.s.)'ı öldürenler Acaba dedesi Hz. Muhammed (s.a.v.)'den şefaat mi umarlar?" Sonra bir ses daha işitildi: "İnsanlığın efendisi olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'in evladı Hz. Hüseyin (a.s.)'ın mübarek teni o şehit olan Müslüman şehitlerle birlikte üç gün o sahrada yattı. 634 Taberî, Tarih, c. 6, s. 261