• HZ. ABBAS’IN ŞEHADETİ (2)

    Vay olsun benim arslan yavruma ki Darbeler vurulmuş başına Senin elinde kılıcın olsaydı Sana yaklaşamazdı bile." 595 Ebu'l Fazl, İmam Hüseyin için de son derece önemli idi. Ehl-i Beyt'inden şehitler arttıkça, savaş meydanına gitmek için defalarca izin istemiş ancak İmam'dan her defasında şu cevabı almıştı: "Sen benim sancaktarımsın, senin şehadetin, Cundullah'ın hezimeti, şeytan askerlerinin ise galibiyeti demektir." 596 En son teklifinde İmam Hüseyin (a.s.) ona şöyle buyurdu: "Madem ki savaş meydanına gitmek istiyorsun, önce Fırat'tan biraz su getir." 597 İmam (a.s.)'ın bu sözü üzerine Hz. Abbas hareket edip düşmanın safını yardı ve Fırat nehrine ulaştı, tulumunu suyla doldurduktan sonra kendisi de su içmek isteyip avucunu suyla doldurup susuzluktan kurumuş dudaklarına yaklaştırdı. Fakat hemen onu Fırat'a döktü ve kendisine hitap ederek şöyle dedi: "Ey can! Hüseyin'den sonra hakir olasın Ve ondan sonra sakın hayatta kalmayasın Şimdi Hüseyin ölüm meydanına atılmıştır Sense akan ırmağın soğuk suyunu mu içiyorsun? Allah'a and olsun ki, bu dinimin müsaade etmediği bir şeydir." Tulumunu suyla doldurup çadırlara doğru götürdüğünde, kendisini sel gibi düşmanın karşısında görerek şu hamasî şiiri okudu: "Ölümden korkmam, ölüm sesi duyulduğunda 595 Muntehe'l-Amal, c. 1, s. 386 596 Avalim, s. 94 597 Yenabi'ul Mevedde, s. 340
  • HZ. ABBAS’IN ŞEHADETİ (3)

    Kılıçlar arasında bedenim kaybolsa bile, Feda olsun canım Mustafa'nın pâk torununa Çadırlara su tulumunu götüren Abbas benim Savaş günü savaşmaktan da hiç korkum yok." Hz. Ebu'l Fazl büyük bir gayretle suyu çadırlara doğru götürdüğünde düşman tarafından Yezid bin Rukad ismindeki bir şahıs, hurma ağacının arkasına saklanarak namertçe saldırıp, Hz. Ebu'l Fazl (a.s.)'ın sağ kolunu bedeninden ayırdı. Ebu'l Fazl sağ kolunun kesildiğini görünce yine kendi hedefini şu hamasî şiirde beyan etti: "Vallahi, sağ kolumu kestinizse de, "Ben yine dinimi savunacağım İmanında sâdık olan önderimi Pâk ve emin olan Peygamberin (s.a.v.) torununu, Himaye edeceğim." 598 Ebu'l Fazl bu hâlde atın üzerinde çadırlara doğru ilerlerken, Hakim bin Zufeyl adında bir şahıs kalleşçe bir darbe ile bu sefer de Ebu'l Fazl'ın sol kolunu kesti. Ok yağmuruna tutulan Hz. Abbas'ın boynundaki su tulumuna ve göğsüne de ok isabet etti. Ve son olarak çadır direği ile düşman tarafından kafası yarıldı. Hz. Abbas'ın şehadeti de böylece gerçekleşmiş oldu. İmam Hüseyin (a.s.) Abbas öldürüldüğü zaman şöyle buyurmuştur: "Belim şimdi kırıldı, çarem kalmadı ve düşmanlarım sevinmeye başladılar." 599 Hz. Abbas'ın şehit edilmesi ile ilgili olarak farklı bir rivayet 598 Ebsar'ul-Ayn, s. 30 599 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 440
  • HZ. ABBAS’IN ŞEHADETİ (4)

    daha vardır ki, buna göre İmam Hüseyin (a.s.)'la Fırat kenarında beraberken İmam (a.s.)'ı müdafaa ederken şehit düşmüştür. "İmam Hüseyin (a.s.) Fırat nehrine yöneldi önünde de kardeşi Abbas vardı. İbn-i Sa'd'ın atlıları önünü kestiler. Aralarında Ben-i Darim'den bir adam vardı. Bu adam askerlere dedi ki: "Yazıklar olsun size! Suya gitmesine izin vermeyin. Su içmesini engelleyin." Hüseyin (a.s.) dedi ki: "Allah'ım! Onu susuz bırak." Ben-i Darim'den olan bu adam kızdı ve İmam (a.s.)'a bir ok attı. Ok İmam (a.s.)'ın üst damağına isabet etti. Hüseyin (a.s.) oku çekip, çıkardı, elini damağının altına koydu. Avucu kanla doldu. Kanı yere döktü ve dedi ki: "Allah'ım! Peygamberinin (s.a.v.) kızının oğluna yapılanları Sana şikayet ediyorum." Sonra yerine geri döndü. Susuzluğu iyice şiddetlenmişti. Askerler Abbas'ın etrafını sardılar ve Hüseyin (a.s.)'dan uzaklaştırdılar. Abbas, öldürülünceye kadar tek başına onlarla savaştı. Allah'ın rahmeti üzerine olsun." 600 600 el-İrşad, c. 2, s. 109
  • HİKMETLER

    Ehl-i Beyt'in şehadeti incelenirken dikkat çeken bir nükte vardır. Kerbela katligâhında İmam Hüseyin (a.s.)'ın yanında ona siper olan, kanını ve canını onu müdafaa için feda edenlerin içinde babası bir kardeşleri de bulunuyordu. Resulüllah (a.s.)'ın soyunu devam ettirecek evlatları da... Ancak İmam Hüseyin (a.s.)'ın şahsında öyle bir kıymet vardır ki, Ehl-i Beyt'i onun muhafazasına uğraşmaktadır. Cennete ulaşmanın vesilesi, Cenab-ı Hakkın rızasına kavuşmanın yolu İmam (a.s.)'ın muhafazası olmuştur. Çünkü İmam Hüseyin (a.s.) İslam'ın, Allah'ın ve Resulü'nün (s.a.v.) dininin temsilcisi, koruyucusu, simgesi demektir. Herkes bu şuurla, Kerbela toprağını kanıyla boyamakta, bu kutsal vazifeye isteyerek gitmektedir.
  • VE ŞEHİTLERİN EFENDİSİ SAVAŞ MEYDANINDA

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın yanındaki bütün erkekler Kerbela toprağında can vermişti. Artık onu (a.s.) savunacak tek kişi kendisi idi. Savaş meydanına girmeden evvel çadırlardaki kadınlarla ve oğlu Zeynnelâbidin ile son kez vedalaştı. Onlara son nasihatlerini etti. Bu öyle bir ayrılık ânı idi ki, birazdan İmam Hüseyin (a.s.) bu çadırdaki Ehl-i Beyt'inden ayrılırken, ceddi Resulüllah (s.a.v.)'in yanına gidecekti ki bu onun hayatı boyunca beklediği vuslat ânı idi aslında... Ehl-i Beyt'ini ise çok zor günler beklemekte idi. Bunu dile getirerek şöyle buyurdu: "Zor ve gamlı günler için hazırlanın ve bilin ki Allah Teala, sizin himayeciniz ve koruyucunuzdur ve sizi yakın bir zamanda düşmanların şerrinden kurtaracaktır, âkıbetinizi hayra dönüştürecektir, düşmanınızı çeşitli azaplara düçâr kılacaktır. Bu zorluk ve musibetlere karşılık da size çeşitli nimet ve kera-
  • VE ŞEHİTLERİN EFENDİSİ SAVAŞ MEYDANINDA (2)

    metler bağışlayacaktır. Öyleyse, şikayet etmeyin ve değerinizi düşürecek şeyleri ağzınıza almayın." 601 Artık Allah'ın ve Resulü'nün dinini savunma vazifesini tamamlayan Hz. Hüseyin (a.s.) bu görevi Ehl-i Beyt'ine emanet ediyordu. Ehl-i Beyt ağlıyor, hıçkırıyor, tahammülü zor anlara dayanmaya çalışıyordu. İmam Hüseyin'den (a.s.) ayrılmak, onlara yüklenen vazifeden daha ağır geliyordu. Yapabilecekleri bir şey yoktu. Onu müdafaa edemiyorlardı ve az sonra gözleri önünde şehit olacağını biliyorlardı. 601 Maktel-i Mukarrem, s. 337
  • MELEKLERİN YARDIM ETMEK İSTEDİĞİ İMAM HÜSEYİN

    İmam Câfer Sâdık'tan Kerbela günü ile ilgili şöyle bir rivayet vardır: "... Melekler Hüseyin (a.s.)'a yardım etmek için Allah'tan izin istediler. Allah da onlara izin verdi. Melekler savaşa hazırlık yaparak beklediler. Savaşın olmasını bekliyorlardı ki, Hüseyin (a.s.) şehit düştü ve melekler de yeryüzüne indiler. Çünkü eceli dolmuş ve öldürülmüştü. Melekler dediler ki: "Bize inmek için izin verdin. Ona yardım etmek için izin verdin. Biz indik, Sen onun ruhunu kabzettin." Allah onlara şöyle vahyetti: "Onu görünceye kadar kabrinin başından ayrılmayın. Onun kabirden çıktığını gördüğünüz zaman, ona yardım edin. Şimdi onun için ve ona yardım edemediğiniz için ağlayın. Siz ona yardım etmekle ve ona ağlamakla görevlendirildiniz."
  • MELEKLERİN YARDIM ETMEK İSTEDİĞİ İMAM HÜSEYİN (2)

    Melekler Hüseyin (a.s.)'ın yasını tutmak ve ona yardım edemeyişlerinin üzüntüsünü ifade etmek için ağlamaya başladılar. O, kabirden çıkınca ona yardımcı olacaklardır. "602 İmam Sâdık (a.s.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Yahya'nın kendinden önce adaşı olmaması gibi, Hüseyin (a.s.)'ın da kendinden önce adaşı yoktu. Gökyüzü Hüseyin (a.s.) ve Yahya b. Zekeriyya (a.s.)'dan başka kimse için ağlamadı; kırk gece ve gündüz onlar için ağladı." Sordular: "Gökyüzünün ağlaması nasıldır?" İmam (a.s.) şöyle buyurdu: "Gökyüzü güneşin doğuşu ve batışı ânında normalden daha kırmızı idi." 603 602 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 498 603 Mecmau'l Beyan Tefsiri, Meryem, 8
  • İMAM SECCAD BABASINA YARDIM ETMEK İSTİYOR

    İmam Seccad, Kerbela günü hasta idi ve silah taşıyacak tâkadi yoktu. Ancak, İmam Hüseyin (a.s.)'ın feryadları karşısında, babasına yardım etmek için bir ara kendini çadırlardan dışarı attı. "Ümmü Gülsüm, "Yavrum geri dön" diyordu. Cevabında, "Hala, bırak Resulüllah (s.a.v.)'in evladının yanında savaşayım" buyurdu. İmam Hüseyin (a.s.)'ın kendisi yüksek bir sesle, "Bacı, onu çadırlara geri çevir ki, yeryüzü Muhammed evlatlarının neslinden boş kalmasın" buyurdular." 604 Artık nun (a.s.) sırası gelmişti. Karşısındaki binlerce kişilik ordu ile baş başa idi. Hümeyd b. Müslim şöyle der: "Allah'a and olsun ki, çocukları, ailesi ve arkadaşları öldürül604 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 46; Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 32
  • İMAM SECCAD BABASINA YARDIM ETMEK İSTİYOR (2)

    düğü hâlde onun gibi kendine hâkim olan ve sağlam bir yürekle ve kahramanca savaşan birini hayatım boyunca görmedim. Piyadeler saldırdığında, o da hamle yapıyor ve de onları kılıcıyla dağıtıyordu. Bir kurdun saldırısına uğrayan keçiler gibi sağa sola kaçışıyorlardı." 605 Bu esnada onu (a.s.) öldürme noktasında tereddüt geçiren askerleri harekete geçirmek için Ömer'in komutanlarından Amr b. Haccac ez-Zübeydî askerlere şöyle sesleniyordu: "Ey Kûfeliler! İtaat etmeyi ve toplumun birliğini korumayı sürdürün. Dinden ok gibi fırlayıp çıkan ve imama (Yezid) karşı gelen kimseyi öldürme hususunda kuşkuya düşmeyin." 606 "Hüseyin (a.s.), Fırat'ın kenarındaki toprak sedden çadırına geri dönünce, Şimr b. Zilcevşen bir grup adamıyla karşısına çıktı. Etrafını sardılar. İçlerinde Mâlik b. Nesr el-Kindî denilen biri öne atıldı. İmam Hüseyin (a.s.)'a sövdü ve başına bir kılıç indirdi. İmam (a.s.)'ın başında bir miğfer vardı. Kılıç miğferi parçalamış ve başı isabet almıştı. Yara kanıyordu. Miğfer kanla doldu. İmam Hüseyin (a.s.) ona dedi ki: "Sağ elinle bir şey yiyemeyesin, onunla bir şey içemeyesin ve Allah seni zâlimlerle birlikte haşretsin." Sonra miğferi attı. Bir bez istedi, onunla başını sardı. Başka bir miğfer istedi. Onu başına koydu. Sonra etrafını sarıkla sardı. Şimr b. Zilcevşen ve etrafındakiler uzaklaşıp yerlerine döndüler. Biraz bekledi, tekrar geri döndü. Onlar da İmam (a.s.)'a geri döndüler ve etrafını sardılar." 607 605 el-İrşad, c. 2, s. 111 606 Taberî, c. 4, s. 281 607 el-İrşad, c. 2, s. 110