• AZADLI KÖLE CEVN’İN ŞEHADETİ

    Cevn, Ebuzer Gifari'nin azadlı kölesidir. Ebuzer'in vefatından sonra İmam Hüseyin (a.s.) zamanında onun hizmetinde bulunmuştur. Onunla beraber Mekke'den Kerbela'ya ulaşmıştır. Kılıç yapımından anlayan Cevn, Tasua gecesi de kılıçların yapımıyla ilgilenmiştir. Savaşın en şiddetli anlarında kendini meydana atarak İmam (a.s.)'ı müdafaa etmek isteyen bu siyahî köle, "İmam Hüseyin (a.s.)'ın huzuruna çıkarak savaş meydanına çıkmak için izin almak istedi. İmam (a.s.) ona cevap olarak şöyle buyurdu: "Ey Cevn! Biati senden kaldırdım; artık sen serbestsin. Zira sen afiyet ve asayiş ümidi ile bizim buraya kadar geldin, öyleyse kendini bizim yolumuzda üzüntü ve musibetlere düçâr etme." Cevn kendini İmam Hüseyin (a.s.)'ın ayaklarına atıp Hazretin ayaklarını öptü ve şöyle dedi: "Ey Resulüllah (s.a.v.)'in torunu!
  • AZADLI KÖLE CEVN’İN ŞEHADETİ (2)

    Refah ve rahatlıkta çanağınızı yalayanlardan olup zorluk, musibet ve düşmanın karşısında sizi yalnız bırakmam doğru mudur? Evet bedenim kötü kokulu, hasebim düşük ve rengim siyahtır; kokumun güzel, hasebimin şerif ve rengimin de ak olması için bana da cennete gitmeye bir yol bırak. Allah'a and olsun ki benim şu siyah kanım sizin kanınızla karışana dek sizden ayrılmayacağım." Cevn, düşmanla savaşa savaşa Kerbela toprağının üzerine şehit düştü. İmam (a.s.) onun yanına vararak baş ucunda şu duayı etti: "Allah'ım! Onun yüzünü ak et, kokusunu güzelleştir, onu sâlih kişilerle haşret ve onu Muhammed ve Ehl-i Beyt'i ile tanıştır." 575 575 el-Luhuf, s. 95
  • KÖLE FİRUZAN’IN ŞEHADETİ

    "Firuzan yüz otuz döğüşçüyü okla ve yüz yirmi yedi kişiyi kılıçla öldürmüştü. Hz. Hüseyin (a.s.)'ın yanına dönmek istedi. Mufaddal oğlu Osman o mazluma bir kılıç darbesi indirdi. Onu atından düşürdü. Ama o yaya olarak savaşa devam ediyordu. Es'ad o hâli görünce hücum etti. Onu geriye almak istedi. Fakat gafil Bahterî bir darbe ile onun elinden süngüsünü yere düşürttü. Haşin oğlu Ezrak o zavallıyı şehit etti." 576 576 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 412
  • TÜRK OLAN KÖLE VAZİH’İN ŞEHADETİ

    İmam Hüseyin (a.s.)'ın ashabından birinin Türk olan kölesi Vazih, düşmanla kahramanca savaştıktan sonra yere yıkıldı. İmam Hüseyin (a.s.)'ı yardımına çağırdı. İmam (a.s.) yardımına geldi ve boynuna sarıldı. Son nefeslerini büyük bir iftiharla yaşayan Vazih şöyle dedi: "Kim benim gibi olabilir. Resulüllah (s.a.v.)'in evladı yanaklarını yanaklarıma dayamış." Sonra da o temiz ruhunu teslim etti. 577 577 el-Luhuf, s. 47, Maktel-i Avalim, s. 91
  • 11 YAŞINDA BİR ÇOCUK OLAN ÖMER BİN CÜNADE’NİN ŞEHADETİ

    "Ömer huzura gelip savaş meydanına gitmek için izin istedi. İmam (a.s.) şöyle buyurdu: "Bu, babası öldürülen bir gençtir, annesi onun savaş meydanına gidip öldürülmesine razı olmayabilir." Bu fedakâr genç İmam (a.s.)'ın sözünü duyar duymaz: "Hayır, Allah'a and olsun ki, canımı sana feda etmeyi ve kanımı senin yolunda dökmeyi annem emretmiştir" dedi. İmam Hüseyin, mezkur cevabı ondan duyduğunda Ömer'e izin verdi. Ömer savaş meydanında düşmana karşı şu şiiri okumaya başladı: "Emirim olan Hüseyin ne de iyi emirdir Beşir'un-Nezir olan Peygamberin (s.a.v.) kalbinin sevincidir Ali ve Fatıma ise onun baba ve annesidir Acaba onun bir benzerini tanıyor musunuz?" Ömer düşmanla çarpıştıktan sonra şehit düştü, düşmansa onun başını bedeninden ayırdıktan sonra çadırlara doğru fırlattı." 578 578 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 27
  • UTBE OĞLU HÂŞİM’İN ŞEHADETİ

    "Yezid'in askerleri Numan Mukatil'in yardımına koşup biçare Hâşim'e hücum ettiler. Civanmert Hâşim üç bin namertle savaşırken ansızın Mukatil b. Numan'la karşılaştı. O mel'unu bir vuruşta öldürdü. Sancağını da yere indirdi. En sonunda aldığı yaraların çokluğundan, sıcağın şiddetinden kendisine zayıflık geldi. Bedbaht bir düşman askerinin vuruşu ile şehadet şerbetini içti." 579 579 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 397
  • KERBELA TORPAĞI KANA DOYMUYORDU

    "Mehmed b. Mikdad ve Abdullah bin Ducane meydana girdiler. Savaşa başladılar. ... En sonunda düşman onlara hücuma geçmişti ki, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın askerlerinden Ebu Tâlib oğlu Ali (a.s.)'ın kölesi Sa'd ile Rebia oğlu Kays ve Süveyd oğlu Şiys ve Karat oğlu Ömer, Müslim ve Hammat, o iki savaşçının imdadına koştular. O şecaat göklerinin yedi yıldızı düşmanların güruh güruh yaşayış bağlarını keskin bıçaklarıyla kesip kopardılar. Sonra hepsi şehitlik payesine eriştiler." 580 Bu erlerin yanında, Ömer bin Hâlid, Ömer bin Abdullah Remhi, Mâlik oğlu Vakkas, Şüreyh bin Ubeyd, Yezeni oğlu Abdurrahman, Müslim oğlu Mazeni, Urve oğlu Abdurrahman, Ömer bin Muta, Harir oğlu Hamza, Mucahir oğlu Yezid Ca'fi, Ma'kıl oğlu Enes, Müezzin Ca'fi, Faris-i Gulam, Ziyad Şeabi bin Yezid, Cibave bin Hâris, Cibave oğlu Ömer ve ashabdan on beş kişi bir seferde olmak üzere sadece öğle vaktine kadar İmam Hüseyin (a.s.) ashabından elli üç kişi şehadet şerbetini içmişti... 580 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 404
  • EHL-İ BEYT’İN ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇMESİ ALİYY’ÜL-EKBER’İN ŞEHİT EDİLİŞİ

    Kerbela toprağı ashabın kanları ile sulanmıştı. Sıra yavaş yavaş İmam Hüseyin (a.s.)'a geliyordu ki, Ehl-i Beyt'inden Ali Ekber öne atıldı ve savaş meydanına girmek için izin istedi. Ali Ekber, İmam Hüseyin (a.s.)'ın Ehl-i Beyt'inden ilk şehit olan kişidir. Kerbela sırasında 18 veya 27 yaşında olduğuna dâir rivayetler vardır. Bu katliamda, İmam Hüseyin (a.s.)'ın küçük oğlu Ali Zeynelâbidin ve yeğenleri Ömer ile Hasan dışında Ehl-i Beyt'inden de kurtulan olmamıştır. Ali Ekber'in savaş meydanında gösterdiği kahramanlıkları râvilerce aktarılmıştır. Humeyd b. Müslim, Kerbela'da olayları aktaran bir râvidir, şöyle anlatıyor: "Bir kişinin yanındaydım. Ali Ekber hamle edip de herkes onun önünden kaçınca, o yanımdaki kişi çok rahatsız oldu. Kendisi de güçlü biriydi. Şöyle dedi: "And olsun ki, şu genç eğer benim yakınımdan geçerse, bunun acısını babasının kalbine yerleştireceğim."
  • EHL-İ BEYT’İN ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇMESİ ALİYY’ÜL-EKBER’İN ŞEHİT EDİLİŞİ (2)

    Ben ona, "Senin işin yok mu? Bırak nasıl olsa sonunda onu biri öldürecektir" dedim. "Hayır" dedi. Ali Ekber, gelip bu kişinin yakınından geçince bu kişi onu gafil avladı, güçlü bir mızrak ile ona öyle bir darbe indirdi ki, artık Ali Ekber'in atı üzerinde durmaya gücü kalmadığından kollarını atın boynuna saldı ve şöyle feryat etti: "Babacığım şimdi artık ceddimi görüyorum ve O'nun elindeki suyu içeceğim..." 581 "18 yaşında olan Ali bin Hüseyin (a.s.), Aşura günü Peygamber ailesinin hepsinden daha önce şehadet meydanına ayak bastı. Babası ile vedalaşarak çadırlardan hareket etmek istediğinde, İmam Hüseyin (a.s.) onun güzel boynuna ve şekline şefkatle bakıp yüzünü göğe doğru tutarak şöyle dedi: "Allah'ım! Sen bu kavmin aleyhine şahid ol, şimdi bu insanlar arasında yaradılış, ahlak, huy ve konuşma açısından senin Peygamberine en fazla benzeyen bir genç onlara doğru hareket ediyor. Biz Peygamberin (s.a.v.) simasını görmeyi arzu ettiğimizde ona (Ali Ekber) bakıyorduk. Allah'ım! Onları yeryüzünün bereketlerinden mahrum kıl, onları tefrikaya düçâr et ve onları ihtilaflı yollara düşür, yöneticilerini onlardan hiçbir zaman razı etme. Çünkü onlar bizi yardım etmek vaadi ile davet edip, sonra bizi öldürmek için üzerimize saldırdılar." İmam (a.s.) daha sonra şu ayeti okudu: "Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini âlemler üzerine seçti; onlar birbirlerinden bir zürriyettir. Allah işiten ve bilendir." 582 Hz. Ali Ekber, çadırdan ayrılıp, savaş meydanına gitmek istediğinde, İmam Hüseyin Ömer b.Sa'd'a hitap ederek şöyle konuştu: 581 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 44; Maktel-i Hüseyn, Mukarrem, s. 324 582 Âl-i İmran, 33
  • EHL-İ BEYT’İN ŞEHADET ŞERBETİNİ İÇMESİ ALİYY’ÜL-EKBER’İN ŞEHİT EDİLİŞİ (3)

    "Ey Sa'd'ın oğlu! Allah senin neslini kurutsun! Çünkü sen benim bu oğlumdan olacak neslimi kurutuyorsun." 583 "Ne olmuş sana, benim neslimi kestiğin gibi Allah da senin neslini kessin. Benim Resulüllah (s.a.v.) ile olan akrabalık ilişkimi gözetleyip hürmetimi korumadın. Allah, yatağında boğazlayacak bir kimseyi sana musallat kılsın." "Susuzluk Ali Ekber'i şiddetle etkilemesine rağmen yine de düşman ordusuna çok ağır darbeler indirerek onlardan 120 kişiyi aşkın insanı cehenneme vâsıl etti ve çadırlara geri döndü. Daha sonra tekrar düşman ordusuna saldırıp, onlardan ağır bir yara alarak toprağın üzerine düştü ve o esnada yüksek bir sesle: "Babacığım, şimdi ceddim Resulüllah (s.a.v.)'in cennet kadehiyle bana verdiği suyu doya doya içtim, artık bundan böyle hiçbir zaman susamayacağım." dedi. At onu düşman askerlerinin arasına götürdü. Onlar da kılıçları ile onu parça parça ettiler." 584 İmam Hüseyin (a.s.), Ali Ekber'in başına gelip şöyle buyurdu: "Ey yavrum, Allah seni öldüren bu zâlim kavmi öldürsün, Allah'ın ve Resulüllah (s.a.v.)'in hürmetini ortadan kaldırmaya ne kadar da cüret ettiler. Artık senden sonra dünyaya yazıklar olsun." 585 583 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 43 584 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 44 585 Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 30; İrşad, s. 238