• VEHEB KELBÎ’NİN ŞEHADETİ

    "Veheb, o günlerde tesadüf ile evlenmiş; ay yüzlü alnı zühre gibi parlayan bir kızla visale ermişti. O kıza gayet tutkundu. Kumru adındaki annesi ona şöyle demişti: "Bugün ey oğul! Kerem hazinesinin hazinedarı (Hz. Hüseyin) Kerbela çölünde şehitlik feyzinin sofrasının açmış herkese seslenmiştir. Çalışıp o sofradan nasip almak gerektir. Çoktan beri beklemekte olduğumuz saadetin doğuşu zamanı gelmiştir. Boş durmadan faydalanmak gerekir. Yapılacak iyi iş Kerbela şahına bugün can verip, benim rızamı ve Allah'ın rızasını onun rızasında meydana getirmektir. Bir zaman zahmet çekip ebedi saadet derecesine eriş." Genç delikanlı Veheb Kelbî, "Ey sevgili annem, öğüdünü kabul ettim. Ama aklımda yeni gelin var. İzin ver ki onunla vedalaşayım. Çünkü benden kısmeti kesilirse garip ve kimsesiz kalır" dedi. Nihayet Veheb yeni gelin ile görüşüp vedalaştı. Meydana atıldı. Düşmanın çokluğundan korkmayarak döğüşmeye başladı. O lanetlilerden pek çoğunu öldürdü, anasının yanına geldi, "Ey hayatımın meyvesinin fidanı! Benden razı oldun mu?" dedi.
  • EBU ŞA’SA-İ KİNDÎ’NİN ŞEHİT EDİLİŞİ

    Ebu Şa'sa, tıpkı komutam Hürr gibi Ömer b. Sa'd'ın ordusunda önemli bir adamdı. Çok iyi ok atması ile bilinirdi. Ancak İmam Hüseyin (a.s.)'ın taleplerine karşı İbn-i Sa'd'ın tavrı onun da Hürr gibi saf değiştirmesine neden oldu. İmam (a.s.) onun tevbe ettiğini ve bu şehadetini görünce şöyle dua etti: "Allah'ım! Onun okunu hedefe ulaştır, sevap ve mükafatını da cennet kıl!" Yanında yüz oku vardı. Oklar bittikten sonra da ayağa kalkıp şöyle dedi: "Oklardan yalnız beş tanesi boşa gitti, geriye kalanının hepsi hedefe isabet etti." Daha sonra kılıçla düşmana saldırdı ve sonunda şehadet şerbetini içti. 569 569 Emali-i Sâduk, Meclis, s. 130
  • VAKKAS OĞLU HÂŞİM’İN ŞEHİT EDİLİŞİ

    Hâşim b. Vakkas, Ömer b. Sa'd'ın amcasının oğlu idi. "Kahraman atlı Kûfeli askerlerin karşısında durdu ve bir nara savurdu. "Ben Utbe-i Vakkas'ın oğlu Hâşim'im! Ey doğru yoldan şaşanlar! Ey fitneciler fırkası! İmanınızın yapısında ne bozukluk, İslam'lık temelinizde ne gibi bir kusur oldu ki, uygunsuz bir iş işleyerek Allah'a ve Resulü'ne aykırı bir yol tutmuşsunuz?" dedi. Ömer b. Sa'd, amcası Utbe'nin oğlunu savaş yapmak üzere meydanda görünce çok üzüldü. Çünkü onun ne kadar kahraman olduğunu biliyordu. O gün muharip ile Kerbela'ya gelmiş olan Halep hâkimi Mekatil oğlu Sem'an izin istedi. Ortaya çıktı Hâşim'in karşısında durdu, ona şöyle öğütte bulundu: "Ey Arap emirzadesi, amcanın oğlu Kûfe ve Şam'ın başbuğudur. Sana bu nimet karşısında küfranda bulunmak yakışır mı? Yenilen ve kahrolanlarla kahrolmak ve yenilmek uygun gelir mi sana?"
  • VAKKAS OĞLU HÂŞİM’İN ŞEHİT EDİLİŞİ (2)

    Hâşim, "Ey bahtsız! Bâki olan nimet fâni olan saadetten daha ileridedir. Ve hak ehli gerçi mağlup görür ama aslında gâliptir." Bahtsız Seman hâkime öğüt veremeyeceğini anlayınca yalın kılıcını salladı. Hâkim bu savleti geri çevirdi ve bir vuruşla hayatının bağını kesti. Mekatil oğlu Numan kardeşinin öcünü almak için bin savaşçı ile hücuma geçti. Hâşim'i ortaya aldılar. Hz. İmam (a.s.) Ali Murtaza oğlu Fazl'ı dokuz mücahidle yardıma yolladı. O hâli Ömer b. Sa'd öğrenince iki bin namert daha seçti. O zaman o dokuz on mücahid, o iki bin inatçı ile döğüşe başladı. Şimşek gibi kılıçların ateşinden savaş alanı kızıştı... Ten kafeslerinde yaralar açıldı, canlar, bedenlerinden uçtu." 570 570 Fuzuli, Kerbela Şehitleri, s. 395
  • ZÜHEYR BİN KAYN’IN ŞEHADETİ

    Züheyr Hürr ile beraber savaş meydanına atılmış ve büyük kahramanlıklar göstermişti. Daha sonra Hürr şehit edildi. Züheyr, şiddetli bir saldırı ve savaştan sonra çadırlara dönerek Hazretin huzuruna vardı ve elini İmam (a.s.)'ın omzuna koyarak ikinci defa (savaş meydanına gitmek için) izin isteyip şu şiiri okudu: "Ey hidayet üzere olan hidayetçi, canım sana feda olsun! İşte bugün Resulüllah (s.a.v.)'le Hasan ve Aliy-yi Murtaza'yla, silah kuşanmış Câfer-i Tayyar'la, diri olan şehid Esedullah-ı Hamza ile görüşeceğim." İmam (a.s.) Züheyr'e şöyle buyurdu: "Ben de senin ardından onlarla görüşeceğim." Züheyr, şehit olup bedeni Kerbela toprağının üzerine düştüğünde İmam (a.s.) onun başı üzerine gelip şu sözlerle kendisini takdir etti: "Ey Züheyr! Allah seni kendi rahmetinden uzaklaştırmasın; mesh olarak maymun ve domuz şekline giren kimselere lanet ettiği gibi senin katillerine de lanet etsin." 571 571 Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 20
  • HANZALE-İ ŞİBAMÎ’NİN ŞEHİT EDİLİŞİ

    Hanzale düşmanın karşısında yer aldığında onlara öğüt ve nasihat etmeye başladı ve sözlerini şu ayetle bitirdi: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin için o feryat (edeceğiniz kıyamet) gününden korkuyorum. Arkanızı dönüp kaçacağınız gün, sizi Allah'tan koruyacak yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onu doğruya yöneltecek bulunmaz."572 Hanzale daha sonra çadırlara doğru yöneldi. İmam (a.s.) onu teşvik ve takdir etmek için şöyle buyurdu: "Allah sana rahmet etsin! Bu insanları Hakka davet ettiğinde müspet cevap vermedikleri, seni ve yaranlarını katletmek için hücuma karar aldıkları zaman azabı hak etmişlerdi. Ama şimdi sâlih kardeşlerini öldürdüklerinden dolayı artık onların hâlleri nasıl olur (vay onların haline)." Hanzale, İmam (a.s.)'ın sözlerine karşılık: "Canım size feda olsun, gerçeği buyurdunuz" dedi. Daha sonra Hanzale, İmam'dan izin istemek niyetiyle şöyle dedi: "Acaba Rabbimize doğru gidip kardeşlerimize kavuşmayalım mı?" 572 Mü'min, 32-33
  • HANZALE-İ ŞİBAMÎ’NİN ŞEHİT EDİLİŞİ (2)

    İmam (a.s.) ona cevap olarak şöyle buyurdu: "Sen dünya ve dünyadaki olan şeylerden daha iyi olan, mülkü daimî olan (cennete) doğru hareket et." Hanzale sonra şu sözü söyleyerek İmam'la vedalaştı: "Selam olsun sana ya Eba Abdullah! Allah'ın salat ve selamı senin ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun, Allah bizimle sizi cennetinde bir araya getirsin." İmam (a.s.) da onun duasına karşılık, "Amin, amin" diye karşılık buyurdu. Daha sonra Hanzale, düşmana saldırarak kahramanca şehit oldu. 573 573 Kâmil-i İbn-i Esir, c. 3, s. 292
  • SEYF BİN HÂRİS VE MÂLİK BİN ABDE’NİN ŞEHİT OLUŞLARI

    Hanzale bin Es'ad düşmanlara nasihat ederken, bu iki amcaoğlu da İmam Hüseyin (a.s.) ile sohbet ediyorlardı. Ve kısa bir süre sona Hanzale'nin şehit edilişini gördüler. Seyf bin Hâris ve Mâlik bin Seri amcaoğlu idi. Kûfe'den gelerek Hz. Hüseyin (a.s.)'ın ordusuna katılmışlardı. "Bu iki amca oğlu düşman ordusunun çokluğu karşısında ağlayarak Hz. Hüseyin (a.s.)'ın huzuruna vardılar. Hz. Hüseyin (a.s.) onların ağlamalarını görünce şöyle buyurdu: "Ey kardeşimin oğulları niçin ağlıyorsunuz? Allah'a and olsun ki, ümid ediyorum bir saatten sonra (cennete girmekte) gözünüz aydın olup mutlu olacaksınız." O iki genç şöyle dediler: "Ey Resulüllah (s.a.v.)'in torunu! Allah bizi sana feda etsin. Vallahi biz kendimize ağlamıyoruz, sana ağlıyoruz. Çünkü düşmanın sizi sardığını ve sizi savunmak için bu canımızı feda etmekten başka bir şey yapmaya gücümüzün olmadığını görüyoruz."
  • SEYF BİN HÂRİS VE MÂLİK BİN ABDE’NİN ŞEHİT OLUŞLARI (2)

    İmam (a.s.) bu durum karşısında şöyle buyurdu: "Allah-u Teala, sizi hakkımdaki bu duygunuz ve yardımınız karşısında muttakilerin en güzel mükafatıyla mükafatlandırsın." Bu sırada o iki genç savaş meydanına doğru yöneldi. Meydana giderken birbirleri ile yarışıyorlardı; bazen de çadırlara doğru dönüp yüksek bir sesle, "Esselam-u Aleyke yebne Resulüllah" diyerek vedalaşıyorlardı. İmam (a.s.) cevaplarında "Aleykümesselam ve rahmetullah-i ve berekatuh" buyuruyordu. Bu iki genç savaşa girip savaşta birbirlerini himaye ediyorlardı; onlardan biri düşmanın muhasarasında kaldığı zaman diğeri onun yardımına koşuyordu ve düşmanın safını yarıp onu kurtarıyordu. Nihayet onlar da şehadete kavuştular. 574 574 Taberî, c. 6, s. 353-354