VEHEB KELBÎ’NİN ŞEHADETİ
"Veheb, o günlerde tesadüf ile evlenmiş; ay yüzlü alnı zühre gibi parlayan bir kızla visale ermişti. O kıza gayet tutkundu. Kumru adındaki annesi ona şöyle demişti: "Bugün ey oğul! Kerem hazinesinin hazinedarı (Hz. Hüseyin) Kerbela çölünde şehitlik feyzinin sofrasının açmış herkese seslenmiştir. Çalışıp o sofradan nasip almak gerektir. Çoktan beri beklemekte olduğumuz saadetin doğuşu zamanı gelmiştir. Boş durmadan faydalanmak gerekir. Yapılacak iyi iş Kerbela şahına bugün can verip, benim rızamı ve Allah'ın rızasını onun rızasında meydana getirmektir. Bir zaman zahmet çekip ebedi saadet derecesine eriş." Genç delikanlı Veheb Kelbî, "Ey sevgili annem, öğüdünü kabul ettim. Ama aklımda yeni gelin var. İzin ver ki onunla vedalaşayım. Çünkü benden kısmeti kesilirse garip ve kimsesiz kalır" dedi. Nihayet Veheb yeni gelin ile görüşüp vedalaştı. Meydana atıldı. Düşmanın çokluğundan korkmayarak döğüşmeye başladı. O lanetlilerden pek çoğunu öldürdü, anasının yanına geldi, "Ey hayatımın meyvesinin fidanı! Benden razı oldun mu?" dedi.
