• HİKMETLER

    Bu ne büyük bir cesaret ve mücadele örneğidir ki, binlerce kişinin parçalamak için beklediği bir sırada ve kurtuluşun mümkün olmadığı bir anda yine de savaşa devam etme kararlılığını gösterebilmek... İnancın, teslimiyetin doruk noktası... Cesaretin, azmin, kararlılığın, soğukkanlılığın zirvesi... İmam (a.s.) gerçekten de şehitlerin efendisidir. İmam çadırlara yakın bir noktada bekliyor, kendisine yönelen tehlikeleri bir arslanın gücü ile bertaraf ediyordu. Yerine döndüğü zaman, yüksek sesle "La havle ve la kuvvete illa billah'il aliyyi'l-azim" diyordu. Gücü Allah'tandı. Ve bu güç, karşısındakileri korkutmaya yetiyordu.
  • İMAM HÜSEYİN SALDIRILARA KARŞI DURURKEN HAMASÎ ŞİİRLERLE DÜŞMANI KORKUTUYORDU

    "Hüseyin bin Ali (a.s.) ata binip kılıcını eline aldığı, hayattan ümidini kesip ölüme karar verdiği zaman şu şiirleri okuyarak düşman ordusuna saldırdı: Ben-i Hâşim evlatlarının en iyisi olan Ali (a.s.)'ın oğluyum İftihar zamanı, şeref olarak bu bana yeter Ceddim Resulüllah (s.a.v.) ölüp gidenlerin en değerlisidir Biz de yeryüzünde Allah'ın nur saçan kandilleriyiz Annem Fatıma (a.s.), Ahmed (s.a.v.)'in pâk kızıdır Amcam Câfer ise Zül Cenaheyn olarak adlandırılmıştır Açıklayıcı olarak nâzil olan Kitap bizdedir Hayırla anılan hidayet ve vahiy bizdedir Biz bütün insanların arasında Allah'ın emniyet vesilesiyiz
  • İMAM HÜSEYİN SALDIRILARA KARŞI DURURKEN HAMASÎ ŞİİRLERLE DÜŞMANI KORKUTUYORDU (2)

    Ve halkın arasında bununla da iftihar edip açıkça söylüyoruz Dostlarımızı özel bir kadehle suya kandıran havuz sahipleri biziz Su vermeye mahsus olan (içenlerin susuzluğunu gideren) bu havuz da Kevser Havuzu'dur Kıyamet günü dostlarımız bizi sevmek vesilesiyle saadete kavuşur Düşmanlarımız ise o gün hüsrana uğrar." İmam (a.s.) düşmana saldırdığında ise şu şiirleri okuyordu: "Bu insanlar küfre yöneldiler, geçmişte de İnsan ve cinlerin Rabbi olan Allah'tan yüz çevirdiler, Geçmişte Ali (a.s.)'ı ve iyi siyretli oğlu Hasan (a.s.)'ı öldürdüler Şimdi de Hüseyin'i öldürmeye kalkıştılar Allah'ın kulları arasında seçtiği (en yüce) insan Ceddim, O'ndan sonra da babamdır Ben de seçkin olan bu iki kişinin oğluyum." 608 608 Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33
  • SU İLE BAĞININ KOPARILMASI

    Bu güçlü arslanın karşısında ne yapacağını şaşıran Kûfe leşkerleri, onun direncini kırmak için kendisine bir damla suyu dahi vermemeyi kararlaştırmışlardı. "Kûfe halkı, Hz. Hüseyin (a.s.) su aradığı bir anda ona saldırdılar. Kendisi her ne kadar atıyla Fırat'a girmek istedi ise de onlar toplu olarak hücum edip, kendisini Fırat'tan uzaklaştırdılar." 609 Ve yine Hüseyin (a.s.) su arıyordu. Şimr de ona, "Allah'a and olsun ki, Fırat'a giremeyeceksin, ateşe gireceksin" diyordu. 610 609 Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33-34 610 Bihar'ul Envar, c. 45, s. 51
  • İMAM HÜSEYİN’İN (A.S.) EHL-İ BEYT’İNİN ÇADIRLARI İLE ARASINA GİREN DÜŞMAN

    "Hüseyin b. Ali (a.s.), aralıksız olarak düşmana saldırıp şiddetle savaşıyor ve her saldırısında düşmandan bazılarını yere seriyordu. Bu esnada âniden düşman İmam'a ruhî bir darbe vurup onu mağlup etmeye karar aldı; bu maksatla Hazret'le çadırların arasına girerek hamleyi çadırlara doğru yöneltti. Bu esnada İmam (a.s.) yüksek bir sesle şöyle feryad etti: "Ey Ebu Süfyan ailesine uyanlar! Eğer dininiz yok, kıyamet gününden de korkmuyorsanız, hiç olmazsa dünyanızda hür kişiler olun. Eğer Arap olduğunuzu iddia ediyorsanız hasebinize dönün ve insanlık şerefinizi koruyun." Şimr cevaben, "Ya Hüseyin, ne söylüyorsun?" dedi. İmam (a.s.) cevaben şöyle buyurdu: "Ben sizinle siz de benimle savaşıyorsunuz, bu kadınların ne suçu var? Ben hayatta olduğum müddetçe zorbalarınızı Ehl-i Beyt'ime saldırmaktan alıkoyun." 611 611 Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33
  • HİKMETLER

    İmam Hüseyin ceddi Hz. Peygamberin (s.a.v.) eteğinde, Hz. Ali (a.s.) ve Hz. Fatıma (a.s.)'ın kucağında Ehl-i Beyt terbiyesi alarak büyümüştür. Bu terbiye içindeki namus kavramı öyle güçlüdür ki, binlerce kişiye kafa tutmakta ve hareminin mahremiyetini öleceği âna kadar müdafaa etmesini sağlamaktadır.
  • İMAM HÜSEYİN KANLAR İÇİNDE YERE DÜŞÜYOR

    Kaynaklarda, İmam Hüseyin (a.s.)'a hücum edildiğinde kız kardeşi Zeyneb'in Ömer b.Sa'd'a, "Ey Ömer! Senin gözlerinin önünde Ebu Abdullah öldürülecek mi?" diye serzenişte bulunduğu ve Ömer'in ağlayarak yüzünü çevirdiği yazmaktadır. 612 "İmam Seccad (a.s.)'dan şöyle nakledilmiştir: "Babam öldürüldüğü gün kanlar oluk gibi aktığı bir anda beni bağrına bastı ve şöyle buyurdu: "Yavrum, şu duayı benden ezberle; hacet, gam, keder, musibet ve büyük hadiselerde Allah'a bu dua ile seslen. Onu annem Fatıma (a.s.) bana öğretmiştir, ona da Resulüllah (s.a.v.) öğretmiştir, Resulüllah (s.a.v.)'e de Cebrail öğretmiştir: Allah'ım! Ya-sin ve Kur'an-ı Kerim hakkına, Ta-Ha ve Kur'an-ı Azim hakkına sana niyaz ediyorum! Ey isteyenlerin hacetine kâdir olan, ey gönüllerde olanları bilen, ey gamlıların gamını gideren, ey kederlileri kederden kurtaran, ey ihtiyarlara rahmeden, ey küçük çocuklara rızık veren, ey tefsir ve beyana ihtiyacı olmayan Allah, Muhammed (s.a.v.)'e ve âline salat eyle ve benim de ihtiyaçlarımı karşıla." 613 612 İbn'ül Esir, Kâmil, c. 4, s. 78 613 Bihar'ul Envar, c. 95, s. 196
  • ŞEHADET ANLARI

    İmam Hüseyin (a.s.) verdiği büyük mücadelenin arkasından Muharrem'in onuncu günü, cuma günü öğleden sonra şehit edildi. Şehit edildiğinde elli yedi yaşında idi. Bazı eserlerde onun (a.s.) savaşın son anlarında Cenab-ı Hakka şöyle yalvardığı nakledilmektedir: "Ey makamı yüce, kudreti azim, azabı şiddetli, mahlukattan müstağni, azameti büyük, dilediğine kâdir, rahmeti kullarına yakın, vaadinde sâdık, nimeti bol, imtihanı güzel, çağırana yakın, yarattığını kuşatan, tevbe edenin tevbesini kabul eden, irade ettiğine gücü yeten, istediğine ulaşan, şükredildiğinde şekur (az amele karşılık çok veren) olan, anıldığında unutmayan Allah! Muhtaçken Seni çağırır, fakirken Sana yönelir, korkarken Sana sığınır, kederliyken (Senin karşında) ağlar, güçsüzken Senden yardım diler ve Seni yeterli bilerek Sana tevekkül ederim. Allah'ım! Bizimle kavmimiz arasında hükmet. Onlar bize hile yaptılar, bizi yalnız bıraktılar, bize ihanet ettiler.
  • ŞEHADET ANLARI (2)

    Peygamberinin (s.a.v.) Ehl-i Beyt'i, risalete seçtiğin ve vahye emin bildiğin Habib'in Muhammed (s.a.v.)'in evlatları olduğumuz hâlde bizi öldürdüler. Ey rahmedenlerin en merhametlisi olan Allah! İşimizde bize bir kurtuluş ve çıkış yolu nasib eyle! Ey senden başka ilah olmayan Allah! Senin kaza ve kaderinin karşısında sabrediyorum. Ey imdat dileyenlerin imdatçısı, benim Senden başka bir Rabbim, bir ma'budum yoktur. Senin hükmüne, takdirine sabrediyorum. Ey yardımcısı olmayanların yardımcısı! Ey daimî olup sonu olmayan, ey ölüleri dirilten, ey herkese ameliyle karşılık veren Allah! Benimle bunların arasında sen hükmet; zira Sen hükmedenlerin en hayırlısısın!" İmam (a.s.) daha sonra yüzünü toprağa koyarak şöyle dedi: "Allah'ın adıyla, Allah'ı anarak, Allah'ın yolunda ve Resulüllah (s.a.v.)'in dini üzere..." 614 614 Bkz. İkbal
  • İMAM HÜSEYİN’E HER YANDAN SALDIRIYORLAR

    "Susuzluk, Hz. Hüseyin (a.s.)'ın canına tak etmişti. Fırat ırmağının yanına gitmek istedi. Düşman askerleri önünden çekildiler. Ve suya kadar da vardı. Fırat ırmağından su içmek için yüzü koyun yattı. Şimr alçağı, "Bu su içerse yine hayat bulur. Su içmeye fırsat vermeyin, bırakmayın" dedi. Hz. Hüseyin (a.s.) avucu ile içmek için biraz su aldı. Mel'unun biri Emirü'l-Mü'minin Hz. Hüseyin (a.s.)'a bir ok attı. Ok Hz. Hüseyin (a.s.)'ın ağzına dokundu. Hz. Hüseyin (a.s.) o oku hemen eliyle çekti. Ağzındaki su döküldü. Yine döndü. Fakat mübarek ağzından kanlar akıyordu. Çadırının kapısına geldi, durdu. Ömer İbni Sa'd onu öldürmek için ilerledi. Hz. Hüseyin (a.s.) onun yüzüne baktı ve, "Beni öldürmeye sen mi geldin?" dedi. Ömer utandığından ötürü geri döndü, ilerleyemedi, duran adamlarına, "Ne duruyorsunuz? Öldürmeye bakın. Çabuk olun, işi uzatmayın!" dedi. Yaya olanlar Hz. Hüseyin (a.s.)'a saldırdılar. Çılgınlar gibi evladı Resul'e (s.a.v.) kast ettiler. Hz. Hüseyin (a.s.) da onlara saldırdı. Onlardan çok mel'unu öldürdü. Ömer ile Şimr uzakta durmuşlar Hz. Hüseyin (a.s.)'ın cengine bakıyorlardı. Birbirlerine, "Hiç bunun gibi er gördüğümüz yoktur. Gözünün önünde bunca ehlini kat-