• KUR’AN TEFSİRLERİNDEN ÖRNEKLER

    "Yer başka bir yere dönüştürülür" ayetinin tefsiri hakkında şöyle buyurmuştur: "Bununla demek isteniyor ki; üzerinde günah işlenmemiş, üzerinde dağ ve bitki bulunmayan, Yaratanın ilk kez yaratıp döşediği gibi dümdüz bir yere dönüştürülür." 53 Nasr b. Mâlik İmam'a dedi ki: "Ey Ebu Abdullah! Bana, "Bunlar Rableri hakkında tartışan iki hasımdır" ayetini anlat. Dedi ki: "Biz ve Ümeyyeoğulları, Yüce Allah'ın katında tartıştık. Biz, "Allah doğru söyledi" dedik. Onlar, "Allah yalan söyledi" dediler. Bu yüzden biz ve onlar kıyamet günü hasım olacağız." 54 es-Samed kelimesini şöyle tefsir etmiştir: "Yüce Allah bunu; `Doğmamış ve doğurmamıştır. O'nun dengi hiç kimse yoktur' şeklinde açıklamıştır." 55 53 Tefsiru'l Burhan, c. 2, s. 323 54 Hayatu'l Hüseyin, c. 2, s. 234 55 Mevsuat-u Kelimati'l-İmam el-Hüseyin, s. 568
  • ALÇAK GÖNÜLLÜ OLMASI

    "Bir gün Hüseyin (a.s.) Suffa'da yemek yiyen yoksulların yanından geçti. Yoksullar, onu yemeğe buyur ettiler. Dedi ki: "Allah büyüklenenleri sevmez." Sonra oturup onlarla beraber yedi. Ardından onlara, "Ben sizin davetinize uydum, şimdi de siz benim davetime uyun" dedi. "Evet" dediler. Onları alıp evine götürdü ve eşine şöyle dedi: "Sakladığın şeyleri çıkar." 56 "Asam b. Mustalik eş-Şami'den rivayet edilmiştir: "Medine'ye girdim. Hüseyin b. Ali (a.s.)'ın fevkalade güzel görünümlü ve temiz olduğunu gördüm. Kıskançlığım içimde babasına karşı taşıdığım düşmanlığın ortaya çıkmasına neden oldu. O değerli şahsın yanına gittim ve ona, "Sen misin Ebu Turab'ın oğlu?" diye sordum. 56 Tefsir'ul Burhan, c. 2, s. 363
  • ALÇAK GÖNÜLLÜ OLMASI (2)

    O, "Evet" dedi. Ardından ona ve babasına kötü sözler söylemeye başladım. Ansızın onun bana muhabbet ve şefkatle baktığını gördüm. Bana şöyle dedi: "Euzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim. Bismillahirrahmanirrahim. Özrü kabul edip bağışla, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir." 57 "... sonra da onları azdırmaktan hiç geri kalmazlar." 58 Ardından şöyle dedi: "İşi kendin için kolaylaştır. Bana ve kendine Allah'tan af dile. Eğer yardım istiyorsan yardım edeyim. Bir şey bekliyorsan sana bağışta bulunayım. Hidayet olunmaya ihtiyacın varsa, hidayet edeyim." Asam şöyle dedi: "Ben söylediklerimden dolayı pişman oldum. İmam (a.s.) benim pişman olduğumu anlayınca şöyle buyurdu: "Önemi yok. Allah seni affeder. Allah, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Her ne ihtiyacın varsa, utanmadan iste ki, muhakkak giderilecektir." Onun güzel ahlakının karşısında söylediğim sözlerden dolayı, yeryüzü bana öyle dar geldi ki, yerin dibine girmek istedim. Çaresiz, yavaşça onun huzurunda ayrıldım. İmam Hüseyin (a.s.)'ın beni görmemesi için halkın arasına karıştım ve öylece kayboldum. Bu olaydan sonra benim için İmam Hüseyin (a.s.) ve babasından daha sevimli kimse yoktu." 59 57 Araf, 199 58 Araf, 202 59 Muhaddis el-Kummî, Muntehe'l-Amal eserinden
  • MÜSLÜMANLARA KARŞI ENGİN MERHAMETLİ OLMASI

    "Aşura günü İmam Hüseyin (a.s.)'ın sırtında bir iz görüldü. İmam Zeynelâbidin'e o izin ne olduğu sorulunca, şöyle buyurdu: "Bu iz, dul kadınlara, yetimlere ve yoksullara sırtında götürdüğü yiyeceğin bıraktığı izdir." 60 "Bir adam şu kulağımdan -sağ kulağını gösterereksövse, sonra dönüp şu kulağımdan da benden özür dilese, özrünü kabul ederim. Çünkü Emirü'l-Mü'minin Ali b. Ebi Tâlib (a.s.) bana, Dedem Resulüllah (s.a.v.)'den şöyle duyduğunu anlatmıştı: Haklı ya da haksız, özür dileyenin özrünü kabul etmeyen kimse, Kevser Havuzu'nun başına gelmez." 61 "İmam Hüseyin (a.s.)'ın hizmetçilerinden biri cezayı gerektiren bir suç işler. İmam (a.s.) hizmetçinin te'dip maksadıyla dövülme60 İbn-i Şehraşub, Menakıb eserinden 61 İhkaku'l-Hak, c. 11, s. 431
  • MÜSLÜMANLARA KARŞI ENGİN MERHAMETLİ OLMASI (2)

    sini emreder. Hizmetçi, "Efendim! `Öfkesini yutkunanlar...' 62 der. İmam, "Bırakın onu" der. Bu sefer hizmetçi, "Efendim! `İnsanları affederler'..." der. İmam, "Seni affettim" diye cevap verir. Hizmetçi, "Efendim! `Allah ihsan sahiplerini sever'" 63 der. Bunun üzerine İmam (a.s.), "Seni Allah rızası için azad ettim. Bugüne kadar sana verdiğimin iki katı da senin olsun" buyurur. 64 "Enes'in şöyle dediği rivayet edilir: "Bir gün Hüseyin (a.s.)'ın yanındaydım. İçeriye elinde bir deste gül olan bir cariye girdi ve elindeki güllerle Hüseyin (a.s.)'ı selamladı. Hüseyin (a.s.) ona şu karşılığı verdi: "Allah için seni azad ediyorum." Dehşet içinde kalarak şöyle dedim: "Bir cariye elinde bir deste gülle seni selamlıyor ve sen de onu azad mı ediyorsun?" Hüseyin (a.s.) şöyle dedi: "Allah bizi böyle terbiye etti. Yüce Allah buyuruyor ki: "Bir selamla selamlandığınız zaman, ondan daha güzeliyle veya onun misliyle karşılık verin." Cariyenin verdiği selamdan daha güzeli, onu azad etmekti." 65 "Bir Bedevi İmam Hüseyin (a.s.)'ın yanına geldi ve şöyle dedi: "Ey Resulüllah (s.a.v.)'in oğlu! Ben birinin kan parasına kefil oldum ve onu ödemeye gücüm yetmiyor. Kendi kendime böyle bir para için halkın en cömerdinin yanına gitmem gerekiyor dedim. Ben de Peygamberin (s.a.v.) Ehl-i Beyt'inden daha cömerdini tanımıyorum." 62 Âl-i İmran, 134 63 Âl-i İmran, 134 64 Keşfu'l-Gumme, c. 2, s. 31 65 Keşfu'l-Gumme, c. 1, s. 31
  • MÜSLÜMANLARA KARŞI ENGİN MERHAMETLİ OLMASI (3)

    İmam Hüseyin (a.s.) cevabında şöyle dedi: "Benim sana üç sorum olacak. Eğer onlardan birini bilirsen kan paranın üçte birini vereceğim." Bedevi, "Nasıl olur da senin gibi ilim ehli birisi, benim gibi bir Bedeviye soru sorar?" dedi. İmam Hüseyin (a.s.) şöyle buyurdu: "Ceddim Resulüllah (s.a.v.)'den şöyle işittim: Bağış ve iyi işler, isteyenin marifeti ölçüsünde olur." Bedevi: "Sor, eğer bilirsem cevaplarım, yoksa sizden öğrenirim. La havle ve la kuvvete illa billah" dedi. İmam Hüseyin (a.s.): "Amellerin en üstünü nedir?" Bedevi: "Allah'a imandır." İmam (a.s.): "İnsanı helak olmaktan kurtaran şey nedir?" Bedevi: "Merhameti bol Allah'a tevekkül ve güvendir." İmam (a.s.): "İnsanın ziyneti ne iledir?" Bedevi: "Yumuşaklıkla birlikte olan amelledir." İmam (a.s.): "Eğer bu makama ulaşmadıysa?" Bedevi: "Cömertlik ve mertlikle ele gelen mallarıdır." İmam: "Eğer bu saadetten de mahrumsa?" Bedevi: "Gökyüzünden yıldırım düşsün ve onu yaksın; çünkü o böyle bir azabı hak etmiştir." İmam (a.s.) Bedevi'nin bu sözüne güldü ve ardından içinde bin dinar altın olan keseyi ona verdi ve taşı iki yüz dirhem değerindeki yüzüğü de ona bağışladı. Sonra Bedevi'ye şöyle buyurdu:
  • MÜSLÜMANLARA KARŞI ENGİN MERHAMETLİ OLMASI (4)

    "Bu paraları kendi borcuna verirsin. Yüzüğü de kendi masrafların için harcarsın." Bedevi o hediyeleri aldı ve, "Allah risaletini nerede karar kılacağını daha iyi bilir" 66 ayetini okudu." 67 "Kim bir mü'minin keder ve üzüntüsünü giderirse, Allah-u Teala onun dünya ve ahiret üzüntülerini giderir" 68 "Bir Müslüman kardeşin senden ayrıldığında, arkandan söylenmesini sevmediğin bir şeyi, sen de onun arkasından söyleme." 69 66 Nisa, 86 67 Harezmî, Maktel eserinden 68 İrşadu'l-Kulub, c. 78, s. 122 69 Bihar'ul Envar, c. 78, s. 127
  • CESARETİ VE HAKKINA SAHİP ÇIKMASI

    İmam (a.s.)'ın cesareti ve hakkın tesisi için verdiği mücadele anlatılmakla bitmez. İmam Hüseyin (a.s.) İslam tarihinde halifeye karşı silahla ve toplu olarak baş kaldıran ilk kişidir. İ'lay-ı Kelimetullah uğruna yapmış olduğu bu başkaldırı onun en büyük cesaret örneğidir. Yine Kerbela günü karşısındaki otuz bini aşkın kişiden kurulu orduya 72 kişilik kafilesi ile karşı dururken, zerre kadar korku duymamış, geri adım atmayı düşünmemiştir. İşte o kerbala gününden bir sahne: "Humeyd b. Müslim şöyle rivayet etmektedir: Bugüne kadar vücudunun çeşitli yerlerinden yaralandığı, çocuğu, ailesi ve arkadaşları gözünün önünde öldürüldüğü hâlde, onun gibi cesaretini kaybetmeyen, en ufak bir korku belirtisi göstermeyen birini daha görmedim.
  • CESARETİ VE HAKKINA SAHİP ÇIKMASI (2)

    Piyade birlikleri toplu olarak ona saldırdıkları zaman, o da kılıcıyla onlara hamle ediyor, keçi sürüsünün saldıran kurdun karşısında ikiye yarılması gibi, sağından solundan onları ikiye yarıyordu." 70 Burada başka bir rivayet daha aktaralım. Anlatacağımız olayda İmam (a.s.)'ın hakkı için verdiği mücadelede hiçbir şeyden korkmadığını ve bunun yanında dünya malının onun gözünde zerre değeri olmadığını göreceksiniz: "Bir gün Medine'de İmam Hüseyin (a.s.) ile şehrin valisi Velid b. Utbe arasında bir tarla yüzünden tartışma çıktı. İmam Hüseyin (a.s.) Velidin sarığını başından alıp boğazına dolayarak onu yere yıktı. Mervan bunun üzerine şöyle dedi: "Ben valinin üzerine böylesine cesurca saldırabilecek kimse görmedim." Velid ise: "Hak Hüseyin'ledir, çünkü tarla onun malıdır" dedi. İmam Hüseyin (a.s.) şöyle buyurdu: "Sen tarlanın benim olduğunu onayladığın için ben de onu sana bağışladım." 71 70 A'lamu'l-Vera, c. 1, s. 67 71 İbn Şehraşub, Menâkıb, İmam Hüseyin bahsi
  • CÖMERTLİĞİ

    İmamın cömertliği ile ilgili olarak, kapısına gelen dilenci ile arasında geçen konuşmaları meşhurdur: "Bir gün Hüseyin (a.s.)'ın kapısında bir dilenci durdu ve şu şiiri okudu: "Senin kapının tokmağını çalan, Ve isteyen, asla eli boş dönmez. Sen cömertsin, sen güvenilensin Baban da fâsıkları öldürendi." Hüseyin (a.s.), derhal kapıya koştu. Adamın görünüşünden yoksul ve ihtiyaç sahibi olduğunu anlayınca, Kanber'i çağırdı ve şöyle dedi: "Bizim nafakamızdan geriye ne kaldı?" Kanber: "Aile halkının arasında bölüştürmemi istediğin iki yüz dirhem kaldı" dedi. İmam (a.s.), "Şimdi sen o parayı getir. Çünkü o anda bu parayı