ALÇAK GÖNÜLLÜ OLMASI (2)


O, "Evet" dedi. Ardından ona ve babasına kötü sözler söylemeye başladım. Ansızın onun bana muhabbet ve şefkatle baktığını gördüm. Bana şöyle dedi: "Euzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim. Bismillahirrahmanirrahim. Özrü kabul edip bağışla, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir." 57 "... sonra da onları azdırmaktan hiç geri kalmazlar." 58 Ardından şöyle dedi: "İşi kendin için kolaylaştır. Bana ve kendine Allah'tan af dile. Eğer yardım istiyorsan yardım edeyim. Bir şey bekliyorsan sana bağışta bulunayım. Hidayet olunmaya ihtiyacın varsa, hidayet edeyim." Asam şöyle dedi: "Ben söylediklerimden dolayı pişman oldum. İmam (a.s.) benim pişman olduğumu anlayınca şöyle buyurdu: "Önemi yok. Allah seni affeder. Allah, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Her ne ihtiyacın varsa, utanmadan iste ki, muhakkak giderilecektir." Onun güzel ahlakının karşısında söylediğim sözlerden dolayı, yeryüzü bana öyle dar geldi ki, yerin dibine girmek istedim. Çaresiz, yavaşça onun huzurunda ayrıldım. İmam Hüseyin (a.s.)'ın beni görmemesi için halkın arasına karıştım ve öylece kayboldum. Bu olaydan sonra benim için İmam Hüseyin (a.s.) ve babasından daha sevimli kimse yoktu." 59 57 Araf, 199 58 Araf, 202 59 Muhaddis el-Kummî, Muntehe'l-Amal eserinden