• HUCR B. ADİYY EL-KİNDÎ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ

    Hucr, Adiyy kabilesine mensuptu. Kendisi Allah Resulü'nün sahabelerinden, İmam Ali ve İmam Hasan'ın ashabının büyüklerinden ve Kûfeli Müslümanların ileri gelenlerinden ve reislerinden idi. Onun hakkında Usdü'l Gâbe, el-Müstedrek, el-İsabe, el-İstiab vb. eserlerde şöyle geçer: "O, Hz. Muhammed'in zâhid, dindar sahabelerinden biri idi." "Hucr'un yaşı diğer yaşlı sahabelerden küçük olmasına rağmen fazıl bir Peygamber sahabesiydi." "... Hucr, her gece ve gündüz bin rekat namaz kılardı. Onun zâhidliği belirgindi. Duaları ise müstecab olurdu." 602 602 el-İsabe, c. 1, s. 329
  • HUCR B. ADİYY NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

    Hucr, Hz. Ali hakkında çirkin sözler sarf eden Muğiyre ve Ziyad'ın sözlerini kabul etmiyor ve Hz. Ali'yi övüyordu. Öyle ki, Hucr bu sözleri yüksek sesle söylediği zaman halkın üçte ikisi onunla aynı fikri paylaşıyor ve dualarına amin diyordu. O dönemde Kûfe Valisi Muğiyre idi. Muğiyre Hucr'un üstün meziyetlerinden ve halk arasındaki değerinden çekindiği için onun hakkında biraz beklemeyi uygun görüyordu. Muğiyre'nin ölümünden sonra Ziyad b. Ebih Kûfe Valisi oldu. Yeni vali hutbelerini uzun tutuyor ve insanların cuma namazı vaktini geçirmelerine sebep oluyordu. Bir defasında Hucr valiyi uyarmış ancak Ziyad hutbeye devam edince Hucr namaz kılmak için ayağa kalkmış ve pek çok insan da onunla birlikte kalkmıştı. Yani Hucr b. Adiyy'in iki suçu vardı; Hz. Ali'ye sövmemek ve namazların vaktinde kılınmasını savunmak. Ziyad kendisine bağlı dünya malı için yönetiminde canla başla hizmet eden Ömer b. Sa'd (bu adam İmam Hüseyin'in katilidir),
  • HUCR B. ADİYY NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ? (2)

    Münzir b. Zübeyr, Şimr b. Zilcevşen vb. kişileri topladı. Bunlar toplam yetmiş kişiydiler. Taberî,Tarih'inde bunların ismini teker teker saymıştır. Ziyad bu yetmiş kişiye Hucr'un hain ve asi olduğuna dair bir mektup imzalattı. Sonra ekledi: "Allah'a yemin olsun ki, bu ahmak haini öldürmek için elimden geleni yapacağım." Ziyad daha sonra Muaviye'ye mektuplar yazarak Hucr'dan bahsetti. Muaviye ona şöyle dedi: "Onu zincirle bağla ve bana gönder!" Ziyad, gönderdiği elçi aracılığıyla Hucr hakkında Muaviye'ye şöyle diyordu: "Muaviye'ye söyle, eğer hükümetine düşkün ise Hucr'un işini bitirsin." Hucr kendisini sevenlerin yardımı ile uzun süre Kûfe'de saklanmayı başardı. Ancak Ziyad'ın casusları her yerde onu arıyorlardı. Nihayet yakalanan Hucr on gün Kûfe hapishanesinde kaldı. Ardından arkadaşları ile birlikte Şam'a gönderildi. Muaviye'nin emriyle Azra kasabasında zindana atıldı ve burada şehit edildi. İbn-i Esir, el-Kamil adlı eserinin 3. cildinin 192. sayfasında şöyle nakleder: "Hucr, Muaviye'nin emriyle Azra köyünde öldürüldü. Ve kendisi bu bölgeyi fetheden kişiydi." Hucr'un ölürken söylediği son sözler şunlardı: "Benim zincirlerimi açmayın ve bedenimdeki kanları silmeyin. Zira yarın Muaviye ile görüşeceğim ve onunla hesaplaşacağım." Muaviye'nin ölüm döşeğinde iken Hucr'un bu sözlerini hatırladığı ve şöyle dediği rivayet edilir: "Benimle senin hesaplaşman biraz uzun olacak ey Hucr!" 603 Hasan-ı Basrî Hucr b. Adiyy'in öldürülmesi ile ilgili şunları söyler: "Hucr ve arkadaşlarına yaptıklarından dolayı yazıklar olsun Muaviye'ye!" 604 603 İmam Hasan'ın Barışı, s. 400 604 Taberi, Tarih, c. 6, s. 157 ve başka pek çok kaynak
  • HUCR B. ADİYY NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ? (3)

    İmam Hüseyin Muaviye'ye yazdığı bir mektupta şöyle der: "Hucr ve arkadaşlarını öldüren sen değil misin? Onlar namaz kılmaktan ve zulmü kötülemekten başka ne yaptılar? Onca yemin ve sağlam ahidden sonra sırf zulüm ve düşmanlıktan dolayı onları öldüren sen değil misin?" (Burada Muaviye'nin İmam Hasan'la yaptığı anlaşmanın beşinci maddesine işaret vardır. Bilindiği gibi bu madde ile Muaviye Hz. Hasan'ın dostlarına hiçbir şekilde zarar vermeyeceğini taahhüt ediyordu). 605 İmam Hüseyin Muaviye için şunları söyler: "Kadehi doldu ve bütün arzularına kavuştu. Allah'a yemin ederim ki, sözlerini tutmadı ve hiç doğru konuşmadı." 606 605 Biharu'l Envar c. 10, s. 149 606 Mesudî Tarihi; İbn-i Esir haşiyesi, c. 6, s. 556
  • MUAVİYE’NİN İSTİLHAK OLAYI (VELED-i ZİNAYI SOYUNA KATMAK)

    Muaviye, zina mahsulü olduğu bilinen Ziyad'ı Ebu Süfyan'ın soyuna dahil etmiştir. Bu olay şöyledir: Ebu Süfyan, Taif şehrinde tanınmış fahişelerden olan Sümeyye ile zina eder. Bu zinanın ürünü Ziyad'dır. Muaviye bu adamı Ebu Süfyan'ın soyuna dahil etmiş, bu konuda da Sümeyye'yi pazarlayan İbn-i Esma ve Ebu Meryem'in tanıklıklarını kabul etmiştir. Böylece Muaviye, Ziyad'ı resmi ve yasal kardeşi olarak duyurur. Tam karşı yönde ısrarla hareket eden ve Ebu Süfyan'ın Sümeyye'yi hiç görmediğine dair Kureyş'ten tanık hazırlayan ve bu hususta yeminli şahitler getiren damadı Abdullah b. Amir'e hiç itibar etmez. Ziyad yatağında dünyaya geldiği birinci babası Ubeyd hakkında şöyle diyor: "O teşekkür ettiğimiz ve minnettar olduğumuz bir babadır." İstihlak olayı Hicri 41 yılında meydana geldi. İnsanlar açısından bu olay İslam'a karşı yapılan en büyük saygısızlıklardan biridir. İbn-i Esir şöyle der: "İstihlak olayı, şer'i hükümleri reddeden ilk olay olmuştur. Çünkü Resulüllah bu hususta, çocuğun yatak sahibine ait olduğunu, zina edenin ise taşlanması gerektiğini bu-
  • MUAVİYE’NİN İSTİLHAK OLAYI (VELED-i ZİNAYI SOYUNA KATMAK) (2)

    yurmuştur. Muaviye bu hükme açıkça muhalefet ederek cahilliye geleneklerine uymuştur. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: "Yoksa cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Kesin inanç sahipleri için Allah'tan daha iyi hüküm veren kimdir?" Ziyad, Arapların onun yeni soyunu kabul etmeyeceklerini biliyordu. Çünkü Araplar işin iç yüzünü çok iyi biliyorlardı. Bu yalanın gerisindeki maksadın farkındaydılar. Bu yüzden "el-Mesalib" adlı bir kitap hazırladı. Ve bu kitapta her noksanlığı Araplara nispet etti. Bu onun ırkçılığının göstergesi idi." Taberî, Tarih'in 4. cildinin 123. sayfasında şunları yazar: "Ziyad Kûfe'ye geldiğinde şunları söyledi: "Sizden bir şey istemeye geldim ki bunu sırf sizin için istiyorum. Muaviye'nin kardeşi olduğumu kabul edin." Halk dedi ki: "Eğer bizim yalancı şahitlik etmemizi istiyorsan bunu kesinlikle kabul etmeyiz." Ziyad Kûfe ve Basra vilayetlerini birlikte yöneten ilk kişiydi. İlk kez onun önünde silahlar taşındı, ilk onun için sancak dikildi ve ilk kez korumalar tarafından korunan kişi oydu. Kendisi olmadığı zaman Basra'da Semure'yi vekil bırakırdı. Bir keresinde altı ay sonra Basra'ya döndü ve Semure'nin tamamı Kur'an ilmine vâkıf 8 bin kişiyi öldürdüğünü gördü. Ziyad Hicri 53yılında öldü ve Abbasi halifesi el-Mehdi bu soy değişikliğinin geçersiz olduğunu ilan etti. Ziyad'ın soyundan gelenlerin Kureyş ve Arap divanlarından çıkarılmasını emretti. Bundan sonra Ziyad asıl babasına nispet edilerek anılmaya başlandı." Âlimlere göre; Muaviye'nin Ziyad'ı kardeşi olarak ilan etmesi bir fitnenin başlangıcıdır. Çünkü İslam'da zina yoluyla akrabalık diye bir şey yoktur. Ve burada peygamberimizin açık hadisine yani, "Çocuk yatak sahibine aittir. Zina edenin nasibi ise taşlanmaktır" beyanına açık bir muhalefet vardır.
  • MUAVİYE’NİN OĞLU YEZİD’İ VELİAHT TAYİN ETMESİ

    Bütün tarihçilerin birleştiği nokta şudur ki; Muaviye ile Hz. Hasan'ın yaptığı barışa göre Muaviye kendinden sonra bir veliaht tayin edemez. Hilafet Muaviye'den sonra meşru sahibine yani Hz. Hasan'a, o hayatta olmazsa Hz. Hüseyin'e bırakılacaktı. Diğer bir görüşe göre ise, hilafet Muaviye'den sonra Müslümanların tercihine bırakılacaktır. Ancak maalesef böyle olmamış, Muaviye oğlu Yezid'i henüz kendi sağlığında halefi ilan etmiştir. Ebu'l Ferec İsfehanî şöyle yazar: "Muaviye, Yezid için biat almak istedi. Fakat önünde iki büyük engel vardı. İmam Hasan ve Sa'd b. Ebi Vakkas. Bu yüzden ikisini de zehirleterek öldürdü." 607 İbn-i Kuteybe ed-Dineverî ise şöyle yazıyor: "İmam Hasan'ın vefatından sonra Muaviye kısa bir bekleyişin ardından Şam'da Yezid için biat aldı. Ve her tarafa bu emri verdi." 608 607 Mekatil'ut-Talibiyyin, s. 29 608 el-İmame ve's-Siyase, c. 1, s. 160
  • MUAVİYE’NİN OĞLU YEZİD’İ VELİAHT TAYİN ETMESİ (2)

    İbn-i Esir şöyle yazar: "Bu işin baş aktörü Muğiyre b. Şube idi. Muaviye, Muğiyre'yi Kûfe Valiliğinden azledip yerine Said b. As'ı getirmek istedi. Bunu duyan Muğiyre, bu görevde fazla kaldığından dolayı istifa etmesinin, halkın gözünde kendi ayrıldığı izlenimini vereceği için daha uygun olacağını düşündü ve Şam'a Muaviye'nin yanına gitti. Şam'a varınca dostlarına şöyle dedi: "Eğer ben bugün sizin için bir valilik veya hükümet koparamazsam bundan sonra hiç mümkün olmaz." Ardından Yezid'in anına gitti. Ve ona aynen şöyle dedi: "Doğrusu Peygamberin önde gelen sahabeleri, Kureyş'in büyükleri ve yaşlıları göçüp gittiler. Sadece onların evlatları geride kaldı. Sen onların arasında en faziletli, en iyi görüşlü, sünnet ve siyreti en iyi bilensin(!) Bilmiyorum, Neden mü'minlerin emiri (yani Muaviye) senin için biat istemiyor?" Yezid, "Sana göre bu iş olur mu?" dedi. Muğiyre, "Evet" cevabını verdi. Yezid babasının yanına gidip Muğiyre'nin söylediklerini iletti. Muaviye, Muğiyre'yi çağırıp, "Yezid ne diyor?" diye sordu. Muğiyre, "Ey Muaviye! Osman'dan sonra ne kanların döküldüğünü ve ne dağınıklıkların çıktığını gördün ve Yezid iyi bir haleftir. Öyleyse onun için biat al, eğer sana bir şey olursa halkın sığınağı ve senin halifen olur. Artık ne bir kan dökülür, ne de bir fitne çıkar(!)" dedi. Muaviye, "Bu konuda kim bana yardım edecek?" diye sordu. Muğiyre, "Kûfe'yi bana bırak, Basra'yı da Ziyad'a... Bu iki şehirden sonra kimse sana muhalefet edemez" dedi. Muaviye, "İşinin başına dön ve güvendiğin kimselerle bu konuda müzakere et ve düşün, biz de düşünürüz" dedi. Muaviye'nin yanından ayrılan Muğiyre dostlarının yanına döndü ve şöyle dedi: "Onu öyle bir işe soktum ki Muhammed ümmeti
  • MUAVİYE’NİN OĞLU YEZİD’İ VELİAHT TAYİN ETMESİ (3)

    açısından pek büyük sonuçlar doğuracak ve öyle bir gedik açtım ki ilelebet kapanmayacak." Muaviye, yandaşlarıyla konuşup, hutbe irad etmelerini ve Yezid'in faziletlerinden söz etmelerini istedi. Bu maksatla çeşitli şehirlerden grupları Şam'da topladı. O sırda Dahhak b. Kays elFehri'yi çağırıp ona şöyle dedi: "Ben minbere çıkıp vaaz ettikten sonra izin alıp ayağa kalk, izin verince de Yezid'in adını an ve onu öv. Sonra da benden onu veliaht tayin etmemi iste." Daha sonra pek çok kişiyi daha çağırıp aynı şeklide talimat verdi. Ve onlar da Yezid'i öven sözler sarf ettiler. Ancak Muaviye'nin bu iş için önceden hazırladığı kimselerden olmayan Ahnef b. Kays, ayağa kalkarak şunları söyledi: "... Bildiğin gibi Hasan b. Ali'ye kendinden sonra yönetimi ona bırakacağına dair Allah adına söz vermiştin. Şimdi eğer verdiğin sözü tutarsan bu işe layıksın. Eğer ihanet ve hile yolunu seçersen zulmetmiş olursun. Allah'a and olsun ki, Hasan'ın arkasında soylu atlar, güçlü bilekler ve keskin kılıçlar var, eğer bir karış dahi olsa ona hile ile yaklaşırsan onda zaferin alametini kat kat görürsün. Biliyorsun ki Irak halkı seni düşman bellediğinden beri bir an olsun sevmemiştir. Ali ile Hasan'a sevgi besledikleri günden beri de onlara düşmanlık duygusu kalplerinde yer etmemiştir. Gökten de üzerlerine değişiklik iksiri yağmamıştır. Sıffin'de ve Ali saflarından sana karşı çekilen kılıçlar şimdi yine onların ellerinde ve sana yönelik." 609 Bunlardan anlaşılıyor ki, Muaviye henüz Hz. Hasan hayatta iken oğlu için biat almaya kalkışmıştı. Ancak tarihçilerin bir bölümü Yezid'e biat işinin İmam Hasan'ın vefatından sonra gerçekleştiği kanaatindedirler. Ebu'l Ferec şöyle yazar: "... Muaviye Yezid'e biat toplayamadığı için Mervan'ı Medine 609 İbn-i Kuteybe, c. 1, s. 156, 158; Mesudî, İbn-i Esir haşiyesi, c. 6, s. 100, 102
  • MUAVİYE’NİN OĞLU YEZİD’İ VELİAHT TAYİN ETMESİ (4)

    Valiliğinden azledip yerine Said b. As'ı getirdi. Said şiddete başvurup halkı baskı altına aldı ve biate yanaşmayanlara zor kullandı. Buna rağmen az bir grubun dışında kimse biate boyun eğmedi. Özellikle Ben-i Haşim'den hiç kimse biat etmedi. Mervan, sinirli bir şekilde Şam'a gelip Muaviye ile uzun uzun tartıştı. Ve şunları söyledi: "Hükümetini koru ey Ebu Süfyan'ın oğlu! Çoluk çocuğa görev vermekten vazgeç ve unutma ki kavminin arasında sana düşman olan meslektaşların var." Fakat Mervan bundan sonra hiçbir şey söylemedi. Çünkü Muaviye her ay onun için bin dinar maaş tahsis etti" Muaviye bununla kalmayıp İmam Hüseyin'e bile mektup yazarak onu Yezid'e biat etmeye çağırdı. Bu mektup şöyledir: "Doğrusu senden beklemediğim haberler ulaşıyor bana. Vefalı olmaya herkesten daha layık, senin gibi Allah vergisi makam ve şeref sahibi olan biridir. Bölünmeye çaba harcama ve Allah'tan kork! Bu ümmeti fitneye düşürme! Kendinin, dininin, ve Muhammed ümmetinin maslahatını düşün. Yakın ehli olmayan kimselerin seni kışkırtmasına sakın izin verme!" İmam Hüseyin ona şu cevabı verdi: "... Allah'tan kork ey Muaviye! Ve bilesin ki Allah'ın küçük-büyük her işi yazdığı bir dosyası vardır. Allah senin bu yaptığını, yani günahsızları zan üzere ve töhmet altında bırakarak tutuklamanı ve şarapçı, köpek oynatan bir zavallıyı hilafete getirmeni unutmayacak! Sadece kendini bedbaht etmekte, dinini harap edip, halkı zayi etmektesin. Vesselam!" 610 Bundan sonra Muaviye, İbn-i Esir'in "atlı" dediği, Şam halkından bir grupla Medine'ye geldi. Dineverî, Muaviye'nin Medine'ye girişini anlattıktan sonra şöyle yazıyor: 610 İbn-i Kuteybe, c. 1, s. 63, 65