• HZ. HASAN’IN ŞEHADETİNİN ARDINDAN (2)

    "Duydum ki Hasan'ın ölümünden dolayı sevinç gösterilerinde bulunmuşsun. Allah'a yemin ederim ki, onun bedeni senin kabrini doldurmayacak ve onun ölümü senin ömrünü uzatmayacaktır. O senden daha iyi olduğu halde vefat etti. Bugün onun yasını tutuyorsak ondan önce de ondan daha büyük birinin yasını tutmuştuk. Onun dedesi Peygamberin yasını tutmuştuk. Fakat Allah, Peygamberinden sonra bizi teselli etti ve en güzel şekilde bizi onurlandırdı." Bunları söyledikten sonra İbn-i Abbas feryat etti ve ağlamaya başladı, mecliste bulunanlar da ağladılar. Muaviye bile ağladı. O, "Bugüne kadar bu kadar ağlayan göz görmemiştim" diyordu. Muaviye sordu: "Hasan kaç sene yaşadı?" İbn-i Abbas şu karşılığı verdi: "Hasan bir kimsenin onun doğum tarihini bilemeyeceği kadar büyüktür!" Muaviye bir süre düşündü: "Ondan sonra kavminin büyüğü sensin ey İbn-i Abbas" dedi. İbn-i Abbas ise şöyle cevap verdi: "Allah Hüseyin'e ömür verdiği sürece kavmin büyüğü ben değilim." 620 Hz. Hasan'ın şehadetiyle beraber Haşimoğullarının evlerinden feryatlar yükselmeye başladı. Ebu Hureyre ağlayarak Peygamber mescidine koştu. Bir yandan da, "Ey insanlar! Bugün Resulüllah'ın sevgilisi öldü, ağlayın!" diyordu. 621 İmam Hasan'ın ölüm haberi Basra'ya ulaştı. Basra Valisi Ziyad b. Sümeyye idi. Bütün halk ağlıyordu. Her taraftan ağlama ve inleme sesleri geliyordu. Ziyad'ın kardeşi o sırada ölüm döşeğinde idi. İnsanların ağlamalarını duyunca şöyle dedi: "Allah Hasan'ı daha büyük kötülüklerden kurtardı. Ve insanlar onun ölümüyle büyük bir hayrı ellerinden kaçırmış oldular. Allah Hasan'a rahmet etsin!" 622 620 İbn-i Kuteybe, s. 159, 160. Aynı açıklamaları Taberî ve Yâkubî de rivayet etmişlerdir 621 Tehzibu't-Tehzib, c. 2, s. 301; Tarih-i İbn-i Asakir, c. 4, s. 227 622 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s. 4
  • HZ. HASAN’IN ŞEHADETİNİN ARDINDAN (3)

    Yâkubi kendi Tarih kitabında Hz. Hasan'ın ölümünden sonra Kûfe'ye hakim olan matem havasını, Hz. Hasan'ın sevenlerinin Süleyman b. Surad'ın evinde toplanmalarını ve etkili ve hüzünlü bir mektupla taziyelerini İmam Hüseyin'e bildirmelerini ayrıntılı olarak anlatır. 623 Taberî'nin İmam Muhammed Bâkır'dan naklettiğine göre halk yedi gün Hasan b. Ali'nin ardından ağlayıp pazarları açmadılar. Ben-i Hâşim kadınları bir ay yas tuttular, süslenmekten sakındılar. 624 623 Yâkubî, Tarih, c. 2, s. 203; İmam Hasan'ın Barışı, s. 443 624 Müstedrek, Haşim Nişaburî, c. 3, s. 173; el-Muntathab min Zeyl'il Müzil, s. 514
  • HZ. HASAN’IN VASİYETLERİ VE DEFNEDİLMESİ

    Muhammed Bâkır şöyle buyurmaktadır: "Hasan vefat edeceği zaman gözleri yaş doldu, ağladı. Orada bulunanlar dediler ki, "Ey Resulüllah'ın oğlu! Sen Resulüllah'a bu kadar yakınken, buna rağmen ağlıyor musun? Üstelik Resulüllah senin hakkında övgü dolu sözler söylemiştir. Yirmi kere yaya olarak hacca gittin. Üç kere bütün varlığını hatta ayakkabılarını insanlara dağıttın." Dedi ki, "İki şey için ağlıyorum. İçinde bulunduğum durumun dehşeti ve dostlardan ayrılık." 625 Hz. Hasan ölüm döşeğinde iken Resulüllah'ın yanına gömülmek istediğini Hz. Hüseyin'e beyan etti ancak bu mümkün olmadı. 625 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 857
  • HZ. HASAN’IN KARDEŞİ MUHAMMED HANEFİYYE’YE VASİYETİ

    Muhammed Hanefiyye, İmam Ali'nin Câfer b. Kays'ın kızı Havle'den olan oğludur. Muhammed ile ilgili Tarih-i Dimeşk'de şunlar yazar: "Münafıklardan biri Muhammed'e gelerek dedi ki: "Neden baban savaşlarda seni ileri sürüyor ve Hasan ile Hüseyin'i göndermediği yerlere seni gönderiyor?" Muhammed ona şu cevabı verdi: "Çünkü onlar babamın iki gözüdür. Bense eliyim. Eliyle gözlerini koruyor." 626 Mufaddal b. Ömer Ebu Abdullah şöyle rivayet etmiştir: "Hasan b. Ali vefat edeceği sırada dedi ki: "Ey Kanber! Bak bakalım kapının arkasında Âl-i Muhammed'den başka bir mü'min var mıdır? 626 Tarih-i Dimeşk, c. 54, s. 333; Siyer-u Alamin Nubela, c. 4, s.117
  • HZ. HASAN’IN KARDEŞİ MUHAMMED HANEFİYYE’YE VASİYETİ (2)

    Kanber dedi ki: "Allah Resulü ve Resulü'nün oğlu bunu benden daha iyi bilirler." İmam Hasan dedi ki: "Bana Muhammed b. Ali'yi çağır!" Derhal Muhammed b. Ali'yi çağırmaya gittim. Evine girdiğimde bana, "Umarım hayırdan başka bir şey olmamıştır" dedi. Dedim ki, "Ebu Muhammed, Hz. Hasan seni çağırıyor. Çağrısına uy!" Bunu duyar duymaz ayakkabılarının bağlarını bağlamadan acele ile benimle birlikte koşarak evden çıktı. Hasan'ın huzuruna gelince ona selam verdi. Hasan b. Ali ona dedi ki: "Otur! Çünkü senin gibi bir adamın, ölülerin dirilmesine ve dirilerin ölmesine sebep olacak kadar önemli olan bu sözü dinlememesi olmaz. İlmin hazineleri ve hidayetin aydınlatıcı çıraları olun. Çünkü gündüzün ışıklarının bir kısmı bir kısmından daha parlak olur. Allah'ın İbrahim'in oğullarını imamlar yaptığını ve bazısını bazısından üstün kıldığını, Davud'a da Zebur'u verdiğini bilmiyor musun? Hem sen Muhammed'in hangi özellikleriyle de seçkin kılındığını da bilirsin. Ey Muhammed b. Ali senin için kıskançlıktan endişe ediyorum." (Yani senin kıskançlık duymandan endişe ediyorum. Veya A'lamu'l Vera nüshasında olduğu gibi, senin kıskanmandan endişe duymuyorum). Çünkü Allah kâfirleri bu nitelikle vasfetmiştir: "Hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler." 627 Hiç kuşkusuz Allah şeytana senin üzerinde bir etkinlik kurma gücü vermemiştir. Ey Muhammed b. Ali, babandan seninle ilgili olarak duyduğum sözleri sana aktarayım mı?" 627 Bakara, 109
  • HZ. HASAN’IN KARDEŞİ MUHAMMED HANEFİYYE’YE VASİYETİ (3)

    Muhammed, "evet" dedi. Buyurdu ki: "Basra günü (Cemel Savaşı) şöyle diyordu: "Kim dünya ve ahirette bana bir iyilik etmek istiyorsa oğlum Muhammed'e iyilik etsin." Ey Muhammed b. Ali! Eğer istersen sen daha babanın sulbünde iken olanları sana haber verebilirim. Ey Muhammed b. Ali! Bilmez misin ki Hüseyin b. Ali ölümümden ve ruhumun bedenimden ayrılmasından sonra benden sonraki İmam'dır. Onun adı Allah katındaki kitapta İmam olarak yazılıdır. Bu, Nebi'den kalan bir mirastır. Allah, babasının ve anasının mirasına bunu da kattı. Allah, sizin yarattıklarının en hayırlıları olduğunuzu bildi. Ve sizin aranızdan Muhammed'i seçti. Muhammed, Ali'yi ve Ali de imam olarak beni seçti. Ben de Hüseyin'i seçtim." Muhammed b. Ali ona dedi ki: "Sen İmam'sın, sen benimle Muhammed (s.a.v.) arasındaki vesilesin. Allah'a yemin ederim ki, senden bu sözleri duymaktansa ölmeyi tercih ederim. Kafamın içinde sizinle ilgili öyle sözler vardır ki bu derin sözleri hiçbir kabın alıp yukarı çıkarması mümkün değildir. Rüzgarın nağmeleri onu değiştiremez. (Yani düşmanların yıldızlı sözleri benim sizinle ilgili inancımı değiştiremez). Onlar bir mühre kazınmış yazı gibidir ki süslü ve nakışlıdır. Bunları açığa vurmak istiyorum. Fakat Allah'ın indirilmiş kitabının veya önceki resullere indirilmiş kitapların benden önce davrandıklarını görüyorum. Bu sözler öylesine ağır ve değerlidirler ki, söyleyenlerin dilleri ve yazanların elleri bunları gereği gibi aktarmaktan aciz kalırlar. Bütün kalemler getirilse ve bütün kağıtlara karalansa yine de sizin faziletleriniz tükenmez. Allah ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendirir. Allah'ın dışında hiçbir kuvvet yoktur. Hüseyin bizim en âlimimiz, en ağır başlımız ve akrabalık açısından Resulüllah'a en yakın olanımızdır. O, yaratılmadan önce derin
  • HZ. HASAN’IN KARDEŞİ MUHAMMED HANEFİYYE’YE VASİYETİ (4)

    bir ilme sahipti. (Yüce Allah onun ruhunu bedenine yerleştirmeden önce Âlim kılmıştı) O, konuşmaya başlamadan önce ilahi vahyi okumuştur. Eğer Allah daha hayırlı olan birinin olduğunu bilseydi Muhammed'i (s.a.v.) seçmezdi. Allah, Muhammed'i seçti. Muhammed, Ali'yi seçti. Ve Ali, İmam olarak seni ve sen de Hüseyin'i seçtiğinize göre bize bu seçime teslim olmak ve razı olmak düşer. Ondan başkasına razı olacak kimmiş? Ondan başka ağır meselelerimizin çözümü için kime başvuracakmışız?" 628 628 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 556
  • HZ. HASAN’IN DEFNEDİLMESİ SIRASINDA YAŞANANLAR

    Hz. Hasan'ın defnedilmesi esnasında yaşananlar hakkında kaynaklarda saptırma ve çelişkiler söz konusudur. Zehebî'de şu ifadeler yer almaktadır: "... Medine'de on yıl yaşayan Hz. Hasan vefatı yaklaşınca Hz. Aişe'ye haber yollayarak Peygamberin yanına defnedilmek istediğini söyledi. Hz. Aişe de bu isteği kabul etti. Hz. Hasan vefat edince Hz. Hüseyin Hz. Aişe'ye müracaat ederek durumu anlattı. Hz. Aişe de, "Memnuniyetle kabul ederim. Baş üstüne dedi." 629 Ancak Yâkubî Hz. Aişe'nin bu isteğe şiddetle karşı çıktığını yazmaktadır. 630 Sonuç itibariyle, Hz. Hasan dedesi Resulüllah'ın yanına defnedilmemiştir. Bu defin işleminin Ümeyyeoğulları tarafından engel629 Zehebî, c. 3, s. 264 630 Yâkubî, c. 2, s. 225
  • HZ. HASAN’IN DEFNEDİLMESİ SIRASINDA YAŞANANLAR (2)

    lendiği yazıyorsa da kaynaklarda yer alan ifadelerden Hz. Aişe'nin de hiçbir şekilde torununun Resulüllah'ın yanına defnedilmesini istemediği yer almaktadır. Hem bazı Ehl-i Sünnet kaynaklarından ve hem de bizzat Ehl-i Beyt imamlarının ifadelerinden durumun bu yönde olduğunu anlıyoruz. Muhammed b. Müslim şöyle rivayet etmiştir: "Ebu Câfer'in (Muhammed Bâkır) şöyle dediğini duydum: "Hasan b. Ali vefat edeceği sırada kardeşi Hüseyin'e dedi ki: "Ey kardeşim! Ben sana bir vasiyette bulunacağım. Bu vasiyetimi koru. Öldüğüm zaman beni yıka, kefenle ve güzel kokular sürerek defne hazırla. Sonra beni Resulüllah'ın yanına götür ki, O'nunla ahdimi tazeleyeyim. Sonra annemin tarafına çevir. Sonra beni getir ve Baki Mezarlığı'nda defnet. Şunu bil ki, Hümeyra'dan (Hz. Aişe) bana bir olumsuzluk ilişecektir. Allah ve insanlar onun neler yaptığını, Allah'a ve Resulü'ne ne hatalar işlediğini ve biz Ehl-i Beyt'e yönelik düşmanlığını bilirler." Hz. Hasan vefat edince bir tabuta konuldu. Ardından Resulüllah'ın cenaze namazlarını kıldığı musallanın bulunduğu yere götürüldü. Namazını Hz. Hüseyin kıldı. Sonra oradan alındı. Peygamberin mescidine götürüldü. Bu arada Mervan b. Hakem şöyle diyordu: "Osman, Baki Kabristanının uzak bir yerine defnedilmişken Hasan'ın Resulüllah'ın evine defnedilmesine izin vereceğimi mi sanıyorsunuz?" Az kalsın silahlı bir mücadele patlak verecekti ki Abdullah b. Abbas Mervan'a şöyle dedi: "Ey Mervan, geldiğin yere dön! Biz dostumuzu Resulüllah'ın yanına defnetmek istemiyoruz. Biz onu ziyaret ederek bağlılığımızı tazelemek istiyoruz. Arkasından cenazemizi büyük annesi Esed kızı Fatıma'nın yanına götürüp toprağa
  • HZ. HASAN’IN DEFNEDİLMESİ SIRASINDA YAŞANANLAR (3)

    vereceğiz, eğer Hasan, Peygamber'in yanında toprağa verilmeyi kesin olarak vasiyet etseydi sen de biliyorsun ki bizi o vasiyeti yerine getirmekten vazgeçirmeye gücün yetmezdi. Fakat İmam Hasan, Allah'ı, Resulüllah'ı ve O'nun mezarının saygınlığını, onun yıkıma uğramasına meydan vermemenin gerekliliğini herkesten iyi biliyordu. Nitekim başkaları bu saygısızlığı yaparak, ondan izinsiz evine girdiler." Hz. Hüseyin ise şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, eğer Hasan bana kendi meselesi yüzünden bir damla kan dökülmemesini tembih etmemiş olsaydı Allah'ın kılıçlarının sizden nasıl öç alacağını görecektiniz. Sizler aramızdaki anlaşmayı çiğnediniz. Ve bize karşı kabul ettiğiniz şartları geçersiz kıldınız." Kabrin başında beklenirken biri Aişe'ye haber verdi. Ve dedi ki: "Hasan'ı Resulüllah'ın yanına defnetmek üzere getirdiler." Derhal evinden çıkıp üzerinde eyeri bulunan bir katıra bindi. (İslam'da üzerinde eyeri bulunan bir katıra binen ilk kadın Aişe'dir) Ve şöyle bağırdı: "Oğlunuzu evimden uzaklaştırın. Bu eve kimse defnedilemez, Resulüllah'ın hicabını kirletmenize müsaade etmem." Hüseyin ona dedi ki: "Geçmişte sen ve baban Resulüllah'ın hicabını kirlettiniz. Ve sen O'nun yakınlarından olmasını istemediği kimseyi evine aldın. (Ebubekir ve Ömer kastediliyor). Allah bunları sana soracaktır ey Aişe! Kardeşim bana, kendisini babası Resulüllah'a yaklaştırmamı ve O'nunla ahdini tazelemesini sağlamamı emretti. Şunu bil ki, kardeşim insanlar içinde Allah'ı ve Resulü'nü en iyi bilen kimsedir. Allah'ın Kitabı'nı herkesten iyi tevil ederdi. Bu yüzden onun Resulüllah'ın hicabını kirletmesi mümkün değildir. Çünkü Allah şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Size izin verilmedikçe Peygamberin evlerine girmeyin."631 631 Hucurat, 2