• HZ. HASAN’IN DEFNEDİLMESİ SIRASINDA YAŞANANLAR (4)

    Ömrüme and olsun ki, sen, baban ve Ömer için Resulüllah'ın kulağının dibinde yere kazmalar vurdun. Halbuki Allah şöyle buyurmuştur: "Allah'ın Elçisi'nin yanında seslerini alçaltanlar o kişilerdir ki Allah onların gönüllerini çekinmeyle sınamıştır. Onlaradır yarlığanma ve pek büyük mükafat..." 632 Ömrüme and olsun ki, senin baban ve onun Faruk'u Resulüllah'a eziyet verecek ve O'nun hakkını çiğneyecek şekilde kabrinin yanına defnedilmelerini sağlamak suretiyle O'na eziyet ettiler. O'nun hakkını gözetmediler. Çünkü Allah'ın mü'minlere sağlıklarında haram kıldığı şeyler ölmeleri durumunda da haramdır. Ey Aişe! Allah'a yemin ederim ki, eğer Hasan'ın, babası Resulüllah'ın yanına defnedilmesi bu çirkin gördüğün şey bizim nazarımızda Allah katında caiz görülseydi, senin razı olmamana rağmen onu oraya defnederdik." Sonra Muhammed Hanefiyye konuştu. Ve dedi ki: "Ey Aişe! Haşimoğullarına duyduğun düşmanlık yüzünden bir gün katırın sırtında, bir gün devenin sırtındasın. Ne kendine hakim olabiliyorsun, ne de bir yerde durabiliyorsun!" Aişe ona dedi ki: "Ey Hanefiyye'nin oğlu! Bunlar Fatıma'nın çocuklarıdır. O yüzden konuşuyorlar, ya sana ne oluyor?" Hüseyin ona şu cevabı verdi: "Muhammed'i Fatıma'nın oğullarından uzaklaştıramazsın. Allah'a yemin ederim ki, onu üç Fatıma doğurmuş. Biri Mahzum oğlu Amr oğlu Aiz oğlu İmran kızı Fatıma, biri Hâşim oğlu Esed kızı Fatıma, biri de Amir oğlu, Abdumais oğlu Hicr oğlu Revaha oğlu Esam oğlu Zaide kızı Fatıma'dır." Bunun üzerine Aişe Hüseyin'e şöyle dedi: "Oğlunuzu uzaklaştırın. Ve buradan götürün. Siz düşmanlık isteyen bir kavimsiniz." Sonra Hüseyin annesinin kabrine yöneldi. Sonra Hasan'ın cenazesini çıkarıp Baki Mezarlığı'na defnetti. 633 632 Hucurat, 3 633 Usul-ü Kafi, c. 1, s. 558
  • HZ. HASAN’IN DEFNEDİLMESİ SIRASINDA YAŞANANLAR (5)

    Başka bir rivayete göre, Hz. Hasan'ı Abdumenaf oğlu Haşimoğlu Esed kızı Fatıma'nın yanına defnettiler. 634 Hz. Hasan o zamana kadar Medine'nin görmediği büyük bir kalabalık tarafından uğurlandı. Haşimoğulları Medine çevresindeki beldelere ve köylere İmam'ın ölüm haberini götüren elçiler göndermişlerdi. Buralarda oturanlar da İmam'ın cenaze merasimine katılmak için yollara döküldüler. Sa'lebe b. Mâlik cenaze törenine katılanların çokluğunu şöyle ifade eder: "İmam Hasan'ı öldüğü gün gördüm. Baki Mezarlığı'nda toprağa verildi. Eğer iğne atılsaydı mutlaka bir insanın başına düşerdi." 635 Cenaze o kadar kalabalıktı ki Bâki Mezarlığı'nda bir kişilik yer bile kalmamıştı. 636 Bazı kaynaklar cenaze namazını Ümeyyeoğullarının Medine Valisi olan Said b. el-As'ın kıldırdığı hatta cenaze namazını kıldırma teklifinin bizzat Hz. Hüseyin tarafından valiye yapıldığını yazıyorsa da bu bilgilere itibar edilmemelidir. Çünkü, İmam Muhammed Bâkır'ın ifadesi açık ve nettir: Hz. Hasan'ın cenaze namazını Hz. Hüseyin kıldırmış ve kardeşini Baki Mezarlığı'na defnetmiştir. Öte yandan, yukarıda naklettiğimiz gibi Ehl-i Beyt'e can düşmanı olan, Hz. Hasan'ı Resulüllah'ın yanına defnettirmeyen Ümeyyeoğullarının valisinin İmam Hasan'ın namazını kıldırmış olması mantığa da aykırıdır kanaatindeyiz. 634 Hayatu'l İmam Hasan, c. 2, s. 499; Kifayetu't-Talib, s. 268 635 Tarih-u İbn-i Asakir, c. 8, s. 228 636 el-İsabe, c. 1, s. 330
  • SON SÖZ

    Kuleynî der ki: "... Hasan Hicri kırk dokuz yılının Safer ayının sonunda vefat etmiştir. Öldüğünde kırk yedi sene ve birkaç aydı ömrü..." Peygamberimizin reyhanesi, cennet gençlerinin iki efendisinden biri, Cenab-ı Hakkın beyanıyla her türlü günah kirinden arınmış ve tertemiz olan Hz. Hasan, kırk dokuz yıllık mücadele ve çile dolu bir hayatın sonunda Hakkın rahmetine kavuştu. Hz. Hüseyin, mezarın başında durarak ağabeyine şunları söyledi: "Ey Ebu Muhammed! Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Eğer sen yaşıyor olsaydın hakkı muhtemel yerlerinde görüp tanırdın. Tehlike noktalarını güzel yöntemlerle aşarak Allah'ı tercih ederdin. Dünyanın büyük nimetlerine küçümseyen gözlerle bakardın. Dünyaya çevresi temiz ve ailesi arınmış bir el uzatırdın. Az bir destekle düşmanlarından gelen badireleri geri püskürtürdün. Yapacağın bu işlerde şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü sen peygamberlik soyunun evladı, hikmet sütüyle emzirilmişisin. Bu durumda sen rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennetin yolcususun.
  • SON SÖZ (2)

    Allah ondan yana bize ve size büyük ecir versin. Bize ve size onun büyük tesellisini ve sabrını bağışlasın!" 637 Hz. Hasan'ın ardından kardeşi Muhammed Hanefiyye onun cansız bedeninin yanında şöyle ağıt yakıyordu: "Allah sana rahmet etsin ey Ebu Muhammed! Allah'a and olsun ki, hayatın aziz ve seçkindi. Ölümün de yeterince ezici ve yıkıcıdır. Senin bedenine hayat veren ruha ne mutlu! Ne mutlu o bedene ki, kefenin onu kucaklamaktadır. Nasıl olmasın ki? Sen hidayetin çocuğusun. Takva ehlinin yadigârı, Ashab-ı Kesa'nın beşincisisin. Hakikatin elinde terbiye gördün. İslam'ın kucağında eğitildin. İman menbaından süt emdin. Ne güzel bir hayat ve ne güzel bir ölüm! Allah'ın selamı ve rahmeti üzerine olsun! Senin hayat anıların hatıralarımızdan silinmeyecektir..." 638 Yüce Allah, Ehl-i Beyt'i bizler için şefaatçi kılsın! 637 Hayatu'l İmam Hasan, c. 2, s. 500 638 Yâkubî, c. 2, s. 200; Mesudî, İbn-i Esir haşiyesi, c. 4, s. 4
  • İMAM HASAN’IN MİRASINA GENEL BİR BAKIŞ

    İmam Hasan (a.s.), babası İmam Ali (a.s.) ve dedesi Resulüllah (s.a.v.) gibi, ilahi ölçülere bağlı prensipli bir önderdi. Onun önderlik görevlerini, şu geniş anlamlı ve çok yönlü cümlede özetleyebiliriz: "Allah'ın emri uyarınca rehberlik etmek..." Bu görevin ilahî dayanaklarından birisi şudur: "Onları emrimiz uyarınca insanları doğru yola ileten önderler yaptık. Onlara yararlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi." 639 "Allah'ın emri uyarınca rehberlik etme" fonksiyonu; İslam'ı apaçık ortaya koymada, Kur'an'da, yüce Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetinde yer alan genel veya mutlak hükümlerin ayrıntılı biçimde sunulmasında ortaya çıktığı gibi, Kur'an'ı tefsir etmede ve Resulüllah'ın (s.a.v.) amaçlarının açıklamasında tecelli eder. Bu görevin bir başka tecelli alanı ise, ilahi hükümlerin Müslüman ümmet arasında uygulanmasını sağlama, ilahi nasları ve 639 Enbiya, 73
  • İMAM HASAN’IN MİRASINA GENEL BİR BAKIŞ (2)

    İslam'ı saptıranların ve sapanların yeltenecekleri tahriflerden ve yozlaşmalardan koruma alanıdır. İslam'ın ortaya koyduğu hayat değişimi, sosyal veya ekonomik olmak kadar, aynı zamanda kültürel bir olgunlaşmadır. Buna göre Ehl-i Beyt imamlarının kendilerini ümmeti eğitmeye, risalet kavramlarına ve değerlerine ilişkin kültürel bilincini geliştirmeye adamalarında şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü onlar, başta gelen görevlerini, ilahi risaletin ve Peygamberin (s.a.v) hedeflerini açıklayan Kur'an ayetlerinden hareketle eğitim ve bilinçlendirme olarak görüyorlar. O Peygamber ki, imamın kendisini onun uzantısı ve bu peygamberin gayretleri sonucu oluşan risalet, velayet ve ümmet gibi fidanların özenli koruyucusu olarak görür. Nitekim yüce Allah, risaletin hedeflerini ve Peygamberin (s.a.v) görevlerini açıklayan şu ayetinde şöyle buyuruyor: "O, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları kötülüklerden arındırır, onlara Kitabı ve hikmeti öğretir." 640 İmam Hasan (a.s.) her ne kadar dinî ve ilkesel sebepler yüzünden halifelikten feragat etti ise de, meydanı ve Peygamberimizin (s.a.v.) miras birikimini cahiliye artıklarının ellerinde yağmalanmaya bırakmadı. Tersine, üzerine devletin oturacağı ve şeriatın hükümlerinin uygulanmasına zemin oluşturacak bir alt yapıyı, eğitim yolu ile geliştirmeye kendini verdiğini görüyoruz. İmam Hasan (a.s.), İslam ümmetine sunduğu belgeler aracılığı ile zengin bir ilmî, manevî ve fikrî miras bıraktı. Bu manevî miras ve belgeler; konuşmalar, vasiyetler (tavsiyeler), tartışmalar, mektuplar ve çeşitli bilgi dallarında söylenmiş hadisler şeklinde bize ulaşmıştır. Bu belgeler, İmam Hasan'ın (a.s.) farklı türlerdeki ilgi ve gayretlerini, bilgi birikiminin geniş çaplılığını ve İslam ümmetinin o günlerde yaşadığı fitne ve felaketlerle dolu dönemin gereklerini nasıl enine boyuna kavradığını ortaya koyuyor. Bu öyle bir 640 Cuma, 2
  • İMAM HASAN’IN MİRASINA GENEL BİR BAKIŞ (3)

    dönemdi ki, Allah'ın gözetimine ve yönlendirmesine mazhar olanlar dışında kalanların çok az bir bölümü, onun özel niteliklerinin ve gereklerinin bilincine varabilmişti. Bu bağlamda İmam Hasan'ın ilmî çalışmalarından bazı örnekleri göz önüne sereceğiz, onun dilinde beliren ve belâgatli üslubu ile ifade ettiği veya öğrencileriyle dostlarına yönelik eğitici faaliyetlerine yansıyan kavramlardan ve ideal değerlerden bir demet seçeceğiz.
  • İLİM VE AKIL HAKKINDAKİ SÖZLERİ

    1- İmam Hasan (a.s.) ilim öğrenmeyi teşvik etme, nasıl öğrenileceği ve nasıl geliştirileceği hususunda şöyle buyurmuştur: "İlmi öğrenin. Sizler bugün toplumumuzun küçükleri, fakat yarının büyüklerisiniz. Aranızda öğrendiklerini ezberlemeyenler onları yazsın." 641 "Güzel soru sormak ilmin yarısıdır." 642 "Başkalarına öğret ve başkalarının bildiklerini öğren. Böylece ilmini kesinlik düzeyine çıkarmış (sağlamlaştırmış) ve bilmediklerini öğrenmiş olursun." 643 "İlim, öğrenenlerin mazeretini ortadan kaldırdı, geçersiz kıldı." "Kesin bilgi (yakîn), selametin sığınağıdır." 641 Fusulu'l-Muhimme, İbn Sabbaği'l-Mâlikî, 142 642 Nurü'l-Ebsar, 110 643 el-Eimmetu'l-İsna Aşer, 37
  • İLİM VE AKIL HAKKINDAKİ SÖZLERİ (2)

    "Size Allah'tan korkmayı ve sürekli düşünmeyi tavsiye ederim. Çünkü düşünmek, bütün iyiliklerin anası ve babasıdır." 644 2- Akıl, ilmin temel kaynağıdır. Bu yüzden İmam Hasan (a.s.) aklı bilimsel gerekleri ve sonuçları aracılığı ile ve insanı kemale erdirme konusundaki öneminin ve rolünün çapı açısından tanımlayarak şöyle buyurdu: "Akıl, gözetilmesini istediğin her şeyi kalbin korumasıdır." 645 "Ebedi olmayanın aklı, kıskançlığı olmayanın sevgisi, dini olmayanın hayâsı yoktur. Aklın başta gelen göstergesi insanlarla iyi geçinmektir. İki dünyanın mutluluğu, akıl ile elde edilebilir. Kimin aklı yoksa her ikisinden mahrum kalır." "Akıl, kendisinden öğüt almak isteyeni aldatmaz." 644 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/343/346 645 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/357
  • KUR’AN HAKKINDAKİ SÖZLERİ

    1- İmam Hasan (a.s.) Kur'an-ı Kerim'in mahiyetini, risaletini, hedeflerini, faziletini ve zengin hazinesinden nasıl yararlanılacağını açıklamak üzere şöyle buyurdu: "Bu Kur'an'da ışık saçan yıldızlar ve gönüllere şifa vardır. Buna göre gezginler onun ışığı ile gezsinler ve sıkıntı içindekiler kalplerini onunla dizginlesinler. Çünkü düşünmek, basiretli kalbin hayatıdır. Tıpkı karanlıkta yürüyenlerin, aydınlatan kaynaktan ışık alarak yürümeleri gibi." 646 "Bu dünyada şu Kur'an'dan başka bir eser kalmadı. Onu önder edinin. Kur'an'a en layık olanlar onu ezberlemiş olmasalar bile onunla amel edenlerdir. Buna karşılık ona en uzak olanlar, onu okusalar da onunla amel etmeyenlerdir." 647 "Kesin olarak bilin ki, sizler hidayetin niteliğini bilmedikçe takvayı bilemezsiniz. Kur'an'a sırt çevirenleri tanımadıkça onun 646 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/346/347; Keşfu'l Gumme ve İrşadu'l Gulub'dan naklen 647 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/346/347; Keşfu'l-Gumme ve İrşadu'l Gulub'dan naklen