• CEBRİYE’YE REDDİYE

    Basra halkı İmam Hasan'a (a.s.) bir yazıyla başvurarak ondan cebir hususundaki görüşünü öğrenmek istediler. O da onlara şu cevabı verdi: "Allah'a, O'nun kazasına ve kaderine inanmayan kimse kâfir olur. Günahını Rabbine yükleyen kimse ise fâcirdir. Allah'a zorlama altında itaat edilmez. Çünkü O, kullarına sunduğu her şeye mâlik olduğu gibi, verdiği her güce de kâdirdir. Kullar eğer Allah'a itaat üzere hareket ederlerse, Allah onlar ile yaptıkları işler arasına girmez. Demek ki onları bu işlere O zorlamamıştır. Eğer Allah kullarını itaate zorlasaydı, onlardan sevabı düşürürdü. Nitekim eğer onları günaha zorlasaydı, onlardan cezayı düşürürdü. Aynı şekilde eğer onları ihmal etseydi, kendi başlarına bıraksaydı, bu durum O'nun gücünde acizlik anlamına gelirdi. Fakat onlara yönelik, onlara saklı tuttuğu dileği, meşiyeti vardır. Eğer itaat üzere hareket ederlerse, onlara yönelik minnet koyar; yok eğer isyan üzere hareket ederlerse, yaptıkları kötülük aleyhlerine gerekçe olur." 656 656 Resail-u Cemrati'l Arab, 2/25
  • ALLAH’IN SIFATLARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA

    Adamın biri İmam Hasan'a (a.s.) Allah'ın cevad/cömertlik sıfatının anlamını sordu. O da adama şu karşılığı verdi: "Eğer Yaratıcıdan bir şey istersen, O, istediğini verse de, vermese de cömerttir. Çünkü Allah kuluna bir şey verirse, onu hak etmediği bir şeyi vermiş olur. Buna karşılık eğer istediği bir şeyi vermez ise ona hak etmediği bir şeyi vermemiş olur." 657 657 Mecmeu'l Bahreyn, "Cud" maddesi
  • İKİ EMANETE DAİR BEYANI (KUR’AN-I KERİM VE EHL-İ BEYT)

    1- İmam Hasan (a.s.) iki emanetin (Kur'an ve Ehl-i Beyt) mahiyetini ve onların her birinin birbirine karşı olan konumunu açıklamak üzere şöyle buyurdu: "Kesin olarak bilin ki, sizler hidayetin niteliğini bilmedikçe takvayı bilemezsiniz. Kur'an'a sırt çevirenleri tanımadıkça onun sağlam ipine\ahinde sarılamazsınız. Kitabı tahrif edenleri tanımadıkça onu hakkıyla okuyamazsınız. Bunları bildiğiniz zaman ancak bidatleri ve zorlamaları bilirsiniz, Allah'a yönelik iftiraları ve helak olanların nasıl helake düştüğünü görürsünüz. Bilmezler, sakın sizi cahilliğe sürüklemesinler. Bu bilgiyi (Kur'an ilmini, hak-bâtıl teşhisini) ehil olanlar nezdinde arayın. Çünkü sadece onlar, aydınlatıcı nurlar ve uyulmaya layık önderlerdir. İlim onlarla yaşar ve hayat kazanır, cehalet onların vasıtasıyla yok olup ortadan kalkar. Onların hilmleri\yumuşak huylulukları ilimlerinden, hikmetli sözleri susmalarının değerinden ve zâhirleri bâtınlarından haber verir size. Onlar hakka muhalif olmazlar ve hak üzere ihtilafa düşmezler.
  • İKİ EMANETE DAİR BEYANI (KUR’AN-I KERİM VE EHL-İ BEYT) (2)

    Onlar hakkında Allah tarafından (geçmiş peygamberler hakkında câri olduğu gibi) bir (ilahi) sünnet uygulanmış ve Allah'ın onlar için önceden verilmiş hükmü vardır. "Bunda öğüt alacak olanlar için bir hatırlatma ve öğüt vardır." 658 659 2- Yine şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Rabbinizden akıl öğrenin. "Yüce Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahimoğulları'nı, İmranoğulları'nı bütün insanlar üzerine önder olarak seçti. Bunlar birbirinden türemiş tek kuşaktır. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir."660 Bizler Adem'den türeyen bir zürriyet, Nuh'tan gelen bir aile, İbrahim'e dayanan bir seçkinler topluluğu, İsmail'den gelen bir soyun mensupları ve Muhammed'in (s.a.v.) Ehl-i Beyt'iyiz. Bizler sizin aranızda yükseltilmiş gökyüzü, düzleştirilmiş yeryüzü, ışık saçan güneş, yağıp kutsanmış, ne doğuya ve ne batıya bakan zeytin ağacı gibiyiz. Peygamber, bu ağacın kökü, Ali dalı ve Allah'a yemin ederim ki bizler de meyveleriyiz. Kim bu ağacın dallarından birine tutunursa, kurtulmuş olur. Kim de bu ağacın dallarından ayrı düşerse, ateşe yuvarlanır." 661 3- İmam Hasan (a.s.) bir konuşmasında Allah'a hamd ü senâdan sonra, "Yüce Allah gönderdiği her peygamber için mutlaka bir nefis, bir kabile ve bir aile seçti. Muhammed'i hak üzere peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, biz Ehl-i Beyt'in hakkında kısıntı yapan kimsenin Allah, amelinin o kadarını eksiltir. Aleyhimizde herhangi bir gelişme (üstünlük, yönetim) olunca, sonuç mutlaka lehimize neticelenir. "Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz" 662 buyurdu." 663 658 Hûd, 11 659 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1\360, Tuhafu'l-Ukul'dan naklen 660 Âl-i İmran, 34 661 Celau'l-Uyun 1\328 662 Sa'd, 88 663 Mürucu'z-Zeheb, 2\306
  • İKİ EMANETE DAİR BEYANI (KUR’AN-I KERİM VE EHL-İ BEYT) (3)

    4- İmam Hasan (a.s.) başka bir konuşmasında da şöyle buyurdu: "Biz kurtuluşa ermiş, Allah'ın hizbiyiz, Resulüllah'ın yakın akrabaları, O'nun tertemiz Ehl-i Beyt'i, arkasında bıraktığı iki önemli emanetten biriyiz. İki önemli emanetin ikincisi ise Allah'ın Kitabı'dır. Buna göre, bize itaat edin çünkü bize itaat etmek, Allah'a, Resulüllah'a ve ulu'l-emr'e itaatle bir arada mütalaa edildiği (ve bu üç itaat yan yana bir arada zikredildiği) için farzdır." 664 5- İmam Hasan (a.s.), bir konuşmasında kanun koyma felsefesinden ve hükümler ile Ehl-i Beyt velayeti arasındaki bağlantıdan söz ederek şöyle buyurdu: "Eğer Muhammed (s.a.v.) ile O'nun vasileri olmasaydı, sizler farzlardan hiçbirini bilmeyen şaşkınlar olurdunuz. Herhangi bir eve kapısı dışında başka bir tarafından girebilir misiniz?" İmam Hasan (a.s.) dinin kemale kavuşturulduğunu ve ilahi nimetin tamama erdirildiğini delilleri ile ispatladıktan, Allah'ın velilerinin haklarına, bu hakların yerine getirilmesinin hayatın esenliği ve gelişmesindeki fonksiyonuna değindikten ve gerçek cimrinin, Peygamberimizin (s.a.v.) akrabalarına karşı sevgiyi esirgeyen kimse olduğuna işaret ettikten sonra şöyle dedi: "Dedemin şöyle dediğini işittim: "Ben Allah'ın nurundan yaratıldım. Ehl-i Beyt'im ise Benim nurumdan yaratıldı. Ehl-i Beyt'imi sevenler de onların nurundan yaratıldı. Diğer insanlar ise insanlardan türetildi." 665 664 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1\363 665 Hayatu'l İmami'l Hasan 1\365, Yenâbiu'l-Mevedde 3\151
  • HZ. MEHDİ’Yİ (A.S.) MÜJDELEMESİ

    1- İmam Hasan (a.s.), Muaviye'yle barış antlaşmasını imzaladıktan sonra ziyaretine gelen bazı kimselerin Muaviye'ye biat etmesi sebebi ile kendisini kınamaları üzerine şöyle buyurdu: "Bilmiyor musunuz ki, bizden hiç kimse yok ki, zamanının zorbasına biat etme yükümlüğü omuzlarına bindirilmemiş olsun? Yalnız Meryem oğlu İsa Ruhullah'ın, arkasında namaz kılacağı İmam müstesna... Yüce Allah onun doğum tarihini gizleyecek ve şahsını görünmez kılacaktır. Ta ki, ortaya çıktığında hiç kimseye boyun eğme ve biat etme yükümlüğü altına girmemiş olsun. Bu imam, kardeşim Hüseyin'in dokuzuncu göbekten torunu ve cariyelerin önderinin oğlu olan bir şahsiyettir. Yüce Allah gaybet döneminde ömrünü uzatacak, ardından kudreti ile onu kırk yaşından küçük bir genç sıfatı ile çıkaracaktır..." 666 2- İmam Hasan (a.s.), babasının Emevi hanedanı, onların bida666 Mu'cemu Ehadisi'l İmami'l Mehdi, 3\165
  • HZ. MEHDİ’Yİ (A.S.) MÜJDELEMESİ (2)

    teri ve saldırgan politikaları konusundaki sözlerini naklederken, İmam Ali'nin (a.s.) sözlerinin sonunda şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Sonunda yüce Allah bunalımlı bir dönemde ve insanların haberi olmaksızın ahir zamanda bir adam gönderir. Allah bu adamı melekleri ile destekler, taraftarlarını korur, mucizeleri ile kendisine yardım eder, onu bütün yeryüzü halkına egemen kılar. Öyle ki, herkes isteyerek veya istemeyerek itaat eder. O, yeryüzünü adalet, hakkaniyet, nur ve burhan ile doldurur. Yeryüzünün bütün ülkeleri ona boyun eğip itaat eder. Ona inanmayan hiçbir kâfir, onunla barış yapmayan hiçbir zorba ve bozguncu kalmaz. Egemenliği altında yırtıcı hayvanlar bile barış halinde yaşar, yeryüzü ürününü bol verir, gökyüzü bereketini yağdırır, onun için hazineler ortaya çıkar. Doğu ile batı arasında kırk yıl hüküm sürer. Onun günlerine kavuşanlara ve sözlerini işitenlere ne mutlu!" 667 667 Mu'cemu Ehadisi'l İmami'l Mehdi, 3\167
  • AHLAK VE EĞİTİM ÜZERİNE SÖZLERİ

    Câbir'in (r.a.) naklettiğine göre, İmam Hasan (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ahlakî erdemler on tanedir: Doğru sözlülük, gerçek yiğitlik (veya dürüstlük), dilenene vermek, (el açan fakire yardımda bulunmak), iyi huyluluk, iyiliklere karşılık vermek, akrabayı gözetmek, komşuyu korumak, hakkı sahibine teslim etmek (hakşinaslık), misafiri güzel ağırlamak, bunların hepsinin başı olarak da hayâ."668 İmam Hasan (a.s.), babası Emirü'l-Mü'minin İmam Ali'nin (a.s.) kendisine yönelttiği soruları cevaplandırırken bir dizi ahlakî erdemleri tanımlamıştır ki, şimdi bu tariflerden bazı seçmeler sunuyoruz: "Sağlamlık: Kötülüğü iyilikle savmak." "Şeref: Akrabalarla iyi geçinmek (ve onlara iyilik etmek) ve suçluların maddi cezasına katlanmak. (Başka bir rivayete göre de, kardeşlerin onayını almak)." 669 668 Tarih-i Yâkubî, 2\206 669 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1\343
  • AHLAK VE EĞİTİM ÜZERİNE SÖZLERİ (2)

    "Mertlik: Namuslu olmak ve kişinin malını doğru değerlendirmesi. (Başka bir rivayette de şöyle geçer: Kişinin dinî görevlerini düzgün yapması, malını doğru yönetmesi, selamı yaygınlaştırması ve insanlara sevgi göstermesi). 670 "Cömertlik: Darlıkta ve bollukta vermek. "Kardeşlik: Zorlukta ve kolaylıkta vefalı olmak." "Ganimet: Takvaya rağbet etmek, dünyaya gönül bağlamamak." "Hilim: Öfkeyi yenmek ve nefse hâkim olmak." "Zenginlik: Nefsin, Allah'ın ayırdığı paya az da olsa razı olması. Asıl zenginlik, gönül zenginliğidir." "Kahramanlık: Savaşta direniş göstermek ve insanların en güçlüsüne karşı koyabilmek." "Susmak: Ayıbı örtmek ve namusa süs olmak. Bunu yapan rahat içinde, onunla birlikte oturan da güven içindedir." 671 "Ululuk: Darlıkta da olsa ihsanda bulunmak ve suçları affetmek." "Akıl: Gözetilmesini (korunmasını) istediğin her şeyi kalbin korumasıdır. Ya da kalpte saklı olan her şeyi (kalbin sırlarını) korumak..." 672 "Övmek: Güzel olanı yapıp, çirkin olanı terk etmek..." "Tedbirlilik/Sağlamlılık: Ağırbaşlı ve vakarlı olmak, yöneticilerle geçinmek ve insanların kötüsünden sakınmak..." "Kerem: İstemeden önce vermek, iyi şekilde bağışta bulunmak ve kıtlıkta yemek yedirmek..." 673 670 Muaviye'nin ikinci sorusuna binaen verilen cevap. Bkz. Tarih-i Taberî, 202 671 el-İmamu'l Mücteba, Hasan Mustafavî, 245 672 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/343 673 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/344, 345
  • AHLAK VE EĞİTİM ÜZERİNE SÖZLERİ (3)

    "Yiğitlik: Komşuyu himaye etmek. Savaşta (bela, musibet ve hoşa gitmeyen durum karşısında) savunma yapmak, direnmek ve zorluklar karşısında sabretmek..." 674 İmam Hasan (a.s.), babasının kötü ahlak örnekleriyle ilgili başka bir soru grubunu, ayrıntılı ve zorlamasız şekilde cevaplandırmıştı. Bu cevaplardan bazı seçmeler sunuyoruz: "Alçaklık: Aza göz dikmek ve değersiz şeyleri esirgemek..." "Şerefsizlik: Kişinin kendisini (veya malını) koruyup eşini (ırzını) harcaması..." 675 "Cimrilik: Elindeki malı değerli, iyilik için yaptığın harcamayı kayıp görmen..." "Korkaklık: Dosta karşı cesur olmak, düşmandan çekinmek..." "Fakirlik: Nefsin her şeye yönelik doyumsuzluğu, her şeye göz dikmesi..." "Külfet (Kişinin kendisi için zorluk çıkarması): Kendisini ilgilendirmeyen konuda konuşmak." "Ahmaklık: İmamına karşı gelmen, ona karşı sesini yükseltmen." "Sefihlik/Akılsızlık: Alçaklara uymak ve sapıklarla arkadaş olmak..." "Gaflet: Mescidi terk etmek, bozgunculara itaat etmek..." "Mahrumiyet: Sana sunulduğu halde nasibini bırakman." 676 "En kötü insan: Geçiminde hiç kimsenin ortak olmadığı (başkalarının geçimini sağlamayan) kimse..." 677 674 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/344, 345 675 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/341 676 Hayatu'l İmami'l Hasan, 1/341, 344 677 Tarihu'l Yâkubî, 2 /202