• HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (4)

    Ardından İmam Hasan'a dönerek şöyle dedi: "Allah seni doğru istikametlere yöneltsin. Beni istenmeyen durumlardan uzak tutsun. Seni girişi ve çıkışı övülen sonuçlara muvaffak kılsın. Konuşmanı duyduk. Emrine kilitlendik. Seni işittik. Ve söylediklerinle görüşlerinde sana itaat ettik. Şimdi bu yüzüm karargâhıma dönüktür. Oraya gidiyorum. Kim bana katılmak isterse peşimden gelsin..." Adiyy bu sözleri söyledikten sonra yerinden kalkıp hareket etti. Ve mescidden çıktı. Binek hayvanı kapıda idi. Sırtına atladı. Ve Nuhayle'ye doğru ilerledi. Kölesine, kendisine lazım olacak şeyleri arkasından getirmesini söyledi. Adiyy b. Hatem halkın içinden çıkan ilk asker olmuştu." 454 Bu arada Kays b. Sa'd b. Ubade el-Ensarî, Ma'kıl b. Kays erRiyahî ve Ziyad b. Sa'saa et-Teymî ayağa kalkarak halkı kınadılar, azarladılar, ardından savaşa teşvik ettiler. Ve İmam Hasan'a tıpkı Adiyy b. Hatem gibi olumlu cevap ve kabul etme içerikli sözler söylediler. İmam da onlara şu karşılığı verdi: "Allah'ın rahmeti üzerinize olsun. Doğru konuştunuz. Öteden beri sizin iyi niyetli, vefakâr, kabul edici, gerçek sevgi besleyen kişiler olduğunuzu biliyorum. Allah sizi hayırla ödüllendirsin." 455 Tarih-i Yâkubî'de bu olay şöyle anlatılır: "İnsanlar Kûfe'nin büyük camiinde toplandılar. İmam Hasan minbere çıkarak Allah'a hamd ü senâ ettikten sonra şunları söyledi: "Hiç kuşkusuz, Allah insanlara cihadı farz kıldı ve onu "meşakkat" olarak tanıttı. Sonra cihad edenlere, "direnin, Allah direnenlerle birliktedir" buyurdu. Ey insanlar! Siz, sevmediğiniz şeyler karşısında sabredip direniş göstermedikçe sevdiğiniz şeylere kavuşamazsınız. Muaviye'nin bizim savaşa karar verdiğimizi duyduktan sonra bize doğru yola 454 Ayanu'ş-Şia, c. 4, s. 19, 20 455 Ayanu'ş-Şia, c. 4, s. 29
  • HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (5)

    koyulduğunu duydum, o halde siz de Nuhayle'deki ordugâhlarınıza gidin. (Nuhayle Şam yönünde Kûfe'ye yakın bir yerdir). Ki, herkesin düşünce ve görüşüyle bir karara varalım. Allah'ın rahmeti üzerinize olsun." İmam Hasan'ın bu çağrısına karşılık halk derin bir sessizliğe gömüldü. Kimseden çıt çıkmadı. Bu manzarayı gören ve aynı zamanda Hz. Ali'nin de yarenlerinden olan Adiyy b. Hatem öfkeden titreyerek ayağa kalktı. Ve şöyle dedi: "Ben Hatem oğlu Adiyy'im! Yazıklar olsun! Bu davranışınız ne kadar çirkindir. Neden önderiniz ve Peygamberinizin oğluna olumlu cevap vermiyorsunuz? Rahatlık anında dilleri kamçı gibi olan ve şimdi iş ciddileşince tilkiler gibi deliklerine sinen şehrin hatipleri nerede? Allah'ın öfkesinden korkmuyor musunuz? Utanç verici bir duruma düşmekten, yüzünüzün kızarmasından çekinmiyor musunuz?" Adiyy b. Hatem, ardından İmam Hasan'a dönerek şöyle dedi: "Allah seni doğru yola rehberlik etsin, çirkinlikten uzaklaştırsın ve her türlü güzel ve beğenilir işe muvaffak kılsın. Sözlerini duyduk. Emirlerine boyun eğdik. Buyurduğun ve düşündüğün her şeye teslim olduk." Sonra, "Ben şimdi ordugâha gidiyorum, bizimle olmak isteyen varsa haydi bismillah" dedi ve camiden çıktı. Kölesine savaş malzemelerini ordugâha götürmesini emretti. O, emre itaat eden ve savaşa hazırlanan ilk kişiydi. Ve kendi kabilesi olan Tayy kabilesinden onun sözünden çıkmayan bin savaşçı vardı. Onun ardından yaptığı bu konuşmadan etkilenen birkaç konuşmacı daha onun gibi konuştu. İmam Hasan onlara şöyle dedi: "Allah'ın rahmeti sizin üzerinize olsun, ben sürekli sizi iyi niyetli, sâdık birer dost olarak bildim. Allah size hayırlı mükafatlar versin." 456 Hz. Hasan'ın en sâdık dostları ve davetine ilk icabet edenler şunlardı: 456 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 171
  • HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (6)

    Hucr b. Adiyy Ebu Eyyub el-Ensarî Amr b. Kurza el-Ensarî Yezid b. Kays Adiyy b. Hatem et-Taî Habibi b. Mezahir Dırar b. Hattab Ma'kıl b. Sinan el-Eşcaî Vail b. Hucr el-Hadremi Hani b. Urve Ruşeyd el-Hacerî Meysem-i Temmar Büreyr b. Hudayr Habbe el-Uranî Hüzeyfe b. Esid Sehl b. Sa'd Esbağ b. Nübate Sa'saa b. Sühan Ebu Hucce b. Amr b. Muhsin Hani b. Evs Kays b. Sa'd Said s. Kays
  • HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (7)

    Abis s. Şebib Abdullah b. Yahya el-Hadremî İbrahim. b. Mâlik Eşter Müslim b. Avsece Amr b. Hamık Beşir Hamedanî Müseyyib b. Neciyye Amir b. Vaile Cüveyriyye b. Muhsir Abdullah b. Musma el-Hemedanî Kays b. Musehher es-Seydavi Abdurrahman b. Abdullah b. Şeddad Ammare b. Abdullah es-Selulî Hani b. Hani es Sebii Said b. Abdullah Kesir b. Şehab Abdurrahman b. Cündeb Abdullan b. Aziz Ebu Sumame es-Saidî Abbas b. Cude Abdurrahman b. Şüreyh Ka'ka b. Amir
  • HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (8)

    Kays b. Verka Cündeb b. Abdullah el-Ezdî Hars b. Süveyd Ziyad b. Sa'saa et-Teymî Abdullah b. Val Ma'kıl b. Kays er-Riyahî Bunlar İmam Hasan'ın cephesinin güçlü kanadını oluşturuyorlardı. Hz. Hasan onlar hakkında şöyle diyordu: "Onların biri bir ordudan daha fazladır." (Bu ifadeyi, Ubeydullah b. Abbas'a yazdığı emirnamede kullanmıştı). Bu kişilerin çoğu aynı zamanda Hz. Ali'nin de yanında bulunan dostlarıydı. Muaviye Sıffin Savaşı'nda onları şöyle anlatmaktadır: "Onların hepsinin kalbi tek bir parçadır. Bunlar bir grubu öldürmeden ölmezler." Muaviye onlardan nasıl korktuğunu da şöyle anlatıyor: "Sıffin'de başlarındaki miğferlerin altından onların gözlerini hatırladığımda aklım başımdan gidiyor." 457 Hz. Hasan'ın askerleri arasında ona tamamen teslim olan can dostlarının yanı sıra, casusluk için gelmiş olanlar, ganimet toplamaktan başka bir düşüncesi olmayanlar, vb. kimseler vardı. Bu noktada kendi tabirleriyle "sapıklarla savaşmak" için yoğun bir arzusu olan Haricileri de unutmamak lazımdır. Hz. Hasan bu sebeple bu durumdan ciddi şekilde endişeliydi. Ve daha sonra göreceğimiz gibi maalesef beklediği çıktı. Bu başıboş kitlenin içinde Kûfe münafıkları ve bunların ele başları da vardı ki bu önemli bir meseleydi. 457 Razi Ali Yasin, İmam Hasan'ın Barışı, s. 116
  • HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (9)

    Eş'as b. Kays, Amr b. Hüreys, Muaviye b. Hudeyc, Ebu Burde, Münzir b. Zübeyr, İshak b. Talha, Hucr b. Amr, Yezid b. Haris, Muhammed b. Umeyr, Abdullah b. Müslim b. Said... bu kişilerin başlıcaları idi. Bu grup, devamlı surette komplo hazırlama, düşmanla işbirliği yapma, tuzak kurma gibi faaliyetlerde bulunuyorlardı. Bu grubun orduya katılması Hz. Hasan açısından büyük bir tehlike idi. "İmamların Hayatı" adlı eserde ifade edildiğine göre, Hz. Hasan'ın bu cihad çağrısına şevkle icabet edilmemesinin nedenleri Hz. Ali dönemine kadar gitmektedir. "... Cemel, Sıffin, Hakem Olayı ve Nehrevan Savaşı'ndan sonra Muaviye ordu birlikleri ile Hz. Ali kuvvetleri arasında Irak, Hicaz ve Yemen'de zaman zaman meydana gelen çarpışmalar Hz. Ali'nin adamlarının bir çoğunda savaş yorgunluğu ve barış isteği doğurmuştu. Zira Emirü'l-Mü'minin'in yaklaşık beş yıllık halifeliği boyunca hazretin adamları yarın bir başka savaşa katılma amacının dışında hiçbir zaman silah bırakmamışlardı. Diğer taraftan savaştıkları kimseler yabancılar değillerdi. Aslında akrabaları, kardeşleri ve dünkü dostlarıydı. Savaştıkları kimseler şimdi Muaviye cephesinde yer almışlardı. Irak halkı aslında bahaneler uydurup bugünü yarına atarak, Irak, Yemen ve Hicaz sınırlarına gece baskınları düzenleyen çeşitli Şam grupları ile savaşmamak için anlamsız bahaneler uydurmakla rahatlarına düşkün olduklarını, savaştan yorulduklarını gösteriyorlardı. Ve Hz. Ali'nin yeniden Sıffin Savaşı'na davetini tembellikle karşılamaları bu yorgunluğun belirtisi idi." 458 Dr. Taha Yâsin, Hakem Olayı'nı ve durumun Sıffin Savaşı'ndan sonra daha karmaşık bir hâl almasını şöyle yazar: "... Sonra Ali, Şam'a yönelmeye karar verdi. Ama ashabından münafık olanlar Kûfe'ye dönmesini, işlerini yoluna koyduktan sonra daha güçlü 458 Erziyabî, İnkılab-ı Hüseyin, s. 197, 200
  • HZ. HASAN’IN SAVAŞ EMRİ VERMESİ (10)

    ve kalabalık bir ordu ile düşman üzerine gitmelerini önerdiler. Ali onları Kûfe'ye geri getirdi. Ancak bir daha Kûfe'den ayrılmadı. Çünkü adamları evlerine gidip işlerine daldılar ve yeniden savaşma hususunda o kadar uyuşuk ve isteksiz davrandılar ki Ali'yi kendilerinden ümitsiz kıldılar..." 459 İmam Ali'nin şehadetinden sonra Hz. Hasan halife olunca bu durum özellikle İmam Hasan, Şamlılarla savaşmaya davet ettiğinde halkın çok ağır davranmaları ile açıkça hissedildi. Yani halk Hz. Ali'ye yaptıklarını oğlu İmam Hasan'a da yapmaktaydılar. 459 Aiyne-i İslam, s. 250, 251
  • SAVAŞ SEFERBERLİĞİ VE HZ. HASAN’IN KÛFE’DEN ÇIKIŞI

    İmam Hasan, karargâha çıkmadan önce Kûfe'de yerine amcasının oğlu Muğiyre b. Nevfel b. Haris b. Abdulmuttalib'i bıraktı. "Muğiyre, tam bir şevk ve heyecanla halkı Nuhayle'deki karargâha gitmeye teşvik etmekteydi. Hz. Hasan'a biat haftasının göz alıcı sevinci ve oldukça kalabalık tezahüratı herkeste hissedilirken, yaşanan coşku ve tezahürat düşünüldüğünde kimsenin Hz. Hasan'ın bu cihad çağrısını reddetmeyeceği, istisnasız herkesin ordugâha gideceği beklentisini oluşturuyordu. Ancak beklentiler boşa cıktı. Hatta Emirü'l-Mü'minin Ali'nin şehadetinden kısa bir süre önce, Şam'da hamle için hazırlamış olduğu ve sayıları kırk bin kişiyi bulduğu söylenen teçhizatlı birlikler bile vahdet ve bütünlüklerini kaybetmiş, çoğu emre itaatsizlik etmiş, ve Kûfe'deki silahlı kişilerin çoğu da itaatsizlik ve gevşeklikte onlara eşlik etmişti." 460 Haris Hamedanî, Kûfe'deki durumu şöyle anlatıyor: 460 Razi Ali Yâsin, İmam Hasan'ın Barışı, s. 123
  • SAVAŞ SEFERBERLİĞİ VE HZ. HASAN’IN KÛFE’DEN ÇIKIŞI (2)

    "Ordugâha gitmek isteyenler, Hasan b. Ali'yle beraber hareket ettiler, şehirde kalan kalabalık halk kitlesi sözlerine sadakat göstermedi. Onu da babası gibi aldattılar... Nuhayle'de 4 gün beklediler. Bu süre içinde etrafında sadece 4 bin kişi toplanmıştı. Bu nedenle halkı tekrar savaşa seferber etmek için Kûfe'ye döndü ve orada "benden önceki halifeyi aldattığınız gibi beni de aldattınız" şeklinde başlayan hutbesini okudu." 461 Hz. Hasan'ın bu konuşmasının ardından safında yer alanların sayısı tam olarak bilinmemektedir. Ancak "Şerh-u Nehcü'l Belaga"da ifade edildiğine göre Kûfe'den büyük bir ordu hareket etmiştir. 461 el-Harayic ve'l Cerayih, s. 228
  • İMAM HASAN’IN DEYR-İ ABDURRAHMAN’A GELİŞİ

    İmam Hasan ordusuyla Nuhayle'ye vardı. Orada bir süre kalarak ordusunu savaş düzenine soktu. Sonra oradan ayrılarak Deyr-i Abdurrahman'a doğru hareket etti. Deyr-i Abdurrahman, Medain ve Meskin'deki iki ordugâh arasında bulunan bir yerdi. Medain, Irak'ı Fars ve ondan sonraki şehirlere bağlayan yolun başında bulunuyordu. Coğrafik konum bakımından Kûfe, Basra ve İran yollarının birleştiği bir noktada idi. Askerî bakımdan savaş durumunda stratejik öneme sahip bir yerdi. İran ise tehlikeli patlamalara gebeydi. Hz. Hasan, Ziyad b. Ebih'i oraya vali olarak atamıştı. Ziyad henüz bozuk ahlakını sergilememişti. Meskin ise, Hz. Hasan'ın cihad tarihinde önemli bir bölgeydi. Çünkü İmam, düşmanın karşısına burada çıkmıştı. O dönemde burası Haşimoğullarının emri altındaki bölgelerin en son noktasıydı. Meskin bölgesi bayındır ve kalabalık pek çok köyü barındırıyordu. Meskin bugünkü Samarra yakınlarında bir yerdir. Burası Hz. Hasan ile Muaviye arasında ilk cereyan eden savaşın geçtiği yerdir. 462 Hz. Hasan'ın iki ordugâhının (Medain ve Meskin'in) arası yaklaşık doksan kilometreydi. Bu o günün şartlarında bir örneği daha olmayan ilginç bir savaş taktiği idi. 462 İmam Hasan'ın Barışı, s. 126