• İMAM HASAN’IN DEYR-İ ABDURRAHMAN’A GELİŞİ (2)

    Hz. Hasan, geride kalan askerlerin kendisine katılmaları için orada (Deyr-i Abdurrahman'da) üç gün kaldı. Bu sırada düşmanın durumunu öğrenmek ve onu bulunduğu yerde durdurmak için ordusunun öncü birliğini yola çıkardı. Bu öncü birliği en samimi dostlarından ve ordusunun en seçkin unsurlarından oluşuyordu. Bu birliğin mevcudu on iki bin kişi idi. Birliğin komutanlığına Ubeydullah b. Abbas getirildi. Hareketinden önce onu şu değerli tavsiyelerle donattı: "Ey amcamın oğlu! Ben seninle birlikte Arap süvarilerinden ve mısırlı âbidlerden oluşan on iki bin kişilik bir ordu gönderiyorum. Bunların bir kişisi, bir birlikten daha etkilidir. Onlarla sefere çık. Onlara yumuşak davran, karşılarında güler yüzlü ol, onlar için kanatlarını yere ser. Meclislerinde onları kendine yakın tut. Çünkü onlar Emirü'l-Mü'mininin güvendiği kişilerin kalıntılarıdırlar. Onlarla Fırat kenarına var. Sonra Muaviye ile karşılaşıncaya kadar yürümeye devam et, eğer onunla karşılaşırsan ben gelinceye kadar onu tut (oyala). Ben senin arkandan çok yakında geleceğim. Fakat her gün haberinizi izleyeceğim. Kays b. Sa'd ve Said b. Kays ile istişare et. Muaviye ile karşılaştığında o sana saldırmadıkça sen ona saldırma. Eğer sana saldırırsa sen de ona saldır. Eğer sana bir şey olursa, askerlerin başına Kays b. Sa'd geçsin. Eğer ona da bir şey olursa ordunun komutasını Said b. Kays üstlensin." 463 463 Hayatu'l İmami'l Hasan, c. 2, s. 76
  • UBEYDULLAH’IN ORDU KOMUTANLIĞINA GETİRİLME SEBEPLERİ

    Ubeydullah b. Abbas, Meskin denen yere vardı ve orada karargâh kurdu. el-İrşad, Tarih-i Yâkubî, Şerh-i Nehcü'l Belaga gibi kaynaklarda bu olay şöyle ifade ediliyor: "... Hz. Hasan, Meskin'e göndermek istediği öncü birliğe bir komutan seçmeye karar verdi. Ve kendisine yardım etmek için herkesten çok sabırsızlanan Ubeydullah b. Abbas, Kays b. Sa'd b. Ubade ve Kûfe'deki Yemenlilerin reisi olan Said b. Kays elHamdanî'den birini düşünmeye başladı." 464 Bunların arasında Ubeydullah b. Abbas, dinamik, heyecanlı bir genç olarak göze çarpıyordu. Aynı zamanda parlak bir geçmişi vardı. Hicri 36 yılında, (Taberî'nin rivayetine göre ise Hicri 39 yılında) hac kafilesinin başıydı. Hz. Ali döneminde bir defa Bahreyn, bir defa da Yemen ve etrafında İmam Ali adına memurluk yapmıştı. 464 el-İrşad, Şeyh Müfid, s. 170; Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191; Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s. 14
  • UBEYDULLAH’IN ORDU KOMUTANLIĞINA GETİRİLME SEBEPLERİ (2)

    Mekke'deki hacıların da tanılık ettiği gibi, eli açık ve cömert bir kişiydi. Aynı zamanda halkı İmam Hasan'a biat etmeye davet eden ilk kişi de oydu. Bu durumda o, amcası oğlu İmam Hasan'ın güvenini kazanarak onun tarafından öncü birliğin kumandanı seçilmeye layıktı." 465 İmam Hasan Ubeydullah'ı çağırarak ona bir ferman verdi: "Ey amcam oğlu! Şimdi ben Arap süvarilerinden ve şehrin muttakilerinden on iki bin kişiyi seninle birlikte gönderiyorum. Onlardan biri bir orduya bedeldir. Onları harekete geçir ve onlara karşı yumuşak, güler yüzlü ve tam anlamıyla alçak gönüllü ol, onlarla düşüp kalkman gerektiğinde dikkatli ol. Çünkü bunlar Emirü'l-Mü'minin Ali'nin ashabından kalan içi dışı bir (ikiyüzlü ve münafık olmayan) kişilerdir. Onları Fırat kıyısına götür ve sonra Muaviye'ye ulaşıncaya kadar ilerle... Muaviye'yle karşılaştığın zaman, ben ulaşıncaya kadar onu olduğu yerde tut, ben de kısa bir süre sonra senin peşinden hareket edeceğim, her günün haberini bana ulaştırmalısın. İşlerinde bu iki kişiyle (Kays b. Sa'd ve Said b. Kays) müşavere et, Muaviye'yle karşılaştığında o, savaşa başlamadan sen savaşa başlama. Fakat savaşı o başlatırsa, bu durumda sen de savaş. Eğer sen öldürülürsen kumandaya Kays b. Sa'd'a geçecektir. Ve eğer o da öldürülecek olursa kumanda Said s. Kays'ındır." 466 Ubeydullah'ın emrine verilen ordunun büyük kısmını, Hz. Ali'nin Şamlılarla savaşmak için hazırladığı ve savaş başlamadan önce şehit düştüğü büyük ordudan geriye kalanlar teşkil etmekteydi. Bu orduda bulunan Kays. b. Sad Hz. Ali'nin döneminde o büyük ordunun en büyük komutanı idi. 467 465 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s. 14; İrşad-ı Müfid, s. 168, 169; Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191 466 Razi Ali Yasin, İmam Hasan'ın Barışı, s. 128, 129 467 Tarih-i İbn-i Kesir, c. 8, s. 14
  • UBEYDULLAH’IN ORDU KOMUTANLIĞINA GETİRİLME SEBEPLERİ (3)

    Razi Ali Yasin bu noktada şu soruyu sormaktadır: "İmam Hasan, neden öncü birliğin kumandanlığını askerî liyakati herkesçe bilinen, emin ve Resulüllah'ın Ehl-i Beyt'ine bağlı Kays. b. Sad b. Ubade gibi bir kişi dururken Ubeydullah'a verdi?" Sorunun cevabını ise kendisi şöyle izah ediyor: "1- İmam Hasan, Ubeydullah'a verdiği emirde Kays b. Sa'd ve Said b. Kays'la müşavere etmenin gereğini vurgulamış, böylece komutanlığı Ubeydullah'ın tekelinden çıkarmış ve her biri ordunun en liyakatli kişisi olan üçlü bir şûra haline getirmiş oldu. Eğer komutanlığa yalnız Kays seçilip, diğer iki kişiden ve diğer komutanlardan öne geçirilecek olsaydı, ordudaki diğer liyakatli kişilerin kıskanmasına neden olabilirdi. Çünkü bu orduda Ebu Eyyub el-Ensari, Hucr b. Adiyy, Adiyy b. Hatem ve ismi yukarıda geçen bunlar gibi savaşçılıkları, komutanlıkları, ihlas ve fedakarlıları ve parlak geçmişleri dillere destan olan seçkin kişiler de vardı. İşte bu nedenle İmam Hasan'ın aynı zamanda Resulüllah'ın da amcasının oğlu olan Ubeydullah'ı öne geçirerek görünüşte ismen ordunun komutanlığını ona bırakıp, Kays ve Said'in görüşlerinden yararlanmayı ona tavsiye etmesi, her türlü ihtilaf ve kıskançlığı engelleyecek akıllıca bir hareketti. 2- O dönemin genel durumunu göz önünde bulunduracak olursak, bunun yerinde bir tedbir olduğunu söyleyebiliriz. Evet İmam Hasan'ın ordusunun komutanlarının sadece Haşimoğullarından seçilmiş olması o koşullarda isabetli bir davranıştı. Şöyle ki, Kûfe halkının, İmam Hasan'ın hilafete geçmesinin ilk başlarında sergiledikleri gevşeklik ve itaatsizlik bu işin sonucu hakkında karamsar düşünmeye neden oluyordu. Bu yüzden İmam Hasan, gelecekte insanların kınaması ve eleştirileri karşısında kendisinin bir kusurunun olmadığını ispatlayabilmek için gerekli gördüğü her çareye başvurması kaçınılmazdı. Halkın, meselenin çeşit-
  • UBEYDULLAH’IN ORDU KOMUTANLIĞINA GETİRİLME SEBEPLERİ (4)

    li boyutlarını göz önünde bulundurmadan olası bir yenilgiden dolayı İmam Hasan'ı itiraz ve eleştiri bombardımanına tutması için en küçük zaaf noktası ve en ehemmiyetsiz bir bahane bulması yeterdi. İmam Hasan'ın Meskin'de yenilgiye uğraması durumunda, "Eğer ordunun kumandanı Haşimoğullarından olsaydı, zorluklar karşısında diğerlerinden daha fazla direnç ve sabır gösterir ve iş buraya varmazdı" demesi muhtemeldi. Bu durumda, muhtemel sonuçları önceden önlemek için hazırlık yapması yani Haşimoğullarından birini komutan seçmesi çok ince ve yerinde bir tedbirdi. 3- Şüphesiz, Ubeydullah b. Abbas'tan başka hiç kimse Muaviye'ye karşı o kadar öfkeli ve uzlaşmaya yanaşmaz bir ruha sahip değildi. O, iki oğlu, Muaviye'nin Yemen üzerine gönderdiği ordunun komutanı Busr b. Ertad tarafından feci şekilde katledilen bir babaydı. Dolayısıyla, bu öfkeli ve bağrı yanık kumandanın, evlatlarının katiliyle savaşmaya giden bir ordunun başına geçirilmesi gerçekten çok yerinde bir seçimdi." 468 Ubeydullah b. Abbas'ın çocukları Muaviye'nin askerleri tarafından öldürülmüştü. Bu olay şöyle gerçekleşmiştir: Hz. Ali'nin halifeliği döneminde Muaviye Şam'a komşu köyler ve şehirler üzerine saldırılar düzenliyor, hiç kimsenin engellemesi veya tepkisi ile karşılaşmadan sınırlarda nöbet tutan öncü güçleri öldürme, yağmacılık ve sindirme eylemlerine girişiyordu. Hz. Ali ise bu sırada Iraklıları kardeşlerinin yardımına koşmaya, saldırganları kovalamaya çağırıyor fakat onlardan bir karşılık göremiyordu. Muaviye'ye bağlı güçler Busr b. Ertad komutasında Hicaz ve Yemen'e saldırılar düzenlediler. Muaviye bu saldırıları düzenleyen komutanına söz konusu beldelerde kargaşaya yol açabilecek, korku ve panik yaratabilecek her yöntemi kullanması yolunda emir verdi. 468 İmam Hasan'ın Barışı, Razi Ali Yasin, s. 132, 133
  • UBEYDULLAH’IN ORDU KOMUTANLIĞINA GETİRİLME SEBEPLERİ (5)

    Busr b. Ertad Muaviye'nin emrini uygulamakta kusur etmedi. Medine yolunda ilerlerken canları, şeref ve haysiyetleri, ırzları ve malları hafife almakta çok ileri gitti. Medine'ye girince bu şehrin halkına karşı her türlü kötü muameleyi ve baskıyı uygulamakta tereddüt etmedi. Çok sayıda kişiyi öldürdü. Ve kalanlardan Muaviye adına zorla biat aldı. Muaviye'nin komutanının haberleri Yemen'e ulaşınca oranın halkı arasında korku ve panik yayıldı. İmam Ali'nin Yemen Valisi Ubeydullah b. Abbas kaçtı. Muaviye'nin komutanı Busr, buraya girince aşırı derecede yağma ve katliam yaptı. Vali Ubeydullah'ın iki çocuğunu buldu. Çocukları annelerinin kucağında boğazladı. Kadın aklî dengesini kaybetti. Sürekli çocukları için ağıt yakıp ağladı. Onlara duyduğu hüzün ve keder neticesi can verdi." 469 İşte çocukları Muaviye tarafından öldürülen bir baba olan Ubeydullah b. Abbas maalesef yine Muaviye'nin yüksek miktardaki para teklifine karşı koyamadı ve Hz. Hasan'a ihanet etti. 469 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 195, 199
  • UBEYDULLAH İBN-İ ABBAS VE İHANETİ

    Ubeydullah b. Abbas, Meskin'deki karargâha gelir gelmez Muaviye'nin ilk komplosu kendini gösterdi. Ordugâhta İmam Hasan tarafından Muaviye'ye barış teklifinde bulunulduğu şayiası yayıldı. Ki Meskin karargâhında bu haberin doğru olmasını arzulayan rahat düşkünü, insanların var olduğu da bir gerçekti.470 Bu haberlerin yalan olduğunun Ubeydullah ve yakın dostları tarafından bilinmesi Ubeydullah için kâfi değildi. Ubeydullah askerleri etkisi altında bırakan bu komplo karşısında çaresiz ve yetersiz kaldığını hissetti. Üstlendiği bu komutanlık görevinin kendi kariyeri için bir felaket olacağını düşündü. Onun nefsiyle bu mücadeleleri yaşadığı gece Muaviye'nin mektupları kendisine ulaştı. Muaviye mektubunda şunları yazıyordu: "Bilesin ki, Hasan, en kısa zamanda barış yapmak zorunda kalacaktır. Sana yakışan ise tâbi olmak değil öncü olmaktır..." 471 470 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn Ebi'l Hadid, c. 4, s. 15 471 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid c. 4, s. 15
  • UBEYDULLAH İBN-İ ABBAS VE İHANETİ (2)

    Muaviye aynı mektupta Ubeydullah'a bir milyon dirhem mükafat belirlemişti. 472 Neticede, dünya malına tamah hissi Ubeydullah b. Abbas'a galip geldi. Bir gece Muaviye'nin teklifini kabul ederek onun karargâhına gitti ve Hz. Hasan'a ihanet etti. Birinci komutanın kaçmasından sonra Hz. Hasan'ın dediği gibi komutanlık görevini ikinci komutan olan Kays b. Sa'd üstlendi. Kays, gençliğini savaş meydanlarında geçirmiş, Hz. Ali'nin ashabı arasında üstün bir simaydı. Mesudî onun hakkında şöyle yazar: "Kays b. Sa'd dindarlık, zühd ve Ali sevgisinde yüce bir makamdaydı. Allah korusu ve ibadeti öylesine yüceydi ki, bir gün namaz halindeyken secde yerinde büyük bir kobra yılanı kıvranıyordu. Kays, başını biraz kenara çekerek yılanın yanına secde etti. Yılan Kays'ın boğazına sarıldı ama o namazına dolduğu gibi devam etti. Ve ancak namazı bitirdikten sonra yılanı tutup bir kenara fırlattı." Kays b. Sa'd, Ubeydullah'ın gidişinden dolayı ordunun içine düştüğü manevi çöküntüyü tamir etmek için şöyle bir konuşma yaptı: "Ey insanlar! Bu beyinsizin yaptığı sizin zorunuza gitmesin. Bundan dolayı korkuya kapılmayın, ne onun, ne de babasının İslam'da güzel günleri olmamıştır. Peygamberin amcası olan bu zatın babası Bedir Savaşı'nda Peygamberle savaşmak üzere müşrik ordusunda yer almışlardı. Ebi'l Yusr Ka'b b. Amr el-Ensarî onu esir alıp Peygamberin yanına getirdi. Peygamber onu salıvermesine karşılık fidye alıp Müslümanlar arasında bölüştürdü. Ali, Ubeydullah'ın kardeşini Basra Valisi olarak görevlendirdi. O, Ali'nin ve Müslümanların malını çalıp cariye satın aldı. Ve bunun kendisi için caiz olduğunu sandı. Ubeydullah da Ali tarafından Yemen'e vali gönde472 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191; Şerh-u Nehcü'l Belaga, c. 4, s. 15
  • UBEYDULLAH İBN-İ ABBAS VE İHANETİ (3)

    rildi. Ubeydullah, çocuklarını ölüme terk ederek. Busr b. Ertad'ın karşısından firar etti. Bugün de yaptığını hepiniz gördünüz." 473 Kays, öyle etkili konuştu ki insanlar, "Hamd olsun Allah'a ki onu (Ubeydullah'ı) bizim aramızdan çıkardı" demeye başladılar. 474 Bu olay bize Muaviye'nin kişilik yapısıyla ilgili olarak da bir fikir vermektedir. Ali Ethem Muaviye'nin kişiliğini şöyle anlatmaktadır: "Muaviye'nin beşerî alçaklığa olan imanı sınırsızdı. Bu iman Muaviye'nin şu kanaatinden kaynaklanıyordu: Beşerî zaafın galebe çaldığı ve az insanın kendini koruyabildiği şek ve şüphenin hakim olduğu bir esnada en azimli ve erdemli insan bile hırs ve tamah kurbanı olabilir. İhtirasına yenik düşebilir." 475 Hz. Ali de Muaviye'nin karakterinin bu yönünü anlatırken Ziyad'a yaptığı tavsiyede şöyle buyurmuştur: "Muaviye insanın önünden, arkasından, sağından ve solundan gelebilir, sakın sen ondan gafil olmayasın." 476 473 Mekatil'ut-Talibiyyin, s. 35 474 Mekatil'ut-Talibiyyin, s. 35 475 el-Alem'ul Arabi dergisi, sayı: 2, s. 30 476 el-Kamil fi't-Tarih, İbn-i Esir, c. 4, s. 176
  • UBEYDULLAH’IN İHANETİNİN HZ. HASAN’A ULAŞMASI

    Meskin'den gelen elçi, Kays b. Sa'd'ın mektubunu İmam Hasan'a teslim etti. Mektubun içeriği şöyleydi: "Meskin hizasında bulunan Cenubiyye köyünde ve Muaviye'nin ordusu karşısında mevzi tutulmuştur. Muaviye, Ubeydullah'a mesaj göndererek yanına çağırmış, kabul ettiği taktirde yarısı nakit, yarısı da Kûfe'de teslim edilmek üzere mükafat olarak bir milyon dirhem vereceği vaadinde bulunmuştur. Bunun üzerine Ubeydullah, yakınlarını da yanına alarak geceleyin Muaviye'nin karargâhına kaçmıştır. Sabah olunca da askerler komutanlarını ordugâhta bulamamışlardır. Bunun üzerine de Kays, askerlere namaz kıldırmış ve idareyi ele almıştır." 477 Mektupta sözü edilen "yakınlar"ın kimler olduğu tarihî kaynaklarca şöyle tarif edilmektedir: "Zenginler, ileri gelenler, meşhur aile mensupları..." Hatta bu kişilerden bazılarının Ubeydullah'dan 477 el-İrşad, Şeyh Müfid, s. 170