• UBEYDULLAH’IN İHANETİNİN HZ. HASAN’A ULAŞMASI (2)

    daha önce firar ettikleri yazılmıştır. Bazı kötü niyetli haberlere göre ise Ubeydullah giderken ordunun bayrağını indirmişti. 478 Hz. Hasan bu kimselerin, Ubeydullah'la beraber ihanet planı yaptıklarından haberdar oldu. Bu kalleşçe hareket, Muaviye'nin istediği muhalefet ruhunu yerleştirmek için uygun bir zemin oluşturmuştu. Bazıları zenginlere ve meşhur ailelere uymakla menfaatler elde edeceklerini ve Hz. Hasan'ın yanında kaldıkları taktirde bu imkanlardan mahrum kalacaklarını düşünmeye başladılar. 479 Hz. Hasan kendisine en yakın kişiden gelen bu darbenin derin acısını yüreğinde hissetti. Ayrıca bazı ordu komutanlarının Muaviye'ye mektup yazarak, kendileri ve aşiretleri için güvence istedikleri ve Muaviye'nin de bunların bazılarına bir takım vaatler içeren güvence mektupları gönderdiği bilgisi de kulağına geldi. 480 Muaviye, Amr b. Hureys, Eş'as b. Kays, Haccar b. Ebcer ve Şebes b. Rib'i'yi değişik bir komplo için hedef seçti. Bunların her birine ayrı ayrı bir casus gönderdi. Ve şu mesajı iletti: "Eğer Hasan'ı öldürürsen sana yüz bin dirhem para, Şam ordularından birinin komutanlığını ve kızlarımdan birini veririm." İmam Hasan bu haberi alınca elbisesinin altından zırh giymeye başladı. İhtiyatlı davranıyor ve ancak bu kıyafetle namaz kıldırmak için cemaatin önüne geçiyordu. Nitekim bu adamlardan biri namaz sırasında kendisine ok attı. Fakat giydiği zırh sayesinde ok vücuduna saplanmadı. 481 478 Biharu'l Envar, c. 10, s. 114 479 Razi Ali Yasin, s. 170 480 Ayanu'ş-Şia, c. 4, s. 22 481 Ayanu'ş-Şia, c. 4, s. 22
  • HZ. HASAN’IN ORDUSUNDA İHANETLERİN BİRBİRİNİ İZLEMESİ

    İmam'ın ordusunda ihanetler birbirini izledi. Bunlardan bir örnek şu şekildedir: İmam Hasan Kinde'den bir komutanı dört bin kişilik bir ordu ile Muaviye'nin üzerine gönderdi. Ordu Enbar denilen yerde konuşlanınca, Muaviye ordunun komutanına beş yüz bin dirhem para gönderdi. Ayrıca ona bazı Şam ve Cezire kasabalarının valiliğini vaat etti. Komutan bu teklifi kabul ederek iki yüze yakın adamı ile Muaviye'nin safına geçti. Bunun üzerine Hz. Hasan Murad kabilesinden birini sefere çıkardı. O da dağların bile kaldıramayacağı ağırlıkta yeminler ederek ihanet etmeyeceğini söyledi. Ancak kendinden önce gönderilen komutanın yaptığının aynısını yaptı. Nitekim İmam Hasan onun da kendinden öncekinin yaptığının aynısını yapacağını haber vermişti. 482 Bu şekilde İmam Hasan'ın taraftarları, gizlice Muaviye'nin saflarına katılmaya başladılar. 483 482 Ayanu'ş-Şia, c. 4, s. 22 483 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s. 8
  • HZ. HASAN’IN ORDUSUNDA İHANETLERİN BİRBİRİNİ İZLEMESİ (2)

    Ahmed b. Yâkub, Tarih kitabında Hz. Hasan'ın saflarından ayrılanların sayısını sekiz bin olarak vermektedir. Ahmed Yâkub şöyle der: "Muaviye'nin Ubeydullah'a gönderdiği elçi, firarın mükafatını bir milyon dirhem olarak açıkladı. Ubeydullah da taraftarlarından sekiz bin kişiyle birlikte Muaviye'ye katıldı. Savaş hazırlıklarını ve komutanlık sorumluluğunu Kays. b. Sa'd üstlendi." 484 Yani bu şu demek oluyor ki, on iki bin kişilik ordunun sekiz bini Peygamberin oğluna ihanet etti. Bu korkunç bir durumdu. İşin enteresan yanı, bu ihaneti yapanlar İmam Hasan'ın büyüklüğünü inkar etmediklerini söylüyor, ancak onun yanında yer alırlarsa dünya nimetlerine kavuşamayacaklarını iddia ediyorlardı. Bu aslında yaklaşmakta olan facianın da habercisiydi. Öte yandan bu firarlar, Hz. Hasan, Muaviye'nin altmış bin kişilik ordusu ile karşılaşmak üzere iken gerçekleşmişti. Bu sayıya İmam'ın ordusundan kaçan binlerce kişiyi de eklemek gerekir. Kaldı ki bazı kaynaklara göre İmam'ın Medain'de bekleyen ordusundan da askerler firar etmeye başladı. Muaviye Kûfe ordusunu çökertmek için elinden gelen her türlü yöntemi uyguluyor, akla gelebilecek her türlü rüşvet şekillerini kullanıyordu. Hatta yazdığı mektuplardan birinde muhatabına, "... kızlarından birini" vereceğini ifade ediyordu. 485 Muaviye'nin Medain karargâhına gönderdiği bir elçi şu söylentiyi yaydı: "Ubeydullah'ın firarından sonra Meskin'deki öncü ordunun komutanı Kays b. Sa'd da Muaviye ile anlaşarak onun tarafına geçti." 486 484 Yâkubî, Tarih, c. 2, s. 191 485 İlel'üş-Şerayi, İbn-i Babeveyh, s. 84 486 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191
  • HZ. HASAN’IN ORDUSUNDA İHANETLERİN BİRBİRİNİ İZLEMESİ (3)

    Bunu yaparken Kays b. Sa'd'ın karargâhına gönderdiği bir adamı İmam Hasan'ın Muaviye ile anlaştığı ve teklifini kabul ettiğini söylüyordu." 487 Muaviye ardından Medain'de Kays b. Sa'd'ın öldüğü ve ordu mensuplarının firar etmesi gerektiği söylentisini yaydı. Bu söylenti üzerine askerler İmam Hasan'ın çadırını basarak eşyalarını yağmaladılar. Bu yüzden İmam Medain'deki beyaz kaleye taşındı." 488 Yani, Meskin'de yaşanan olaylar, Medain ordusunda da kötü etkilerini gösterdi. Olaylar dilden dile dolaşarak abartıldı. Meskin'deki orduda Haşimoğullarının ileri gelenleri ayrıca Rabia ve Hamdan kabilelerinin güçleri bulunuyordu. Bu insanların fedakârlığı ve Ehl-i Beyt'e bağlılığı olmasaydı, daha büyük bir fitne dalgası yayılacak, belki Hz. Hasan'ın ordusu tamamen dağılacaktı. İbn-i Kesir şöyle rivayet ediyor: "Ebu'l Arif şöyle dedi: Meskin'de Hasan b. Ali'nin ordusunun öncü bölümündeydik. Ve Şam ordusuyla savaşmak için gerçekten kendimizi fedakârlığa hazırlamıştık..." 489 487 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191 488 Tarih-i İbn Esir, c. 3, s. 203 489 el-Kamil fi't-Tarih, c. 8, s. 19
  • MUAVİYE’NİN HEYETİNİN HZ. HASAN’IN KARARGÂHINA GELMESİ VE YAYILAN FİTNE DALGASI

    Kûfe halkı, gizlice Muaviye'ye gönderdikleri mektuplarda emrine girmeye hazır olduklarını bildirmişler ve Muaviye'den bazı makam ve mevkilerin sözünü almışlardı. Ayrıca Hz. Hasan'ın elini kolunu bağlayarak kendisine teslim edeceklerini veya iki ordunun karşı karşıya geldiği anda suikast düzenleyerek Hz. Hasan'ı öldüreceklerini yazmışlardı. Muaviye, Kûfe'deki insanların kendisine yazdıkları bu mektupları toplayarak Muğiyre b. Şube, Abdullah b. Amir ve Abdurrahman b. Hakem'den oluşan bir heyetle beraber İmam Hasan'a gönderdi. Ve böylece onu bu mektuplardan ve ordusundaki insanların amaçlarından haberdar etti. 490 Böyle yapmaktaki gayesi de heyetin barışı gündeme getirmeye zemin hazırlaması ve barış görüşmelerine bir an evvel başlanmasıydı. 490 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191
  • MUAVİYE’NİN HEYETİNİN HZ. HASAN’IN KARARGÂHINA GELMESİ VE YAYILAN FİTNE DALGASI (2)

    Heyet İmam Hasan'ın huzuruna çıktı. Hz. Hasan getirdikleri mektuplara, Kûfelilerin el yazılarına ve imzalarına sanki hepsini tanıyormuş gibi dikkatlice baktı. Ardından onlara bir konuşma yaptı. Son derece dikkatli ifadeler kullandı. Muğiyre ve arkadaşlarına Allah'ın emri doğrultusunda kendisine yardım etmelerini söyledi. İmam Hasan'ın bu noktada herhangi bir barış teklifinin olup olmadığını bilmiyoruz. Tarihî kaynaklarda barış hakkında İmam'ın barış hakkında olumlu ya da olumsuz bir şey söyleyip söylemediği konusunda bir bilgi yer almamaktadır. Razi Ali Yâsin olayın bu noktasında şunları söylüyor: "Şu kadarını biliyoruz ki, Mugiyre ve arkadaşları Medain ordugâhına gelmişler, İmam'ın çadırına konuk olmuşlar, en büyük fitne tohumunu ekmeden de ordugâhı terk etmemişlerdir. Şöyle ki, heyet, İmam'ın çadırından çıkarken, etraftaki çadırları da gözetlediklerinden ve doğal olarak ordunun meraklı bakışlarının üzerlerinde olduğunu bildiklerinden, kendi aralarında konuşmaya başladılar. İçlerinden biri kasıtlı olarak yüksek sesle yanındakine şöyle dedi: "İyi oldu, Allah, Peygamberin oğlunun eliyle Müslümanların kanını korudu. Fitneyi bastırdı. Ve barış isteğini ortaya çıkardı." 491 Bu konuşma hile ve baskı yoluyla barışı dayatma komplosunun bir parçasıydı." 492 Hz. Hasan'ın bulunduğu Medain karargâhında ne olursa olsun savaşma kararında olan kimseler vardı. Böyle bir ortamda, "İmam barış istiyor" şayiasının nasıl bir tepki yaratacağını düşünmek zor değildir. Örnek vermek gerekirse, her ne pahasına olursa olsun Muaviye ile savaşmak peşinde olan Hariciler için bu "küfür" demekti. Ayaklanma sebebi idi. 491 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191 492 İmam Hasan'ın Barışı, s. 189
  • MUAVİYE’NİN HEYETİNİN HZ. HASAN’IN KARARGÂHINA GELMESİ VE YAYILAN FİTNE DALGASI (3)

    Bir çok tarihçiye göre buradan şu netice çıkmaktadır ki, İmam Hasan Şam heyetine hiçbir şekilde barıştan söz etmemiş olmalıdır. Ki Şam heyeti fitne çıkarmak gereği duymuşlardır. Muaviye'nin Hz. Hasan'ın karargâhında fitne çıkarma faaliyetleri bu kadarla da sınırlı değildir. Örneğin, "Bir adamı, İmam Hasan'ın Medain'deki karargâhına gönderiyor ve Ubeydullah'ın kaçmasından sonra `Meskin'deki ordunun komutanı olan Kays b. Sa'd da Muaviye'yle barış imzalayarak onun safına geçti' şayiasını çıkarıyordu." 493 "Arkasından, bir başkasını Kays'ın Meskin'deki karargâhına gönderiyor ve askerlere, Hasan'ın Muaviye'yle barış yaptığını ve Muaviye'ye olumlu cevap verdiğini söylemesini istiyordu. Sonra Medain ordugâhında bir başka şayia yayılıyordu: Kays b. Sa'd öldürüldü, buradan ayrılın." 494 İmam Hasan'ın ordusunun nasıl çelişkili bir yapı arz ettiğini anlamak için şu olay bize bir fikir verebilir: İmam, Medain'de yani ordusunun ilerlediği son noktada çok anlamlı ve heyecanlı bir konuşma yapmış ve konuşmasının bazı yerlerinde şöyle buyurmuştur: "... Hiçbir kuşku ve tereddüt bizi Şamlılara karşı koymaktan alıkoyamaz. Biz geçmişte sizin iç dayanışmanız ve kararlılığınız ile savaşıyorduk. Ama bugün kin duygularının etkisi ile birlik ve dayanışmanız ortadan kalkmış, kararlılığınızı kaybetmiş ve şikayetlerde bulunmaya başlamışsınız. Sıffin Savaşı'na gittiğiniz zaman dininizi dünya çıkarlarınızdan önde tutuyordunuz. Ama bugün çıkarlarınız dininizin önünde tutuyorsunuz. Biz geçmişte olduğumuz gibiyiz. Fakat siz bize karşı daha önce olduğunuz gibi vefalı değilsiniz. 493 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191 494 Tarih-i Yâkubî, c. 2, s. 191
  • MUAVİYE’NİN HEYETİNİN HZ. HASAN’IN KARARGÂHINA GELMESİ VE YAYILAN FİTNE DALGASI (4)

    İçinizden bazıları akrabalarından kimilerini Sıffin'de, bazılarınız da Nehrevan'da kaybetmişsiniz. Birinci grup ölülerine ağlarken ikinci grup ölülerinin kan bedellerini istiyorlar. Geri kalan da bizi izlemekten kaçınıyor. Muaviye bize bir öneride bulunmuştur ki insaftan uzak ve üstün hedefimize ve ululuğumuza aykırıdır. Şimdi eğer Allah yolunda ölmeye hazırsanız söyleyin ki onunla mücadeleye kalkışalım. Ve kılıçlarımızla ona cevap verelim. Eğer rahat bir yaşam istiyorsanız onu da bildiriniz ki önerisini kabul edip rızanızı temin edelim." İmamın bu sözleri karşısında herkes, "el bukya, el bukya (yaşamak istiyoruz, yaşamak istiyoruz) diye bağrışmaya başladılar. İşte Hz. Hasan'ın ordusu bu derece savaşçı ruhtan yoksun bir durumdaydı. Hz. Hasan bu ordu ile savaşa çıkmak zorundaydı.
  • HZ. HASAN’IN ORDUSUNUN SAYISI

    İslam'ın birinci asrının ortalarında Kûfe ordusunun resmi sayısı kırk bin kişiydi. 495 Yazara göre bu rakam güvenilir kaynaklardan kaydedilmiştir. Öte yandan Hz. Ali'nin Şam'a saldırı için hazırladığı ordunun sayısı iki farklı rivayete göre kırk veya elli bin kişiydi. Fakat Hz. Ali bu savaş başlamadan şehit oldu. Bu ordunun bir bölümünü Kûfe ordusunun yıllık maaş alan resmi askerlerinin oluşturduğu sanılmaktadır. Bu iki ordunun yani; Kûfe'nin resmi ordusunun ve Hz. Ali'nin Şam seferi için düzenlediği ordunun, Hz. Hasan'ın cihad çağrısına nasıl cevap verdiği hakkında elimizde herhangi bir bilgi yoktur. Şu kadarı biliniyor ki, İmam Hasan'ın Muaviye'ye karşı Meskin'e gönderdiği öncü ordunun sayısı bir çok tarihî kaynağa göre 12 bin kişidir. Bunların büyük kısmının Hz. Ali'nin Şam seferi için hazırladığı ordunun geri kalanı olduğu sanılmaktadır. Yani, bir grup, İmam Hasan'ın davetini kabul etti, diğerleri ise itaat etmediler. 495 R. Ali Yâsin, İmam Hasan'ın Barışı, s. 135
  • HZ. HASAN’IN ORDUSUNUN SAYISI (2)

    Kûfe'nin cihad çağrısına karşı gevşek davranmasına rağmen, sonradan hamaset duygusunun kabardığı ve savaşa dört bin kişi daha gönderdikleri bazı tarihî kaynaklarda yer alıyor. 496 Buraya kadar tarihî belgelere dayanarak Hz. Hasan'ın ordusunun 16 bin ile 20 bin kişi arasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu konudaki tarihî metinler şu şekildedir: Muhammed Bâkır el-Meclisi: "... Daha sonra İmam Hasan emrinde kırk bin kişilik bir ordu bulunan bir komutanı Muaviye'nin üzerine gönderdi. Kinde kabilesinden olan bu komutana Enbar şehrinde (burası Bağdat'ın batısında Fırat kıyısında bir şehirdir) konuşlanmasını ve merkezden bir emir almadıkça hiçbir şeye girişmemesini emretti. Bu komutan Enbar şehrine ulaşınca Muaviye bundan haberdar olup ona elçiler gönderdi. Ve ona, "Eğer benimle olursan seni Şam ve Cezire (Irak) bölgelerinden birkaç eyaletin valisi yaparım" dedi. Ona beş yüz bin dirhem para da gönderdi. Kindeli komutan bu paraları alarak İmam Hasan'ın planlarını alt üst etti. Dost ve akrabalarından iki yüz kişiyle birlikte Muaviye'nin ordusuna katıldı. Bu haber İmam Hasan'a ulaşınca bir hutbe okuyarak şöyle dedi: "Bu Kindeli adam Muaviye'ye giderek bana ve size ihanet etti. Defalarca sizin vefasız olduğunuzu ve sizin dünya kulları olduğunuzu söylemişimdir. Şimdi onun yerine başkasını gönderiyorum ve onun da bana ve size karşı böyle davranacağını, ben ve sizin hakkınızda Allah'ı göz önünde bulundurmayacağını biliyorum." Sonra Murad kabilesinden bir adamı dört bin kişilik bir orduya gönderdi. Ve oradakilerin karşısında ona tavsiyelerde bulundu. Ve onun da Kindeli adam gibi ihanet edeceğini vurguladı. Murad kabilesinden olan bu komutan karşısında dağın bile sarsılacağı 496 el-Harayic-u ve'l Cerayih, Ravendî, s. 228