• HZ. HASAN’A SUİKAST GİRİŞİMLERİ

    Hz. Hasan'a karşı bizzat kendi ordusunun içinde yer alan kimseler tarafından üç tane başarısız suikast girişiminde bulunuldu. 1- Daha önce de ifade ettiğimiz gibi İmam Hasan namaz kıldırırken biri ona ok fırlattı. Ancak giydiği zırhtan dolayı vücudunda hiçbir etki meydana gelmedi. 513 2- Cerrah b. Sinan adlı biri baldırına bir mızrak darbesi indirdi. Şeyh Müfid bu olayı şöyle yazar: "İmam Hasan taraftarlarının kendisine ne derece itaatkâr olduklarını görmek ve durumu basiretle belirlemek için onları sınavdan geçirmek istedi. Bu maksatla halkı cemaatle namaz kılmaya çağrılmasını emretti. Halk toplanınca minbere çıkarak şu konuşmayı yaptı: "İmdi, Allah'a yemin ederim ki, Allah'a hamd ederek ve O'na mihnet sunarak sabaha ermiş olmayı arzu ederim. Ben Allah'ın kullarının iyiliğini en çok isteyen bir kulum. Hiçbir Müslümana kin beslemiş değilim. Onun için kötülük ve sıkıntı isteyerek sabaha ermiş değilim. Cemaat halinde ho513 Hayatu'l İmam Hasan, c. 2, s. 106
  • HZ. HASAN’A SUİKAST GİRİŞİMLERİ (2)

    şunuza gitmeyen bir şey, ayrılık halindeki sevdiğiniz şeyden sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin kendiniz için beklediğinizden daha hayırlısını sizin için gözlüyorum. Buna göre emrime karşı çıkmayın, görüşümü bana geri çevirmeyin. Allah sizi ve beni affetsin. Beni ve sizi sevgiyi ve hoşnutluğu içeren harekete irşad etsin." Bu konuşmayı dinleyenler birbirlerine bakarak ne demek istediği ile ilgili birbirlerinin görüşünü sordular. İçlerinden biri ileri atılarak şöyle dedi: "Allah'a and olsun ki, bu adam Muaviye ile barış yaparak halifeliği ona teslim etmek istiyor." Bunun üzerine, "Allah'a and olsun ki, bu adam kâfir oldu" dediler. Arkasından çadırına saldırıp onu yağmaladılar. Öyle ki üzerinde namaz kıldığı seccadesini bile aldılar. Sonra Abdurrahman b. Abdullah b. Cual Ezdî adında biri üzerine çullanarak abasını omzundan çekip aldı. İmam oturmuş ve kılıcını kuşanmış bir halde abasız olarak kaldı. Bunun üzerine binek hayvanını isteyerek sırtına bindi. Yakınlarından ve taraftarlarından bir grup etrafını kuşatarak İmam'a yaklaşmak isteyenlere engel oldular. Ardından İmam, "Bana Rebia ve Hemdan kabilelerini çağırın" dedi. Çağrılanlar gelince İmam'ın etrafını sararak halkı dağıttılar. İmam yanında başkalarından bir grupla birlikte yola koyuldu. Yolda sabat çukurlarından geçerken Esed kabilesinden Cerrah b. Sinan adında biri ansızın önüne çıkarak binek hayvanının dizginini tuttu. Adamın elinde bir şiş vardı. İmam'a, "Allahüekber! Ey Hasan, nasıl baban daha önce müşrik oldu ise, sen de müşrik oldun" dedi. Arkasından elindeki şişi İmam'ın baldırına sapladı. Adalesini yaran şiş kemiğe kadar dayandı. Arkasından İmam Hasan, adamın boynuna sarıldı ve her ikisi de yere düştü. Bu arada, İmam'ın taraftarlarından Abdullah b. Hatal et-Taî adında biri, adamın üzerine çullanarak şişi elinden aldı ve o şiş-
  • HZ. HASAN’A SUİKAST GİRİŞİMLERİ (3)

    le karnını deşti. Bu sırada Zabyan b. Amare adında biri, adamın üzerine kapaklanarak burnunu kesti. Bu darbe üzerine adam öldü. Onunla birlikte olan bir başkası da yakalanıp öldürüldü. İmam Hasan ise bir yaygı üzerinde Medayin'e taşındı." 514 3- Başka bir defasında namaz sırasında bir hançer darbesine maruz kaldı. 515 514 el-İrşad, 190 515 Yenabiu'l Mevedde, 292
  • İMAM HASAN’IN TUTUMU

    Şeyh Müfid, İmam Hasan'ın tutumu hususnda şunları kaydediyor: İmam Hasan (a.s.), halkın davranışlarına baktı. Bu bakışla insanların kendisini desteksiz bıraktıkları ve ona karşı kötü niyet besledikleri yönündeki basireti arttı. Ona açıktan açığa sövüyorlar, kendisini kâfir olmakla suçluyorlar, kanının dökülmesinin ve mallarının yağmalanmasını helal görüyorlardı. Babasının ve kendisinin bağlılarından olan yakın çevresi dışında, başına gelecek belaları önleyecek kimseleri kalmamıştı. Bu yakın çevresi ise, Şam ordularına karşı koyacak güçte ve yeterlilikte değildi. Bu sırada Muaviye ona ateşkes ve barış isteyen bir mektup gönderdi. Bunun yanı sıra İmam Hasan'ın canına kastedeceklerini ve Muaviye'ye teslim edeceklerini bildiren dostlarının mektuplarını da ona iletti. Barış teklifine olumlu karşılık verdiği takdirde, kendisine karşı İmam'ın lehine olan birtakım şartlar önerdi ve bağlı kalınması herkesin faydasına olacak olan bir takım maddeler ortaya koydu. İmam Hasan (a.s.) ona güvenmemişti. Bu önerisinin hile amaçlı ve
  • İMAM HASAN’IN TUTUMU (2)

    canına kastetme hazırlığına yönelik bir girişim olduğunu biliyordu. Fakat kendisinden istenen ateşkesi ve savaştan vazgeçmeyi kabul etmekten başka bir çare göremedi. Çünkü az önce belirttiğimiz gibi taraftarlarının ona yönelik basiretleri zayıftı, bozguncu bir yaklaşım sergiliyorlar, kendisine karşı çıkıyorlardı. Bunun yanı sıra birçoğu, kanının dökülmesini ve kendisini düşmanına teslim etmeyi hedefleyen gizli niyetler taşıyordu. Ayrıca amcasının oğlu kalleşlik edip düşmanının yanına geçmiş ve taraftarlarının birçoğu, ahreti bir yana bırakıp dünyalık çıkarlara yönelmişti. 516 516 el-İrşad, s. 190-191; Hidayet Önderleri, s. 181-183
  • HZ. HASAN’I BARIŞA YÖNELTEN SEBEPLER 1- DIŞ POLİTİKA

    Meseleye o günkü dış politika açısından baktığımızda şunları görüyoruz: "İmam Hasan ile Muaviye'nin ordularının karşı karşıya geldikleri haberi Doğu Rum liderlerine ulaştığı zaman amaçlarına ulaşabilmek için uygun fırsatı yakaladıklarını düşündüler. Bu nedenle büyük bir ordu ile Müslümanlardan intikam almak için İslam topraklarına saldırmaya karar verdiler. Böyle bir ortamda İslam'ın esaslarını korumakla yükümlü İmam Hasan gibi birisinin barışı kabul etmekle bu büyük tehlikeyi İslam dünyasından uzaklaştırmaktan başka bir yolu olabilir miydi? Dar görüşlü dostlarının kınamaları ve psikolojik baskıları pahasına olsa bile!"517 Tarihçi Yâkubi bu konuda şunları yazıyor: "Muaviye, İmam Hasan ile barıştıktan sonra Şam'a dönerken 517 M. Pişvai, İmamların Hayatı, s. 74
  • 2- İNSANLARIN DUYARSIZLIĞI

    Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Hz. Hasan'ın ordusu ve etrafında onu desteklediğini iddia edenlerin çoğu makam ve mevki sahibi, güvenilmez ve dönek kimselerdi. (Amcasının oğlu Ubeydullah'ın bile İmam Hasan'a ihanet ettiği düşünülürse bu gerçek daha iyi anlaşılabilir). Diğer yandan, insanlarda rahat düşkünlüğü ve cihada karşı gevşeklik durumu vardı. Irak halkı daha önce Hz. Ali'nin hilafeti zamanında da aynı gevşekliği gösteriyorlardı. O dönemle ilgili Mehdi Şemsuddin şu değerlendirmeyi yapıyor: "... Irak halkı aslında bahaneler uydurup bugünü yarına atarak, Irak, Yemen ve Hicaz sınırlarına gece baskını düzenleyen çeşitli Şam gruplarıyla savaşmamak için anlamsız bahaneler uydurmakla, rahatlarına düşkün olduklarını, savaştan yorulduklarını gösteriyorlardı... Ve Hz. Ali'nin yeniden Sıffin Savaşı'na davetine tembellikle icabet edişleri bunun belirtisiydi." 519 519 Erziyabî İnkılab-ı Hüseyin, Mehdi Şemsuddin, s. 197, 200
  • 2- İNSANLARIN DUYARSIZLIĞI (2)

    Hz. Ali bu insanlardan olan şikayetini bir hutbesinde şu şekilde ifade etmişti: "... emir dinlememenizle işimi boşa çıkardınız. İş o yere vardı ki, Kureyş, "Ebu Tâlib oğlu yiğit bir erkektir ama savaşmayı bilmiyor" dediler. Oysa savaş ilmini benden daha iyi kim bilebilir?" 520 Hz. Ali son günlerinde hep şu duaya devam ediyordu: "Allah'ım ben onlardan bıktım, onlar da benden bıktı. Ben onlardan usandım, onlar da benden usandı. Beni onlardan kurtar, onları da benden kurtar." Sonra elini sakalına götürdü, "Sizin en şakinizi bunları kana boyamaktan alıkoyan nedir?" dedi. 521 Hz. Hasan da insanların bu duyarsızlığına ve Hz. Ali'nin çektiği sıkıntılara bizzat şahit olmuştu. Hz. Hasan şöyle anlatıyor: "Hz. Ali bana dedi ki, "Resulüllah bu gece rüyama girdi. Ona, "Ya Resulallah, ümmetinden gördüğüm bu sıkıntı ve düşmanlık da nedir?" diye sordum. Bana, "Onlara beddua et" buyurdu. Ben de, "Allah'ım bana onlardan daha hayırlısını, onlara da benden daha şerlisini nasip et" dedim." Hz. Hasan anlatmaya devam ediyor: "Dışarı çıktı ve az sonra vuruldu." 522 İşte aynı insanlar İmam Ali'nin şehadetinden sonra hilafete geçen Hz. Hasan'a karşı da aynı gevşekliği gösterdiler. (Şam seferi için Hz. Ali'nin topladığı ordunun tamamının değil, ancak bir kısmının İmam Hasan'ın saflarında yer aldığını da burada bir kez daha hatırlatalım. Bu grup ciddi bir gevşeklik içindeydi). Öte yandan, buraya kadar verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı 520 Aiyne-i İslam, s. 250, 251 521 Musannef, İbn Abdurrezzak, c. 10, s. 154; Tabakat, c. 3, s. 4 522 Tarihu'l-İslam, s. 649
  • 2- İNSANLARIN DUYARSIZLIĞI (3)

    üzere Hz. Hasan'ın ordusu tam bir görüş ve ruh birliği içinde değildiler, her biri farklı bir düşünce ve niyete sahipti. İmam Hasan böyle bir orduyla savaşa çıkarak zafer elde etmesinin mümkün olmadığını iyice anlamıştı. Hz. Hasan'ın bu insanlar içinde nasıl bir durumda olduğunu anlamak için şu olayı iyi değerlendirmek gerekir. Bazı tarihçiler şöyle yazar: "Yakınlarından bir grup onu aralarına almış ve kimseyi ona yaklaştırmıyorlardı." Ve yine diğer bir tarihî metinde şöyle geçer: "... etrafındaki kimseler harekete geçmiş ve halkı ondan uzaklaştırmaya çalışıyorlardı." 523 Hz. Hasan'ın kendi askerlerinin ve ona biat eden insanların içinde bile can güvenliği yoktu. Kaldı ki, Muaviye'nin ve Şamlıların çıkardığı fitneyi nasıl bastırabilsin? 523 İmam Hasan'ın Barışı, Razi Ali Yasin, s. 281