• 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ

    Sayı itibariyle de İmam'ın ordusuyla Muaviye'nin ordusu arasında eşitsizlik söz konusuydu. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, Hz. Hasan'ın ordusu yirmi bin kişi civarındayken, Muaviye'nin ordusu altmış bini buluyordu. Yani Hz. Hasan Muaviye'nin üçte biri kadar kuvvete sahipti. (Bu üçte birlik sayının içinde çok karışık unsurların yer aldığını ifade etmiştik. Yani bu sayının tamamı asla İmam Hasan için tam mânâsıyla güvenilir değildi). 524 Kaldı ki, Ubeydullah'ın Meskin'den kaçarak Muaviye'nin saflarına katıldığında sekiz bin kişi de İmam'ın ordusundan ayrılmış ve aradaki fark daha da açılmıştı. Aradaki bu güç dengesizliği Şam fitnesini bastırmak için gerekli kuvvetin olmadığını göstermektedir. Bu durum İmam Hasan'ı barışa yönelten en önemli sebeplerden biriydi. Öyle ki, iki ordu arasında en küçük bir çatışma dahi olmadı. Bu tarihî bir hakikattir. Bir takım tarihçiler Meskin'de iki ordu arasında bazı çatışmaların 524 İmam Hasan'ın Barışı, s. 204, 205
  • 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (2)

    meydana geldiğini yazmışlarsa da bu konuda kesin bir delil veya belge mevcut değildir. Sonuç olarak, İmam Hasan barışa karar verdi. Ve hiçbir Müslümanın kanı dökülmeden bu kararını hayata geçirdi. Tarihî kaynaklar şunu söylemektedir: "Hasan halife oldu. Ve halifeliği döneminde bir damla kan dahi dökülmedi." Hatta bazı râviler bunu iki kere yemin ederek söyleme ihtiyacı duymuşlardır.525 Hz. Hasan'ın Muaviye ile yaptığı barışı değerlendirirken İmam'ın karakter yapısını, dünya görüşünü ve hayata bakışını iyi anlamamız lazımdır. İbn-i Kesir bu sıkıntılı dönem hakkında şunları yazıyor: "O, (İmam Hasan) bu gelişmeler karşısında sağlam karakterli bir İmam olduğunu kanıtladı. Ruhunda en küçük bir sıkıntı ve vicdanında bir pişmanlık ve rahatsızlık hissetmedi. Hiç daralmadı. Her gelişme karşısında daima memnun ve güler yüzlüydü." 526 Şimdi Hz. Hasan'ın Muaviye'yle yaptığı barışın çeşitli kaynaklarda nasıl anlatıldığına bakalım. 1- Yâkubî Tarihi: "Muaviye, adamlarını gizlice İmam Hasan'ın (a.s.) ordusuna göndererek, Kays b. Sa'd'ın Muaviye ile barış anlaşması yaptığı ve kendisine katıldığı söylentisini çıkardı. Öbür taraftan da Übeydullah b. Abbas'ın kaçışından sonra, Kays b. Sa'd'ın komutasına geçen orduya, başka adamlar göndererek, İmam'ın barışı kabul ettiğini ve kendisine olumlu cevap verdiğini yaydı. Ayrıca, Muğiyre b. Şube, Abdullah b. Kuriz ve Abdurrahman 525 el-İsabe, c. 2, s. 12; Tarih-i İbn-i Kesir, c. 8, s. 14 526 İbn-i Kesir, c. 8, s. 19
  • 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (3)

    b. Ümm'ül-Hakem'i, o sırada Medain'deki karargâhında bulunan İmam Hasan'ın (a.s.) huzuruna gönderdi. Onlar İmam Hasan'ın (a.s.) huzurundan ayrılıp dışarı çıktıkları zaman, halkın duyacağı şekilde kendi aralarında şöyle konuştular: `Allah, Peygamber'in oğlunun eliyle kan dökülmesini önleyip fitne ateşini söndürdü ve o, barışı kabul etti.' Ordu bu sözleri duyunca sarsıldı ve kimse bu sözlerin doğruluğundan şüpheye düşmedi. İşte bu yüzden askerler İmam Hasan'a (a.s.) karşı ayaklanıp çadırını yağmaladılar. İmam atına binip Müzlem-i Sabat'a doğru yola koyuldu; o sırada pusuda bekleyen Cerrah b. Sinan el-Esedî bir ok atarak onu bacağından yaraladı. İmam (a.s.) da Cerrah'ın sakalından tutup başını öyle bir çevirdi ki boynu kırıldı. İmam Hasan'ı (a.s.) Medain'e götürdüler; çok kan kaybetmiş, yarası ağırlaşmıştı. Halk da etrafından ayrılmış, onu yalnız bırakmıştı. Muaviye Irak'a gidip yönetimi ele aldı, o sırada İmam Hasan (a.s.) ağır hasta idi, direnecek gücünün kalmadığını, adamlarının, etrafından ayrılıp kendisini yalnız bıraktığını gördüğü için, Muaviye ile barışı kabul etti..." 2- Taberî Tarihi: "Halk, İmam Hasan'ın (a.s.) hilâfetini kabul ettikten sonra, İmam halkı Kûfe'den çıkarıp Medain'e getirdi ve Kays b. Sa'd'ı 12 bin kişilik öncü birliğin başında önceden gönderdi. Muaviye de Şamlılarla hareket edip Meskin bölgesine vardı. İmam'ın Medain'de bulunduğu sırada, ordusunun arasından birisi yüksek sesle şöyle bağırdı: `Kays b. Sa'd öldürüldü! Kaçın!' Bunu duyan insanlar kaçmaya başladılar ve İmam'ın çadırını yağmaladılar. Hatta ayaklarının altına serdiği bir halı parçası için onunla yaka paça oldular. İmam (a.s.) karargâhından ayrılıp, Medain şehrinde bulunan beyaz, etrafı duvarla çevrili küçük bir eve yerleşti.
  • 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (4)

    Muhtar b. Ebu Ubeyde, Medain'in temsilcisi olan amcası Sa'd b. Mes'ud'a şöyle dedi: `Servet ve şeref istiyor musun?' O da; `Nerde ve nasıl?' deyince, Muhtar; `Hasan'ı yakalayıp Muaviye'ye teslim ederek bunu elde edebilirsin' dedi. Sa'd ise; `Allah'ın lâneti sana olsun! Demek, Allah'ın Resulü'nün kızının oğlu ile savaşacak ve elini ayağını bağlayıp teslim edeceğim ha! Ne namert biriymişsin sen!' cevabını verdi. İmam Hasan (a.s.) durumunun elverişsizliğini görünce, barış istemek için Muaviye'ye adam gönderdi. Muaviye de, Abdullah b. Amir ve Abdurrahman b. Semure b. Habib b. Abdu Şems'i, Medain'de bulunan İmam Hasan'a (a.s.) gönderdi. Onlar da İmam'ın önerilerini kabul edip barış anlaşması yaptılar." 3- İbn'ül Esir (el-Kâmil) Tarihi: "Hasan (a.s.) Medain'e vardığında, ordunun safları arasında biri şöyle seslendi: `Ey Millet! Kays b. Sa'd öldürüldü, kaçın!' Halk bu sözü duyunca kaçmaya ve İmam'ın her şeyini yağmalamaya başladı..." (Bundan sonra, daha önce Taberî'den naklettiğimiz sözleri o da aktarıyor ve) ardından şunları söylüyor: "... Bazıları Hasan'ın, işi Muaviye'ye bırakmasının sebebini şöyle açıklarlar: Muaviye, hilafetin teslim edilmesi hususunda (evet, aynen böyle geçer) İmam Hasan'la (a.s.) yazışmalarda bulunuyordu, işte o dönemde İmam Hasan (a.s.) halka bir hutbe irad etti. Hutbesinde, Allah'a hamd ü senâdan sonra şöyle buyurdu: "Allah'a and olsun ki, bizim, Şam halkı ile aramızda geçen davamızda bir şüphe ve pişmanlığımız olmamıştır; lâkin biz onlarla birlik, beraberlik ve sabrımızın yardımıyla savaşıyorduk. Şimdi ise birlik, beraberliğin yerini düşmanlıklar, sabrın yerini de sabırsızlık ve karmaşa ortamı almıştır. Sizler Sıffin Savaşı'na giderken dininizi dünyanıza tercih etmiştiniz; fakat şimdi, dünyanızı dininizin önüne geçirmektesiniz. Şu anda sizler iki maktul arasında bulunmaktasınız: Kendisine ağladığınız Sıffin
  • 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (5)

    ve intikamını almak istediğiniz Nehrevan. Maktulün geride kalanları ahdinde durmayan namertlerdir ve ağlayanlar ise bozgunculuk peşindeler. Biliniz ki, Muaviye bizi, haysiyet ve insaftan yoksun bir işe davet etmekte. Eğer ölmeye hazırsanız, sözünü kendisine yutturalım ve kılıçların gölgesinde onu Allah'ın mahkemesine çıkaralım. Ama eğer yaşamak fikrindeyseniz, önerisini kabul edelim de gönlünüz ferah olsun..." "Halk her taraftan bağırmaya başladı: Mühlet, mühlet! Barışı kabul et!" (Bu olay halkın nasıl bir ruh haline sahip olduğunu açıkça gösteriyor. İnsanlar kayıtsız şartsız biat ettikleri Peygamber torununu yalnız bırakıyor ve barış yapmasını istiyorlardı). 4- İbn-i Ebi'l Hadid'in Nehcü'l-Belaga Şerhi: Müellif, Medainî'den naklederek şunları söyler: "İmam Hasan (a.s.), Abdullah b. Abbas'la (aynen böyle geçiyor) birlikte Kays b. Sa'd b. Ubade'yi, öncü birlik olarak 12 bin kişilik ordunun başında Şam'a gönderip, kendisi de Medain'e gitmek üzere Kûfe'den ayrıldı. Sabat bölgesinde kendisini yaralayıp her şeyini yağma ettiler ve İmam yaralı hâlde Medain'e vardı. Muaviye bu haberi öğrenip her tarafa yayınca, güya Hasan'ın ashabı olan ve Abdullah b. Abbas'ın birliğinde bulunan çoğu eşraf ve tanınmış ailelere mensup kimseler, Muaviye'ye katıldılar. Abdullah b. Abbas bu durumu Hasan'a (a.s.) yazınca; Hasan, halkı kınayan ve azarlayan eleştirel bir konuşma yaptı: "Babama o kadar muhalefet ettiniz ki, istemediği hâlde, Hakem Olayı'na boyun eğmek zorunda kaldı. Bu olaydan sonra sizi Şamlılarla savaşa çağırdı, yine kabul etmediniz ve öylece Allah'ın rahmetine kavuştu. Daha sonra dostumla dost, düşmanımla düşman olma şartıyla, bana biat ettiniz. Şimdi duyuyorum da, ileri gelenleriniz Muaviye'ye sığınmış ve onunla anlaşmışlardır. Bu kadarı, sizlerin gerçek yüzünü görmem için yeterli, beni hayatımdan bezdirmeyin." Sonunda, Abdullah b. Haris b. Nevfel b. Haris b. Abdulmuttalib'i, -ki annesi Ebu Süfyan'ın kızı Hind'di-
  • 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (6)

    Allah'ın Kitabı'na ve Peygamber'in sünnetine göre amel etmek ve kendisinden sonra kimse için biat almamak koşuluyla, barış istemek üzere Muaviye'ye gönderdi." 5- Şeyh Müfid'in el-İrşad Kitabı: "... Kabile reislerinden bir grup Muaviye'ye itaat ettiklerini ve emrine girmeye hazır olduklarını belirten bir mektubu gizlice göndererek, onu kendilerine doğru (Irak'a) hareket etmeye teşvik ettiler; ordusu yaklaştığı zaman da, Hasan'ı kendisine teslim edeceklerini veya bir suikastla öldüreceklerini kesin bir ifadeyle belirttiler. Hasan (a.s.) bu olaydan haberdar oldu ve tam bu sırada Kays b. Sa'd'dan İmam'a bir mektup ulaştı. Çünkü bu olaydan önce İmam, Kûfe'den ayrılıp, Muaviye ile savaşarak onu Irak'tan geri püskürtmesi için, Übeydullah b. Abbas'ı komutan olarak göndermişti, yanına da Kays b. Sa'd'ı vermiş ve `Eğer sana bir şey olursa, Kays b. Sa'd komutandır' demişti. Kays'dan gelen mektupta ise şöyle deniyordu: "Meskin yakınlarında bulunan `Cenubiyye' adlı bir köyde, Muaviye'ye yakın bir yere konakladık." Muaviye, Übeydullah b. Abbas'a haber gönderip, kendi ordusuna katılmasını istedi ve karşılığında yarısı peşin, yarısı da Kûfe'ye gireceği zaman ödenmek üzere bir milyon dirhem ödül vaadinde bulundu. Übeydullah gece, yakınlarıyla Muaviye'nin ordusuna katıldı. Halk sabah uyandığında kendilerini komutansız ve Kays b. Sa'd'ın kendilerine namaz kıldırdığını, idareyi ele aldığını gördüler. Bu mektubun ulaşmasıyla, İmam Hasan'ın (a.s.), halkın namertlik ve vefasızlığına olan inancı daha da arttı. Açıkça kendisine küfür damgası vuran, canını, malını mubah sayan Hakem Olayı taraftarlarının (Havaric/Haricîler) kirli niyetleri aşikâr olmuştu. Artık İmam'ın, kendisi ve babasının bir avuç has taraftarından başka güveneceği kimse yoktu. Has adamlarının sayısı ise, Şam ordusunun karşısında direnecek kadar değildi. O sırada, Muaviye mektupla kendisine barış önerisinde bulunup, İmam'ın adamlarının, kendisine yazdıkları ve kendisinin kanını dökmek ya da teslim etmek vaadinde bulunduklarını belir-
  • 3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (7)

    ten mektupları da gönderdi. Ayrıca Muaviye bu barış anlaşmasında, tümü İmam Hasan lehine olan ve eğer uyulmuş olsaydı büyük maslahatlar taşıyan birçok şartı da kabul ediyordu. İmam Hasan'ın (a.s.) tüm bunlara rağmen gönlü rahat etmedi ve Muaviye'nin bu şartları kandırmaca ve hileyle kabullendiğini anladı. Ama onun isteğini, yani, savaşı terk edip barış anlaşmasını imzalamaktan başka çaresi de yoktu. Zira İmam'ın yanındaymış gibi görünenler kıt görüşlü, fesat çıkaran, ahdini bozan kimselerdi. Bir kısmı da bu saydıklarımızın dışında İmam'ın kanını mubah biliyor ve düşmana teslim etmeyi tasarlıyordu. Amcası oğlu Ubeydullah b. Abbas'ın namertliği, ahdini bozması ve düşmana katılması tüm bunlara tuz biber ekmişti. Ayrıca halkın birçoğu dünya menfaatlerine düşkün, buna karşılık ahiret nimetlerine karşı ilgisizdi..."
  • BARIŞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

    İbn-i Kuteybe'nin anlattığına göre, Irak'ın lideri ve başkanı olarak nitelendirdiği Süleyman b. Surad'ın neden barış yaptın şeklindeki sorusuna, Hz. Hasan şöyle cevap veriyor: "Eğer ben dünya için hırsla çabalayan, dünyevî makamlara ulaşmak için sürekli uğraşan ve yoğun çaba içinde olan biri olsaydım, Muaviye benden daha güçlü ve yılmayan bir adam olamazdı. Ve ben de şu anda gördüğünüzden başka bir görüş ve düşünce taşırdım." 527 Hz. Hasan kendi ifadelerinde yaptığı barışı şöyle izah etmektedir; İbn-i Zübeyr gibi kendisine açıkça muhalefet eden birine şunları söylüyor: "Benim ona teslim olduğumu mu sanıyorsun? Yazıklar olsun sana! Böyle bir şeyin olması mümkün müdür? Ben ki Arapların en cesuru olan bir yiğidin oğluyum. Dünya kadınlarının önderi Fatıma'nın çocuğuyum. Benim yaptığım barış ne korkudan dolayıdır, ne de zayıflıktan dolayı, fakat senin gibi yürekleri davadan 527 el-İmame ve's-Siyase, İbn Kuteybe ed-Dineverî, s. 151
  • BARIŞIN DEĞERLENDİRİLMESİ (2)

    ilgisiz, samimiyetten uzak sevgi gösteren ve zorluklar karşısında direnmeyen kaypak insanlar bana biat etmişlerdi." 528 İmam Hasan'la kardeşi Hz. Hüseyin arasında da şu konuşma geçmiştir: "Hüseyin b. Ali, Hz. Hasan'a, "Neden hükümetten vazgeçtin?" diye sordu. Cevap şöyleydi: "Benden önce babamız hangi gerekçe ile hükümetten vazgeçtiyse, ben de aynı gerekçeyle vazgeçtim." 529 Bütün bu ifadeler "Hz. Hasan neden barış yaptı?" sorusunun en güzel cevabıdır. Bu noktada Hz. Hüseyin'in, kardeşi Hz. Hasan'ın yaptığı bu barışı kınadığı ve buna taraftar olmadığı şeklinde ifadelere rastlıyoruz ki, bunlar gerçeği yansıtmamaktadır. İbn-i Hacer ve Sahih-i Buhari'de şöyle geçer: "... Hz. Hüseyin ve amcası oğlu Câfer oğlu Abdullah durumdan haberdar olup, Hz. Hasan'ın Muaviye ile anlaşmasına, Müslümanları küçük düşürdüğü gerekçesi ile karşı çıkarak Muaviye'nin haklılığını tasdik, Hz. Ali'nin davasını yalanlamış olacağı gerekçesi ile ağabeyi Hz. Hasan'ın bu anlaşmayı yapmaması gerektiğini söyledi. Hz. Hasan onu susturarak yönetim işini kendisinin daha iyi bildiğini iddia ederek kararından dönmedi. Anlaşmayı yapmakta ısrar etti." Bu iddia bir saptırmadır. Hz. Hüseyin, kardeşinin bu davranışını tasdik ettiğini pek çok defalar ifade etmiştir. Bu konuda İmam Hüseyin şöyle diyor: "Ebu Muhammed'in (Hz. Hasan'ın) yaptığı iş tamamen doğrudur. Muaviye hayatta olduğu müddetçe her biriniz kendi evinizin kilimi olun." 530 528 el-Mehasin ve'l Mesavî, Beyhakî, c. 1, s. 60, 65 529 Biharu'l Envar, c. 10, s. 113 530 Ahbar'ut-Tuvval, Dinveri, s. 221
  • BARIŞIN DEĞERLENDİRİLMESİ (3)

    "Ben bugün savaş için müsbet bir cevap vermiyorum. O halde Muaviye yaşadığı müddetçe kendi yerlerinize oturun. Ve Muaviye'nin ard niyetine kendinizi yöneltmeyin." 531 Ed-Dimyerî, İmam Hasan'ın hilafetini anlattıktan ve hilafetinin süresini verdikten sonra şunları kaydediyor: "Bu, Resulüllah Efendimizin hilafet dönemi için işaret ettiği sürecin sonunu gösteriyordu. Bu dönemden sonra, zalim kral devri ve Resulüllah Efendimizin işaret ettiği gibi haksız, kapsamlı fesat sultasının dönemi başlamıştı." 532 Ehl-i Beyt ekolünün çağdaş âlimlerinden şehid Murtaza Mutahhari'nin, Hz. Hasan'ın Muaviye ile yaptığı barışa dair "Ehl-i Beyt İmamlarının Siyasî Tutumları" adlı eserinde yaptığı şu geniş tahlil ve değerlendirme son derece dikkate şayandır: 531 Ahbar'ut-Tuvval, ed-Dinverî, s. 222 532 ed-Dimyerî, c. 1, s. 58