3- İKİ ORDU ARASINDAKİ SAYI DENGESİZLİĞİ (5)


ve intikamını almak istediğiniz Nehrevan. Maktulün geride kalanları ahdinde durmayan namertlerdir ve ağlayanlar ise bozgunculuk peşindeler. Biliniz ki, Muaviye bizi, haysiyet ve insaftan yoksun bir işe davet etmekte. Eğer ölmeye hazırsanız, sözünü kendisine yutturalım ve kılıçların gölgesinde onu Allah'ın mahkemesine çıkaralım. Ama eğer yaşamak fikrindeyseniz, önerisini kabul edelim de gönlünüz ferah olsun..." "Halk her taraftan bağırmaya başladı: Mühlet, mühlet! Barışı kabul et!" (Bu olay halkın nasıl bir ruh haline sahip olduğunu açıkça gösteriyor. İnsanlar kayıtsız şartsız biat ettikleri Peygamber torununu yalnız bırakıyor ve barış yapmasını istiyorlardı). 4- İbn-i Ebi'l Hadid'in Nehcü'l-Belaga Şerhi: Müellif, Medainî'den naklederek şunları söyler: "İmam Hasan (a.s.), Abdullah b. Abbas'la (aynen böyle geçiyor) birlikte Kays b. Sa'd b. Ubade'yi, öncü birlik olarak 12 bin kişilik ordunun başında Şam'a gönderip, kendisi de Medain'e gitmek üzere Kûfe'den ayrıldı. Sabat bölgesinde kendisini yaralayıp her şeyini yağma ettiler ve İmam yaralı hâlde Medain'e vardı. Muaviye bu haberi öğrenip her tarafa yayınca, güya Hasan'ın ashabı olan ve Abdullah b. Abbas'ın birliğinde bulunan çoğu eşraf ve tanınmış ailelere mensup kimseler, Muaviye'ye katıldılar. Abdullah b. Abbas bu durumu Hasan'a (a.s.) yazınca; Hasan, halkı kınayan ve azarlayan eleştirel bir konuşma yaptı: "Babama o kadar muhalefet ettiniz ki, istemediği hâlde, Hakem Olayı'na boyun eğmek zorunda kaldı. Bu olaydan sonra sizi Şamlılarla savaşa çağırdı, yine kabul etmediniz ve öylece Allah'ın rahmetine kavuştu. Daha sonra dostumla dost, düşmanımla düşman olma şartıyla, bana biat ettiniz. Şimdi duyuyorum da, ileri gelenleriniz Muaviye'ye sığınmış ve onunla anlaşmışlardır. Bu kadarı, sizlerin gerçek yüzünü görmem için yeterli, beni hayatımdan bezdirmeyin." Sonunda, Abdullah b. Haris b. Nevfel b. Haris b. Abdulmuttalib'i, -ki annesi Ebu Süfyan'ın kızı Hind'di-