• EMEVİ ÇETESİ

    Bu grupta Hz. Hasan'ın yenilgiye uğramasına yol açan güçlü kimseler vardı. Amr b. Hureys, Ammare b. Velid, Hucr b. Amr, Talha b. Ubeydullah'ın oğulları İsmail ve İshak, Ebu Musa elEşari'nin oğlu Ebu Burde, Ömer b. Sa'd bunların başlıcaları idi. (Ömer b. Sa'd, ileriki dönemde Hz. Hüseyin'i şehit eden ordunun komutanlığını yapan kişidir). "Bunlar gizlice Muaviye'ye mektup yazarak onun emir ve itaatinde olduklarını bildirdiler. Ve onu Kûfe üzerine yürümeye teşvik ettiler. Eğer Muaviye'nin ordusu imamın üzerine yürürse Hz. Hasan'ı eli kolu bağlı olarak kendisine teslim edeceklerine veya onu esir edeceklerine dair söz verdiler." 434 Mesudî, Tarih kitabında şunları yazar: "Onların çoğu gizice Muaviye'yle mektuplaştılar. Ve vaadler vererek kendilerini de ona yaklaştırdılar. Muaviye, Amr b. Hüseyin, Eş'as b. Kays, Haccar b. Ebcer ve Şebes b. Rib'i ile gizlice anlaştı. Ve casusları aracılığıyla 434 Şeyh Müfid, el-İrşad, s. 170; Tabersi, A'lamu'l Vera kitabı
  • EMEVİ ÇETESİ (2)

    onların her birine şu mektubu gönderdi: "Hasan'ı öldürecek olursan, Şam ordularından birinin komutanlığı ve kızlarımdan birisiyle evlenmek dışında yüz bin dirhem de mükafat alacaksın." İmam Hasan bu gizli anlaşmayı öğrendikten sonra sürekli elbisesinin altından zırh giyiyor, tedbirli davranıyordu. Hatta namazı da bu haliyle kılıyordu. Bir keresinde namaz kılarken düşmanlarının biri kendisine bir ok atmış ve giydiği bu zırh sayesinde yara almadan bu saldırıdan kurtulmuştu." 435 Görüldüğü gibi Emeviler Hz. Hasan'ı iktidardan uzaklaştırmak için grup halinde çalışmaktaydılar. 435 İlel'uş-Şerayi, s. 84
  • HARİCÎLER

    Haricîler, Hakem Olayı'ndan sonra Hz. Ali ve Muaviye'ye karşı kin gütmekteydiler. Bunların liderleri Abdullah b. Veheb Rasibi, Şebes b. Rib'i, Abdullah b. Kevva, Eşas b. Kays ve Şimr b. Zilcevşen idi. "Haricîler Hz. Hasan'a biat ettikleri ilk günden itibaren Muaviye'yle savaşmak hususunda herkesten çok ısrar ediyorlardı. Hz. Hasan'a biat ettikten sonra Şam halkıyla savaşılmasını şiddetle isteyenler de bunlardı. Fakat Hz. Hasan onlara karşı, savaşta ve barışta kayıtsız şartsız biat etmeleri gerektiğini söylemişti. Bunun üzerine onlar da Hz. Hüseyin'e giderek, "Elini uzat da babana biat ettiğimiz gibi Şamlı sapıklarla savaşmak üzere sana biat edelim" demişlerdi. O ise şöyle cevap verdi: "Hasan hayatta olduğu sürece sizin biatinizi kabul etmekten Allah'a sığınırım." Onlar da bunu görünce Hz. Hasan'a gidip onun istediği şekilde kendisine biat ettiler." 436 436 el-İmame ve's-Siyase, s. 150
  • HARİCÎLER (2)

    Haricîler Nehrevan Savaşı'nda aldıkları büyük yenilgiden sonra tekrar toparlanmışlardı. Konuştukları herkesin imanını sarsıyorlardı. Fikirlerini yaymak için çok değişik yöntemler kullanıyorlardı. Ziyad b. Ebih, Haricîlerin propagandasını şöyle anlatır: "Onların sözlerinin insanlar üzerindeki etkisi, kamışı yakmaya başlayan ateşten daha yakıcıydı." Söyledikleri bâtıl sözlerin hak olduğunu sanıyor, yaptıkları çirkin işleri güzel sayıyorlardı. Mugiyre b. Şube ise onlar hakkında şöyle diyor: "Onlar bir şehirde iki gün kalsalardı, kendileriyle görüşen herkesi ifsat ederlerdi." 437 437 Taberî Tarihi, c. 6, s. 109
  • ŞÜPHECİLER

    Şeyh Müfid Hz. Hasan'ın ordusundaki grupları anlatırken bu gruptan söz eder. Muhtemelen bunlar Harici olmadıkları halde onların propagandasının etkisinde kalan, sürekli şüphe içinde olan kimselerdir. Seyyid Murteza, "el-Emali" adlı eserinin 3. cildinin 93. sayfasında bu şüphecilerden bahsetmiş ve onların kafir olduklarını ima etmiştir. Bunlar Kûfe halkının ayak takımından kimselerdi. Ve fitnecilerin elinde bir oyuncak vazifesi görmüşlerdi.
  • HAMRA

    Bu grup (Taberî'nin rivayetine göre) Kûfe bölüştürülürken müttefik oldukları Ben-i Abdulkays taifesinin bulunduğu tarafta yer alan, Kûfe halkından yirmi bin silahlı kimseden oluşan bir gruptu. Değişik ırklardan ve köle çocuklarından oluşan bir gruptu. Bunların çoğunun Hicri 12 yılından 17 yılına kadar Aynuttamr ve Celula'da esir olan Farslı cariyelerin çocukları olma ihtimalleri vardır. Bunlar H. 41 ve 61 yıllarında çıkan iki bunalımda yani Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in olaylarında silahlı bir grup olarak rol almışlardır. Yine bunlar yaklaşık H. 51 yılında Ehl-i Beyt taraftarlarına karşı korkunç bir katliama girişen Ziyad b. Ebih'in muhafızlarıydılar. Para karşılığında işlemeyecekleri cinayet yoktu. Her zaman güç sahiplerinin etrafında toplanır ve onların elinde keskin bir kılıç haline gelirlerdi. Bu grup Hicret'in 1. yılında Kûfe'de bir çok fitneye ve çirkin olaylara karıştı. İşi o kadar ilerlettiler ki Kûfe'ye onlara nispetle "Hamra'nın Kûfesi" denildi.
  • HAMRA (2)

    Kûfe'de bu karşı grupların yanı sıra bir de İmam Hasan'ın bağlıları vardı. Bunların arasında, Ensar ve Muhacirler'den İmam Ali'ye uyarak Kûfe'ye yerleşen, Resulüllah'ın sahabeleri de vardı. Resulüllah ile birlikte olduklarından dolayı bu kimselerin halk arasında saygın makamları ve yüksek mevkileri vardı. Bunların hükümet merkezindeki sayıları diğer merkezlere göre daha fazlaydı. Bunların bazıları Kays b. Said b. Ubade, Hucr b. Adiyy, Amr b. Hamık el-Huzai, Said b. Kays el-Hamdani, Habib b. Mezahir, Adiyy b. Hatem, Ziyad b. Sa'saa'dır. Görüldüğü gibi Kûfe Hz. Hasan'ın hilafet döneminde böyle karışık bir manzara arz ediyordu. 438 438 Razi Ali Yasin, İmam Hasan'ın Barışı, s. 92, 93, 94, 95
  • HZ. HASAN’IN, HİLAFETİNİN İLK ZAMANLARINDA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ İDARÎ UYGULAMALARDAN BAZI ÖRNEKLER

    Hz. Hasan, biat için özel bir metin sundu. Biat için herhangi bir şartın öne sürülmesini, herhangi bir şart koşulmasını kabul etmeyeceğini açıkladı. Halktan savaş ve barışta kendisine itaat edilmesi üzere biat aldı. Bu önlem onun ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu göstermektedir. Halka sunduğu özel metinde hem savaştan, hem de barıştan söz etmek suretiyle hem savaş taraftarlarını hem de barış yanlılarını ikna etmişti. Zira imam Kûfe'nin genel durumundan haberdardı. Hz. Hasan askerlere verilen parayı yüzer yüzer arttırdı. Yani askerlerin payına düşen parayı yüz dirhem arttırdı. Başka bir ifadeyle payına beş yüz dirhem düşeni altı yüze ve dokuz yüz dirhem düşeni bin dirheme çıkardı. Veya her askere ilk önce yüz dirhem verdi. Daha sonra vazifesini iyi bir şekilde ifa ettiğini görünce ona yüz dirhem daha ekledi. Ve bu şekilde devam etti.
  • HZ. HASAN’IN, HİLAFETİNİN İLK ZAMANLARINDA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ İDARÎ UYGULAMALARDAN BAZI ÖRNEKLER (2)

    İmam Hasan'ın hilafete oturduktan sonra yaptığı ilk iş buydu. Daha sonra gelen diğer halifeler bu konuda onu örnek almışlardır.439 Muaviye lehine casusluk yapan iki kişinin idam fermanını onayladı. Ve bu hareketi ile Basra ve Kûfe halkından pek çok kişinin fitne ve ayaklanma düşüncesini bastırdı. Şeyh Müfid bu konuda şunları söylüyor: "Emirü'l-Mü'minin Ali'nin şehit olduğu ve halkın İmam Hasan b. Ali'ye biat ettiği haberi Muaviye'ye ulaşınca Muaviye gizlice Himyer kabilesinden bir kişiyi Kûfe'ye, Ben-i Kayn kabilesinden bir kişiyi de Basra'ya göndererek oradaki haberleri kendisine yazmalarını ve İmam Hasan'ın yönetiminde bozgunculuk ve fitne çıkarmalarını emretti. İmam Hasan bunu haber alınca Kûfe'deki bir kasabın evinde oturan Himyerli adamı yakalayarak boynunu vurmalarını emretti. Basra'ya da mektup yazarak Ben-i Süleym kabilesinin arasına karışmış Kayn kabilesine mensup casusun da yakalanarak idam edilmesini emretti." Ebu'l Ferec İsfehanî buna yakın bir rivayet aktardıktan sonra şunları söyler: "Hasan, Muaviye'ye şöyle bir mektup yazdı: "... Bana casuslarını göndermişsin, galiba benimle görüşmek istiyorsun; bunda şüphem yok! O halde o günü yakın bir zamanda gelmesini bekleyedur. Akıl sahiplerinin sevinmeyecekleri bir şeye sevinerek onu alay vesilesi ettiğini duydum. (Hz. Ali'nin şehadetinden dolayı Muaviye'nin sevinmesine işarettir). Senin bu durumunu şu şiir çok güzel anlatmaktadır: Düşmanı ölen kimseye de ki, sen de öyle bir kadere hemen gelecekmiş gibi hazırlan/Biz öyle bir topluluğuz ki bizden ölen geceyi/Yatağında sabahı bekleyerek geçiren kimse gibidir." 439 Şerh-u Nehcü'l Belaga, İbn-i Ebi'l Hadid, c. 4, s.12
  • HZ. HASAN’IN, HİLAFETİNİN İLK ZAMANLARINDA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ İDARÎ UYGULAMALARDAN BAZI ÖRNEKLER (3)

    Aynı olay Makatilu't-Talibiyyin adlı eserde şöyle anlatılıyor: "... Muaviye İmam Ali'nin öldüğünü ve halkın Hz. Hasan'a biat ettiğini öğrendiğinde Himyer kabilesine mensup birini Kûfe'ye, Ben-i Kayn kabilesinden birini de Basra'ya sızdırdı. Bu ajanlar, olup biteni kendisine yazacaklar ve imamın işlerini bozacaklardı. İmam Hasan bu komployu öğrendi ve Himyer kabilesine mensup ajanın Kûfe'den çıkarılmasını ve boynunun vurulmasını emretti. Bunun yanı sıra Ben-i Kayn kabilesinden olan ajan hakkında da Basra'ya yazı yazarak onun Ben-i Süleym kabilesinden çıkarılmasını istedi. Adam dışarı çıkarıldıktan sonra da boynu vuruldu." 440 Bu tutum, Muaviye için açık bir savaş uyarısı idi. Bunu iyi anlayan Muaviye, Hz. Hasan'a gönderdiği bir mektupta üstü kapalı bir ifade ile barıştan söz etmekte ve kendisine biat edilmesi karşılığında İmam Hasan'a veliahtlık teklif etmekteydi. İmamın, bu mektuba verdiği cevapta onun bu rüşvet kokan tekliflerine önem bile vermediğini görüyoruz. İmamın cevabı şöyleydi: "İmdi... Mektubun elime geçti. Baş kaldırıp saldırıya geçersin endişesi ile mektubuna cevap vermedim. Hakka uy... Benim Hak ehlinden olduğumu biliyorsun! Vesselam!"441 Hz. Hasan halife olduğu ilk günden beri etrafındakilerin savaşın başlatılmasıyla ilgili bütün ısrarlarına rağmen savaşı erteledi. Ki bu çok doğru bir karardı. Mektup ve mesajlar aracılığıyla Muaviye'nin yanılgılarını içeren bir dosya hazırladı. Bu dosya gerçek Muaviye'yi insanlara tanıtan ve Muaviye'ye karşı savaşmak konusunda Hz. Hasan'ın ne kadar haklı olduğunu gösteren kara bir dosyadır. 440 Makatilu't-Talibiyyin, s. 33 441 Makatilu't-Talibiyyin, s. 38